İYİ Parti Yenişehir İlçe Başkanı Ali Çağrı Sal, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatlarını değerlendirdi. Sal, “Çiftçimizin maliyetleri artarken, ürününe verilen fiyat artışının yüzde 22 seviyesinde kalması üreticimizin haklı serzenişini ortaya koymaktadır” dedi.
Haber Giriş Tarihi: 10.06.2026 20:24
Haber Güncellenme Tarihi: 10.06.2026 20:26
Kaynak:
HABER MERKEZİ
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatlarını değerlendiren İYİ Parti Yenişehir İlçe Başkanı Ali Çağrı Sal şunları kaydetti: “Ülkemizin gündeminde yer alan bir başka önemli konu ise tarımsal üretim ve çiftçilerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntılardır.
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatları, ne yazık ki üreticimizin beklentilerini karşılamaktan uzak kalmıştır. Geçtiğimiz yıl ton başına 13 bin 500 lira olarak açıklanan ekmeklik buğday alım fiyatı bu yıl 16 bin 500 liraya yükseltilmiştir. İlk bakışta ton başına 3 bin liralık bir artış yapılmış gibi görünse de, üreticimizin son bir yılda karşı karşıya kaldığı maliyet artışları dikkate alındığında bu artışın gerçekte ne ifade ettiği daha net ortaya çıkmaktadır. Çiftçimizin beklentisi rakamların güncellenmesi değil, emeğinin ve alın terinin korunmasıdır.
Geçtiğimiz yıl yaklaşık 47 lira olan mazotun litre fiyatı bugün 65 liraya ulaşmış ve yüzde 38'in üzerinde artmıştır. Üre gübresinin ton fiyatı ise 24 bin liradan 37 bin liraya çıkarak yüzde 50'nin üzerinde zamlanmıştır. Tohum, ilaç, sulama, işçilik ve nakliye giderleri de benzer şekilde yükselmiştir. Çiftçimizin kullandığı hemen her girdide maliyetler bu ölçüde artarken, ürününe verilen fiyat artışının yüzde 22 seviyesinde kalması üreticimizin haklı serzenişini ortaya koymaktadır.
Üstelik açıklanan bedellerin yaklaşık 45 gün sonra ödenecek olması, yüksek enflasyon ortamında çiftçimizin gelirinin daha eline geçmeden değer kaybetmesi anlamına gelmektedir. Hasat zamanı borcunu kapatmak, yeni sezon hazırlıklarını yapmak ve ailesinin geçimini sağlamak zorunda olan üreticimizin bu şartlarda ayakta kalması her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.
Tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir. Tarım aynı zamanda stratejik bir milli güvenlik meselesidir. Bugün çiftçimizin yaşadığı sorunlar görmezden gelinirse, yarın bunun bedelini tüm toplum daha yüksek gıda fiyatları ve azalan üretimle ödemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle açıklanan fiyatların yeniden değerlendirilmesi, üreticimizin artan maliyetlerinin dikkate alınması ve çiftçimizi rahatlatacak ilave destek mekanizmalarının devreye alınması artık bir tercih değil zorunluluktur.
Çünkü üreten kazanamazsa üretim devam etmez. Üretimin olmadığı yerde ise ne gıda güvenliğinden ne de ekonomik bağımsızlıktan söz edilebilir. Tarımsal üretim varsa güçlü Türkiye vardır, tarımsal üretim varsa milli egemenlik vardır.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
‘Hububat alım fiyatlarına yapılan zam yetersiz’
İYİ Parti Yenişehir İlçe Başkanı Ali Çağrı Sal, Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatlarını değerlendirdi. Sal, “Çiftçimizin maliyetleri artarken, ürününe verilen fiyat artışının yüzde 22 seviyesinde kalması üreticimizin haklı serzenişini ortaya koymaktadır” dedi.
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatlarını değerlendiren İYİ Parti Yenişehir İlçe Başkanı Ali Çağrı Sal şunları kaydetti: “Ülkemizin gündeminde yer alan bir başka önemli konu ise tarımsal üretim ve çiftçilerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntılardır.
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatları, ne yazık ki üreticimizin beklentilerini karşılamaktan uzak kalmıştır. Geçtiğimiz yıl ton başına 13 bin 500 lira olarak açıklanan ekmeklik buğday alım fiyatı bu yıl 16 bin 500 liraya yükseltilmiştir. İlk bakışta ton başına 3 bin liralık bir artış yapılmış gibi görünse de, üreticimizin son bir yılda karşı karşıya kaldığı maliyet artışları dikkate alındığında bu artışın gerçekte ne ifade ettiği daha net ortaya çıkmaktadır. Çiftçimizin beklentisi rakamların güncellenmesi değil, emeğinin ve alın terinin korunmasıdır.
Geçtiğimiz yıl yaklaşık 47 lira olan mazotun litre fiyatı bugün 65 liraya ulaşmış ve yüzde 38'in üzerinde artmıştır. Üre gübresinin ton fiyatı ise 24 bin liradan 37 bin liraya çıkarak yüzde 50'nin üzerinde zamlanmıştır. Tohum, ilaç, sulama, işçilik ve nakliye giderleri de benzer şekilde yükselmiştir. Çiftçimizin kullandığı hemen her girdide maliyetler bu ölçüde artarken, ürününe verilen fiyat artışının yüzde 22 seviyesinde kalması üreticimizin haklı serzenişini ortaya koymaktadır.
Üstelik açıklanan bedellerin yaklaşık 45 gün sonra ödenecek olması, yüksek enflasyon ortamında çiftçimizin gelirinin daha eline geçmeden değer kaybetmesi anlamına gelmektedir. Hasat zamanı borcunu kapatmak, yeni sezon hazırlıklarını yapmak ve ailesinin geçimini sağlamak zorunda olan üreticimizin bu şartlarda ayakta kalması her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.
Tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir. Tarım aynı zamanda stratejik bir milli güvenlik meselesidir. Bugün çiftçimizin yaşadığı sorunlar görmezden gelinirse, yarın bunun bedelini tüm toplum daha yüksek gıda fiyatları ve azalan üretimle ödemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle açıklanan fiyatların yeniden değerlendirilmesi, üreticimizin artan maliyetlerinin dikkate alınması ve çiftçimizi rahatlatacak ilave destek mekanizmalarının devreye alınması artık bir tercih değil zorunluluktur.
Çünkü üreten kazanamazsa üretim devam etmez. Üretimin olmadığı yerde ise ne gıda güvenliğinden ne de ekonomik bağımsızlıktan söz edilebilir. Tarımsal üretim varsa güçlü Türkiye vardır, tarımsal üretim varsa milli egemenlik vardır.”
Kaynak: HABER MERKEZİ
En Çok Okunan Haberler