SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

YENİŞEHİR YÖREM - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‘Bu bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır’ Haber

‘Bu bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır’

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık ayı için açıkladığı yüzde 0,89’luk aylık ve yüzde 30,89’luk yıllık enflasyon verileri kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Açıklanan rakamların, yurttaşların pazarda, markette ve kirada yaşadığı gerçek fiyat artışlarıyla örtüşmediği vurgulandı. Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkan Yardımcısı Erkan Erdem, TÜİK’in verilerine sert eleştiriler yöneltti. Daha önce kurumun açıkladığı oranların gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle dava açıldığını hatırlatan Erdem, “Mahkemede hesaplama yöntemi sorulduğunda ‘veriler gizlidir’ diyen bir kurumun açıkladığı rakamların toplumsal güven üretmesi mümkün değildir” dedi. Asgari ücrete yüzde 27 zam yapılırken, kira artış oranının yüzde 34,88 olarak belirlenmesine dikkat çeken Erdem, buna karşın SGK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19, memur ve memur emeklilerine ise yüzde 18,60 zam verilmesini eleştirdi. Erdem, bu tabloyu “ısmarlama enflasyon rakamlarının kaçınılmaz sonucu” olarak nitelendirdi. En düşük emekli maaşının 18.935 TL olmasının da kabul edilemez olduğunu vurgulayan Erdem, açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığı bir ülkede milyonlarca emeklinin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini söyledi. Artan vergiler, harçlar ve faturalar altında halkın ezildiğini belirten Erdem, gelir dağılımında adaletin tamamen bozulduğunu ifade etti. Erdem açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu ülkede yoksulluk bir sonuç değil, bilinçli olarak yönetilen bir politikadır. Halkın dayanacak gücü kalmadı; artık bıçak kemiğe dayanmıştır.”

‘Hepimiz aynı gemideyiz söylemi gerçek değil’ Haber

‘Hepimiz aynı gemideyiz söylemi gerçek değil’

Tüm Emeklilerin Sendikası ile Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen “Geçinemiyoruz – Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” yürüyüşü ve basın açıklaması, 2 Ocak 2026 Cuma günü yoğun halk katılımıyla gerçekleştirildi. Saat 13.30’da Saat Kulesi önünde bir araya gelen platform bileşenleri ve yurttaşlar, sloganlar eşliğinde kortej halinde Heykel Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşün ardından saat 14.00’te meydanda basın açıklaması yapıldı. Basın açıklaması öncesinde kısa bir konuşma yapan Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü , aynı zamanda CHP Yenişehir ilçe sekreteri Erkan Erdem, eylemin bir talep değil hak arayışı olduğunu vurguladı. Erdem, “Bugün burada bir lütuf istemek için değil, hakkımız olanı almak için toplandık. Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz” dedi. Açıklanan bütçelerde emekçinin, emeklinin ve halkın yer almadığını belirten Erdem, TÜİK’in gerçek yaşamla örtüşmeyen enflasyon verilerine dayanılarak yapılan zamların kabul edilemez olduğunu, refah payının tüm memur, işçi ve emeklilere eksiksiz uygulanması gerektiğini ifade etti. Erdem, platformun örgütlü ve kararlı olduğunu vurguladı. CHP Yenişehir İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş, yaşanan yoksulluğun geçici değil, bilinçli bir yoksullaştırma politikası olduğunu söyledi. Açıklanan asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını belirten Dörtkardeş, “Bu mesele artık yalnızca ücret değil, bir yaşam ve onur meselesidir. Geçim olmazsa, seçim olur” dedi. Eğitim Sen Yenişehir Şube Temsilcisi Şafak Ayhan, gelir adaletsizliğine dikkat çekerek, “Bir yanda milyonluk ayrıcalıklar, diğer yanda yoksulluğa mahkûm edilen milyonlar var. ‘Hepimiz aynı gemideyiz’ söylemi gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı. Tüm Emeklilerin Sendikası MYK Üyesi Cemile Boncuk ise emekliliğin bir lütuf değil, alın terinin karşılığı olduğunu vurgulayarak, emeklilerin yoksulluğa ve sessizliğe mahkûm edilemeyeceğini söyledi. Boncuk, “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz” dedi. Eylemin son bölümünde, Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkanı Kamettin Baştürk tarafından Türkiye genelinde eş zamanlı okunan basın açıklaması paylaşıldı. Açıklamada, milyonlarca emeklinin açlık sınırının altındaki aylıklarla yaşamaya zorlandığı, “enflasyona ezdirmedik” söyleminin gerçeği yansıtmadığı ifade edildi. Emekliler için seyyanen zam, en düşük emekli aylığının insanca yaşam düzeyine çıkarılması, sağlıkta katkı paylarının kaldırılması ve barınma desteği sağlanması talepleri dile getirildi. Açıklama, “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Bu düzen değişecek” sözleriyle sona erdi. Yürüyüş ve basın açıklamasına CHP Yenişehir İlçe Başkanlığı, CHP Yenişehir Kadın Kolları yönetimi, CHP Yenişehir Belediye Meclis Üyeleri, Tüm Emeklilerin Sendikası’nın Yenişehir, Bursa ve Kestel Şubeleri ile İnegöl Temsilciliği, Eğitim Sen, Eğitim-İş ve TEÇ-SEN Yenişehir Temsilcilikleri ve Yenisehir Çevre Platformu katıldı. Katılımcılar, talepler karşılık bulana kadar alanlarda olmayı ve mücadeleyi büyütmeyi sürdüreceklerini ifade etti.

Ekrem Alfatlı: Asgari ücret insanca yaşam ücreti olmalı Haber

Ekrem Alfatlı: Asgari ücret insanca yaşam ücreti olmalı

Asgari ücret tartışmalarında popülizm yapmadıklarını vurgulayan Alfatlı, rakamlar ve gerçekler üzerinden konuştuklarını ifade etti. 2024 yılında enflasyonun yüzde 44,38 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Alfatlı, asgari ücretliye yalnızca yüzde 30 zam yapıldığını, bunun da çalışanları yüzde 14–15 oranında reel kayba uğrattığını söyledi. 2025 yılı için beklenen enflasyonun yüzde 31–32 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Alfatlı, son iki yılın kayıpları birlikte değerlendirildiğinde asgari ücrette ciddi bir telafi ihtiyacı ortaya çıktığını kaydetti. Buna rağmen yüzde 27’lik artışla 28 bin 75 liranın yeterli görülmesini eleştiren Alfatlı, “Bu yaklaşım yaşanan kayıpları görmezden gelmektir” ifadelerini kullandı. Kira artış oranlarına da dikkat çeken Alfatlı, yıllık enflasyon yüzde 31–32 seviyesindeyken Aralık ayı kira artış oranının yüzde 35,91 olarak uygulandığını belirtti. Asgari ücretliye yapılan zammın neredeyse tamamının kiraya gittiğini vurgulayan Alfatlı, “En düşük gelir grubundaki bir vatandaş bu farkı nasıl kapatacaktır? Bu mümkün müdür?” diye sordu. Asgari ücret belirlenirken yalnızca kağıt üzerindeki rakamların değil, mutfak ve kira hesabının da yapılması gerektiğini dile getiren Alfatlı, BBP’nin teklifinin net olduğunu açıkladı. Buna göre asgari ücretin net yüzde 50 artırılarak en az 33 bin 50 lira olması gerektiğini söyleyen Alfatlı, “Adaletli olan budur” dedi. Hayat pahalılığı ve enflasyonun sebebinin asgari ücretliler olmadığının altını çizen Alfatlı, yüzde 50’lik artışın son derece makul bir talep olduğunu ifade etti. Bu artışa kadar olan ücret farklarının vergi ve SGK prim yüklerinin kamu tarafından üstlenilmesi gerektiğini savunan Alfatlı, bunun hem çalışanların alım gücünü koruyacağını hem de işveren üzerindeki maliyet baskısını azaltacağını söyledi. Bu yaklaşımın istihdamın korunmasına ve kayıtlı çalışmanın güçlenmesine katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi. Mevcut tabloda çalışana 28 bin 75 lira reva görülürken, işverene bu tutarın maliyetinin zamanında ödeme indirimi hariç 41 bin 535 lira olduğunu belirten Alfatlı, işveren üzerindeki yüklerin de azaltılmasının elzem olduğunu vurguladı. Açıklanan asgari ücretin çalışanlar açısından derin bir hayal kırıklığı yarattığını ifade eden Alfatlı, “Asgari ücret açlık sınırı değil, insanca yaşam sınırı olmalıdır” dedi. Asgari ücretin yılda iki kez, TÜİK verileri ile bağımsız araştırma kuruluşlarının ortalaması esas alınarak güncellenmesi gerektiğini de dile getiren Alfatlı, Kasım ayı itibarıyla açlık sınırının 29 bin 828 lira, yoksulluk sınırının ise 97 bin 159 lira olduğunu hatırlattı. Bu şartlar altında 28 bin 75 liralık asgari ücretin kabul edilebilir olmadığını söyleyen Alfatlı, yükün yine dar ve sabit gelirlinin omuzlarına bırakıldığını ifade etti. “Bu ücretle 2026 yılının geçirilmesi mümkün değildir” diyen Alfatlı, adaletsizliğin bir an evvel düzeltilmesi gerektiğini belirterek, Temmuz ayında refah payını da içeren bir ara zammın mutlaka yapılması çağrısında bulundu.

‘Emekliler yoksullukta birleşiyor, refah payı da yok’ Haber

‘Emekliler yoksullukta birleşiyor, refah payı da yok’

Emekliler arasında sınıf farkı kalmadı: Herkes yoksul Son maaş dağılım tablosuna göre emeklilerin: %38’i 17.000 TL’nin altında, %32’si 17.000–18.000 TL bandında. Yani emeklilerin %70’i, açlık sınırı 30.000 TL iken 18.000 TL’nin altında yaşamaya mahkûm edilmiş durumda. Erdem, maaş aralıklarının istatistiksel olarak farklı görünse de pratikte hiçbir emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirtti: “18 bin alan da 25 bin alan da açlık sınırının altında. Bu nedenle emekliler için sınıf farkı diye bir şey kalmadı; tek fark, herkesin aynı yoksulluğun içinde ne kadar dayanabileceği.Emekli artık farklı maaşlarda değil, aynı çaresizlikte birleşiyor.” Bir süre sonra tüm emekliler en düşük maaş bandında eşitlenecek Kök maaş ve taban maaş uygulamasının emekliler arasındaki farkı hızla erittiğini vurgulayan Erkan Erdem: “Bu gidişle birkaç yıl içinde tüm emekli maaşları fiilen aynı en düşük seviyede birleşecek. Bu, eşitlik değil; yoksullukta eşitleme politikasıdır.” 5 aylık fark %11,12 – bu rakam yoksulluğu derinleştirir Paylaşılan son verilerle birlikte, emeklilerin yeni yılda alacağı enflasyon farkının 5 aylık bölümü %11,12 oranında kesinleşti. Nihai zam oranı, 5 Ocak’ta açıklanacak aralık ayı enflasyonuyla netleşecek. Erdem, bu oranı şu sözlerle değerlendirdi: “%11’lik artış, açlık sınırının yarısında yaşayan emekliye hiçbir şey kazandırmaz. Bu artış değil, yoksulluğun devamıdır.” Bu yıl da refah payı yok: Emekliye yine enflasyonda ne verirse o Ekonomi yönetiminin talebi üzerine hükümet, son yıllarda emeklilere verilen ‘refah payı’ uygulamasını kaldırmıştı. Bu yıl da hiçbir değişiklik yapılmayacağı kesinleşti. Yani emekliye sadece enflasyon kadar zam yapılacak. Erdem, bu kararı sert sözlerle eleştirdi: “Refah payı yok, gerçek enflasyon yok, insanca yaşam yok. Emekliyi açlık sınırının yarısında tutan bu politika, bu sistem ekonomik değil, siyasi bir tercihtir” Erdem açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Emekli maaşı, bütçeden tasarruf kalemi gibi görülüyor. Sonuç ortada: Yoksullukta eşitlenmiş bir toplum. Bu tabloyu hiçbir makyaj gizleyemez.”

Osmangazi Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi oy çokluğuyla kabul edildi Haber

Osmangazi Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi oy çokluğuyla kabul edildi

Osmangazi Belediyesi’nin kasım ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda 2026 Mali Yılı Bütçesi ve Performans Programı görüşüldü. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yönettiği toplantıda ‘2026 Mali Yılı Tahmini Gelir ve Gider Bütçesi’, 9 milyar 525 milyon lira olarak onaylandı. 2026 yılı mali bütçesinde yer alan kalemlerin her biri madde madde okunarak, meclis üyelerinin oy çokluğuyla kabul edildi. 2026 yılı gider bütçe tahmininde yer alan 9 milyar 525 milyon lira ödenekle, gelir bütçesinde tahmini 9 milyar 189 milyon 500 bin lira gelir, finansmanın ekonomik tablosundaki 335 milyon 500 bin lira net finansman karşılık gösterilmek suretiyle bütçede denklik sağlandı. Osmangazi Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi, bir önceki yıla göre 3 milyar 218 milyon lira artış gösterdi. "Kılı kırk yarıp her şeyi düşünerek bütçeyi hazırladık" Sözlerine "10 Kasım’da sonsuzluğa uğurladığımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ruhu şad, mekanı cennet olsun" diyerek başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, "3 aydır bu bütçeyi hazırlamak için çalışan, gece gündüz emek sarf eden başkan yardımcılarımız, müdürlerimiz ve ilgili personele teşekkür ediyorum. Gerçekten kılı kırk yararak, her şeyi düşünerek, ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik krizi, yüksek enflasyon ortamını, iş dünyasının, emeklinin, emekçinin, esnafın, sanayicinin ve iş insanlarının, Türkiye’de yaşayan 86 milyon yurttaşın yaşadığı sıkıntıları göz önünde bulundurarak bütün müdürlüklerimiz, ilgili bürokratlarımız gerçekten çok titiz bir çalışma yaptılar. Onların emeklerine sağlık, teşekkür ediyoruz" dedi. "Bin 980 belediye içerisinde yüzde 1'lik dilime gireriz" 2025 bütçe gerçekleşme oranı kesin raporunun 2026’nın Mayıs ayında geleceğini belirten Başkan Aydın, "Onu da meclisimizde oyluyoruz. Ocak ayında kesin olmayan rakamlar bize geliyor. Geçen yıl bütçemizi giderde yüzde 90, gelirde de yüzde 85 oranında gerçekleşmeyle kapattık. Adı üzerinde bu tahmini bütçe. Kimse yüzde yüz gelir elde edebileceğini, ne kadar gider gerçekleşebileceğini öngöremiyor. Bu seneki tahminimizde son 2 aya baktığımızda yine aynı rakamları tutturacağız gibi görünüyor. Şu anda yılın yüzde 90’ı bitti. Giderde yüzde 75 civarındayız, gelirde de yüzde 70’deyiz. Kasım ayı vergi tahsilat ayı, gelir ve giderlere baktığımızda tahmini söylüyorum yüzde 90 gider, yüzde 85 de gelirle yılı kapatacağımızı öngörüyoruz. Tahmini bütçede yüzde 10’luk bir sapmayla tamamlayacağız gibi görünüyor. Bu da bin 380 belediye içerisinde baktığımızda yüzde 1’lik dilime gireriz diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Bir buçuk yılda 120 bin ton asfaltlama çalışması yaptık" Bir buçuk yılda acil toplanma alanlarını 200’den 439’a çıkarttıklarını söyleyen Başkan Aydın, "Konteyner sayıları şu anda 2 tane büyük, 1 tane küçük ama 2026 bütçemizde koyduğumuz rakam 30 mahallemize acil deprem ve diğer afetlerle ilgili toplanma alanı planladık ve bu bütçemize onu da koyduk. 2026 sonunda 30 mahallemiz, 2029 yılında da bütün mahallelerimize hedefimiz olan konteynerlerimizi koymuş olacağız. Sağlık tesisleriyle ilgili Ovaakça Sağlık Ocağı’nın yapımı bitti, yeni yerinde açılışını bekliyoruz. Kükürtlü Mahallesi'ndeki sağlık ocağının yeni yerine taşınmasıyla ilgili inşaat sözleşmemizi yapacağız. Yenikaraman Mahallemizde 2’inci katta olan sağlık ocağını bir park alanına taşıyarak, yaşlı yurttaşlarımızın oradan yararlanabileceği şekle getireceğiz. 1,5 yılda 120 bin ton yama, sıcak ve soğuk asfalt yapmış durumdayız. İlçe belediyeleri arasında bu konuda ilk 3’de veya birinci sırada olabiliriz. Temizlik hizmetleri, biz göreve gelmeden önce ve geldikten hemen sonra yaptığımız bütün anketlerde çöple ilgili şikayetler yüzde 18 civarındaydı, şu anda şikayet oranımız yüze 4’e kadar düştü. Temizlik işlerinde Osmangazi Belediyesi olarak bayağı iyi durumdayız. Bunu sokakta vatandaşlardan gelen olumlu tepkilerden de görmekteyiz" diye konuştu. "Talep gelen her mahallemize halı sahalarla ilgili adım atacağız" Aksungur ve Çukurca mahallelerinde futbol sahalarının temellerini attıklarını belirten Başkan Aydın, "Gündoğdu Hala Sahası'nın açılışını yaptık. Soğanlı Millet Bahçesi'nin projesi bitti, o da onaylandığında iki tane büyük saha, iki tane halı saha, bir tane kapalı güreş salonu, bir tane kapalı masa tenisi salonu, basketbol sahası ve tenis kortlarıyla donatacağız. Bitmeden bize teslim edilen bugün 80 ile 100 milyon arası para harcanması gereken alanı atıl ve bakımsız durumundan çıkarttık. Gençlere ve spora hizmet edecek bir alan için çalışmalarımız bitme noktasına geldi. Proje bittikten sonra onayını bekliyoruz. Sırameşeler Mahallesi’ndeki kapalı spor salonunun depreme dayanıksız olmasından dolayı yıkılan kısmıyla alakalı görüşmelerimizi yapmaktayız. Projeleri onaylatıp, bütçesini sağlarsak yapımına başlayacağız. Talep gelen her mahallemize halı sahalarla ilgili adım atıp, gençlerin sporla buluşmasını sağlayacağız. 2026 yılı itibarıyla kimsesiz ve kimsesi olmayanlar ya da yalnız başına kalmış düşkün durumda olanlara sıcak yemek yardımı, cenazelerden sonra taziyelerde vatandaşlarımıza yemek yardımını gündemimize aldık. İnşallah 2026 yılında bunu başlatacağız. 2026 yılı bütçemiz kabul edildi, hayırlı olsun. Allah hayırlı işlere harcamayı nasip etsin" dedi.

2023 yılı enflasyonu yüzde 64,77 oldu Haber

2023 yılı enflasyonu yüzde 64,77 oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) değişim 2023 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,93, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 64,77, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 64,77 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 53,86 olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 40,39 ile konut oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 93,24 ile lokanta ve oteller oldu. Ana harcama grupları itibarıyla 2023 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,33 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 5,30 ile eğlence ve kültür oldu. Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık yüzde 68,02, aylık yüzde 2,39 oldu İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,39, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 68,02, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 68,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 58,58 olarak gerçekleşti. Yİ-ÜFE yıllık yüzde 44,22, aylık yüzde 1,14 arttı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,14, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 44,22, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 44,22 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 49,93 artış gösterdi. Sanayinin dört ana sektöründen imalat endeksi yıllık yüzde 53,68 arttı Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 65,59 artış, imalatta yüzde 53,68 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 29,69 azalış, ve su temininde yüzde 66,97 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 47,72 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 60,07 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 64,37 artış, enerjide yüzde 1,69 azalış ve sermaye malında yüzde 65,07 artış olarak gerçekleşti. Sanayinin dört ana sektöründen imalat endeksi aylık yüzde 2,00 arttı Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,00 artış, imalatta yüzde 2,00 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 11,40 azalış ve su temininde yüzde 7,34 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 2,54 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 2,50 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 2,23 artış, enerjide yüzde 6,63 azalış ve sermaye malında yüzde 2,27 artış olarak gerçekleşti. Yıllık Yİ-ÜFE’ye göre 7 alt sektör daha düşük, 22 alt sektör daha yüksek değişim gösterdi Yıllık azalış gösteren tek alt sektör yüzde 29,69 ile elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme oldu. Buna karşılık diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri yüzde 84,96, basım ve kayıt hizmetleri yüzde 70,67, motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork yüzde 70,34 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu. Aylık Yİ-ÜFE’ye göre 8 alt sektör daha düşük, 21 alt sektör daha yüksek değişim gösterdi Aylık en yüksek azalış; yüzde 11,40 ile elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme, yüzde 3,63 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 2,27 ile ham petrol ve doğal gaz alt sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları yüzde 7,35, su ve suyun arıtılması ve dağıtılması yüzde 7,34, giyim eşyası yüzde 4,30 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

10 soruda enflasyon muhasebesi Haber

10 soruda enflasyon muhasebesi

Yıl sonu yaklaşırken enflasyon muhasebesinin şirketlere etkisi gündemde. Konuyla ilgili merak edilen soruları Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri Ortağı İsmail Yavuz yanıtladı, enflasyon muhasebesinin kimleri nasıl etkileyeceğini anlattı.  İsmail Yavuz, soruları şöyle cevapladı:  Enflasyon muhasebesi nedir?  ''Esasında enflasyon muhasebesi Vergi Usul Kanunu’nda enflasyon düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Genel anlamda enflasyon düzeltmesi, paranın satın alma gücündeki değişmeler nedeniyle gerçek durumu ifade edemeyen mali tabloların, gerçek durumu ifade eder hale gelmelerini sağlamak üzere düzeltme işlemine tabi tutulmasıdır.  Enflasyon düzeltmesi nasıl uygulanır?  Enflasyon düzeltmesi, mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetlerin Türk Lirası değerlerinin, tablonun ait olduğu tarihteki değerine yükseltilmesidir. Düzeltme, parasal olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutarlarının düzeltme katsayıları ile çarpılması suretiyle gerçekleştirilecektir.  Mevcut koşullarda enflasyon düzeltmesi neden önemlidir?  Enflasyon düzeltmesi, mali tabloların uzun yıllar süren yüksek enflasyonun etkisinden arındırılması, böylece vergileme üzerindeki enflasyondan kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesi ve mali tablonun ait olduğu tarihteki satın alma gücünü gerçek değerinde göstermesi açısından önemlidir.  Bu düzeltme işlemi şirketlere ek vergi yükü getirecek mi?  31/12/2023 tarihli mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan düzeltme farkları geçmiş yıllar kâr/zararı hesabında gösterilecektir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kârı vergiye tabi tutulmayacak, geçmiş yıl zararı ise zarar olarak kabul edilmeyecektir.  Ancak 2024 ve takip eden hesap dönemlerine ait vergi matrahı, düzeltilmiş bilançoya göre tespit edilecektir. Geçici vergi dönemleri ve hesap dönemi sonu itibariyle oluşan kâr ya da zarar, ‘Enflasyon Düzeltme Hesabı’nın bakiyesine göre bulunacaktır. ‘Enflasyon Düzeltme Hesabı’nın bakiyesi, ‘Enflasyon Düzeltmesi Kârları/Zararları’ hesapları aracılığıyla ‘Dönem Kârı veya Zararı Hesabı’na devredilerek kapatılacak ve oluşan bakiyeye göre işletmenin dönem kâr ya da zararı görülmüş olacaktır.  Örneğin sabit kıymetlerin 2024 yılından itibaren düzeltilmesi sonucu oluşan enflasyon düzeltme farkı (31/12/2023 düzeltilmiş değer ile 31/03/2024 düzeltilmiş değer farkı gibi) öncelikle vergiye tabi gelir olarak dikkate alınacak, amortismanları ise düzeltilmiş değerler üzerinden hesaplanacaktır. Bu durumda verginin değer artışları üzerinden önceden ödenmesi söz konusu olacaktır. Amortismana tabi olmayan arsa, iştirak hisseleri gibi amortismana tabi olmayan parasal olmayan kalemlerin 2024 ve sonraki dönemlerde enflasyon düzeltmelerinin oluşturduğu vergi etkisi ancak bu arsa veya iştirak hissesi satıldığında telafi edilebilecektir.  Burada şirketlerin bilançolarındaki öz kaynak ve parasal olmayan kalemlerin dağılımları da önemli bir husus. Enflasyon düzeltmesi 2024 yılı için bazı şirketlerde vergi matrahını artırıcı, bazılarında ise azaltıcı etki oluşturacak. Cari dönem düzeltmelerinde düzeltmenin yapıldığı dönemde gerçekleşen enflasyonun yüksek olması bu etkiyi artıracaktır.  Genel olarak şöyle ifade edilebilir. Enflasyon düzeltmesi;  01.01.2024 tarihi itibariyle, bilançosunun özkaynağı güçlü, parasal olmayan pasif toplamları, parasal olmayan aktif toplamlarından fazla olan işletmeler için zarar etkisi oluşturacağından daha az vergi ödemelerini sağlayacak,  01.01.2024 tarihi itibariyle, bilançosunun özkaynağı düşük, parasal olmayan pasif toplamları, parasal olmayan aktif toplamlarından az olan işletmeler için kâr etkisi oluşturacağından daha çok vergi ödemelerine neden olacaktır.  2023 yılı düzeltmesinin hiç mi vergi etkisi olmayacaktır?  2023 hesap dönemi sonuna ait bilançonun düzeltilmesi sonucu hesaplanan tutarlar, izleyen dönemde enflasyon düzeltmesi yapılıp yapılmayacağına bakılmaksızın, izleyen dönemin başlangıç değerleri olarak dikkate alınacaktır.  31/12/2023 yılı bilançosunda yapılacak düzeltme işlemleri doğrudan vergi etkisi oluşturmayacaktır. Ancak 31/12/2023 bilançosunda düzeltilen parasal olmayan kalemler, 2024 ve sonraki yıllarda düzeltilmiş değerleri üzerinden gider, maliyet veya gelir unsuru olarak dikkate alınacaklarından 2023 yılı bilançosunun düzeltilmesi 2024 ve takip eden yıllarda dolaylı olarak vergi etkisi oluşturacak.  Yıl sonunda ne olacak?  2023 hesap dönemi sonuna ait bilançonun düzeltilmesi sonucu hesaplanan tutarlar, izleyen dönemde enflasyon düzeltmesi yapılıp yapılmayacağına bakılmaksızın, izleyen dönemin başlangıç değerleri olarak dikkate alınacaktır.  Enflasyon düzeltme şartlarının varlığına bağlı olarak, 01/01/2024 tarihinden sonraki döneme ait düzeltme işlemleri, enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş 31/12/2023 tarihli bilançoda yer alan düzeltilmiş değerler üzerinden yapılacaktır.  Kimler enflasyon düzeltmesi yapacak?  Enflasyon düzeltmesi, kolektif, adî komandit, adî şirketler ve iş ortaklıkları dâhil kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından yapılacaktır. Yani bir işletmenin enflasyon düzeltmesi yapması için iki şart öngörülmüştür: Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmak, bilanço esasına göre defter tutmak.  Enflasyon düzeltmesi hangi varlıklar için yapılacak?  VUK kapsamında yapılacak enflasyon düzeltmesi sadece mali tablolardan sadece bilançoya uygulanacaktır. Bilançoda yer alan kıymetler parasal ve parasal olmayan kıymetler şeklinde iki gruba ayrılmaktadır. Parasal kıymetler enflasyon düzeltmesine tabi tutulmayacaktır. Zira bilançoda görünen parasal kıymete ait değer, bilanço tarihi itibarıyla o kıymetin satın alma gücünü de göstermektedir. Ancak bilançoda görünen parasal olmayan kıymetlere ait değerler, bilanço tarihi itibarıyla bu kıymetlerin satın alma gücünü gösteren değerler olmadığından, parasal olmayan kıymetler enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktır. Parasal olmayan kıymetler genel bir ifade ile enflasyona karşı nominal değeri aynı kalmakla birlikte satın alma gücünü koruyan bilanço kalemleri olarak tanımlanabilir.  Örnek olarak;  Hisse senetleri,  Stoklar,  Mali duran varlıklar (iştirakler, bağlı ortaklıklar),  Maddi olan ve olmayan duran varlıklar  Gelecek aylara/yıllara ait giderler/gelirler,  Mal ve sabit kıymet alımı için verilen Türk Lirası cinsinden avanslar sayılabilir.  Şirketler bu düzeltmeye hazır mı?  İlk enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yılarından bu yana ticari hayatını sürdüren şirketler uygulamaya çok yabancı değiller. Ancak 2004 yılında yapılan düzeltmenin sadece 1 yıl için uygulanması nedeniyle şirketler genellikle ERP/muhasebe sistemlerinde enflasyon düzeltmesi ile ilgili bir uyarlama yapmayı tercih etmemişlerdi. Üzerinden neredeyse 20 yıl geçtiğinden o günleri hatırlayanlar olsa da bu konuda tecrübe sahibi kişi sayısının az olduğunu söyleyebiliriz.  Tam da bu nedenle, şu anda şirketlerin mali işler birimlerinin en önemli gündem maddelerinden biri enflasyon düzeltmesi. Şirketlerin önemli bir kısmı bir taraftan etki analizlerini (kâr/zarar analizi, vergi etkisi) yapmakta, diğer taraftan ise uygulamayı hatasız olarak nasıl yapabilecekleri konusunda çalışmalarını sürdürmektedirler. Burada öne çıkan konu kullanılan ERP/muhasebe sistemine uyarlanabilecek bir enflasyon muhasebesi çözümü olup olmadığı veya enflasyon düzeltmesi hesaplamalarının ERP/muhasebe sistemi dışında hesaplanıp sadece düzeltme kayıtlarının muhasebe sistemine kaydedilmesinin uygulanabilirlik, fayda ve maliyet açısından analiz edilmesidir.  Bu düzeltmenin yapılması mecburi mi?  Uygulama ihtiyari olmayıp, şartların gerçekleşmiş olması halinde kapsama giren mükellefler tarafından zorunlu olarak yapılması gereken bir düzenlemedir.''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.