SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yenişehir Çevre Platformu

YENİŞEHİR YÖREM - Yenişehir Çevre Platformu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenişehir Çevre Platformu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdem: Kutlamak değil, yüzleşmek lazım Haber

Erdem: Kutlamak değil, yüzleşmek lazım

5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle açıklama yapan Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, çevre sorunlarının törenler ve sloganlarla değil, gerçekçi politikalarla ele alınması gerektiğini belirterek Bursa'nın çevresel geleceğine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Çevre Günü kapsamında yapılan resmi açıklamalara ve etkinliklere değinen Erdem, yaşanan çevre sorunlarının her geçen gün derinleştiğini ifade etti. Erdem, özellikle İznik Gölü'nün karşı karşıya olduğu tehlikeye dikkat çekerek şunları söyledi: "Her yıl 5 Haziran geldiğinde çevreyi korumaktan söz ediliyor. Ancak kapıdan çıkıp İznik Gölü'ne baktığımızda karşımıza çıkan tablo kutlama değil, yüzleşme gerektiriyor. Bilim insanlarının ortaya koyduğu veriler, gölün yalnızca su kaybetmediğini, aynı zamanda ciddi bir kirlilik baskısı altında olduğunu gösteriyor. Bir zamanlar bölgenin yaşam kaynağı olan İznik Gölü bugün alarm veriyor." Son dönemde yapılan bilimsel çalışmalarda gölün su kalitesinin "kirli" kategorisinde değerlendirildiğini hatırlatan Erdem, mikroplastiklerden pestisit kalıntılarına kadar çok sayıda kirletici unsurun gölde tespit edildiğine dikkat çekti. "Bir gölün kaderi yalnızca kuraklığa bırakılamaz. Sanayi faaliyetleri, kontrolsüz atıklar ve yanlış planlamalar gölü her geçen gün biraz daha yıpratıyor. Çiftçiyi tek sorumlu ilan ederek bu sorundan çıkamayız. Sorunun tamamına bakmak zorundayız." KİRAZLIYAYLA UNUTULMAMALI Açıklamasında Kirazlıyayla'da yaşanan çevre felaketine de değinen Erdem, bölgede meydana gelen atık barajı çökmesinin etkilerinin halen tam olarak ortaya konulamadığını söyledi. "Kirazlıyayla'da yaşananlar bize madencilik faaliyetlerinin yaratabileceği riskleri açık biçimde gösterdi. Atık barajının çökmesiyle birlikte yalnızca bir tesisin sorunu ortaya çıkmadı. Su kaynaklarının, tarım alanlarının ve yaşam alanlarının ne kadar kırılgan olduğu da görüldü. Çevreyi koruma konusunda samimi olunacaksa önce Kirazlıyayla'nın hesabı verilmelidir." YENİŞEHİR OVASI SANAYİLEŞME BASKISI ALTINDA Yenişehir Havzası ve Yenişehir Ovası'nın son yıllarda artan sanayileşme baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Erdem, tarım topraklarının korunmasının artık stratejik bir mesele haline geldiğini ifade etti. "Yenişehir Ovası sıradan bir arazi değildir. Bursa'nın ve Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden biridir. Ancak bugün ovanın etrafında büyüyen sanayi projeleri, organize sanayi bölgeleri, maden faaliyetleri ve çeşitli yatırımlar nedeniyle ciddi bir baskı oluşmuş durumda. Üretim alanlarını kaybedersek yalnızca toprağı değil, gıda güvencemizi de kaybederiz." Erdem, çevre politikalarının yalnızca ağaç dikme etkinlikleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Çevreyi korumak istiyorsak önce suyu, toprağı ve havayı koruyacağız. İznik Gölü'nü koruyacağız. Kirazlıyayla'yı koruyacağız. Yenişehir Ovası'nı koruyacağız. Çevre Günü'nü gerçekten anlamlı kılmanın yolu budur." "GELECEK NESİLLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR" Yenişehir Çevre Platformu olarak çevre mücadelelerini sürdürmeye devam edeceklerini belirten Erdem, tüm yurttaşları yaşam alanlarına sahip çıkmaya çağırdı. "Bugün çevre konusunda yaşanan sorunlar yalnızca doğanın sorunu değildir. Bu mesele halk sağlığının, tarımsal üretimin, temiz suya erişimin ve gelecekte yaşayacağımız kentlerin meselesidir. Gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz var. Bu nedenle kutlamaktan önce yüzleşmek, görmezden gelmek yerine harekete geçmek

Mesele Yenişehir Ovası’nın, suyun ve yaşamın meselesidir Haber

Mesele Yenişehir Ovası’nın, suyun ve yaşamın meselesidir

13 Şubat 2024’te Erzincan İliç’te yaşanan ve 9 işçinin hayatını kaybettiği atık barajı faciasının ardından benzer bir riskin Kirazlıyayla’da da ortaya çıkması, kamuoyunda “ikinci bir felaket” endişesini büyüttü. Uzmanlar, ağır metallerin toprakta ve suda kalıcı etkiler yaratabileceğine, bunun da tarım üretimi ve içme suyu güvenliği açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı faaliyetlerin durdurulduğunu açıklasa da sahadaki atıkların kontrolsüz biçimde dere yatağında beklediği, yayılımı durduracak etkili bir izolasyon ve temizleme planının net olarak ortaya konmadığı belirtiliyor. Numune alınıp alınmadığı, analizlerin nerede yapıldığı ve sonuçların ne olduğu konusunda ise kamuoyuna açık bir bilgi sunulmuş değil. Kirazlıyayla’daki gelişmeler üzerine Bursa Su Kolektifi, 13 Şubat 2026’da Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde Kirazlıyayla da yaşayanların katıldığı bir basın açıklaması gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Açıklamada hem İliç faciasında yaşamını yitiren işçilerin anılması hem de Kirazlıyayla’daki çevresel risklere dikkat çekilmesi planlanıyor. Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, yapılacak açıklama öncesinde şu değerlendirmede bulundu: “Kirazlıyayla’da felaket bitmedi. Dere yatağında bekleyen atıklar, her yağmurda daha geniş bir alana yayılma riski taşıyor. Numunelerin nereden alındığı, analizlerin kim tarafından yapıldığı ve sonuçların ne olduğu açıklanmadıkça kamuoyu ikna olmaz. Bu mesele yalnızca bir köyün değil, Yenişehir Ovası’nın, suyun ve yaşamın meselesidir. Gerekli bilimsel ve idari adımlar atılmadan bu dosya kapanmış sayılmaz.” Basın açıklamasına geniş katılım beklenirken, bölgedeki gelişmeler kamuoyu tarafından yakından izleniyor.

‘Hepimiz aynı gemideyiz söylemi gerçek değil’ Haber

‘Hepimiz aynı gemideyiz söylemi gerçek değil’

Tüm Emeklilerin Sendikası ile Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen “Geçinemiyoruz – Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” yürüyüşü ve basın açıklaması, 2 Ocak 2026 Cuma günü yoğun halk katılımıyla gerçekleştirildi. Saat 13.30’da Saat Kulesi önünde bir araya gelen platform bileşenleri ve yurttaşlar, sloganlar eşliğinde kortej halinde Heykel Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşün ardından saat 14.00’te meydanda basın açıklaması yapıldı. Basın açıklaması öncesinde kısa bir konuşma yapan Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü , aynı zamanda CHP Yenişehir ilçe sekreteri Erkan Erdem, eylemin bir talep değil hak arayışı olduğunu vurguladı. Erdem, “Bugün burada bir lütuf istemek için değil, hakkımız olanı almak için toplandık. Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz” dedi. Açıklanan bütçelerde emekçinin, emeklinin ve halkın yer almadığını belirten Erdem, TÜİK’in gerçek yaşamla örtüşmeyen enflasyon verilerine dayanılarak yapılan zamların kabul edilemez olduğunu, refah payının tüm memur, işçi ve emeklilere eksiksiz uygulanması gerektiğini ifade etti. Erdem, platformun örgütlü ve kararlı olduğunu vurguladı. CHP Yenişehir İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş, yaşanan yoksulluğun geçici değil, bilinçli bir yoksullaştırma politikası olduğunu söyledi. Açıklanan asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını belirten Dörtkardeş, “Bu mesele artık yalnızca ücret değil, bir yaşam ve onur meselesidir. Geçim olmazsa, seçim olur” dedi. Eğitim Sen Yenişehir Şube Temsilcisi Şafak Ayhan, gelir adaletsizliğine dikkat çekerek, “Bir yanda milyonluk ayrıcalıklar, diğer yanda yoksulluğa mahkûm edilen milyonlar var. ‘Hepimiz aynı gemideyiz’ söylemi gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı. Tüm Emeklilerin Sendikası MYK Üyesi Cemile Boncuk ise emekliliğin bir lütuf değil, alın terinin karşılığı olduğunu vurgulayarak, emeklilerin yoksulluğa ve sessizliğe mahkûm edilemeyeceğini söyledi. Boncuk, “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz” dedi. Eylemin son bölümünde, Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkanı Kamettin Baştürk tarafından Türkiye genelinde eş zamanlı okunan basın açıklaması paylaşıldı. Açıklamada, milyonlarca emeklinin açlık sınırının altındaki aylıklarla yaşamaya zorlandığı, “enflasyona ezdirmedik” söyleminin gerçeği yansıtmadığı ifade edildi. Emekliler için seyyanen zam, en düşük emekli aylığının insanca yaşam düzeyine çıkarılması, sağlıkta katkı paylarının kaldırılması ve barınma desteği sağlanması talepleri dile getirildi. Açıklama, “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Bu düzen değişecek” sözleriyle sona erdi. Yürüyüş ve basın açıklamasına CHP Yenişehir İlçe Başkanlığı, CHP Yenişehir Kadın Kolları yönetimi, CHP Yenişehir Belediye Meclis Üyeleri, Tüm Emeklilerin Sendikası’nın Yenişehir, Bursa ve Kestel Şubeleri ile İnegöl Temsilciliği, Eğitim Sen, Eğitim-İş ve TEÇ-SEN Yenişehir Temsilcilikleri ve Yenisehir Çevre Platformu katıldı. Katılımcılar, talepler karşılık bulana kadar alanlarda olmayı ve mücadeleyi büyütmeyi sürdüreceklerini ifade etti.

 ‘Maden ruhsatları köylere ve tarım alanlarına dayandı’ Haber

 ‘Maden ruhsatları köylere ve tarım alanlarına dayandı’

Polen Ekoloji’nin çalışmasına göre, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) 2023 yılından bu yana Bursa genelinde 29 ayrı maden ruhsat sahasını ihaleye çıkardı. Bu sahalardan 16’sı, 23 farklı maden şirketine satıldı. Satışı yapılan ruhsatların toplam büyüklüğü 5.914 hektara ulaşırken, alanların iki tanesinin 1.000 hektarın üzerinde “mega maden” niteliğinde olduğu belirtildi. Bu kapsamda Yenişehir ilçesi sınırları içerisinde 2. grup maden ruhsat sahası oluşturuldu. Söz konusu ruhsat alanının Subaşı Mahallesi’ne 580 metre, Söylemiş Mahallesi’ne ise 1.200 metre mesafede bulunduğu tespit edildi. Yerleşim alanlarına yakınlığıyla dikkat çeken ruhsat sahası, bölgede çevresel ve tarımsal etkileri nedeniyle kamuoyunda tartışma konusu oldu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, Yenişehir Ovası’nın giderek artan bir madencilik baskısı altında olduğunu söyledi. Erkan Erdem, “Yenişehir, Bursa’nın en önemli tarım havzalarından biridir. Buna rağmen maden ruhsatlarının köylerin hemen yanı başına kadar dayanmış olması kabul edilemez. Bu durum yalnızca doğayı değil, bölgenin tarımsal üretimini ve kırsal yaşamı da tehdit ediyor” dedi. Madencilik faaliyetlerinin olası sonuçlarına dikkat çeken Erkan Erdem, “Bu tür ruhsat sahaları; toprak yapısını, yeraltı sularını ve tarımsal üretimi doğrudan etkiler. Toz, gürültü ve su kirliliği gibi sorunlar, geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilir” ifadelerini kullandı. Süreçlerin şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Erkan Erdem, Polen Ekoloji tarafından ortaya konan verilerin dikkate alınması çağrısında bulunarak, “Ruhsat sahalarına ilişkin tüm izin süreçleri kamuoyuna açık olmalı, etkin denetim mekanizmaları işletilmelidir. Yenişehir Ovası madenciliğe değil, tarıma ve yaşama ayrılmalıdır” diye konuştu.

İklim krizi artık soyut bir tartışma olmaktan çıkmıştır Haber

İklim krizi artık soyut bir tartışma olmaktan çıkmıştır

Yenişehir Ovası’nda artan sıcaklıklar, azalan yağışlar ve barajlardaki kritik seviyeler bölgenin tarımsal geleceğini tehdit ettiğini belirten Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, “İklim değişikliği artık uzak bir kavram değil; çiftçinin tarlasında her gün yaşadığı bir gerçek” diye konuştu. Erdem, son beş yılda Bursa genelinde ortalama sıcaklığın 1,2 °C arttığını, yaz yağışlarının ise yüzde 25 azaldığını hatırlatarak şunları söyledi: “Yenişehir Ovası artık sadece iklim değişikliğini değil, ihmali de yaşıyor. BUSKİ verilerine göre baraj doluluk oranı yüzde 1 seviyesine kadar geriledi. Buna rağmen su yönetimi hâlâ dağınık. Kuraklık mevsimsel değil, yapısal bir hale geldi.” Değişen iklim koşulları ve artan kuraklığın bu yaz çiftçileri ciddi biçimde zorladığını ifade eden Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Görüştüğüm birçok üretici, ürün desenini değiştirmeyi düşündüğünü; özellikle suya yüksek ihtiyaç duyan mısır gibi ürünleri artık ekmek istemediğini, hatta bazı tarlalarını nadasa bırakmayı planladığını ifade etti. Sıcak hava dalgaları ürünün çiçeklenmesini bozuyor, toprakta tuzluluk artıyor. Bu yıl biber üreticilerinin bir kısmı verimin üçte birini kaybetti. Köprühisar köyünde üretim yapan bir çiftçi yaşananları şu sözlerle anlattı: ‘Eskiden sabah suladığımız tarlayı akşama kadar nemli tutardık, şimdi öğlene kalmadan kuruyor. Kuyudan çektiğimiz su da azaldı. Böyle giderse önümüzdeki yıl sulama maliyetine yetişemeyiz.” Toprak sağlığının bozulduğunu vurgulayan Erdem, bilimsel üretim planlamasının zorunlu hale geldiğinin altını çizdi. Erdem sözlerini şöyle tamamladı: “Toprak yoruldu. Artık nadas dönemlerine izin vermek ve ürün dönüşümü uygulamak şart. Her yıl aynı ürünü ekmek, toprak yapısını bozuyor. Münavebe hem organik maddeyi artırır hem de hastalık ve tuzluluk riskini azaltır. Yeraltı suyu kuyularının kontrolsüz kullanımına dikkat çekmek istiyorum. Acil bir su yönetimi planı yapılmalıdır. Her çiftçi kendi kuyusuna yönelince ova boşalıyor, zemin çöküyor. Bu artık bireysel değil, ortak akılla yönetilmesi gereken bir mesele. BUSKİ, DSİ, Ziraat Odası ve üretici birlikleri aynı masaya oturmalı. Aşırı kuyu suyu kullanımı yalnızca su kaybına değil, toprağın yapısına da zarar veriyor. Konya Ovası’nda kontrolsüz kuyu kullanımı büyük obruklar yarattı. Aynı tabloyu Yenişehir’de görmek istemiyoruz. Yeraltı suyunu hesapsız çekmek, toprağın altındaki boşlukları büyütüyor. Bir gün bir tarlanın ortasında çukur açılması işten bile değil. Bu mesele artık dünya raporlarının konusu değil; bizim biberimizin, domatesimizin, toprağımızın meselesi. Eğer bugün suyu, toprağı ve çiftçiyi korumazsak, yarın bu ovanın sesi kalmayacak. Yenişehir Çevre Platformu’nun Talepleri şöyledir: Su Yönetim Planı: Yeraltı suyu çekimi ve baraj kullanımı ortak protokolle denetlensin. Erken Uyarı Sistemi: Dolu, don ve sıcak hava dalgalarına karşı çiftçiye SMS bilgilendirmesi yapılsın. Eğitim Programı: Çiftçilere “iklim akıllı tarım” uygulamaları için yerinde eğitim sağlansın. Toprak Koruma Hattı: Yenişehir Ovası erozyon ve kimyasal kirlenmeye karşı pilot bölge ilan edilsin. Destek Reformu: Damla sulama ve gölgeleme yatırımlarına özel hibe programı açılsın. Erdem açıklamasını şöyle tamamladı: “Yenişehir Ovası sadece Bursa’nın değil, Türkiye’nin sofralarına hayat veren bir bölge. Bu toprağın bereketi tükenirse, kentteki herkesin sofrası eksilir. Bu yüzden ses çıkarıyoruz. Toprak susuz, çiftçi yalnız… ama birlikte olursak bu ovanın yeniden nefes almasını sağlayabiliriz.”

YEÇEP Sözcüsü Erdem: ‘Yenişehir Ovası çimento tozuna teslim edilemez’ Haber

YEÇEP Sözcüsü Erdem: ‘Yenişehir Ovası çimento tozuna teslim edilemez’

YEÇEP Sözcüsü Erkan Erdem, Yenişehir Burcun Köyü’nde 466 bin metrekarelik alana kurulması planlanan çimento fabrikasına verilen ‘ÇED Olumlu’ kararının, Yenişehir Ovası’nı ve komşu köyleri tehdit eder nitelikte olduğunu savundu. Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erdem, fabrikanın sadece Burcun Köyü’nü değil, komşu köyleri ve tüm Yenişehir’i tehdit ettiğini öne sürdü. ‘Çimento fabrikası ova için büyük tehdit’ Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erdem, fabrikanın sadece Burcun Köyü’nü değil, komşu köyleri ve tüm Yenişehir’i tehdit ettiğini öne sürdü. Erdem, “Şimdi bu bereketli ovaya, Burcun Köyü sınırlarında 466 bin metrekarelik alana kurulmak istenen çimento fabrikası ile büyük bir tehdit dayatılıyor” dedi. ‘İş verme vaadiyle normalleştirilemez’ Yenişehir Burcun Köyü’nde yaşayanlara iş vaadiyle fabrikanın kabul ettirilmeye çalışıldığını vurgulayan Erdem, “Köyde yaşayan birkaç ailenin istihdamı için tüm ovayı kaybetmeye kimsenin hakkı yok. İş vaadiyle sağlık, toprak ve su feda edilemez. Sessiz kalmak, çimento tozuna ortak olmak demektir” diye konuştu. ‘Komşu köyler de büyük risk altında’ Fabrikanın yalnızca Burcun’u değil; kuzeyde Bayırköy’ü, güneyde Fethiye ve Gölcük’ü, batıda Paşayayla’yı, doğuda ise Kıblepınar ve Yeniköy’ü de doğrudan etkileyeceğini söyleyen Erdem, çimento tozunun rüzgârla sadece Burcun’da kalmayacağını, komşu köylerin havasına, suyuna ve tarlasına da bulaşacağını öne sürdü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.