Devlet bir milletin teşkilatlanması demektir. Toplumların bozuk, düzensiz, kontrolsüz bir yer olmaktan uzaklaşarak düzenli, istikrarlı, adaletli bir hayat tarzına sığınması ve sarılması demektir. Andre Moureis’in, ‘Sokak Devleti’ isimli eseri daha doğrusu makalesi dilimize çevrilmiştir ve bu bağlamda önemlidir. Burada trafiği düzenleyen görevli memura istisnasız herkesin uyduğu, itaat ettiği bir şehirde vasıtaların düzenli bir akış içinde olacağını ve yayaların rahatça hareket edebileceğini haklı olarak savunmaktadır. Trafik kaidelerinin samimiyetle ve titizlikle uygulayan bu görevlinin otoritesi semboliktir. Ona itaat etmekle kimsenin ne hürriyeti kısıtlanmış olur ne de haysiyeti zedelenmiş olur. Tam aksine hürriyetler ve haysiyetler düzenli bir şekilde korunmuş olur. Bir an için bu görevlerin trafik kurallarını bir kenara bırakarak keyfi kararlar vermeye başladığını temsil ettiği otoriteyi kötüye kullanarak burada yetkili benim diyerek kural ve kaidelere uymadığını haksız kararlar ile kitleleri tedirgin etmeye başladığını düşünün. Hiç şüphesiz otorite bozulur. Dolayısıyla trafik tıkanır, gürültü ve kazalar artar.
Kıymetli okuyucularım, verilen bu örnekle anlaşılması gereken şudur: Toplum herkesin severek ve isteyerek uyup, itaat edebileceği kanunlarla, prensiplerle ve kaidelerle idare edilir. Bunları samimiyetle temsil eden görevli kadrolarla devreye sokabiliriz. Burada önemli olan bu kanun prensip ve kaidelerin, cemiyetin yani milletin vicdanında mukaddes birer değer halinde bulunması ve idarecilerin bu içtimai prensiplere sadakatle ve samimiyetle bağlı olup temsil ve taklit etmeleridir. Yönetici ve idareciler iş başına geldiklerinde bu ölçülere sadık kaldıkları müddetçe onlara itaat etmek zorunludur. Şanlı peygamberimizin(s.a.v) tavsiyeleri de bu yöndedir. İdarecilerin adı, rengi, kalıbı değil temsil ettikleri görevleri önemlidir. Allah resulü “bu görevleri hakkı ile yaptığı müddetçe başımızda ki burnu halkalı bir zenci bile olsa o’na itaat etmemiz gerekmektedir” buyurmuştur. Çıkar ve menfaatleri uğruna şahsi kaprisleri için adaleti, doğruluğu hiçe sayanlar buhranlara sebep olmaktadırlar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKERİYA KILIÇ
Devlet ve otorite buhran
Kıymetli okuyucularım,
Devlet bir milletin teşkilatlanması demektir. Toplumların bozuk, düzensiz, kontrolsüz bir yer olmaktan uzaklaşarak düzenli, istikrarlı, adaletli bir hayat tarzına sığınması ve sarılması demektir. Andre Moureis’in, ‘Sokak Devleti’ isimli eseri daha doğrusu makalesi dilimize çevrilmiştir ve bu bağlamda önemlidir. Burada trafiği düzenleyen görevli memura istisnasız herkesin uyduğu, itaat ettiği bir şehirde vasıtaların düzenli bir akış içinde olacağını ve yayaların rahatça hareket edebileceğini haklı olarak savunmaktadır. Trafik kaidelerinin samimiyetle ve titizlikle uygulayan bu görevlinin otoritesi semboliktir. Ona itaat etmekle kimsenin ne hürriyeti kısıtlanmış olur ne de haysiyeti zedelenmiş olur. Tam aksine hürriyetler ve haysiyetler düzenli bir şekilde korunmuş olur. Bir an için bu görevlerin trafik kurallarını bir kenara bırakarak keyfi kararlar vermeye başladığını temsil ettiği otoriteyi kötüye kullanarak burada yetkili benim diyerek kural ve kaidelere uymadığını haksız kararlar ile kitleleri tedirgin etmeye başladığını düşünün. Hiç şüphesiz otorite bozulur. Dolayısıyla trafik tıkanır, gürültü ve kazalar artar.
Kıymetli okuyucularım, verilen bu örnekle anlaşılması gereken şudur: Toplum herkesin severek ve isteyerek uyup, itaat edebileceği kanunlarla, prensiplerle ve kaidelerle idare edilir. Bunları samimiyetle temsil eden görevli kadrolarla devreye sokabiliriz. Burada önemli olan bu kanun prensip ve kaidelerin, cemiyetin yani milletin vicdanında mukaddes birer değer halinde bulunması ve idarecilerin bu içtimai prensiplere sadakatle ve samimiyetle bağlı olup temsil ve taklit etmeleridir. Yönetici ve idareciler iş başına geldiklerinde bu ölçülere sadık kaldıkları müddetçe onlara itaat etmek zorunludur. Şanlı peygamberimizin(s.a.v) tavsiyeleri de bu yöndedir. İdarecilerin adı, rengi, kalıbı değil temsil ettikleri görevleri önemlidir. Allah resulü “bu görevleri hakkı ile yaptığı müddetçe başımızda ki burnu halkalı bir zenci bile olsa o’na itaat etmemiz gerekmektedir” buyurmuştur. Çıkar ve menfaatleri uğruna şahsi kaprisleri için adaleti, doğruluğu hiçe sayanlar buhranlara sebep olmaktadırlar.