SON DAKİKA
Hava Durumu

BİNA VE NAKİL VASITALARININ ZEKATLARI (12)

Yazının Giriş Tarihi: 24.05.2019 21:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.05.2019 21:14
İnsanların çoluk çocuğu ile oturacağı evinin, ihtiyacı olan bindiği arabanın zekatı yoktur. Ancak bugün kiraya verilen büyük binalar, daireler, dükkanlar, düğün salonları, iş yerleri, kara, hava ve deniz taşımacılığında kullanılan nakil araçları ve bunlardan elde edilen gelirler eskiye göre bir hayli farklıdır. Bunlar gelir getiren kaynaklar haline gelmiştir. Değişen şartlara göre üretken olan bu kaynakların gelirleri mutlaka zekata tabidir. Bunların şartları iki şekilde ele alınmıştır. Birincisi bunların gelirlerinden yüzde 2.5 zekat vermektir. Bu konuda İslam Konferansı Teşkilatı’nın 1985 tarihinde aldığı karara göre bunların mülk geliri üzerinden zekat ödenmez. Elde edilen gelirlerden ödenir. İkinci görüş ise bunların gayrı safi gelirlerinden %5 nispetinde zekat alınır. Din işleri yüksek kurulu ise kira gelirlerinden %2,5 zekat alınır yönünde görüş belirtmiştir. Bu konuda hassas olunması gereken konu şudur. Ticari maksatla bekletilen ve her geçen gün değer kazanan gayrımenkullerin, işletmeye tabi tutulmadan ve atıl durumda bekletilerek daha çok kazanma teşebbüsü, bu malların mutlaka zekatını ödemeyi gerektirir. Aslında İslam hukukunda üst üste 3 yıl işlenmeyen, kira verilmeyen, icara tabi tutulmayan malların devlet tarafından işletilmesi ve atıl durumdan kurtarılması öngörülmüştür. Çağımızda ekonomik şartların bir hayli değiştiği, enflasyonun adeta kaçınılmaz olduğu bir gerçektir. Bu bağlamda işçi, memur ve serbest meslek erbabının ihtiyaç fazlası malının üzerinden bir yıl geçmesini savunmak pek gerçekçi olmaz. Bunlar nisaba ulaşıyorsa yıl sonu kullanmadan zekatın verilmesi uygun olur. Hisse senetleri ise kanunen kıymetli evrak hükmünde belgelerdir. Tahvil gibi bir borç değil, bir ortaklık ve gelir getirir. Buna da kar payı denilir. Bunlar da üzerinde yazılı değeri olan nominal değer, bunun haricinde ihraç değeri vardır ki, üzerinde yazılı olan nominal değerin üstünde veya altında bir değerle ihraç edilmesidir. Bunu da zamanla piyasa şartları tayin eder. Bir de piyasanın arz  taleple oluşturduğu değerdir. Burada kapalı ve halka açık şirketlere doğru gidildikçe farklılıklar meydana gelir. Bunlar asli para olmamakla birlikte aktif unsurlar olarak para gibi işlem görürler. Buradaki ağırlıklı görüş hangi unsur ve maksatla elde bulunursa bulunsun, bunların yüzde iki buçuk zekatını vermek gerekmektedir. Şirket mallarının zekatı toplu olarak ödenmemiş ise, her hisse sahibi üzerine düşen zekatı yüzde iki buçuk olarak öder. Tabi bütün bunlar Müslüman                 adamı ilgilendirir. Zekatını vermeyen, devletten vergi kaçıran sahtekarların  çokluğu toplumun manevi ahlak buhranı içinde boğulacağının açık göstergesidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.