Türkiye’nin Tarımsal Sulamaya Ait Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Yazının Giriş Tarihi: 05.12.2023 16:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.12.2023 16:00
Bir önceki yazımızda ülkemizin su potansiyelini ve sulama durumunu anlatmıştık. Topraklarımızın % 75’i yüzey sulama sistemleriyle sulandığı ve bu yöntemlerin verimliliği (su kullanım etkinliği) % 30 – 50 arasında olduğunu ve kullanılan enerjinin en az yarısının heba olduğu gerçeğinden söz etmiştik. Yüzey sulama yöntemlerinin kullanılması aşırı su kullanımını da beraberinde getirmektedir. Ülkemizde kullanılan eski sulama şebekelerinin yenilenmesi, aşırı miktarda gübre ve ilaç kullanılması sebebiyle kirlenen yer altı ve yerüstü sularının temizlenmesi, arazi toplulaştırma çalışmalarıyla su iletim ve dağıtım sistemlerinin açık sistemlerden kapalı ve basınçlı sistemlere dönüştürülmesi gereklidir. Üreticilerin Sulama Birlikleri kurarak organizasyon ve yönetim hakkında bilinçlendirilmeleri ve modern sulama yöntemleri konusunda bilgilendirilmeleri şarttır. Ülkemizin su potansiyeli konusunda yeterli olmadığı düşünülürse, sulama, drenaj, atık hatta yağmur sularının yeniden kullanılması konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Yüzey su kaynaklarının fazla olduğu yerlerden suyun kıt olduğu alanlara yönlendirilmesi ve bu yönde teknik çalışmalar ve Master Planların oluşturulmasına bir an önce hız verilmelidir. Çiftçilerin özellikle basınçlı sulama yöntemlerini kullanmalarına yönelik politikalar oluşturulmalıdır. Suyun kıt olduğu ülkelerde artık su yönetimi konusuna önem verilmektedir. Yani su kaynaklarının planlı bir şekilde geliştirilmesi, dağıtılması ve kullanılması olarak tanımlanan Su Yönetimi ülkemizde önem verilmesi gereken bir konu olmalıdır. Ülkemizde sulama yönetiminden DSİ Genel Müdürlüğü ve İl Özel İdareleri-Köye Yönelik Hizmetler Birimi yasal olarak yetkilidir. DSİ Genel Müdürlüğü 2030 yılında 17,6 milyon ekonomik sulanabilir alanın 6,5 milyon hektarını işletmeye açmaya planlamaktadır. Bu miktar ülkemizin kalkınma hızıyla paralel olmadığı, bu değerin 10–12 milyon hektara çıkarılması düşünülmelidir. Ülkemizde sulamada gereğinden fazla su kullanılmaktadır. Sulama şebekelerinde suyun fazla kullanılmasının başlıca nedenlerinden biri, şebekelerde su kayıplarının çok yüksek olmasıdır. Örneğin, 2005 yılı rakamlarına göre, DSİ’ce işletilen ve devredilen sulamalarda net sulama suyu ihtiyacı 4589 m3/ha olmasına karşın, verilen su 10553 m3/ha’dır. Bu rakamlar, ülkemizde hesaplamalarla bulunan sulamada ihtiyacın iki katından fazla su kullanıldığını göstermektedir. Bu gerçekten hareketle, öncelikle tarımda su kayıplarını en aza indirecek su iletim ve dağıtım sistemleri tesis edilmelidir. Bu amaçla, yeni inşa edilecek sulama projelerinde açık kanal-kanalet sistemleri yerine borulu sistemler yapılmalı, tarla sulama sistemlerinde basınçlı sistemler tercih edilmelidir. Türkiye’de sulama suyu fiyatlarının düşük olması tarımda aşırı su kullanımına neden olan faktörlerin başında yer almaktadır. Su fiyatının gerçek değerinden düşük olması, aşırı su kullanımına ve çevresel sorunlara neden olmaktadır. Ülkemizde suyun fiyatı genellikle sulanan alan ve bitki çeşidine göre belirlenmektedir. Ancak toplanan miktar tahakkuk ettirilenden daha düşük olmaktadır. Sulama alanında, arazi toplulaştırma, tesviye ve drenaj gibi tarla içi geliştirme hizmetleri tamamlanamadığı için sürdürülebilir bir su yönetimi gerçekleştirilememektedir. Kanal şebekelerinin çoğunda ara depolamalar bulunmadığı için özellikle pik dönemler dışında gece sulaması da yapılmadığı için şebekeye verilen sular tahliyeye gitmektedir. Sanat yapılarının eksikliğinden ya da fonksiyonel olmamasından dolayı kanallarda aşırı sedimantasyon birikimi ya da tahribatlar olmaktadır. Bu durum kanallarda bakım-onarım maliyetinin yükselmesine neden olmaktadır. Bu nedenlerle yeni kurulacak sulama sistemlerinde kapalı borulu sistemler tercih edilmelidir. Mevcut sulama şebekelerinde suyun iletimi ve dağıtımı toprak kanal, klasik beton kaplamalı kanal, kanalet ve borulu sistemlerle yapılmaktadır. Sulama şebekelerinde ortalama ’luk bir iletim kaybı belirtilmesine rağmen, uygulamada bu kayıplar çok daha büyük değerlere ulaşmaktadır. Yeni geliştirilen sulama projelerinde borulu sistem kullanımı ile büyük ölçüde su tasarrufu sağlanmış olacaktır. Üreticiler için basınçlı sulama sistemlerine geçmelerine yönelik bazı imkânlar tanınmalıdır. Ayrıca Stratejik bölge ve bitkilerde salma sulamanın yasaklanması, basınçlı sulama sistemlerini uygulayan çiftçilere toprak analizi şartının getirilmesi ve Ziraat Bankası sulama kredilerinin ticari kredi olarak değil, proje kredisi olarak ele alınması gereklidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
SERHAT AYAS
Türkiye’nin Tarımsal Sulamaya Ait Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Bir önceki yazımızda ülkemizin su potansiyelini ve sulama durumunu anlatmıştık. Topraklarımızın % 75’i yüzey sulama sistemleriyle sulandığı ve bu yöntemlerin verimliliği (su kullanım etkinliği) % 30 – 50 arasında olduğunu ve kullanılan enerjinin en az yarısının heba olduğu gerçeğinden söz etmiştik. Yüzey sulama yöntemlerinin kullanılması aşırı su kullanımını da beraberinde getirmektedir. Ülkemizde kullanılan eski sulama şebekelerinin yenilenmesi, aşırı miktarda gübre ve ilaç kullanılması sebebiyle kirlenen yer altı ve yerüstü sularının temizlenmesi, arazi toplulaştırma çalışmalarıyla su iletim ve dağıtım sistemlerinin açık sistemlerden kapalı ve basınçlı sistemlere dönüştürülmesi gereklidir. Üreticilerin Sulama Birlikleri kurarak organizasyon ve yönetim hakkında bilinçlendirilmeleri ve modern sulama yöntemleri konusunda bilgilendirilmeleri şarttır. Ülkemizin su potansiyeli konusunda yeterli olmadığı düşünülürse, sulama, drenaj, atık hatta yağmur sularının yeniden kullanılması konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Yüzey su kaynaklarının fazla olduğu yerlerden suyun kıt olduğu alanlara yönlendirilmesi ve bu yönde teknik çalışmalar ve Master Planların oluşturulmasına bir an önce hız verilmelidir. Çiftçilerin özellikle basınçlı sulama yöntemlerini kullanmalarına yönelik politikalar oluşturulmalıdır. Suyun kıt olduğu ülkelerde artık su yönetimi konusuna önem verilmektedir. Yani su kaynaklarının planlı bir şekilde geliştirilmesi, dağıtılması ve kullanılması olarak tanımlanan Su Yönetimi ülkemizde önem verilmesi gereken bir konu olmalıdır. Ülkemizde sulama yönetiminden DSİ Genel Müdürlüğü ve İl Özel İdareleri-Köye Yönelik Hizmetler Birimi yasal olarak yetkilidir. DSİ Genel Müdürlüğü 2030 yılında 17,6 milyon ekonomik sulanabilir alanın 6,5 milyon hektarını işletmeye açmaya planlamaktadır. Bu miktar ülkemizin kalkınma hızıyla paralel olmadığı, bu değerin 10–12 milyon hektara çıkarılması düşünülmelidir. Ülkemizde sulamada gereğinden fazla su kullanılmaktadır. Sulama şebekelerinde suyun fazla kullanılmasının başlıca nedenlerinden biri, şebekelerde su kayıplarının çok yüksek olmasıdır. Örneğin, 2005 yılı rakamlarına göre, DSİ’ce işletilen ve devredilen sulamalarda net sulama suyu ihtiyacı 4589 m3/ha olmasına karşın, verilen su 10553 m3/ha’dır. Bu rakamlar, ülkemizde hesaplamalarla bulunan sulamada ihtiyacın iki katından fazla su kullanıldığını göstermektedir. Bu gerçekten hareketle, öncelikle tarımda su kayıplarını en aza indirecek su iletim ve dağıtım sistemleri tesis edilmelidir. Bu amaçla, yeni inşa edilecek sulama projelerinde açık kanal-kanalet sistemleri yerine borulu sistemler yapılmalı, tarla sulama sistemlerinde basınçlı sistemler tercih edilmelidir. Türkiye’de sulama suyu fiyatlarının düşük olması tarımda aşırı su kullanımına neden olan faktörlerin başında yer almaktadır. Su fiyatının gerçek değerinden düşük olması, aşırı su kullanımına ve çevresel sorunlara neden olmaktadır. Ülkemizde suyun fiyatı genellikle sulanan alan ve bitki çeşidine göre belirlenmektedir. Ancak toplanan miktar tahakkuk ettirilenden daha düşük olmaktadır. Sulama alanında, arazi toplulaştırma, tesviye ve drenaj gibi tarla içi geliştirme hizmetleri tamamlanamadığı için sürdürülebilir bir su yönetimi gerçekleştirilememektedir. Kanal şebekelerinin çoğunda ara depolamalar bulunmadığı için özellikle pik dönemler dışında gece sulaması da yapılmadığı için şebekeye verilen sular tahliyeye gitmektedir. Sanat yapılarının eksikliğinden ya da fonksiyonel olmamasından dolayı kanallarda aşırı sedimantasyon birikimi ya da tahribatlar olmaktadır. Bu durum kanallarda bakım-onarım maliyetinin yükselmesine neden olmaktadır. Bu nedenlerle yeni kurulacak sulama sistemlerinde kapalı borulu sistemler tercih edilmelidir. Mevcut sulama şebekelerinde suyun iletimi ve dağıtımı toprak kanal, klasik beton kaplamalı kanal, kanalet ve borulu sistemlerle yapılmaktadır. Sulama şebekelerinde ortalama ’luk bir iletim kaybı belirtilmesine rağmen, uygulamada bu kayıplar çok daha büyük değerlere ulaşmaktadır. Yeni geliştirilen sulama projelerinde borulu sistem kullanımı ile büyük ölçüde su tasarrufu sağlanmış olacaktır. Üreticiler için basınçlı sulama sistemlerine geçmelerine yönelik bazı imkânlar tanınmalıdır. Ayrıca Stratejik bölge ve bitkilerde salma sulamanın yasaklanması, basınçlı sulama sistemlerini uygulayan çiftçilere toprak analizi şartının getirilmesi ve Ziraat Bankası sulama kredilerinin ticari kredi olarak değil, proje kredisi olarak ele alınması gereklidir.