SÜNNİLİK VE ŞİİLİK (ŞİA) NE ZAMAN ORTAYA ÇIKMIŞTIR?
Yazının Giriş Tarihi: 08.10.2024 21:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.10.2024 21:18
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ölümünün ardından öncü gruplar, Sakife’de bir araya geldiler. Ensar grubu, halifenin kendilerinden olması gerektiğini düşünüyordu. Çünkü onlar barındırma ve yardım etme gibi meziyetlere sahiptiler ve İslam’ın hamisi, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yardımcısı olmuşlardı. Resulullah’ın (s.a.v.) hilafeti, herhangi bir Arap kabilesi ve ailesine tahsis ettiği görüşünde değildiler. Başta Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) olmak üzere diğer bir grup da hilafetin muhacirlerde olması gerektiğini görüşündeydiler. Çünkü onlar daha önce İslam’a girmişler ve Araplara da ancak Kureyşliler söz geçirebilirdi. Üçüncü grup da hilafetin Beni Haşim’de olması gerektiğini düşünüyordu. Bunlar da Hz. Peygamber’in ailesiydi. Bu yüzden onlar, Hz. Ali b. Ebu Talib’i (r.a.) halife olmasını önerdiler. Hz. Ali (r.a.), o dönemde Haşimoğlularının en seçkin üyesiydi. Aslında tarihe baktığımızda Haşimoğluları Abbasileri, Ümeyyeoğulları da Emevileri temsil eder ki halifelik konusunda iki grup sürekli çekişme halinde olmuştur. Haşimoğluları ve Ümeyyeoğulları aynı zamanda birbirleriyle akrabadır ve Haşim amcayken, Ümeyye onun yeğenidir. Ümeyyeoğullarından önemli isimlerin başında Ebu Sufyan, Muaviye ve Yezid yer almıştır. Ebu Süfyan aynı zamanda Hz. Peygamber’in amcasının oğludur. O dönemde Araplar birbirlerinin akrabaları olmasına rağmen, Hz. Peygamber’e sürekli kötülük yapmış olan Ebu Leheb’in iki oğlu, Hz. Peygamber’in iki kızıyla evlenmiştir. Yani Ebu Leheb’in iki oğlu Utbe ve Uteybe, Peygamberimizin iki kızı olan Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ile aile olmuşlardır.
Her neyse, halifelik konusundaki itilaf uzun sürmemiş Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Emir’in grubu Beni Sai-de Sakifesi toplantısında ağır bastı ve Hz. Ebubekir’e (r.a.) biat edildi. Ensar’dan Sa’d b. Ubade sayılmazsa oy birliği ile Hz. Ebubekir (r.a.) halife seçildi. İşte bu toplantıda Hz. Ebubekir’i destekleyenlere Sünni denilirken, Hz. Ali’yi destekleyenlere sonradan Şia ya da Şii olarak anılmıştır. Hz. Ali (r.a.) hilafeti boyunca Irak’ta kalması Şiiliğin ya da Şia’nın burada gelişmesine neden olmuştur. Gerçi Irak o dönemde farklı kültürlerin barındığı bir yerdir ve İslam’ın içerisine farklı görüşlerin girmesine neden olmuştur. O dönemde Irak’ta, Fars ve Keldani kültürü de hâkimdi. Ayrıca Yunan ve Hint felsefesi de etkisini devam ettiriyordu. Bütün bu inançlara Yahudilik’te eklenince Şii mezhebi çok farklı bir yöne evirilmiştir. O dönemde Sünniler, Şiiler dışında bir de Hariciler de ortaya çıkmıştır. Hariciler Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) döneminde az, Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali döneminde şiddetli bir şekilde çatışmalar yaşamıştır. Hariciler, Hz. Osman (r.a.) karşı çıkmışlar ve ona karşı ciddi muhalefet etmişlerdir. Ayrıca Hz. Ali (r.a.) ile Hariciler arasında, Abdullah b. Zübeyr ile Emeviler arasında, Hariciler ile Emeviler arsında ve Emeviler’le Hz. Ali (r.a.) arasında ciddi anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Bu durumu Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, çok yıllar önce şöyle dillendirmiştir; “Hilafet, benden sonra otuz sene sürecek, sonra ısırıcı bir saltanata dönüşecektir”.
Bu nedenledir ki Osmanlı Sultanları, Hilafet yönünden Araplar tarafından kabul görmemişlerdir. Araplara göre Hilafet sadece ve sadece Kureyş kabilesinden gelen bir kişi tarafından temsil edilmelidir. Ayrıca Hz. Peygamberin yukarıda söylediği söze atıf yapılarak, ilk dört halife döneminde Halifelik çok güzel temsil edilmiş, sonradan gelen halifeler ise kabul görmemiştir. Hz. Ebubekir’in ilk halife olarak kabul edilmesini de Peygamber efendimizin hasta olduğu dönemde namazın kılınmasını Hz. Ebubekir’den istemesi sebebiyledir. Hz. Ebubekir’in halife olmasını istemeyen ve Peygamber Efendimizin soyundan gelen Hz. Ali’yi destekleyenlerin grubuna daha o zaman Şii ya da Şia denmiştir. Sonrasında Hz. Peygamber’e en yakın olanların arasında da bazı farklı görüş ve anlaşmazlıklar olmuştur. Hz. Ebubekir (r.a.) döneminde Ridde savaşlarıyla ortaya çıkan anlaşmazlıklar, sonrasında Cemel ve Sıffin savaşlarıyla daha ciddi durumlara gelinmiştir. Şüphesiz o dönemde herkes İslam’ı kendi penceresi ve yorumuyla daha iyi duruma gelmesi için uğraşıyordu ama yorum farkları sebebiyle bazı çatışmalarda kaçınılmaz hale gelmiştir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
SERHAT AYAS
SÜNNİLİK VE ŞİİLİK (ŞİA) NE ZAMAN ORTAYA ÇIKMIŞTIR?
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ölümünün ardından öncü gruplar, Sakife’de bir araya geldiler. Ensar grubu, halifenin kendilerinden olması gerektiğini düşünüyordu. Çünkü onlar barındırma ve yardım etme gibi meziyetlere sahiptiler ve İslam’ın hamisi, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yardımcısı olmuşlardı. Resulullah’ın (s.a.v.) hilafeti, herhangi bir Arap kabilesi ve ailesine tahsis ettiği görüşünde değildiler. Başta Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) olmak üzere diğer bir grup da hilafetin muhacirlerde olması gerektiğini görüşündeydiler. Çünkü onlar daha önce İslam’a girmişler ve Araplara da ancak Kureyşliler söz geçirebilirdi. Üçüncü grup da hilafetin Beni Haşim’de olması gerektiğini düşünüyordu. Bunlar da Hz. Peygamber’in ailesiydi. Bu yüzden onlar, Hz. Ali b. Ebu Talib’i (r.a.) halife olmasını önerdiler. Hz. Ali (r.a.), o dönemde Haşimoğlularının en seçkin üyesiydi. Aslında tarihe baktığımızda Haşimoğluları Abbasileri, Ümeyyeoğulları da Emevileri temsil eder ki halifelik konusunda iki grup sürekli çekişme halinde olmuştur. Haşimoğluları ve Ümeyyeoğulları aynı zamanda birbirleriyle akrabadır ve Haşim amcayken, Ümeyye onun yeğenidir. Ümeyyeoğullarından önemli isimlerin başında Ebu Sufyan, Muaviye ve Yezid yer almıştır. Ebu Süfyan aynı zamanda Hz. Peygamber’in amcasının oğludur. O dönemde Araplar birbirlerinin akrabaları olmasına rağmen, Hz. Peygamber’e sürekli kötülük yapmış olan Ebu Leheb’in iki oğlu, Hz. Peygamber’in iki kızıyla evlenmiştir. Yani Ebu Leheb’in iki oğlu Utbe ve Uteybe, Peygamberimizin iki kızı olan Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ile aile olmuşlardır.
Her neyse, halifelik konusundaki itilaf uzun sürmemiş Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Emir’in grubu Beni Sai-de Sakifesi toplantısında ağır bastı ve Hz. Ebubekir’e (r.a.) biat edildi. Ensar’dan Sa’d b. Ubade sayılmazsa oy birliği ile Hz. Ebubekir (r.a.) halife seçildi. İşte bu toplantıda Hz. Ebubekir’i destekleyenlere Sünni denilirken, Hz. Ali’yi destekleyenlere sonradan Şia ya da Şii olarak anılmıştır. Hz. Ali (r.a.) hilafeti boyunca Irak’ta kalması Şiiliğin ya da Şia’nın burada gelişmesine neden olmuştur. Gerçi Irak o dönemde farklı kültürlerin barındığı bir yerdir ve İslam’ın içerisine farklı görüşlerin girmesine neden olmuştur. O dönemde Irak’ta, Fars ve Keldani kültürü de hâkimdi. Ayrıca Yunan ve Hint felsefesi de etkisini devam ettiriyordu. Bütün bu inançlara Yahudilik’te eklenince Şii mezhebi çok farklı bir yöne evirilmiştir. O dönemde Sünniler, Şiiler dışında bir de Hariciler de ortaya çıkmıştır. Hariciler Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) döneminde az, Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali döneminde şiddetli bir şekilde çatışmalar yaşamıştır. Hariciler, Hz. Osman (r.a.) karşı çıkmışlar ve ona karşı ciddi muhalefet etmişlerdir. Ayrıca Hz. Ali (r.a.) ile Hariciler arasında, Abdullah b. Zübeyr ile Emeviler arasında, Hariciler ile Emeviler arsında ve Emeviler’le Hz. Ali (r.a.) arasında ciddi anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Bu durumu Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, çok yıllar önce şöyle dillendirmiştir; “Hilafet, benden sonra otuz sene sürecek, sonra ısırıcı bir saltanata dönüşecektir”.
Bu nedenledir ki Osmanlı Sultanları, Hilafet yönünden Araplar tarafından kabul görmemişlerdir. Araplara göre Hilafet sadece ve sadece Kureyş kabilesinden gelen bir kişi tarafından temsil edilmelidir. Ayrıca Hz. Peygamberin yukarıda söylediği söze atıf yapılarak, ilk dört halife döneminde Halifelik çok güzel temsil edilmiş, sonradan gelen halifeler ise kabul görmemiştir. Hz. Ebubekir’in ilk halife olarak kabul edilmesini de Peygamber efendimizin hasta olduğu dönemde namazın kılınmasını Hz. Ebubekir’den istemesi sebebiyledir. Hz. Ebubekir’in halife olmasını istemeyen ve Peygamber Efendimizin soyundan gelen Hz. Ali’yi destekleyenlerin grubuna daha o zaman Şii ya da Şia denmiştir. Sonrasında Hz. Peygamber’e en yakın olanların arasında da bazı farklı görüş ve anlaşmazlıklar olmuştur. Hz. Ebubekir (r.a.) döneminde Ridde savaşlarıyla ortaya çıkan anlaşmazlıklar, sonrasında Cemel ve Sıffin savaşlarıyla daha ciddi durumlara gelinmiştir. Şüphesiz o dönemde herkes İslam’ı kendi penceresi ve yorumuyla daha iyi duruma gelmesi için uğraşıyordu ama yorum farkları sebebiyle bazı çatışmalarda kaçınılmaz hale gelmiştir.