Kirazlıyayla’da yaşanan çöküş, bize bir gerçeği yeniden hatırlattı: Doğa susar ama unutmaz. Toprak yavaş tepki verir ama bedeli ağır olur. Bu mesele artık bir haber başlığı değil; Yenişehir’in geleceği meselesidir. Yetkililere açık çağrımdır: Bu olayın üzeri rutin açıklamalarla kapatılamaz.
Şeffaflık, hız ve kararlılık gerekir. Numune sonuçları kamuoyuna açık biçimde paylaşılmalı; bağımsız bilim insanları sürece dâhil edilmelidir. Sorumluluk zinciri en yukarıdan en aşağıya kadar netleştirilmeli, denetim mekanizmaları kâğıt üzerinde değil sahada işletilmelidir.
Devletin gücü, kriz anında vatandaşa güven vermekle ölçülür. Halka çağrımdır: Bu mesele siyaset üstüdür. Sağ-sol, parti-kimlik tartışmasına sıkışacak bir konu değildir. İçtiğimiz su ortaktır, soluduğumuz hava ortaktır, ektiğimiz toprak ortaktır.
Birlik olmak; bağırmak değil, bilinçli, kararlı ve takipçi olmaktır. Süreci izlemek, soru sormak ve bilimsel veriyi talep etmek en doğal hakkımızdır. Madencilerimize ve sanayicilerimize de sesleniyorum: Bu topraklarda üretim elbette olacaktır.
Ekonomi büyüyecek, istihdam artacaktır. Ancak 21. yüzyıldayız. Dünya standartları artık tercih değil, zorunluluktur. Atık barajı güvenliği, çevresel risk analizi, sürekli izleme sistemleri ve uluslararası sertifikasyonlar maliyet kalemi değil, sürdürülebilirliğin teminatıdır. Çevreyi korumayan üretim modeli uzun vadede zaten kazanamaz. Çünkü güven kaybedildiğinde yatırımın itibarı da kaybolur.
Dünya artık “nasıl üretildiğine” bakıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı konuşulurken, karbon ayak izi hesaplanırken ve çevresel şeffaflık küresel ticaretin parçası olmuşken hâlâ eski reflekslerle hareket edemeyiz. Yenişehir bir tarım havzasıdır. Bu gerçek, bütün planlamaların merkezinde olmak zorundadır.
Buradan net bir çağrı yapıyorum: Yetkililer göreve. Halk birliğe. Madenci ve sanayiciler dünya standartlarında, sağlıklı ve güvenli üretime. Bu topraklar yatırım düşmanı değildir; ihmal düşmanıdır. Bilimle, denetimle ve akılla yürütülen her üretimin arkasında durulur. Ancak toprağı riske atan her anlayışın da karşısında durulur.
Yenişehir’in geleceği; günü kurtaran açıklamalara değil, kalıcı, denetlenebilir ve şeffaf adımlara bağlıdır. Şimdi sorumluluk alma zamanıdır. Çünkü bu toprak hepimizin.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MUSTAFA EFE
Bu Toprak Hepimizin
Kirazlıyayla’da yaşanan çöküş, bize bir gerçeği yeniden hatırlattı: Doğa susar ama unutmaz. Toprak yavaş tepki verir ama bedeli ağır olur. Bu mesele artık bir haber başlığı değil; Yenişehir’in geleceği meselesidir. Yetkililere açık çağrımdır: Bu olayın üzeri rutin açıklamalarla kapatılamaz.
Şeffaflık, hız ve kararlılık gerekir. Numune sonuçları kamuoyuna açık biçimde paylaşılmalı; bağımsız bilim insanları sürece dâhil edilmelidir. Sorumluluk zinciri en yukarıdan en aşağıya kadar netleştirilmeli, denetim mekanizmaları kâğıt üzerinde değil sahada işletilmelidir.
Devletin gücü, kriz anında vatandaşa güven vermekle ölçülür. Halka çağrımdır: Bu mesele siyaset üstüdür. Sağ-sol, parti-kimlik tartışmasına sıkışacak bir konu değildir. İçtiğimiz su ortaktır, soluduğumuz hava ortaktır, ektiğimiz toprak ortaktır.
Birlik olmak; bağırmak değil, bilinçli, kararlı ve takipçi olmaktır. Süreci izlemek, soru sormak ve bilimsel veriyi talep etmek en doğal hakkımızdır. Madencilerimize ve sanayicilerimize de sesleniyorum: Bu topraklarda üretim elbette olacaktır.
Ekonomi büyüyecek, istihdam artacaktır. Ancak 21. yüzyıldayız. Dünya standartları artık tercih değil, zorunluluktur. Atık barajı güvenliği, çevresel risk analizi, sürekli izleme sistemleri ve uluslararası sertifikasyonlar maliyet kalemi değil, sürdürülebilirliğin teminatıdır. Çevreyi korumayan üretim modeli uzun vadede zaten kazanamaz. Çünkü güven kaybedildiğinde yatırımın itibarı da kaybolur.
Dünya artık “nasıl üretildiğine” bakıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı konuşulurken, karbon ayak izi hesaplanırken ve çevresel şeffaflık küresel ticaretin parçası olmuşken hâlâ eski reflekslerle hareket edemeyiz. Yenişehir bir tarım havzasıdır. Bu gerçek, bütün planlamaların merkezinde olmak zorundadır.
Buradan net bir çağrı yapıyorum: Yetkililer göreve. Halk birliğe. Madenci ve sanayiciler dünya standartlarında, sağlıklı ve güvenli üretime. Bu topraklar yatırım düşmanı değildir; ihmal düşmanıdır. Bilimle, denetimle ve akılla yürütülen her üretimin arkasında durulur. Ancak toprağı riske atan her anlayışın da karşısında durulur.
Yenişehir’in geleceği; günü kurtaran açıklamalara değil, kalıcı, denetlenebilir ve şeffaf adımlara bağlıdır. Şimdi sorumluluk alma zamanıdır. Çünkü bu toprak hepimizin.