SON DAKİKA
Hava Durumu

Kalbin Şimdiki Zamanı

Yazının Giriş Tarihi: 01.02.2026 17:17
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.02.2026 17:18

İnsan ne geçmişe dönebilir ne de geleceğe gidebilir. Elinde yalnızca şu an var.

Bir nefeslik zaman… Bir kalp atımı kadar yakın bir ömür…

Ama en az farkında olunan zaman da yine bu “Ân” oluyor. Zihin ya dünde takılı, yahut yarının telaşında. Yürekte taşınan pişmanlıklar geçmişe, korkular ise geleceğe ait… Ve insan, iki zamana da yetişmeye çalışırken kalbini bugünden uzaklaştırıyor.

Ömür seyahatinin molaları kandiller, işte tam burada bir rahmet kapısı gibi aralanıyor.

İnsana geçmişi değiştiremeyeceğini, geleceği garanti edemeyeceğini, ama şu an kalbini değiştirebileceğini hatırlatıyor.

İnsan; “ibnü’l vakt” yani Vaktin çocuğu. Hakikat ne dünün gölgesinde ne yarının sisinde; hakikat, yaşanan ândadır. Allah’a en yakın olunan yer de, tam olarak kişinin içinde bulundu o ândır.

Belki de Berat gecesi bizi tam buraya çağırır:

Dünün yükünü bırakmaya, yarının kaygısını susturmaya ve şimdi kalbi hafifletmeye…

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 53)

Bu ayet, insan ruhunun en karanlık obruklarına inen bir ışıktır. “Çok geç” diyen iç sesimize karşı “Rahmet hâlâ açık” diyen ilahi bir dâvettir. Geçmiş ne kadar ağır olursa olsun, umut kapısının kapanmadığını hatırlatır.

Ama affedilmek isteği tek başına kalbi hafifletmez. Çünkü insan sadece hatalarının değil, kırgınlıklarının da yükünü taşır. Affetmediğimiz her kişi, kalbimizin içinde kapatılmış bir odadır. Ve o odalar çoğaldıkça içimiz daralır.

Kin, insanı geçmişe bağlayan bir zincirdir.

Kaygı ise geleceğe atılmış bir düğüm…

Berat gecesi, işte bu zincirleri çözme gecesidir. Affetmek; yapılanı yok saymak değil, kalbin içindeki düğümü çözmek, zincirleri kırmak, prangalardan kurtulmaktır, affedilmek ise insanın yarına daha hafif yürüyebilmesidir. Her ikisi de insan ruhunda aynı kapıyı açar: Hürriyet ve iç huzuru.

Kur’an’ın,

“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür.” (Zilzâl, 7)

Buyruğuna göre, Küçük sandığımız adımlar aslında büyük kapılar açar. Küçük bir özür, küçük bir helalleşme, küçük bir gönül alma… Bazen bir insanın kaderini, çoğu zaman da insanın kendi iç dünyasını değiştirir. Ve en başta, kişinin kendisine yaptığı iyilik demektir.

Peygamber Efendimiz’in,

“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” İfadesi de affın sadece dilde değil, davranışta da yaşanması gerektiğini gösterir. Bir yükü hafifleten insan, aslında kendi kalbinin ağırlığını da azaltır.

Affetmek, öfkenin ve içsel gerilimin yükünü azaltır. İnsan geçmişin karanlık odalarında dolaşmayı bırakıp bugünün ışığına çıkabilir. Aslında affetmek, karşıdakine verilmiş bir ödül değil; kendimize tanınmış bir özgürlüktür.

Berat gecesi bu yüzden sadece “Allah’ım beni affet” deme gecesi değildir. Aynı zamanda, “Allah’ım kalbimi yumuşat, beni affedebilen kullarından eyle” diyebilme cesaretidir.

Çünkü gerçek berat, sadece günahların silinmesi değil; kalbin içindeki taşların yerinden kalkmasıdır. Ve o hafiflik ne dün mümkündür ne yarın ! Sadece şimdi…

Ve belki de Berat gecesi bize şunu fısıldar:

“Kurtuluş, dün veya henüz gelmemiş yarın da değil; bugün kalbi hafifletmekte gizlidir.”

Çünkü Berat’ın ışığı gökyüzünden inmez. O ışık, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyen ve kalbindeki yükleri bırakmaya cesaret edenlerin içinde, tam da bu anda yanar.

Ve’s-Selâm…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.