Yürümek, koşmak, zıplamak, fırlatmak, yuvarlanmak.. A noktasından B noktasına gitmek yada sadece hareket etmiş olmak için, hepimiz hayatımız boyunca bir adımı diğerinden sonra atıyor, hareket ediyoruz.
Hayatın en büyük belirleyicisi olarak hareket, yürümek ve koşmak gibi en basitinden, bir kişinin yıllar boyunca emekle edindiği özel becerilere, hareket etmek insanın sağlığının hayatta kalmaktan, fit olmasına kadar olan tüm ihtiyaçlarının karşılayıcısı olmuştur. Spor ise, bu ihtiyacın eğlencesi, kimi zaman zorunlu kısmına hazırlayıcısı olarak öne çıkmış, günümüzde ise geçmişteki halinden çok daha farklı bir büyüklük ve şekle dönüşmüş durumda.
Geçmişten beri spor ve spor kategorisine giren aktiviteler her zaman kültür ve hayatın önemli bir parçası olmuştur ancak günümüzdeki ulaşılabilirlik seviyesi yeni bir gelişmedir. Sadece yemek ve barınmak, tarih öncesinden beri yüzyıllarca çoğu insanın günlük hayattaki enerjisini stoğunun en büyük tüketicisiydi. Spor ise, bu zorunluluktan ayrı, kişinin keyfi ve isteği doğrultusunda yaptığı efor aktiviteleriydi. Geçmişte her ne kadar spor faaliyetleri dövüş eğitimi ve avcılık gibi iki amaçlı olsa da, zamanla spor için spor anlayışı öne çıkmıştır.
Bu değişimin en büyük sebebi sanayi devrimi ile başlayan ve günümüze kadar hiç durmadan değişen teknoloji. Sanayileşme ile sadece makinelerin ağır endüstri işlerinde kullanılmasından öte, o zamana kadar bir kişinin günlük hayatta yapması gereken pek çok işi de azalttı.
Ancak 20. yüzyılın başlarında hakim olan, sadece sonraki yeni yüzyılda insanların yapması gereken hiçbir iş olmayacağı hayalleri ne yazık ki gerçekleşmedi. İnsanlar tarihte her dönemde olduğu gibi yaşamak için çalışmaya devam etmekte. Her ne kadar çoğu yönden yaşam kolaylaşmış olsa da, pek çok yeni sorun eskileri ile yer değişti.
Ekonomide farklı alanlara bakıldığında, masa başı ve masaya-ulaşım yaşamı, çoğu kişinin hareketsiz, kapalı alanlara kısılı bir hayata zorunlu tutuyor. Daha kötüsü ise, milyonlarca insanın çalıştığı işler, sınırlanmaya ek olarak fiziksel bir zorlanmayı da dahil ediyor. Böyle bir ortamda elbette spor ve sağlık için hareket geri plana düşmekte.
Yine de genel oranlara bakıldığında, sağlık için bilinçli hareket hiç olmadığı kadar popüler durumda. İnsanlar ellerinde olan boş vakitlerde dışarıya çıkmak için bahane ve sebepler yaratmakta ve sporun, özellikle sağlık için yapılan sporun önemi genel halk tarafından bilinir durumda.
Her yıl Haziran’ın ilk çarşambası Dünya Koşu Günü bu bilinirliğin daha da artması ve henüz hayatında belirli bir hareket alışkanlığı kazanamamış kişiler için bir harekete geçirme girişimi olarak kutlanmakta.
Bu sene 3 Haziran’a denk gelen gün, aynı zamanda hem spor hemde ulaşım için en sık kullanılan, öyle ki neredeyse görünmez hale gelen bisikletin de günü.
Tarihteki iki tekerlekli ulaşımın ilk makinesi, ‘koşu makinesi’ adıyla ortaya çıkmıştır. İlk kez halka 1817 yılında sunulmuş, ilk başta bugün bisikletin belki de en önemli parçası olan pedallar bu aşamada henüz yoktur. Tam anlamıyla bir koşu makinesi olarak, sürücü oturduktan sonra bacaklarını yerden ivme kazanmak için kullanıyor ve kollarıyla yolunu değiştiriyordu. Bugün kullandığımız pedallı ve zincirli bisiklet, ilk icadından yaklaşık 30 yıl sonra modern şeklini almıştır.
Bisiklet sürmek ve koşmak, günümüzdeki şartlarda bir kişinin yapabileceği en basit, alışkanlık kazanması en kolay sporlardan biri. Evet her geçen gün hepimizin yaşadığımız hayat tarzından dolayı yorgunluğumuz devam etmekte, hatta artmakta. Ancak iyi hareket, bizi uyuşukluktan uzaklaştıran hareket, en sonunda yorulmaya değer.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Yormayan Hareket
Yürümek, koşmak, zıplamak, fırlatmak, yuvarlanmak.. A noktasından B noktasına gitmek yada sadece hareket etmiş olmak için, hepimiz hayatımız boyunca bir adımı diğerinden sonra atıyor, hareket ediyoruz.
Hayatın en büyük belirleyicisi olarak hareket, yürümek ve koşmak gibi en basitinden, bir kişinin yıllar boyunca emekle edindiği özel becerilere, hareket etmek insanın sağlığının hayatta kalmaktan, fit olmasına kadar olan tüm ihtiyaçlarının karşılayıcısı olmuştur. Spor ise, bu ihtiyacın eğlencesi, kimi zaman zorunlu kısmına hazırlayıcısı olarak öne çıkmış, günümüzde ise geçmişteki halinden çok daha farklı bir büyüklük ve şekle dönüşmüş durumda.
Geçmişten beri spor ve spor kategorisine giren aktiviteler her zaman kültür ve hayatın önemli bir parçası olmuştur ancak günümüzdeki ulaşılabilirlik seviyesi yeni bir gelişmedir. Sadece yemek ve barınmak, tarih öncesinden beri yüzyıllarca çoğu insanın günlük hayattaki enerjisini stoğunun en büyük tüketicisiydi. Spor ise, bu zorunluluktan ayrı, kişinin keyfi ve isteği doğrultusunda yaptığı efor aktiviteleriydi. Geçmişte her ne kadar spor faaliyetleri dövüş eğitimi ve avcılık gibi iki amaçlı olsa da, zamanla spor için spor anlayışı öne çıkmıştır.
Bu değişimin en büyük sebebi sanayi devrimi ile başlayan ve günümüze kadar hiç durmadan değişen teknoloji. Sanayileşme ile sadece makinelerin ağır endüstri işlerinde kullanılmasından öte, o zamana kadar bir kişinin günlük hayatta yapması gereken pek çok işi de azalttı.
Ancak 20. yüzyılın başlarında hakim olan, sadece sonraki yeni yüzyılda insanların yapması gereken hiçbir iş olmayacağı hayalleri ne yazık ki gerçekleşmedi. İnsanlar tarihte her dönemde olduğu gibi yaşamak için çalışmaya devam etmekte. Her ne kadar çoğu yönden yaşam kolaylaşmış olsa da, pek çok yeni sorun eskileri ile yer değişti.
Ekonomide farklı alanlara bakıldığında, masa başı ve masaya-ulaşım yaşamı, çoğu kişinin hareketsiz, kapalı alanlara kısılı bir hayata zorunlu tutuyor. Daha kötüsü ise, milyonlarca insanın çalıştığı işler, sınırlanmaya ek olarak fiziksel bir zorlanmayı da dahil ediyor. Böyle bir ortamda elbette spor ve sağlık için hareket geri plana düşmekte.
Yine de genel oranlara bakıldığında, sağlık için bilinçli hareket hiç olmadığı kadar popüler durumda. İnsanlar ellerinde olan boş vakitlerde dışarıya çıkmak için bahane ve sebepler yaratmakta ve sporun, özellikle sağlık için yapılan sporun önemi genel halk tarafından bilinir durumda.
Her yıl Haziran’ın ilk çarşambası Dünya Koşu Günü bu bilinirliğin daha da artması ve henüz hayatında belirli bir hareket alışkanlığı kazanamamış kişiler için bir harekete geçirme girişimi olarak kutlanmakta.
Bu sene 3 Haziran’a denk gelen gün, aynı zamanda hem spor hemde ulaşım için en sık kullanılan, öyle ki neredeyse görünmez hale gelen bisikletin de günü.
Tarihteki iki tekerlekli ulaşımın ilk makinesi, ‘koşu makinesi’ adıyla ortaya çıkmıştır. İlk kez halka 1817 yılında sunulmuş, ilk başta bugün bisikletin belki de en önemli parçası olan pedallar bu aşamada henüz yoktur. Tam anlamıyla bir koşu makinesi olarak, sürücü oturduktan sonra bacaklarını yerden ivme kazanmak için kullanıyor ve kollarıyla yolunu değiştiriyordu. Bugün kullandığımız pedallı ve zincirli bisiklet, ilk icadından yaklaşık 30 yıl sonra modern şeklini almıştır.
Bisiklet sürmek ve koşmak, günümüzdeki şartlarda bir kişinin yapabileceği en basit, alışkanlık kazanması en kolay sporlardan biri. Evet her geçen gün hepimizin yaşadığımız hayat tarzından dolayı yorgunluğumuz devam etmekte, hatta artmakta. Ancak iyi hareket, bizi uyuşukluktan uzaklaştıran hareket, en sonunda yorulmaya değer.