Dünya üzerinde pek çok canlı farklı şekillerde yaşamını sürdürür. Bazı türler bireylerin yalnız yaşadığı, türünün diğer üyeleriyle belirli zamanlarda buluştuğu şekillerde yaşar, bazılarıda küçük yada büyük, diğer bireylerle beraber oluşturdukları gruplarla yaşarlar.
İnsanlar eski tarihlerden beri en küçük çekirdek aile boyutundan zamanla milyonların beraber yaşadığı şehirlere kadar insanlar her zaman beraber yaşamıştır. Bu hem güvenlik için bir gereksinimi karşılama, hem de sosyal varlıklar olarak insanların kaliteli bir hayat yaşaması için ihtiyaçlarından biri olmuştur.
Toplum ve topluluk, bu nedenlerle her zaman insan yaşamıyla doğrudan bağlantılı kavramlar olagelmiştir. Küçük yada büyük sayılarda, diğer insanlarla beraber yaşamak özellikle eski çağlarda negatif yönlerinin az, pozitif katkılarının oldukça fazla olduğu bir uygulamaydı.
Genel olarak tarih boyunca bireysellik kavramının gelişmesi ve doğadan gelen tehlikelerin azalması sonucunda, toplumda yaşamanın beraberinde getirdiği bazı fedakarlıklar daha öne çıkmaya başlamıştır. En basitinden genel nezaket kurallarından belirli derecede özel hayatın toplum tarafından etkisi ilk akla gelen fedakarlıklar olsada, küçük yada büyük boyutu farketmeden- toplumların işleyebilmesi için her zaman en büyük fedakarlık kişinin yönetilmeyi kabul etmesi fedakarlığıdır.
Her toplumu, ne şekilde yönetilirse yönetilsin, en temel şekilde ayıran ayrım her zaman yönetenler ve yönetilenler ayrımı olmuştur. Liderlik kavramı hayvanlardan insanlara, toplu halde yaşayan her canlı sürüsü için en önemli şeylerden biridir. Hayvanlarda çoğu zaman liderlik görevi sanılanın aksine en saldırgan, diğerlerini alt eden üyelere ait değildir. Çoğunlukla liderlik konumu en yaşlı -yani tecrübeli üyelerin sürüyü yönlendirdiği şekilde işler.
İnsanlarda ise sadece tür olarak bile hayvanlardan çok daha kompleks varlıklar olduğu için, toplumlar en erken yerleşimlerde bile sadece hayatta kalma ihtiyacının ötesinde bir işlev görmüş, liderlik ve yönetilme dinamikleri çok farklı şekilde işlemiştir.
Meşrûtiyet, her grupta liderlik sahipliğini belirleyen yegane şeydir. Toplumun kim tarafından yönetilmeyi seçmesi yada farklı yollarla kabullenmesi yoluyla elde edilir. Ve tarih boyunca toplumlar büyüdükçe bu liderlik sahipliği için yapılan savaşlar farklılaşacak, bir yöntem eskidiyse yenisi ortaya çıkacaktır.
Bu değişimin etkisini özellikle sanatsal yönden incelemek oldukça ilginç ayrıntıları ortaya çıkarmakta. Liderliğin genel olarak sadece o günü kurtarmak üzerine kurulu olduğu dönemlerde sanat daha kamusal, herkesi doğrudan ilgilendiren, hatta çoğu zaman insanların odakta olmadığı eserler.
Av sahneleri, özellikle mağara resimlerinde öne çıkmaktadır. Burada insanlar arasında kurulmuş, iş bölümü yapılan bir toplumun varlığı öne çıkmakla birlikte, sanatın konusu bu grubun içindeki belirli üyeleri öne çıkarmak değil, grubun toplu amacını öne çıkarmaktır.
İlk köy ve şehre dönmeye başlayan yerleşmelerde bulunan eserlerde de belirli, ismi ve kişiliği öne çıkan karakterlerdense, yapılan gelenekler öne çıkmaktadır. Bulunan insan şekilli heykelcik ve resimler belirli bir kişiyi sembolize etmektense, tüm insanlığı sembolize eden eserler olarak öne çıkmaktadır.
Mezopotamya, Mısır ve Anadolu, dünya üzerinde toplumların büyüdüğü, artık ilk defa krallıklara dönecek kadar nüfusun oluştuğu ilk yerlerdir. Bu gelişmeyle beraberlik defa toplumlardaki yöneten ve yönetilen kavramı da gerçek anlamda ortaya çıkar.
Yönetenin yönetilene olan vaadi genellikle kazanılan savaşlar, elde edilen topraklar ve sonrasında refahtır. Ancak çok geçmeden bu her kaynağın ilk önce bir otoriteden geçerek toplumun kalanına verilmesine evrilmiştir.
Sümerler tarihteki ilk düzenli krallık olarak ortaya çıkar. Aynı dönemlerde Mısır’ın tüm kültürü yöneten ve yönetilenler çerçevesinde gelişir. İlginçtir ki insanların ilk kez kurduğu medeniyetlerin medeniyet sayılması için ana ölçüt ilk gerçek yönetici sınıfının ortaya çıkması ile tanımlanmıştır.
İlk kez sanatta bir propaganda aracı olarak bu dönemlerde ortaya çıkmıştır. Tarihin yazılmaya başlaması büyük ölçüde yöneticilerin başarılarının belgelenmesi ve aktarılması üzerinden şekillenmiştir. Şu an yaşadığımız hayatlarla binlerce yıl öncesindeki hayatlar hem çok farklı ama hala bir o kadar da aynı olmaya devam ediyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Yönetim
Dünya üzerinde pek çok canlı farklı şekillerde yaşamını sürdürür. Bazı türler bireylerin yalnız yaşadığı, türünün diğer üyeleriyle belirli zamanlarda buluştuğu şekillerde yaşar, bazılarıda küçük yada büyük, diğer bireylerle beraber oluşturdukları gruplarla yaşarlar.
İnsanlar eski tarihlerden beri en küçük çekirdek aile boyutundan zamanla milyonların beraber yaşadığı şehirlere kadar insanlar her zaman beraber yaşamıştır. Bu hem güvenlik için bir gereksinimi karşılama, hem de sosyal varlıklar olarak insanların kaliteli bir hayat yaşaması için ihtiyaçlarından biri olmuştur.
Toplum ve topluluk, bu nedenlerle her zaman insan yaşamıyla doğrudan bağlantılı kavramlar olagelmiştir. Küçük yada büyük sayılarda, diğer insanlarla beraber yaşamak özellikle eski çağlarda negatif yönlerinin az, pozitif katkılarının oldukça fazla olduğu bir uygulamaydı.
Genel olarak tarih boyunca bireysellik kavramının gelişmesi ve doğadan gelen tehlikelerin azalması sonucunda, toplumda yaşamanın beraberinde getirdiği bazı fedakarlıklar daha öne çıkmaya başlamıştır. En basitinden genel nezaket kurallarından belirli derecede özel hayatın toplum tarafından etkisi ilk akla gelen fedakarlıklar olsada, küçük yada büyük boyutu farketmeden- toplumların işleyebilmesi için her zaman en büyük fedakarlık kişinin yönetilmeyi kabul etmesi fedakarlığıdır.
Her toplumu, ne şekilde yönetilirse yönetilsin, en temel şekilde ayıran ayrım her zaman yönetenler ve yönetilenler ayrımı olmuştur. Liderlik kavramı hayvanlardan insanlara, toplu halde yaşayan her canlı sürüsü için en önemli şeylerden biridir. Hayvanlarda çoğu zaman liderlik görevi sanılanın aksine en saldırgan, diğerlerini alt eden üyelere ait değildir. Çoğunlukla liderlik konumu en yaşlı -yani tecrübeli üyelerin sürüyü yönlendirdiği şekilde işler.
İnsanlarda ise sadece tür olarak bile hayvanlardan çok daha kompleks varlıklar olduğu için, toplumlar en erken yerleşimlerde bile sadece hayatta kalma ihtiyacının ötesinde bir işlev görmüş, liderlik ve yönetilme dinamikleri çok farklı şekilde işlemiştir.
Meşrûtiyet, her grupta liderlik sahipliğini belirleyen yegane şeydir. Toplumun kim tarafından yönetilmeyi seçmesi yada farklı yollarla kabullenmesi yoluyla elde edilir. Ve tarih boyunca toplumlar büyüdükçe bu liderlik sahipliği için yapılan savaşlar farklılaşacak, bir yöntem eskidiyse yenisi ortaya çıkacaktır.
Bu değişimin etkisini özellikle sanatsal yönden incelemek oldukça ilginç ayrıntıları ortaya çıkarmakta. Liderliğin genel olarak sadece o günü kurtarmak üzerine kurulu olduğu dönemlerde sanat daha kamusal, herkesi doğrudan ilgilendiren, hatta çoğu zaman insanların odakta olmadığı eserler.
Av sahneleri, özellikle mağara resimlerinde öne çıkmaktadır. Burada insanlar arasında kurulmuş, iş bölümü yapılan bir toplumun varlığı öne çıkmakla birlikte, sanatın konusu bu grubun içindeki belirli üyeleri öne çıkarmak değil, grubun toplu amacını öne çıkarmaktır.
İlk köy ve şehre dönmeye başlayan yerleşmelerde bulunan eserlerde de belirli, ismi ve kişiliği öne çıkan karakterlerdense, yapılan gelenekler öne çıkmaktadır. Bulunan insan şekilli heykelcik ve resimler belirli bir kişiyi sembolize etmektense, tüm insanlığı sembolize eden eserler olarak öne çıkmaktadır.
Mezopotamya, Mısır ve Anadolu, dünya üzerinde toplumların büyüdüğü, artık ilk defa krallıklara dönecek kadar nüfusun oluştuğu ilk yerlerdir. Bu gelişmeyle beraberlik defa toplumlardaki yöneten ve yönetilen kavramı da gerçek anlamda ortaya çıkar.
Yönetenin yönetilene olan vaadi genellikle kazanılan savaşlar, elde edilen topraklar ve sonrasında refahtır. Ancak çok geçmeden bu her kaynağın ilk önce bir otoriteden geçerek toplumun kalanına verilmesine evrilmiştir.
Sümerler tarihteki ilk düzenli krallık olarak ortaya çıkar. Aynı dönemlerde Mısır’ın tüm kültürü yöneten ve yönetilenler çerçevesinde gelişir. İlginçtir ki insanların ilk kez kurduğu medeniyetlerin medeniyet sayılması için ana ölçüt ilk gerçek yönetici sınıfının ortaya çıkması ile tanımlanmıştır.
İlk kez sanatta bir propaganda aracı olarak bu dönemlerde ortaya çıkmıştır. Tarihin yazılmaya başlaması büyük ölçüde yöneticilerin başarılarının belgelenmesi ve aktarılması üzerinden şekillenmiştir. Şu an yaşadığımız hayatlarla binlerce yıl öncesindeki hayatlar hem çok farklı ama hala bir o kadar da aynı olmaya devam ediyor.