Bağlı olmak nedir? İlk ve gerçek anlamı oldukça sade ve basit; bir canlı yada şeyin, bir başka varlığa bir ip, zincir gibi bir bağ ile bağlanması, iliştirilmesidir. Ancak bağlanmak, bağlı olmak sadece fiziksel bir sınırlamadan öteye geçebilir. İple, zincirle bağlı olmasa bile, bir insanı bir yerden gitmesini alıkoyan bir bağ var olabilir.
Bir kişinin en büyük bağı hayatını kurduğu, yaşadığı yerdedir. Sosyal çevresinin, işinin ve bir bireyin kişisel hayatının merkezi olarak, evinin bulunduğu yerdir. Bir kişinin hayatının tam bir hayat olarak sayılması için gereken tüm basamakların, yani en temel ihtiyaçlardan, sosyal ve kişisel kabul ve başarıları elde etmesi için gereken her şeyin bir arada bulunduğu bir ekosistemdir hatta.
Her bireyin kaliteli bir yaşam yaşamak için hakkı vardır. Sadece temel ihtiyaçlarının en minimum şekilde karşılanması bir insanın hayatta kalması için yeterlidir, evet. Ancak bir kişinin kendine ve yaşadığı topluma yararlı olması, sadece hayatta kalması değil, yaşaması için bundan fazlası gereklidir.
En temel ihtiyaçlardan biri olarak barınma ihtiyacının karşılığı ev, kategorik olarak dört duvar ve bir çatıdan, hatta mağaradan, malikane ve saraylara kadar insanın barınma ihtiyacını karşılayan tüm yapı ve mekanları kapsar. Ancak aralarındaki imkan ve konfor farkları her zaman bariz bir fark olarak öne çıkar ve çoğu zaman kişinin hayat kalitesinin en büyük belirleyicilerinden biridir.
Bugün metropollerden en ücra köylere, insana saygısı tartışılır pek çok yapıya milyonlarca insan ‘evim’ demekte. Dünyanın en zengin şehirlerinde herhangi bir nedenler yaşarken yeterince zengin olmayan çoğu kişi bu yerlerde yaşamlarını sürdürmek için çoğu zaman bakımsız binalarda ve tehlikeli mahallelerde, yada metrekare olarak tabuttan hallice, ismi ‘daire’ konmuş apartman boşluklarında kalmak zorunda.
Hong Kong’taki ‘kutu evler’, yaklaşık 1,5 metrekarelik alanları dolayısıyla ‘tabut evler’ olarakta bilinmekte. Bir kaç sene önce uç noktada bir örnek olarak gösterilirken, artık kalabalık ve pahalı pek çok metropolde, gerçek bir daire yerine bütçe dostu bir alternatif olarak gösterilmeye başlandı. New York yada Paris gibi şehirlerde tek pencereli, bir yatak ve dolabın ancak sığacağı, tam anlamıyla ‘apartman boşluğu’ bir alan, Hong Kong’un tabut evlerinden hallice olmasına karşın başka bir şehirde ortalama bir dairenin kirasına yakın bir fiyat istemekte.
Bu olaya karşı çıkıldığında ise ‘bu şehrin değeri böyle’ cevabı verilmekte, arz-talep ilişkisi adeta bir bahane olarak öne sürülmekte. Ekonominin doğal bir hareketi olduğu söylense de bu duruma giden süreçteki tüm olay ve dinamiklerin etkisi göz önüne alınmamakta.
Ünlülerin devasa evlerini, hatta malikanelerini hayranlarına açtıkları ev turları oldukça popüler programlardan biri. Bu evlerin en büyüklerinin içinde bulunduğu spor ve eğlence alanları, hatta en zenginlerinin resmen kamu alanlarını taklit eden özel mekanlara sahip olması hem bu elit kesimin kendini toplumun kalan bütününden soyutlayıp ayırmasının bir örneği, hemde çoğunun bu programlarla evlerinin maddi değerini arttırdığı da bir gerçek. Çoğu bu programlar sonrasında alındığından çok daha pahalı bir fiyata satılmakta.
Bir kaç gün önce tüm dünyada kullanılan Airbnb şirketi, ev sahiplerinin ve konukların arasındaki sınırları yeniden gözden geçirdi. Bunun sonucunda en turistik, kalabalık ve dolayısıyla yaşamın yerli insanlar için en pahalı olduğu şehirlerde pek çok evi boş tutan, bu evlerde kısa sürede çok para kazanmak isteyen ev sahiplerine bazı kısıtlamalar geldi.
Bunun sonucunda pek çok ev sahibinden karşı çıkışlar yaşandı ve hala devam etmekte. Ancak bu durum ev sahipliği gibi en temel ihtiyaçlardan birinin bir yatırım aracı olarak görülmesine sistemsel bir izin verildiğinde ortaya çıkan manzara.
Barınma gibi en temel ihtiyaçlardan birinin her bir kişinin sahip olmasının sağlanmadan buna izin verilmesi asıl sorun. Her insanın barınma ihtiyacı giderilmeden, ‘yattığı yerden değerlenen’ evlerin varlığı insanlığın kendiyle uyuşmayan bir şey.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
EDA SARI
Yatan Ev
Bağlı olmak nedir? İlk ve gerçek anlamı oldukça sade ve basit; bir canlı yada şeyin, bir başka varlığa bir ip, zincir gibi bir bağ ile bağlanması, iliştirilmesidir. Ancak bağlanmak, bağlı olmak sadece fiziksel bir sınırlamadan öteye geçebilir. İple, zincirle bağlı olmasa bile, bir insanı bir yerden gitmesini alıkoyan bir bağ var olabilir.
Bir kişinin en büyük bağı hayatını kurduğu, yaşadığı yerdedir. Sosyal çevresinin, işinin ve bir bireyin kişisel hayatının merkezi olarak, evinin bulunduğu yerdir. Bir kişinin hayatının tam bir hayat olarak sayılması için gereken tüm basamakların, yani en temel ihtiyaçlardan, sosyal ve kişisel kabul ve başarıları elde etmesi için gereken her şeyin bir arada bulunduğu bir ekosistemdir hatta.
Her bireyin kaliteli bir yaşam yaşamak için hakkı vardır. Sadece temel ihtiyaçlarının en minimum şekilde karşılanması bir insanın hayatta kalması için yeterlidir, evet. Ancak bir kişinin kendine ve yaşadığı topluma yararlı olması, sadece hayatta kalması değil, yaşaması için bundan fazlası gereklidir.
En temel ihtiyaçlardan biri olarak barınma ihtiyacının karşılığı ev, kategorik olarak dört duvar ve bir çatıdan, hatta mağaradan, malikane ve saraylara kadar insanın barınma ihtiyacını karşılayan tüm yapı ve mekanları kapsar. Ancak aralarındaki imkan ve konfor farkları her zaman bariz bir fark olarak öne çıkar ve çoğu zaman kişinin hayat kalitesinin en büyük belirleyicilerinden biridir.
Bugün metropollerden en ücra köylere, insana saygısı tartışılır pek çok yapıya milyonlarca insan ‘evim’ demekte. Dünyanın en zengin şehirlerinde herhangi bir nedenler yaşarken yeterince zengin olmayan çoğu kişi bu yerlerde yaşamlarını sürdürmek için çoğu zaman bakımsız binalarda ve tehlikeli mahallelerde, yada metrekare olarak tabuttan hallice, ismi ‘daire’ konmuş apartman boşluklarında kalmak zorunda.
Hong Kong’taki ‘kutu evler’, yaklaşık 1,5 metrekarelik alanları dolayısıyla ‘tabut evler’ olarakta bilinmekte. Bir kaç sene önce uç noktada bir örnek olarak gösterilirken, artık kalabalık ve pahalı pek çok metropolde, gerçek bir daire yerine bütçe dostu bir alternatif olarak gösterilmeye başlandı. New York yada Paris gibi şehirlerde tek pencereli, bir yatak ve dolabın ancak sığacağı, tam anlamıyla ‘apartman boşluğu’ bir alan, Hong Kong’un tabut evlerinden hallice olmasına karşın başka bir şehirde ortalama bir dairenin kirasına yakın bir fiyat istemekte.
Bu olaya karşı çıkıldığında ise ‘bu şehrin değeri böyle’ cevabı verilmekte, arz-talep ilişkisi adeta bir bahane olarak öne sürülmekte. Ekonominin doğal bir hareketi olduğu söylense de bu duruma giden süreçteki tüm olay ve dinamiklerin etkisi göz önüne alınmamakta.
Ünlülerin devasa evlerini, hatta malikanelerini hayranlarına açtıkları ev turları oldukça popüler programlardan biri. Bu evlerin en büyüklerinin içinde bulunduğu spor ve eğlence alanları, hatta en zenginlerinin resmen kamu alanlarını taklit eden özel mekanlara sahip olması hem bu elit kesimin kendini toplumun kalan bütününden soyutlayıp ayırmasının bir örneği, hemde çoğunun bu programlarla evlerinin maddi değerini arttırdığı da bir gerçek. Çoğu bu programlar sonrasında alındığından çok daha pahalı bir fiyata satılmakta.
Bir kaç gün önce tüm dünyada kullanılan Airbnb şirketi, ev sahiplerinin ve konukların arasındaki sınırları yeniden gözden geçirdi. Bunun sonucunda en turistik, kalabalık ve dolayısıyla yaşamın yerli insanlar için en pahalı olduğu şehirlerde pek çok evi boş tutan, bu evlerde kısa sürede çok para kazanmak isteyen ev sahiplerine bazı kısıtlamalar geldi.
Bunun sonucunda pek çok ev sahibinden karşı çıkışlar yaşandı ve hala devam etmekte. Ancak bu durum ev sahipliği gibi en temel ihtiyaçlardan birinin bir yatırım aracı olarak görülmesine sistemsel bir izin verildiğinde ortaya çıkan manzara.
Barınma gibi en temel ihtiyaçlardan birinin her bir kişinin sahip olmasının sağlanmadan buna izin verilmesi asıl sorun. Her insanın barınma ihtiyacı giderilmeden, ‘yattığı yerden değerlenen’ evlerin varlığı insanlığın kendiyle uyuşmayan bir şey.