Tüm canlılar hareket halindedir. Hareket hayatla eşdeğerdir. Hayatta olmakla bu kadar bağdaştığı için hareket çoğunlukla üstünde hiç düşünmediğimiz, hatta eksikliğini yada zorluğunu hissedene kadar varlığına yeterince minnettar olmadığımız bir şeydir.
Hareket etmek sadece vücudumuzun sahip olduğu bir beceri değil, sağlığımızında en büyük göstergesi, istenen sonucudur. Kendimizi hem fiziksel hemde mental olarak iyi hissetmemiz için harekette olmamız, harekette olmak içinde sağlıklı bir vücuda sahip olmamız gerektiğinden, birbirini tamamlayıcı durumdadırlar. Gündelik yaşam hareketlerimize ek olarak spor yapmak bu nedenle oldukça önemli. Her ne kadar yaşam hareket demek olsada, sadece hareket amacıyla yaptığımız hareket yani spor, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu geliştirici ve vücut sistemlerimizi rahatlatıcı eforu sarf etmesini sağlar.
Günümüzde ortalama bir insanın günlük yaşamdaki sağlıklı hareketi geçmiş dönemlerde yaşamış insanlarda karşılaştırıldığında oldukça az. Mesleklerin önemli bir çoğunluğu masa başında insanı belirli bir şekilde tutucu yada çalışanı fiziksel olarak yoran ancak vücuda herhangi bir yararı dokunmayan ağır işler. Öğrenciler bile her yaş grubunda ya bir sonraki sınavlarına hazırlanmakla yada sınıflarını geçmekle meşgul.
Neredeyse her yaş grubu doğal olarak kalan değerli boş vakitlerinde dinlenmek yada başka ilgi alanlarıyla ilgilenmek istemekte. Eğer kişinin hobisi yada ilgi alanı doğrudan bir spor branşı değilse bu alışkanlığı özellikle yetişkinlikte kazanmak oldukça zor oluyor. Yinede bu alışkanlığı kazanmak imkansız değil.
Sadece belirli bir süre yürümek bile sıfır spordan daha iyidir. Belli bir düzene oturtulduğunda az yoğunlukta bile olsa bu kazanılan bir alışkanlıktır. Bundan sonrası sadece kazanılanı kaybetmemek, mümkünse dozu yavaşça arttırmak ya da farklı spor branşları ile kazanılan kondisyonu daha da ilerletmektir.
Spor sadece fiziksel iyiliğimize ek olarak, doğru alanlarda bize yeni bir sosyal ağ da sunar. Çoğu spor branşının çevresinde oluşmuş bir kitle vardır. Burada sporun profesyonel kısmının hayran topluluğundan sporu amatörce yapanlara kadar, sizin de ilginizi çeken bir bölümü ve insanları mutlaka vardır.
Neredeyse varlığı bile bilinmeyen oldukça küçük hayran ve sporcu kitleli sporlar da var. Olimpiyatlarda körling, (curling) sporunun hayran ve oyuncu kitlesi diğer sporlarla karşılaştırıldığında oldukça küçük bir boyutta. Oyun buz üstünde oynanan, amacın ringin ortasında çizilmiş hedefe granitten yapılmış bir taşı kaydırarak isabet ettirmektir. Daha çok taş giderken onun önünde buzu süpüren oyuncuların videoları ara ara internette viral olmakta ve kendi kitlesinin dışına çıktığında genellikle yorumlar negatif oluyor.
Ancak sporda olay çoğunlukla sadece hareket etmek değil. Oyun ve sporun en büyük ortak noktası olan eğlence de çok önemli. Sporda rekabet ve bu rekabet çevresindeki hayranlık kültürü bütünün sadece kısmı. Sporun her zaman iki ana amacı hareket ve eğlence olarak, yaptığınız sporun ne kadar farklı yada küçük bir topluluğu olması önemli değil, eğer size eğlence ve hareketi aynı anda veriyorsa bu o sporun yapılması için yeterli bir neden.
Spor katılım ve profesyonel olarak ayrılmakta, katılım kısmı spor yapmak isteyen herkes, profesyonel kısmı ise bir sporun en zor ve üst seviyelerine ulaşmak için genellikle hayatlarını bu amaç doğrultusunda şekillendiren sporcuları ifade etmekte. Spor çevresinde gelişen hayran kültürüyle çoğunlukla bu iki grup birbirinden beslenmekte. Profesyonel kısmı yeni hayranlar ve adayların o spora başlamasının bir nedeni ve karşılık olarakta beceri sahibi çoğu fan bir gün o sporun profesyonelleri arasına girmekte.
Spor branşları ve çevresinde şekillenen ortamlar çoğu zaman spora karşı bakış açımızı etkilemekte. Yaptığınız spor her ne kadar küçük, ‘saçma’ yada kötü şekilde bile yapılsa, size kazandırdığı en ufak olumlu kazanımı için yapılmaya değer. Çünkü spor hareket için yapılır ve hareket her zaman ilk önce her insanın bir becerisi ve ihtiyacıdır. İyi yapılmaya değer bir şey, az biraz da olsa yapılmaya değerdir. Önemli olan bizi biraz olsun harekete, etrafımıza bakınmaya, hayatımızı bir nebze daha dolu dolu yaşamamızı sağlayacaksa.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Yaşam Hareketi
Tüm canlılar hareket halindedir. Hareket hayatla eşdeğerdir. Hayatta olmakla bu kadar bağdaştığı için hareket çoğunlukla üstünde hiç düşünmediğimiz, hatta eksikliğini yada zorluğunu hissedene kadar varlığına yeterince minnettar olmadığımız bir şeydir.
Hareket etmek sadece vücudumuzun sahip olduğu bir beceri değil, sağlığımızında en büyük göstergesi, istenen sonucudur. Kendimizi hem fiziksel hemde mental olarak iyi hissetmemiz için harekette olmamız, harekette olmak içinde sağlıklı bir vücuda sahip olmamız gerektiğinden, birbirini tamamlayıcı durumdadırlar. Gündelik yaşam hareketlerimize ek olarak spor yapmak bu nedenle oldukça önemli. Her ne kadar yaşam hareket demek olsada, sadece hareket amacıyla yaptığımız hareket yani spor, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu geliştirici ve vücut sistemlerimizi rahatlatıcı eforu sarf etmesini sağlar.
Günümüzde ortalama bir insanın günlük yaşamdaki sağlıklı hareketi geçmiş dönemlerde yaşamış insanlarda karşılaştırıldığında oldukça az. Mesleklerin önemli bir çoğunluğu masa başında insanı belirli bir şekilde tutucu yada çalışanı fiziksel olarak yoran ancak vücuda herhangi bir yararı dokunmayan ağır işler. Öğrenciler bile her yaş grubunda ya bir sonraki sınavlarına hazırlanmakla yada sınıflarını geçmekle meşgul.
Neredeyse her yaş grubu doğal olarak kalan değerli boş vakitlerinde dinlenmek yada başka ilgi alanlarıyla ilgilenmek istemekte. Eğer kişinin hobisi yada ilgi alanı doğrudan bir spor branşı değilse bu alışkanlığı özellikle yetişkinlikte kazanmak oldukça zor oluyor. Yinede bu alışkanlığı kazanmak imkansız değil.
Sadece belirli bir süre yürümek bile sıfır spordan daha iyidir. Belli bir düzene oturtulduğunda az yoğunlukta bile olsa bu kazanılan bir alışkanlıktır. Bundan sonrası sadece kazanılanı kaybetmemek, mümkünse dozu yavaşça arttırmak ya da farklı spor branşları ile kazanılan kondisyonu daha da ilerletmektir.
Spor sadece fiziksel iyiliğimize ek olarak, doğru alanlarda bize yeni bir sosyal ağ da sunar. Çoğu spor branşının çevresinde oluşmuş bir kitle vardır. Burada sporun profesyonel kısmının hayran topluluğundan sporu amatörce yapanlara kadar, sizin de ilginizi çeken bir bölümü ve insanları mutlaka vardır.
Neredeyse varlığı bile bilinmeyen oldukça küçük hayran ve sporcu kitleli sporlar da var. Olimpiyatlarda körling, (curling) sporunun hayran ve oyuncu kitlesi diğer sporlarla karşılaştırıldığında oldukça küçük bir boyutta. Oyun buz üstünde oynanan, amacın ringin ortasında çizilmiş hedefe granitten yapılmış bir taşı kaydırarak isabet ettirmektir. Daha çok taş giderken onun önünde buzu süpüren oyuncuların videoları ara ara internette viral olmakta ve kendi kitlesinin dışına çıktığında genellikle yorumlar negatif oluyor.
Ancak sporda olay çoğunlukla sadece hareket etmek değil. Oyun ve sporun en büyük ortak noktası olan eğlence de çok önemli. Sporda rekabet ve bu rekabet çevresindeki hayranlık kültürü bütünün sadece kısmı. Sporun her zaman iki ana amacı hareket ve eğlence olarak, yaptığınız sporun ne kadar farklı yada küçük bir topluluğu olması önemli değil, eğer size eğlence ve hareketi aynı anda veriyorsa bu o sporun yapılması için yeterli bir neden.
Spor katılım ve profesyonel olarak ayrılmakta, katılım kısmı spor yapmak isteyen herkes, profesyonel kısmı ise bir sporun en zor ve üst seviyelerine ulaşmak için genellikle hayatlarını bu amaç doğrultusunda şekillendiren sporcuları ifade etmekte. Spor çevresinde gelişen hayran kültürüyle çoğunlukla bu iki grup birbirinden beslenmekte. Profesyonel kısmı yeni hayranlar ve adayların o spora başlamasının bir nedeni ve karşılık olarakta beceri sahibi çoğu fan bir gün o sporun profesyonelleri arasına girmekte.
Spor branşları ve çevresinde şekillenen ortamlar çoğu zaman spora karşı bakış açımızı etkilemekte. Yaptığınız spor her ne kadar küçük, ‘saçma’ yada kötü şekilde bile yapılsa, size kazandırdığı en ufak olumlu kazanımı için yapılmaya değer. Çünkü spor hareket için yapılır ve hareket her zaman ilk önce her insanın bir becerisi ve ihtiyacıdır. İyi yapılmaya değer bir şey, az biraz da olsa yapılmaya değerdir. Önemli olan bizi biraz olsun harekete, etrafımıza bakınmaya, hayatımızı bir nebze daha dolu dolu yaşamamızı sağlayacaksa.