SON DAKİKA
Hava Durumu

Üzgün Bej

Yazının Giriş Tarihi: 21.05.2026 23:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.05.2026 23:06

Her insan sahip olduğu kişisel alanını istediği gibi dekore edebilir yada kullanabilir. Ancak zevkler ve renkler ne kadar farklı olsa da, hepsinin gelişiminde kişinin bulunduğu ve öğrendiği ortam doğrudan bir etkileyici konumunda. Biz farkında olmasakta, istediğimizi yada istemediğimizi düşündüğümüz pek çok şey, aslında yaşadığımız toplum ve hayattan öğrenilmiş bilgiler çevresinde gelişmiştir.

Örneğin gri ve bej tonlarının mimari alanlar dışında sadece renk tonu olarak aslında oldukça ‘depresif’ ve sıkıcı tonlar olmasına rağmen, bunların tasarım akımlarında yenilikle ilişkilendirilmesinde yanında, bizi dışarıda sürekli mental ve fiziksel olarak yoran bir hayat tarzının en azından evimizde bizi izlemeyeceği bir tasarım olarak tanımlandı. Bu etkinin altında, neredeyse her ev ve mekanda desensiz, sade, hatta ‘ruhsuz’ bir tasarım kendini gösterdi.

Ancak benzer akımlar kendini sık şekilde her yeni dönem ve toplumsal değişimler sonrası değişir. Beklenen şekilde, akım saatinin sarkacı son zamanlarda bir kez daha diğer tarafa doğru sallanmaya başladı.

Bir kişinin evi onun hayatının müzesidir, sözü özellikle sade akımlara karşı bir karşı çıkış olarak popülerleşmekte. Tam olarak bir akım olmasada, savunduğu sav bir kişinin evinin katalogtan çıkmış gibi gözükmesinden çok, o evde yaşayan bireyin kişiliğini ve hayatını doğrudan yansıtan bir yuva olması gerektiği.

Bu değişim sadece ‘üzgün’ bej ve griden sıkılmanın yanı sıra, artık git gide dijitalleşen yaşam ve insanın doğrudan objeler ve fiziksel dünyayla olan bağının her geçen gün zayıflamasının da payı aslında oldukça büyük.

Covid sırasında ve sonrasında yaşanan ekonomik ve sosyal değişimler, artık tüm dünyadaki toplumları geri dönülmez bir yola soktu. Artık ne sosyal nede ekonomik olarak dünün dünyası gelecekte olmayacak. Bunu günümüzdeki yaşamın mimarları olan teknoloji devleri, şirketler ve hatta hükümetler bile, söylemekte ve bu yönde hazırlıklar yapılmakta. Ancak geleceğin geçmişle aynı olmamasıyla, bütün mantığı ve amacı ‘geçmiş olmayan bir gelecek’ tasarlamak olan yapay akımların arkasında barındırdığı potansiyeller çok farklı.

Google geçen gün yaptığı açıklamada artık bir arama motoru olmaktan çıkacağını ve tamamen bir yapay zeka motoru haline geleceğini açıkladı. Burada kelimeler önemli, yapay zeka destekli değil- onyıllarca senedir hayatımızda olan, bilgi çağının tanımlayıcısı arama motoru, artık yapay zekanın kendisi hale gelecek. ‘Eski’ internete son vedalarımızı etmek üzereyiz.

Artık bazı restoranlarda bile fiziksel menü bir ‘ekstra’, çünkü herkesin akıllı bir telefonunun olması beklenir bir şey durumda. Çoğu banka işlemi telefonsuz neredeyse imkansız, kişinin dijital bir varlığı olmazsa gerçek hayatta resmen işi aksamakta.

Böyle bir durumda elimizdeki en önemli obje telefon haline gelmiş durumda. Her işimizin, resmen hayatımızın iş, sosyal farketmeksizin neredeyse her alanının tek bir objede toplanmasından sonra, elbette telefona bağımlı olacağız, daha doğrusu bağımlı yapılacağız..

Henüz ilk adımlarında olsada, buna karşı bazı tepki ve akımlar baş kaldırmaya başladı. ‘Müze evler’ aslında bunun bir başlangıcı. Değişim istediğimizde her zaman ilk adımımız değiştirme gücünü elimizde bulundurduğumuz alanlarda olur. Evlerimiz, odalarımız hatta mekandan öte, sadece giydiğimiz kıyafetler bile, doğal olarak bu değişimin başladığı ilk yerler.

Her obje insanla ilişkili bir bağlamda maddesel varlığından ötede bir anlama sahip olur. Yerdeki küçük bir taş bile, bir cama atıldığında farklı bir anlama sahip olur. İnsanın hayatında kullandığı her eşya, alet vs objede hayatın doğrudan bir yansıması, hayatın parçalarıdır. Bu fiziksel objelerle ne şekilde iletişim kurduğumuz yaşadığımız hayatı da etkilemekte.

Bir sadelik, dijitalleşme ve ‘hafifleme’ akımı, bir noktada bir minimalist akımından öteye geçerek, estetik ve güzelliğin bir fazlalık haline gelmesine neden oldu. Kitap okumak, film izlemek, müzik dinlemek hatta resim çizmek gibi pek çok aktivite, şuan bir telefondan yapılabilir, ama tek bir obje ile pek çok şeyin yapılabilmesinin karşılığı, kafamızı kaldırdığımızda bu aktivitelerin fiziksel bir karşılığının olmadığı, hatta yaptıklarımızın ‘hayali’ bir hal alması demek.

Eskinin fiziksel objeleriyle yeniden iletişime geçmek, sadeliğe karşı, yaşadığımız mekanları kendi müzelerimize çevirmek, dijitalleşmenin insanı soyutlayan yönüne bir karşı çıkma. Özellikle sürekli kiralama ve sahip olmama akımlarının öne sürüldüğü bir ortamda, fiziksel bir kitaplık, kağıda çizilen bir resim yada fiziksel bir film yada albüm diskine sahip olmak, artık insanın soyutlanmaya karşı aldığı bir duruş haline gelmiş durumda.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.