SON DAKİKA
Hava Durumu

Turuncu Yapraklar

Yazının Giriş Tarihi: 02.10.2025 22:17
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.10.2025 22:17

Ekim’in henüz başındayız ve belki havalar yeni yeni sonbaharı andıracak bir seviyeye düştü ancak hepimizin içinde adeta kodlanmış olan değişim yavaştan kıpırdanmaya başladı.

Tarih boyunca mevsimler hem başımızdan geçen fiziksel hava ve doğa değişimleri olmuş hemde zamanda daha ruhsal, romantik anlamlar kazanmışlardır. Bilimsel olarak gezegenimizin açısı ve güneşin ışığının etkisi gibi doğrudan yapılan pragmatik açıklamalar çoğu zaman insanların duygularını çevreleriyle özdeşleştirmesine hiç bir zaman engel olmamıştır.

Örneğin ilkbahar yeni başlangıçlar, yeşeren umutlar, aşılan zorlukları en bariz şekilde temsil eder. Kış soğuk, zorlu ve karanlıktır. İlkbahar ilk önce günleri uzatır ve ısıtır, rahat, eğlence ve akşamüstü serinliği ile gelen yaz akşamlarının habercisidir. Yaz zaten çoğu insanın favori mevsimidir, uzun günler, açık hava onların da içini açar.

Sürekli tekrarlanan ‘kış mı yaz mı’ tartışması biraz da bu karakterize etme eğilimindendir. Bazı insanlar yaza, bazıları da kışı sevmeye yatkındır. Çoğu zaman biri diğerini bu konuda ya anlamaz yada anlamak istemez, çünkü nasıl olur da birisi kapalı havadan mutlu olabilir? Soğuk havada üşümek, kısa günler, karda yağmurda yolculuk yapmak.. Buna karşılık diğer takım da kendini savunur, kışın sadece bakmayı bilene görünen güzelliği ve sakinliğini, yazın kavurucu sıcağını hatırlatır.

Çoğu kış severlerin favori baharıdır sonbahar, arkasından gelen -kendi fikrimce kazanılmış bir zevk olan kış mevsimini getirdiği için. Ama her mevsimin öne çıkan kendine has bir karakteri vardır ve belki de sonbahar hem görünüşü hemde çabucak gelip gitmesiyle diğerlerinden daha özel bir cazibeye sahiptir.

İlk olarak sonbahar denince aklımıza gelen sararmış yapraklar herkesin içinde belirli bir hayranlık uyandırır. Sadece sarıdan, turuncuya, kırmızıya dönen ve yere yavaşça düşen yapraklar güzellikleri ile insana adeta değişimin o kadar da kötü olmadığını fısıldar. Çünkü her ne kadar ilkbahar yaza ‘iyi’ olana değişimi sembolize ediyorsa, sonbaharda diğer yöne olan değişimin sembolüdür. Her değişim yanında farklılaşmayı getirir, bazen şekil ve renk ile, bazen bir rüzgar estiğinde serinletmek yerine hafiften üşüttüğündeki gibi görünmez şekilde.

En iyi mevsimin hangisi olduğu, hangisinin daha güzel olduğu tartışmasının cevabı genellikle kimsenin hoşuna gitmez. Çünkü değişmeyen tek şey değişimdir kuralı, özellikle mevsimler için geçerlidir. Yaza, kışa yada baharlara istersek dört elle sarılalım, bir gün o serin rüzgarı hissedecek yada güneşin yüzümüze sadece birazcık daha sıcak tuttuğunu hissedeceğiz.

Mevsimlerin değişimi üstümüzde sadece maddesel değişimlerinden çok daha fazlasını etkiliyor. Belki hepimizin kişiliğine göre değişen tercihleri ve favorileri var, ama yaşadığımız her yıl bizi değiştirmekte. Biz sadece bu değişimle kucaklaşmak yada karşı koymaya çalışmak seçeneklerine sahibiz.

Tabi bu düzenin bozulmadığı, ideal bir senaryo için geçerli. Çünkü mevsim döngüsü doğadaki en katı ve değişmez, ancak aynı zamanda da en hassas döngülerden biri. Doğadaki canlıların hepsi, her ne kadar kendini çoğu zaman doğadan soyut görsede, insanda bu hassas değişimleri bile yaşamında en ağır şekilde hisseder. Çünkü hepimiz doğaya ve değişimlerine sandığımızdan çok daha derin bir şekilde bağlıyız.

Bu düzenin bozulması bizim tüm yaşamımızın, beynimizin ayarlandığı döngünün yok olması ve tanıdık olmayan, düşmancıl bir dünyayla baş başa kalmamız anlamına geliyor. Son yıllarda mevsim geçişlerinin ne kadar dengesiz ve sınırlarının belirsiz olduğu artık hepimizin farkına vardığı bir şey. Küresel ısınma 10-15 yıl önce hala pek çok kişinin duyduğunda güldüğü ‘uzak bir gelecek’ yada ‘deli saçması’ iken, artık inansın inanmasın kimse gülmüyor.

Yaşadığımız, Uludağ’a sahip olan Bursa’ya en son ne zaman günlerce kalkmayan bir kar yağdı? Toprakların altında kalmayan su ile bu yaz ağaçlar kurulaştı, şimdi doğrudan başka büyük şehirlerde yaşanan su sıkıntısı artık bizimde kapımızı gerçek anlamda çaldı.

Mevsimlerin değişimi, daha doğrusu birbirlerine bulanmalarının bizdeki ruhsal sonucunu hissetmeden önce maddi sorunlarımız bizi vuracak. Hepimizin çok geç olmadan alması gereken önlemler kısa vadeli değil, geleceği düşünerek en kısa zamanda hepimiz için, hepimiz tarafından eyleme geçirilmeli. Bu eylemler soyut yada iklim yasası gibi fikrimce ithal fikirlerde olmamalı.

Bu dünyada insanlar binlerce yıldır varlar. Şimdi tarihimizin bütününde çok kısacık bir döneme karşılık gelen bir zamanda çıkan bu sorunun cevabı bence yeniyi yenilemekte ısrarda değil, geçmişteki doğa ve döngüsüyle uyumlu uygulamalara dönüşte saklı. Doğa yaşam haricinde hiçbir kâr ve zarar hesabıyla ilgilenmiyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.