Yaşamımızda ilk bakışta önemini belli etmeyen çeşitli küçük detay, adeta keşfedilmeyi bekleyen küçük sırlar olarak hayatın her katmanında bolca bulunur. Her gün tekrar ettiğimiz rutinlerden hayatın karşımıza çıkarabileceği türlü beklenmedik olaylara, neredeyse her şey içinde geçmişinden getirdiği bir tarihe ve değere sahiptir. Bu küçük detaylara dikkat edilmeye başlandığında, geçmişten günümüze çeşit çeşit insan tarafından yaşanmış ve yaşanan nice hayatların, aslında küçük ince ipliklerin birbirine bağıyla oluşan kocaman bir ağ olduğu fark edilir.
Yaşamın devamı için temel ihtiyaçlar olan gıda ve barınma, bu ağın geçmişten beri artan ipliklerin üst üste gelmesinin en iyi örneklerinden biridir. Günümüzdeki konforlu, korunaklı evlerin ve güvenlik standartlarından geçerek önümüze sunulan yiyeceklerin varlığının geçmişi tarih öncesindeki çadır ve kulübelerden, tüketilen suyun bile insanı hasta edebildiği zamanlara kadar dayanır. Her yeni dönemde insanlar hatalarından ders çıkarmış, ellerindeki bilgi ve beceriyi güncellemeye devam etmiş ve günümüzdeki seviyesine ulaştırmıştır.
En temel ihtiyaçların giderilmesinden hemen sonraysa, her zaman insanı diğer canlılardan en büyük özelliklerinden biri olan estetik ve sanat arzusu öne çıkar. Tarihin her döneminde insan elindeki arta kalan tüm imkanları hayatını güzelleştirmek amacıyla kullanmıştır. Tarihin analizi yapılırken bu gerçeğin ayrıştırılması yada görmezden gelinmesi mümkün değildir. Tarih insanın maddi ve manevi tüm yapılarının beraber oluşturduğu bir bütündür.
İnsanlar her dönemde etraflarında mevcut olan imkan ve kaynakları araştırmışlar, bu bulduklarını ellerinden gelebilecek en iyi şekilde kullanmaya çalışmışlardır. Bu malzemelerden bazıları tarih boyunca en kaba kullanımlardan günümüzde neredeyse tanınmayacak kadar incelikli ve detaylı şekillerde kullanılmıştır. En bol bulunan, bu sebeple de çok farklı şekillerde de karşımıza çıkan malzemelerden biri olarak taş, medeniyetin öncesinden günümüze, insanların en çok kullandığı, hayatımızdaki en çok kullanılan malzemelerden biridir.
Bir malzeme ve mineral haliyle bir gıda olarak taş, her ne kadar çoğu zaman dikkatimizi çekmez. Taş kadar sıradan çok az şey bulunur. Ancak bu sıradanlığı ile hayatımızdaki en önemli, adı üstünde- yapı taşlarından biridir. Binalardan vücudumuza, neredeyse hayatımızdaki her somut nesnede bulunurlar.
Taşlar ve mineraller doğada en bol bulunan maddelerdendirler. Mineraller kristal yapıya sahip, kimyasal bileşenlerdir. Taş ve kayalar ise bu bileşenlerin farklı türlerinin birleşmesi ile ortaya çıkar. İnorganik maddelerdir. Biz dahil çoğu canlının vücudunda tuz gibi bazı çeşitleri bulunur ve sağlıklı bir yaşam sürmek içinde devamlı şekilde bu maddelerin tüketilmesi gerekir.
Hem gıda hem madde olarak mineral ve kayalar insan hayatının her alanında kendine yerdeki çakıl taşından, taçları süsleyen zümrüt ve yakutlara kadar farklı şekilde ortaya çıkar. Tarihte ticarette kullanılan en eski malzemelerin bir çoğu bu sınıfa girer. Sadece lojistik açısından bile tarih öncesinde imkansıza yakın seviyede bir zahmet ve emek gerektirse bile, heykel, bina süslemesi gibi yapılar için farklı ülkelerden taş ve mermerler ithal edilmiş, tuz gibi minerallerin olduğu yatakların ele geçirilmesi ve elde tutulması devletlerin gidişatını belirlemiştir. Herhangi bir bölgede yeterli derecede taş ve kayanın bulunması orada bulunabilecek bir yerleşmenin sağlamlığı ve savunulmasını doğrudan etkiler ve göz önünde bulundurulan bir şarttır.
Taşın bir malzeme olarak insan hayatındaki değerine ek olarak, sanat ve ekonomik olarak sahip olduğu değeri ise hayatımızda çoğu zaman daha çok öne çıkar. Tuzsuz bir hayat düşünülemez olsa da, yakut ve elmaslar hakkında daha çok hayal kurulur, daha çok peşinde koşulur. Burada insanların estetik algısı ve gelişen ekonominin paydası büyüktür.
Örneğin kimyasal açıdan aynı olan, madenlerden çıkarılan ‘doğal’ pırlanta ve laboratuvarda üretilen ‘yapay’ pırlanta esasen aynı maddelerden meydana gelir, ancak birinin diğerinden çok daha pahalı olması tamamen insanların soyut değerlerini farklı görmesidir. İki taşın da aynı taşken, birinin gerçek görülmemesi, insanın tarih boyunca sürdürdüğü değerli taş fikrini sürdürmesinden başka bir nedeni yoktur. Farklı taş ve minerallerin farklı alanlarda farklı nedenlerle kullanılması, değerinin nasıl elde edildiğinden bağımsız şekilde belirlenmesi aslında tarihsel bir gelişimle ilerlemiş bir gelenek, ipliklerin oluşturduğu ağın bozulmadan devam ettirilmesidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Taştaki Detay
Yaşamımızda ilk bakışta önemini belli etmeyen çeşitli küçük detay, adeta keşfedilmeyi bekleyen küçük sırlar olarak hayatın her katmanında bolca bulunur. Her gün tekrar ettiğimiz rutinlerden hayatın karşımıza çıkarabileceği türlü beklenmedik olaylara, neredeyse her şey içinde geçmişinden getirdiği bir tarihe ve değere sahiptir. Bu küçük detaylara dikkat edilmeye başlandığında, geçmişten günümüze çeşit çeşit insan tarafından yaşanmış ve yaşanan nice hayatların, aslında küçük ince ipliklerin birbirine bağıyla oluşan kocaman bir ağ olduğu fark edilir.
Yaşamın devamı için temel ihtiyaçlar olan gıda ve barınma, bu ağın geçmişten beri artan ipliklerin üst üste gelmesinin en iyi örneklerinden biridir. Günümüzdeki konforlu, korunaklı evlerin ve güvenlik standartlarından geçerek önümüze sunulan yiyeceklerin varlığının geçmişi tarih öncesindeki çadır ve kulübelerden, tüketilen suyun bile insanı hasta edebildiği zamanlara kadar dayanır. Her yeni dönemde insanlar hatalarından ders çıkarmış, ellerindeki bilgi ve beceriyi güncellemeye devam etmiş ve günümüzdeki seviyesine ulaştırmıştır.
En temel ihtiyaçların giderilmesinden hemen sonraysa, her zaman insanı diğer canlılardan en büyük özelliklerinden biri olan estetik ve sanat arzusu öne çıkar. Tarihin her döneminde insan elindeki arta kalan tüm imkanları hayatını güzelleştirmek amacıyla kullanmıştır. Tarihin analizi yapılırken bu gerçeğin ayrıştırılması yada görmezden gelinmesi mümkün değildir. Tarih insanın maddi ve manevi tüm yapılarının beraber oluşturduğu bir bütündür.
İnsanlar her dönemde etraflarında mevcut olan imkan ve kaynakları araştırmışlar, bu bulduklarını ellerinden gelebilecek en iyi şekilde kullanmaya çalışmışlardır. Bu malzemelerden bazıları tarih boyunca en kaba kullanımlardan günümüzde neredeyse tanınmayacak kadar incelikli ve detaylı şekillerde kullanılmıştır. En bol bulunan, bu sebeple de çok farklı şekillerde de karşımıza çıkan malzemelerden biri olarak taş, medeniyetin öncesinden günümüze, insanların en çok kullandığı, hayatımızdaki en çok kullanılan malzemelerden biridir.
Bir malzeme ve mineral haliyle bir gıda olarak taş, her ne kadar çoğu zaman dikkatimizi çekmez. Taş kadar sıradan çok az şey bulunur. Ancak bu sıradanlığı ile hayatımızdaki en önemli, adı üstünde- yapı taşlarından biridir. Binalardan vücudumuza, neredeyse hayatımızdaki her somut nesnede bulunurlar.
Taşlar ve mineraller doğada en bol bulunan maddelerdendirler. Mineraller kristal yapıya sahip, kimyasal bileşenlerdir. Taş ve kayalar ise bu bileşenlerin farklı türlerinin birleşmesi ile ortaya çıkar. İnorganik maddelerdir. Biz dahil çoğu canlının vücudunda tuz gibi bazı çeşitleri bulunur ve sağlıklı bir yaşam sürmek içinde devamlı şekilde bu maddelerin tüketilmesi gerekir.
Hem gıda hem madde olarak mineral ve kayalar insan hayatının her alanında kendine yerdeki çakıl taşından, taçları süsleyen zümrüt ve yakutlara kadar farklı şekilde ortaya çıkar. Tarihte ticarette kullanılan en eski malzemelerin bir çoğu bu sınıfa girer. Sadece lojistik açısından bile tarih öncesinde imkansıza yakın seviyede bir zahmet ve emek gerektirse bile, heykel, bina süslemesi gibi yapılar için farklı ülkelerden taş ve mermerler ithal edilmiş, tuz gibi minerallerin olduğu yatakların ele geçirilmesi ve elde tutulması devletlerin gidişatını belirlemiştir. Herhangi bir bölgede yeterli derecede taş ve kayanın bulunması orada bulunabilecek bir yerleşmenin sağlamlığı ve savunulmasını doğrudan etkiler ve göz önünde bulundurulan bir şarttır.
Taşın bir malzeme olarak insan hayatındaki değerine ek olarak, sanat ve ekonomik olarak sahip olduğu değeri ise hayatımızda çoğu zaman daha çok öne çıkar. Tuzsuz bir hayat düşünülemez olsa da, yakut ve elmaslar hakkında daha çok hayal kurulur, daha çok peşinde koşulur. Burada insanların estetik algısı ve gelişen ekonominin paydası büyüktür.
Örneğin kimyasal açıdan aynı olan, madenlerden çıkarılan ‘doğal’ pırlanta ve laboratuvarda üretilen ‘yapay’ pırlanta esasen aynı maddelerden meydana gelir, ancak birinin diğerinden çok daha pahalı olması tamamen insanların soyut değerlerini farklı görmesidir. İki taşın da aynı taşken, birinin gerçek görülmemesi, insanın tarih boyunca sürdürdüğü değerli taş fikrini sürdürmesinden başka bir nedeni yoktur. Farklı taş ve minerallerin farklı alanlarda farklı nedenlerle kullanılması, değerinin nasıl elde edildiğinden bağımsız şekilde belirlenmesi aslında tarihsel bir gelişimle ilerlemiş bir gelenek, ipliklerin oluşturduğu ağın bozulmadan devam ettirilmesidir.