İnsanlık tarihi üzerine düşünüldüğünde bazı dönemler diğerlerinden daha öne çıkar. Özellikle şimdi bulunduğumuz noktadan geriye baktığımızda daha yakın tarihli, daha ‘havalı’ olarak gördüğümüz gelişmeler bazen daha eski, nispeten daha olaysız dönemleri gölgesinde bırakmış gibi bir düşünce ortaya çıkabiliyor.
İnsanlığın en geriye giden noktasından günümüze kadar geçen süre bir pasta olarak hayal edilse, Taş Devri olarak bir başlık altına toplanan Paleolitik, Mezolitik ve Neolitik dönemler pastanın neredeyse %99’luk bir kısmını kapsayacaktır. Yaklaşık 3 milyon yıl önce başlayıp, M.Ö. 4000-2000 yılları arasına kadar devam ettiği kabul edilmektedir. Kullanılan teknolojiler ve aletlerin gelişiminin yanında insanların sosyal gelişimlerinin ve yaşamlarının temeli de bu dönemde şekillenmiştir.
Her dönemde insanların belli başlı ihtiyaçları olmuştur. En temellerinden olan yiyecek ve barınma ihtiyaçları genel olarak bu uzun dönemin geçirdiği bütün değişim ve hareketlerin temeli olmuştur.
Avcılık ve toplayıcılık ana yemek bulma yoluydu be bu sürekli bir hareket halinde olunması gerektiği anlamına gelmekteydi. Bu yaşam tarzı varlıklarının her alanında kendini göstermiştir. Üstlerindeki kıyafetler, yaptıkları yapılarda kullandıkları hayvansal maddeler yada mesken tuttukları yerlerdeki resim ve kalıntılar bu dönemin insanın doğayla en iç içe olduğu dönem olduğunu gösteriyor.
Yinede bu erken dönemlerde bile insanlar basit yöntem ve malzemelerle doğal meskenlere ek olarak kendi ilkel yapılarını yapmışlardır.
Mimarlık en basit olarak insanların barınma ihtiyaçlarını karşılamak için yapılar inşa etmesidir. Yapıların varlık nedeni olarak insanları elementlerden, vahşi hayvanlardan yada diğer insanlardan koruması yeterlidir. Bu nedenle mimarlığın kökeni insanlık tarihinin en eski dönemlerine kadar geri gider.
İnsan elinden çıkan çoğu şeye fırsatını bulduğunda fazladan bir estetik ve kişiselleştirme isteği ile yaklaşır ve mimari yapılarda bulundukları dönemin şartlarının verdiği imkanlar doğrultusunda bu isteğe dair izler taşır.
Ateş kullanılmış, bu sayede insanların hayatı hem sosyal hemde sağlık açısından daha iyi bir hal almıştır. Dumanla tütsülenen et, daha su gerçirmez yapılan deri ve ateşin etrafında birleşen insan toplulukları gelişmekte olan dil ile bilgi aktarımı yapmış ve sosyal ilişkiler gelişmiştir. Din, inanç ve ritüel gibi davranış ve inanışlar bu dönemde başlamıştır.
İnsanlar yapılarını inşa ederken çevre ve coğrafyadan oldukça etkilenmişlerdir. Ellerinde bol bulunan yada kullanışlı kaynaklar yapıtlarında kendini göstermişlerdir. Örneğin kuzeyde Avrasya’da mamut kemiklerinden yapılmış evlere dair kalıntılar bulunmuştur. Bu hayvanlar özellikle step bölgelerinde yaygındı ve onları avlayan insanlar için hem gıda hemde malzeme açısından oldukça değerlilerdi. Bu nedenle iklim değişikliğiyle azalan soyları insanların avlanmasıyla tamamen tükenmiştir.
Daha sonrasında orta taş devrine geçişle beraber insanların hayatları değiştikçe yaptıkları yapılarda aynı doğrultuda değişmiştir.
Bu dönemde avcı-toplayıcılık tamamen bitmemiş olsada azalmaya başlamış, başta köpekler olmak üzere ilk defa hayvanların evcilleştirilmesi başlamıştır. Bu dönemde ayrıca balık avlama, sepet örme gibi beceriler de yüz göstermiş, insanların hayatı biraz daha iyileşmiştir. İlk köyler kurulmaya başlamış, insanlar daha kalabalık gruplar halinde yaşamaya başlamışlardır.
Neolitik döneme gelindiğinde ise insanların tarih öncesinde günümüze en yakın şekilde yaşadığını görmekteyiz. Artık kalıcı yerleşmeler olmuş, insanlar evcil hayvanlara sahip ve tarımla uğraşmaktadırlar. Yaptıkları evlerde bu doğrultuda büyüyen ihtiyaçlarıyla gelişmiştir. Artık evler üretme ve depolama üzerine kurulmuş, ilk defa basit ticaretler için gıda ve malzeme fazlalığı oluşmaya başlamıştır. İlerleyen dönemde zanaatler bu şekilde ortaya çıkacaktır.
Taş devri genel olarak insanların sosyal ve yaratıcı becerilerini keskinleştirdiği bir dönem olmuştur. Bu gelişmeler ilkel şekilde başlamış ancak yavaş ama kararlı bir gelişme hızıyla sürekli daha üstün hale gelmiştir.
İnsanlık olarak hafızamızın bir kısmı her ne kadar günümüzle çok fazla alakası kalmamışsada, bu döneme bağlıdır. Sorun çözme, bilgi aktarma, sosyal yaşam ve daha nice beceri bu çağlarda temel halini almış, günümüzün teknolojisi ve medeniyetleri bu temel üzerinde kurulmuş, bu dönemde yazılmış kodla karşılaştığı sorun ve problemleri aşmaktadır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Taş Devri
İnsanlık tarihi üzerine düşünüldüğünde bazı dönemler diğerlerinden daha öne çıkar. Özellikle şimdi bulunduğumuz noktadan geriye baktığımızda daha yakın tarihli, daha ‘havalı’ olarak gördüğümüz gelişmeler bazen daha eski, nispeten daha olaysız dönemleri gölgesinde bırakmış gibi bir düşünce ortaya çıkabiliyor.
İnsanlığın en geriye giden noktasından günümüze kadar geçen süre bir pasta olarak hayal edilse, Taş Devri olarak bir başlık altına toplanan Paleolitik, Mezolitik ve Neolitik dönemler pastanın neredeyse %99’luk bir kısmını kapsayacaktır. Yaklaşık 3 milyon yıl önce başlayıp, M.Ö. 4000-2000 yılları arasına kadar devam ettiği kabul edilmektedir. Kullanılan teknolojiler ve aletlerin gelişiminin yanında insanların sosyal gelişimlerinin ve yaşamlarının temeli de bu dönemde şekillenmiştir.
Her dönemde insanların belli başlı ihtiyaçları olmuştur. En temellerinden olan yiyecek ve barınma ihtiyaçları genel olarak bu uzun dönemin geçirdiği bütün değişim ve hareketlerin temeli olmuştur.
Avcılık ve toplayıcılık ana yemek bulma yoluydu be bu sürekli bir hareket halinde olunması gerektiği anlamına gelmekteydi. Bu yaşam tarzı varlıklarının her alanında kendini göstermiştir. Üstlerindeki kıyafetler, yaptıkları yapılarda kullandıkları hayvansal maddeler yada mesken tuttukları yerlerdeki resim ve kalıntılar bu dönemin insanın doğayla en iç içe olduğu dönem olduğunu gösteriyor.
Yinede bu erken dönemlerde bile insanlar basit yöntem ve malzemelerle doğal meskenlere ek olarak kendi ilkel yapılarını yapmışlardır.
Mimarlık en basit olarak insanların barınma ihtiyaçlarını karşılamak için yapılar inşa etmesidir. Yapıların varlık nedeni olarak insanları elementlerden, vahşi hayvanlardan yada diğer insanlardan koruması yeterlidir. Bu nedenle mimarlığın kökeni insanlık tarihinin en eski dönemlerine kadar geri gider.
İnsan elinden çıkan çoğu şeye fırsatını bulduğunda fazladan bir estetik ve kişiselleştirme isteği ile yaklaşır ve mimari yapılarda bulundukları dönemin şartlarının verdiği imkanlar doğrultusunda bu isteğe dair izler taşır.
Ateş kullanılmış, bu sayede insanların hayatı hem sosyal hemde sağlık açısından daha iyi bir hal almıştır. Dumanla tütsülenen et, daha su gerçirmez yapılan deri ve ateşin etrafında birleşen insan toplulukları gelişmekte olan dil ile bilgi aktarımı yapmış ve sosyal ilişkiler gelişmiştir. Din, inanç ve ritüel gibi davranış ve inanışlar bu dönemde başlamıştır.
İnsanlar yapılarını inşa ederken çevre ve coğrafyadan oldukça etkilenmişlerdir. Ellerinde bol bulunan yada kullanışlı kaynaklar yapıtlarında kendini göstermişlerdir. Örneğin kuzeyde Avrasya’da mamut kemiklerinden yapılmış evlere dair kalıntılar bulunmuştur. Bu hayvanlar özellikle step bölgelerinde yaygındı ve onları avlayan insanlar için hem gıda hemde malzeme açısından oldukça değerlilerdi. Bu nedenle iklim değişikliğiyle azalan soyları insanların avlanmasıyla tamamen tükenmiştir.
Daha sonrasında orta taş devrine geçişle beraber insanların hayatları değiştikçe yaptıkları yapılarda aynı doğrultuda değişmiştir.
Bu dönemde avcı-toplayıcılık tamamen bitmemiş olsada azalmaya başlamış, başta köpekler olmak üzere ilk defa hayvanların evcilleştirilmesi başlamıştır. Bu dönemde ayrıca balık avlama, sepet örme gibi beceriler de yüz göstermiş, insanların hayatı biraz daha iyileşmiştir. İlk köyler kurulmaya başlamış, insanlar daha kalabalık gruplar halinde yaşamaya başlamışlardır.
Neolitik döneme gelindiğinde ise insanların tarih öncesinde günümüze en yakın şekilde yaşadığını görmekteyiz. Artık kalıcı yerleşmeler olmuş, insanlar evcil hayvanlara sahip ve tarımla uğraşmaktadırlar. Yaptıkları evlerde bu doğrultuda büyüyen ihtiyaçlarıyla gelişmiştir. Artık evler üretme ve depolama üzerine kurulmuş, ilk defa basit ticaretler için gıda ve malzeme fazlalığı oluşmaya başlamıştır. İlerleyen dönemde zanaatler bu şekilde ortaya çıkacaktır.
Taş devri genel olarak insanların sosyal ve yaratıcı becerilerini keskinleştirdiği bir dönem olmuştur. Bu gelişmeler ilkel şekilde başlamış ancak yavaş ama kararlı bir gelişme hızıyla sürekli daha üstün hale gelmiştir.
İnsanlık olarak hafızamızın bir kısmı her ne kadar günümüzle çok fazla alakası kalmamışsada, bu döneme bağlıdır. Sorun çözme, bilgi aktarma, sosyal yaşam ve daha nice beceri bu çağlarda temel halini almış, günümüzün teknolojisi ve medeniyetleri bu temel üzerinde kurulmuş, bu dönemde yazılmış kodla karşılaştığı sorun ve problemleri aşmaktadır.