SON DAKİKA
Hava Durumu

Sona Az Kala

Yazının Giriş Tarihi: 19.08.2025 21:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.08.2025 21:34

Dünyada kayıt altına alınmış en yaşlı insan 122 yıl 164 günlük yaşamıyla Jeanne Louise Calment isimli bir kadındır. 21 Şubat 1875’te doğmuş, 4 Ağustos 1997 yılında hayata veda etmiştir.

İnsanların ortalama yaşam süresi ise içinde bulundukları dönemler boyunca değişmiş, genel olarak geçmişten günümüze ortalama hayat süresi uzamış, bunda gelişen teknoloji ile iyileşen yaşam şartları ve medikal bilimlerle azaltılan ve tedavi edilen hastalıklar çok önemli bir rol oynamıştır.

Yine de çoğumuzun 120’lerine kadar yaşamadığı aşikar. Çoğu zaman 80’lerine ulaşan insanların uzun bir yaşam sürdüğü konusunda fikir birliği var. Her ne kadar kişisel yaşamlarımız için bu sayılar oldukça uzun yollar olsada, bir kaç adım geriye gidip büyük resme baktığımızda aşkında ne kadar küçük ve kursa hayatlar yaşadığımıza dair bir fikir edinebiliyoruz.

Modern insanın tarihi yaklaşık olarak 300 bin yıl gibi bir süre ile ifade edilmektedir. Bu zaman diliminin büyük çoğunluğunda insanlar avcı toplayıcı bir yaşam sürdü ve milattan önce yaklaşık 10 bin yıllarında tarım devrimi başladı. Sonrasında insanlar ilk defa yerleşik hayata geçmeye başladılar ve metal çağları, sonrasında bildiğimiz en eski medeniyetlerin kuruluşu geldi.

Sadece kendi tarihimizde bile, kayıt altında olan oldukça kısa bir süre ve belkide hiçbir zaman çözemeyeceğimiz gizemlerle dolu kalmaya devam edecek. Üzerinde bulunduğumuz mavi gezegen içinse ölçek çok daha büyük boyutlarda.

Dünya yaklaşık olarak 4.5 milyar yıl yaşında. Bu ölçeğe bakıldığında biz inanılmaz şekilde genç ve partiye en son gelen üyelerdeniz. Bizden önce de milyarlarca yıl boyunca mavi gezegen başka canlılara da ev sahipliği yapıyordu.

Bu canlılar genel olarak hem bizden çok farklıydılar. Varlıklarına dair çoğu bilgimiz bulunan fosiller ve diğer jeolojik veriler sayesinde. Tarih öncesi dediğimizde popüler kültüründe etkisiyle genel olarak aklımıza bu dönemler geliyor. Yaşamın çoğunlukla suda olduğu, ve sonrasında devasa kertenkelelerin hüküm sürmesi ve sonrasında da devasa memelilerin ortaya çıkması.

Bu sıralamanın aralarında yeni bölümler ise genellikle kitlesel yok oluş olayları ile bölünmekte.

Biz kendi tarihimizde başımıza gelen yok oluşları genellikle salgın hastalık ve savaş gibi olaylar ile ölçmekteyiz. Ancak can sayısı nüfusun kalanına endekslendiğinde, dünya üzerinde tüm yaşamın yok olmasına bir çok defa, çok az kalmıştır.

Dinozorların yok olması genellikle en çok bilinen kitlesel yok oluştur, ancak ilki değildir. Beş tane büyük yok oluş isimlendirilir.

Geç Ordovisiyen, 445-444 milyon yıl önce yaşanmış, o dönem yaşayan ilkel canlı türlerinin %85’i yok olmuştur. Geç Devoniyen, 372-359 milyon yıllarını kapsar. Permiyen-Triyas, dünya üzerindeki en büyük yok oluş olarak adlandırılır ve denizde %81, karada %70 oranında tüm canlıları öldürmüştür. Sonrasında artık dinozorlara geçişi başlatan Triyas-Jura, tüm türlerin %70-75 civarında yok olmasına sebep olmuştur.

Bu yok oluşlar genel olarak bir kaç milyon yol sürede zamanla ortaya çıkmış, çoğunun tam nedeni bilinmesede genel olarak volkanik hareketler ve küçük meteorların dünyaya çarpması ile tetiklendiği tahmin ediliyor. Zamanla çok ısınan yada soğuyan dünyanın ısısı ile uyum sağlayamayan canlıların aşama aşama yok olduğu tahmin edilmektedir.

Beşincisi hepimizin bildiği, dinozorların sonunu getiren Kretase-Paleojen yok oluşu. Diğerlerinin aksine devasa bir meteorun dünyaya çarpması ile dünya üzerindeki yaşamın %75’i ilk 24 saatte yok olmuştur. Sonrasında dünyayı kaplayan kara gaz bulutları ile iki yıllık bir kış dönemi başlamış, hayatta kalanlar günümüzdeki dünya canlılarının atalarıdır.

Teknik olarak, biz farkında olmasakta şuan Holosen yok oluşundayız. Gezegenin volkanik hareketleri yada bir meteorun aksine, şuan ilerlemekte olan küresel ısınma başta olmak üzere gezegenin insanlar eliyle uğradığı değişimden ortaya çıktı. Kısa ömürlerimizle bu olayın ne kadarını görürüz bilemeyiz, ama belki bu sefer sonucu diğerlerinden farklı olur ve çok geç olmadan farklı bir yöne döner. Eğer dönmezse, bu gezegende milyonlarca yıldır hayat hep yeniden ortaya çıkmakta, belki biz göremezsekte, arkamızdan kalanlar yine inat eder. Belkide bizim inadımız galip gelir, gezegeni tamamen yaşanmaz hale getirir, mavi gezegenin serüveni ironik bir zirvede son bulur, kim bilir?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.