Günümüzde yaşadığımız dünya sadece birkaç on yıl öncesinden bile her yönden çok farklı. Daha da geriye gidildiğinde ise o dönemdeki insan hayatının sahip olduğu refah seviyesi ile günümüz arasında dağlar kadar fark var.
Sadece sosyal açıdan bile yaşadığımız dünya ve kültür tamamen farklı, ancak fiziksel yaşamdaki farklar çoğu zaman daha dramatik ölçüde olmakta. Sadece her sabah uyandığımız yatakların konforu, yaşadığımız evlerin sağlamlığı, çeşmeden akan temiz su, elektrik, ısıtma ve soğutma sistemleri gibi gelişmeler ve bunların genel olarak standart bir hale gelmesi, genel toplumun dönemler arasındaki yaşam stillerinin en bariz farklarından biri.
Geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında çoğu zaman her yeni dönem, tarihsel olarak eskisinden daha rahat, daha iyileştirilmiş bir yaşam sürme imkanına sahip olmuştur. Bunun sonucunda çoğu zaman her yeni dönem insanların öğrenmesi gereken yeni bilgi, beceri öğrenmesi gerekmiş ve bunların zamanla oluşturduğu gelenekleri de aktarabilmesi gerekmiştir.
Bu bilgilerin ilk öğrenilmesi ve ortaya çıkması aslında oldukça mütevazi başlangıçlarla olmuştur. Günümüzdeki ihtişamlı medeniyet ve teknolojilerin üstüne kurulduğu temeller insanların binlerce yol öncesindeki bilgilerinin attığı temellerin üzerine kurulmuş, ama üstünden o kadar zaman geçmiş ve şartlar değişmiştir ki, geçmişte hayatın devamı için gerekli olan bazı bilgiler toplumun genel hafızasındaki yerini kaybetmeye, yada tam anlamıyla sahip olduğu önemin unutulmaya başlamasına neden olmuştur.
Hayatımızın tadı tuzu olan tuz, aslında hepimizin bildiği ama çoğu zaman yaşadığımız hayatı elde etmemizde geçmişteki rolünün ne kadar önemli olduğunu pek sorgulamadığımız şeylerden biri. Geçmişte gıda, ticaret, hatta insanların ilk şehirleri kurmasındaki nedenlerden biri olarak tuz, aslında insan hayatının en önemli keşiflerinden biridir.
Tuz yada sodyum klorür, tanım olarak bir asit ve bazın tepkimesi sonucunda oluşan maddedir. İnsan ve hayvan gibi canlıların yaşamının devamında önemli bir ihtiyaç olan sodyum klorür maddesinin vücuda gıda olarak alınmasını sağlar. Bu madde vücudumuzda sinir ve kas sistemimizin doğru şekilde çalışması için önemlidir ve ayrıca vücuttaki sıvıların da dengelenmesinde rol oynar.
İnsanlar henüz avcı toplayıcıyken tuz ihtiyaçlarını avladıkları hayvanlar aracılığıyla karşılamaktaydı. Ancak daha sonrasında tarım hayatına geçişle daha fazla tuz ihtiyacına karşılık tuzun doğrudan kaynağını aramaya başladılar. Hayvanları takip ederek buldukları tuz yatakları ve tuz gölleri eski çağlardan beri insanların tuz ihtiyacını karşılayan kaynaklar oldular.
Tuzun insan hayatındaki önemi pek çok alana yayılmıştır. Günümüzde çoğumuzun tuzla ilişkisi yemeklerde daha çok bir tat kaynağı olarak, pişirmede yada tabak üstüne eklediği bir malzeme seviyesinde kalmakta, ancak geçmişte gıdanın saklanmasındaki en önemli unsurdu.
Tuzun gıdaları kurutarak nemini alması, bu sayede yiyeceklerin bozulmadan daha uzun süre saklanabilmesi ilk kez eski Mısır’da keşfedilmiştir. Öyle ki tuzlanmış et Nil üzerindeki sallarla dış ülkelere satılan bir ticaret malı haline gelmiştir.
Hatta etin dışarıya satılacak bir mal olmasına imkan veren asıl kaynak olan evcil çiftlik hayvanları da insanların tuza bolca sahip olması ile mümkün olmuştur. Hayvanların insanlardan hazır tuza alışması ve onlara yakınlaşması evcilleştirilme sürecindeki en önemli faktörlerden biri olmuştur.
Tuz kaynaklarına olan hakimiyet şehirler ve krallıklar arasında hep bir rekabete sebep olmuş, tuz göllerine hakimiyet ekonomik anlamda oldukça önemli olmuştur. Gıdanın yanında deri tabaklamak içinde çok önemli bir malzeme olarak tuz hem günlük hayat hemde ekonomik hayat için gerekli bir malzeme haline gelmiştir.
Ülkemizde Çatalhöyük hem Anadolu tarihi hemde insanlık tarihi için çok önemli olan, insanlığın ilk şehirleşmesi olarak gösterilen bir yerleşmedir ve insanların yakındaki tuz gölünden faydalanabildiği için o dönemin en büyük ekonomisi haline gelebildiği düşünülmektedir.
Bu önem kendine mit ve efsanelerde bile yer bulmuştur. Yunan mitolojisinde Atina şehrinin kurulduğu zaman, Athena ve Poseidon arasında şehrin koruyucu tanrısının kim olacağına dair bir çekişmeye girmiş, Athena insanların onu seçmesi için onlara zeytin ağacı bahçeleri, Poseidon ise büyük bir tuz gölü vermeyi vaat etmiştir.
Artık hepimiz modern nimetler sayesinde çoğu zaman yiyeceğimizin geçirdiği çoğu aşamadan soyut bir şekilde yaşıyoruz. Bunun avantajları elbette pek çok, ancak geçmişten gelen bilgilerin ve belli zamanlardaki önemlerinin bilinmesi de oldukça önemli. Yemeğimizde, hayatımızda olmazsa olmazlarımızın bu konumda olmasının bir nedeni, bir geçmişi var. Belki günlük yaşamımızda artık ihtiyaç duyduğumuz bilgiler değiller, ama yinede bilmenin bir değeri var.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Olmazsa Olmaz
Günümüzde yaşadığımız dünya sadece birkaç on yıl öncesinden bile her yönden çok farklı. Daha da geriye gidildiğinde ise o dönemdeki insan hayatının sahip olduğu refah seviyesi ile günümüz arasında dağlar kadar fark var.
Sadece sosyal açıdan bile yaşadığımız dünya ve kültür tamamen farklı, ancak fiziksel yaşamdaki farklar çoğu zaman daha dramatik ölçüde olmakta. Sadece her sabah uyandığımız yatakların konforu, yaşadığımız evlerin sağlamlığı, çeşmeden akan temiz su, elektrik, ısıtma ve soğutma sistemleri gibi gelişmeler ve bunların genel olarak standart bir hale gelmesi, genel toplumun dönemler arasındaki yaşam stillerinin en bariz farklarından biri.
Geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında çoğu zaman her yeni dönem, tarihsel olarak eskisinden daha rahat, daha iyileştirilmiş bir yaşam sürme imkanına sahip olmuştur. Bunun sonucunda çoğu zaman her yeni dönem insanların öğrenmesi gereken yeni bilgi, beceri öğrenmesi gerekmiş ve bunların zamanla oluşturduğu gelenekleri de aktarabilmesi gerekmiştir.
Bu bilgilerin ilk öğrenilmesi ve ortaya çıkması aslında oldukça mütevazi başlangıçlarla olmuştur. Günümüzdeki ihtişamlı medeniyet ve teknolojilerin üstüne kurulduğu temeller insanların binlerce yol öncesindeki bilgilerinin attığı temellerin üzerine kurulmuş, ama üstünden o kadar zaman geçmiş ve şartlar değişmiştir ki, geçmişte hayatın devamı için gerekli olan bazı bilgiler toplumun genel hafızasındaki yerini kaybetmeye, yada tam anlamıyla sahip olduğu önemin unutulmaya başlamasına neden olmuştur.
Hayatımızın tadı tuzu olan tuz, aslında hepimizin bildiği ama çoğu zaman yaşadığımız hayatı elde etmemizde geçmişteki rolünün ne kadar önemli olduğunu pek sorgulamadığımız şeylerden biri. Geçmişte gıda, ticaret, hatta insanların ilk şehirleri kurmasındaki nedenlerden biri olarak tuz, aslında insan hayatının en önemli keşiflerinden biridir.
Tuz yada sodyum klorür, tanım olarak bir asit ve bazın tepkimesi sonucunda oluşan maddedir. İnsan ve hayvan gibi canlıların yaşamının devamında önemli bir ihtiyaç olan sodyum klorür maddesinin vücuda gıda olarak alınmasını sağlar. Bu madde vücudumuzda sinir ve kas sistemimizin doğru şekilde çalışması için önemlidir ve ayrıca vücuttaki sıvıların da dengelenmesinde rol oynar.
İnsanlar henüz avcı toplayıcıyken tuz ihtiyaçlarını avladıkları hayvanlar aracılığıyla karşılamaktaydı. Ancak daha sonrasında tarım hayatına geçişle daha fazla tuz ihtiyacına karşılık tuzun doğrudan kaynağını aramaya başladılar. Hayvanları takip ederek buldukları tuz yatakları ve tuz gölleri eski çağlardan beri insanların tuz ihtiyacını karşılayan kaynaklar oldular.
Tuzun insan hayatındaki önemi pek çok alana yayılmıştır. Günümüzde çoğumuzun tuzla ilişkisi yemeklerde daha çok bir tat kaynağı olarak, pişirmede yada tabak üstüne eklediği bir malzeme seviyesinde kalmakta, ancak geçmişte gıdanın saklanmasındaki en önemli unsurdu.
Tuzun gıdaları kurutarak nemini alması, bu sayede yiyeceklerin bozulmadan daha uzun süre saklanabilmesi ilk kez eski Mısır’da keşfedilmiştir. Öyle ki tuzlanmış et Nil üzerindeki sallarla dış ülkelere satılan bir ticaret malı haline gelmiştir.
Hatta etin dışarıya satılacak bir mal olmasına imkan veren asıl kaynak olan evcil çiftlik hayvanları da insanların tuza bolca sahip olması ile mümkün olmuştur. Hayvanların insanlardan hazır tuza alışması ve onlara yakınlaşması evcilleştirilme sürecindeki en önemli faktörlerden biri olmuştur.
Tuz kaynaklarına olan hakimiyet şehirler ve krallıklar arasında hep bir rekabete sebep olmuş, tuz göllerine hakimiyet ekonomik anlamda oldukça önemli olmuştur. Gıdanın yanında deri tabaklamak içinde çok önemli bir malzeme olarak tuz hem günlük hayat hemde ekonomik hayat için gerekli bir malzeme haline gelmiştir.
Ülkemizde Çatalhöyük hem Anadolu tarihi hemde insanlık tarihi için çok önemli olan, insanlığın ilk şehirleşmesi olarak gösterilen bir yerleşmedir ve insanların yakındaki tuz gölünden faydalanabildiği için o dönemin en büyük ekonomisi haline gelebildiği düşünülmektedir.
Bu önem kendine mit ve efsanelerde bile yer bulmuştur. Yunan mitolojisinde Atina şehrinin kurulduğu zaman, Athena ve Poseidon arasında şehrin koruyucu tanrısının kim olacağına dair bir çekişmeye girmiş, Athena insanların onu seçmesi için onlara zeytin ağacı bahçeleri, Poseidon ise büyük bir tuz gölü vermeyi vaat etmiştir.
Artık hepimiz modern nimetler sayesinde çoğu zaman yiyeceğimizin geçirdiği çoğu aşamadan soyut bir şekilde yaşıyoruz. Bunun avantajları elbette pek çok, ancak geçmişten gelen bilgilerin ve belli zamanlardaki önemlerinin bilinmesi de oldukça önemli. Yemeğimizde, hayatımızda olmazsa olmazlarımızın bu konumda olmasının bir nedeni, bir geçmişi var. Belki günlük yaşamımızda artık ihtiyaç duyduğumuz bilgiler değiller, ama yinede bilmenin bir değeri var.