SON DAKİKA
Hava Durumu

Öğrenmek ve Öğretmek

Yazının Giriş Tarihi: 23.11.2025 18:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.11.2025 18:52

Her canlı dünyaya geldiğinde gözlerini, duyularını daha önce bilmediği, yabancı bir mekana açar. Hepsi birbirlerinden farklı şekillerde bu yeni ortama uyum sağlayacak donanımlarla donatılmış, ancak bu donanımları kullanabilme becerisi her canlının kendine özgündür.

Örneğin doğada yaşayan çoğu toynaklı hayvan hayatta kalabilmek için sürekli hareket etmek zorundadırlar. Hem yiyecek bulmak hemde avcı hayvanlardan kaçabilmek için günde kilometrelerce yol katetmektedirler ve sürülerinde bulunan her üyeninde bu harekete uyum sağlaması gerekmektedir. En yaşlısından en gencine, bu böyle ilerler. Böyle türlerin en gençleri, yeni doğduktan neredeyse hemen sonra denebilecek bir hızla, yaklaşık bir kaç saat içinde sürü ile harekete hazır hale gelirler.

Bazı hayvanlar annesi yada babası yanında olmasa bile ne yapacağını bilerek, içgüdüsel bir güçle hareket eder. Bu durum türün her üyesi için geçerli olan, hepsinin yapması, gitmesi yada korkması gerekeni içten bildiği ve bu sayede türlerinin devamını sağladıkları bir donanımdır. Su kaplumbağalarının, somon gibi balıkların yanlarında herhangi bir ebeveyni olmasa bile, yumurtadan çıktıkları anda yapmaları gerekeni bilerek hareket ederler.

Burada genel olarak insanın doğanın geri kalanıyla olan en büyük farklardan biri ortaya çıkar. İnsanların doğduktan itibaren yetişkinliğe ulaşana kadar geçirdikleri süre doğadaki çoğu canlıyla karşılaştırıldığında inanılmaz uzun bir süredir. İstisnalar elbette mevcuttur -Grönland köpekbalığının yetişkinliğe ulaşması için 150 sene gibi müthiş bir süre gerekmektedir. Ancak insanlara benzer zamanda büyüyen fil yada balina gibi bazı nadir hayvanlar, aynı zamanda sürü halinde yaşayan hayvanlardır.

Bu sürüler o yavruya doğumundan itibaren hayatı boyunca ihtiyacı olacak bütün bilgileri verir. Yavru sürünün sağladığı güvenlikle güvenli bir ortamda hayatı tecrübe eder ve bir gün kendi bir yetişkin haline geldiğinde hayata karşı hazırlıklı olur.

Öğrenmek ve öğretmek, yeteri mental kapasiteye sahip olan her canlıda sahip olduğu kapasite sınırlarında sergilediği davranışlardır. İnsanlar diğer canlıların çoğundan farklı olarak büyümek için uzun bir süreye ihtiyaç duyar, hemde daha gelişmiş bir beyne sahip olduğu için öğrenme becerisinin sınırları hepsinden daha üstündür.

İçgüdüsü olmayan insan, öğrenmesi gereken her şeyi ilk önce aile üyelerinden, sonrada ‘sürüsünden’ yani toplumun geri kalanından öğrenir. Bir eylem ve beceri olarak öğrenme, hem bireyle hemde bireyin bulunduğu çevresi ile doğrudan ilişkili bir süreçtir.

Çocukluğundan yetişkinliğine, öğrenme için gerekli olan bazı kural ve gereklilikler geçerliliklerini yitirmez. Öğrenecek olan kişinin kapasitesi ve bilgiye uygunluğu, öğrenmenin olacağı ortamın o bireye verdiği güven ve ait olma duygusu, ve bireyin kendini özgürce ifade edebilmesi, öğrenme için en gerekli öğelerdendir.

Öğrenmenin ana öznesi öğrenen ise, öğrenen kadar önemli olan öğreten de en az öğrenen kadar önemlidir. Çoğu insanın hayatında kötü bir öğretenden kaynaklanan olumsuz bir tecrübesi vardır, çoğu durumda kötü bir olay olarak adlandırılabilse de, bazı bireyler için bu gibi durumlar doğrudan öğrenmenin kendiyle bağlantılı daha karmaşık tecrübeler haline de gelebiliyor.

İnsan çeşitli yollarla bir bilgiyi öğrenebilir, ancak en büyük öğreten her zaman öğretmendir. Öğretmen bir terim olarak, öğretebilen herkestir. Bu yönden anne ve baba çoğu insanın hayatındaki ilk öğretmenleridir. Aile ve arkadaşlar, bireyin yakın çevresi bunu izler.

Geçmişte öğretmenlik tam olarak bir meslek değilken, bir insanın bulunduğu toplum ortak bir şekilde öğretme görevini genç üyelerine karşı üstlenirdi. Toplumların gelişmesi, kalabalıklaşması daha katmanlı hale gelmesi ile günümüzde düşündüğümüz öğretmen ve öğrenci ilişkisi ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkışından uzun bir süre boyunca, her insan belirli bir derecede eğitimini hayatındaki çeşitli öğretmenlerden almış, yüksek öğretim olarak adlandırılan, öğretmenlerin bir meslek olarak rol aldığı eğitim çoğunlukla zengin kesimle sınırlı kalmıştır.

Günümüzde her insanın doğuştan gelen haklarından olan eğitim hakkı, hayatlarını öğretici rolüne adamış, bir sonraki neslin gelişiminde doğrudan emeği geçen öğretmenler sayesinde sağlanmaktadır. Doğuştan ölüme, her insanın hayatını yönetme becerisini borçlu olduğu öğretmenlerin hatrı yılın her günü hatırlanmalı, ama en çok bugün en büyük teşekkürleri duymalılar. Her öğretmenin öğretmenler günü kutlu olsun!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.