Hayatta hepimiz her günümüzü geçirirken bazı küçük yardımlara, iticilere ihtiyaç duyarız. Sıkıcı, bunaltıcı bir günün daha çabuk geçmesi, zor bir işin bir nebze kolaylaşması yada sadece nedensiz kendimizi daha iyi hissetmek için türlü çözümler ararız. Bu bazen ağzımıza attığımız bir yudum çikolata, aldığımız bir temiz hava, yada bizi güldürecek bir şakadır.
Gülmenin en iyi ilaç olduğu sıkça tekrar edilen bir sözdür ve doğruluk payı sanıldığından çok daha büyüktür. Gülmek ve gülümsemek, vücudumuzda serotonin, endorfin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını sağlar. Bu hormonlar stresi azaltan, bağışıklık sistemini güçlendirip kalp sağlığına faydalıdırlar. Bu hormonlar ayrıca doğal ağrı kesiciler olarak öne çıkarlar. Yani attığınız bir kahkaha, size gerçekten bir ilaç gibi gelmektedir.
Komedi ve mizah, bir kişinin stres ve sıkıntısının azalmasına, rahatlamasına yardımcı olur. Yani bir kişinin hayatında ne kadar mizah olduğu aslında genel olarak sağlığında kendini göstermekte.
Eğer zor gülen, mizah anlayışınız daha nadir insanlardansanız eğer, korkmayın çünkü çözüm aslında oldukça kolay. Çünkü tıpkı korku filmlerinde yaşadığımız korkuda olduğu gibi, vücudumuz gerçek ve sahte kahkaha arasındaki farkı ayırt edememekte. Dolayısıyla aslında komik bulmadığınız bir şeye kendinizi güldürürseniz bile, vücudunuzdaki reaksiyonu gülmekten kırıldığınız bir anla aynı şekilde olmakta.
İnsanlar gülmenin faydalarını kahkahanın bilimsel analizinin öncesinden de farkındaydı elbette. Geçmişten beri, bugün 1 Nisan yada April Fools Day (Nisan Budalası Günü) gibi bazı belli şaka ve mizah günleri, çeşitli kültürlerle uygulanmakta olan gelenekler haline gelmiştir.
Çoğu batı ülkesinde 1 Nisan, İskoçya gibi ülkelerde 2 Nisan, 30 Nisan, ya da çok farklı gün ve aylarda, mizah ve kahkahaya adanmış günler vardır. Böyle günlerde insanların birbirlerine yaptıkları neredeyse her şaka fazla ‘büyük’ olmadıkları sürece kabul görmektedir. Kişilerden kurumlara, oldukça geniş bir katılıma sahiptir. Bir haber bülteninin bile bu güne katılması ve şaka bir haber yapıp ertesi gün bunu ilan etmesi bile bu gün çerçevesinde kimseyi şaşırtmaz.
Gerçi şuan genel olarak dünyanın haber bültenlerini takip etmekteyseniz, insanların ilk bakışta bir şaka olduğunu anlayacak kadar absürt, imkansız bir haber yapmanın her geçen gün zorlaştığını tahmin edebilirsiniz. Sadece on, yirmi yıl öncesinin siyaset ve ülke dinamiklerine bakıldığında, geçmişten birisinin muhtemelen asla tahmin etmeyeceği gelişmeler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.
Travmatik olaylar sadece büyük, olağan üstü facialar değil, uzun süre etkisi devam eden, bizi bu süre içinde kaygılandıran çoğu durumu da içine alır. Ekonomik, siyasi ve her yönden son derece karışık ve belirsiz bir dönemde yaşamak elbette her bireyde bazı başa çıkma mekanizmalarını tetiklemekte.
Bu mekanizmalar bazen, inkar, bahaneler, düşünselleştirme ve bastırma gibi yollar olarak karşımıza çıkar. Mizahta sahip olduğu faydalarla bir ihtiyaç ve ilaç olarak bir başa çıkma mekanizması haline gelebilir, ancak ilk bakışta diğer mekanizmalardan daha olumlu gibi gözükse de, orantısız mizah yanında farklı sorunları da getirmektedir.
Mizah ve komedi, günümüzde eğlence sektörlerinde hem kendine ait bir alana sahip, hemde özellikle sosyal medyada ve popüler kültürde bir propaganda aracı olarak kullanılmaya başlanmış durumda. Hepimizin elindeki telefonlar, gün içinde sık sık kullandığımız, gerçek dünyayı yansıtan ancak onun her yönden sulandırıldığı bir versiyonu.
Savaşların, siyasi dinamiklerin, ölümlerin, Epstein gibi skandalların hatta ekonomideki açlık ve fakirliğin bile, belirli dozlarla mizah malzemesi haline getirilebilmekte. Bu belki sıradan bir kişi için ilk başta bir ‘başa çıkma’ yolu olarak tanımlanabilir, ancak ‘izahı olmayan şeylerin mizahı’ uzun vadede pek çok şeyin sindirilebilir bir hale getirilmesinin de önünü açar.
Hayatımızda şakalar nisanda tek bir günle sınırlı değil, ancak ‘budala’lık yaptığımızın bize söylendiği tek gün. Burada olay şakaya, özellikle kara yada eleştirel mizaha karşı bir tutum değil. Ancak yapılan eleştirinin, burada saklı olan mizahın istendiği etkiyi vermesi kişinin sahip olduğu farkındalık ve algı ile alakalıdır. Özellikle sosyal medyada yapıldığı iddia edilen çoğu ‘kara mizah’ ya şok etkisi yada olayın ağırlığını hafifletme, önemsizleştirme amacına hizmet etmekte. Her şeyin mizahını yapan, sonunda izahını edemediği sıkıntıya düştüğünde kendini nasıl kurtaracak?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Nisan Budalası
Hayatta hepimiz her günümüzü geçirirken bazı küçük yardımlara, iticilere ihtiyaç duyarız. Sıkıcı, bunaltıcı bir günün daha çabuk geçmesi, zor bir işin bir nebze kolaylaşması yada sadece nedensiz kendimizi daha iyi hissetmek için türlü çözümler ararız. Bu bazen ağzımıza attığımız bir yudum çikolata, aldığımız bir temiz hava, yada bizi güldürecek bir şakadır.
Gülmenin en iyi ilaç olduğu sıkça tekrar edilen bir sözdür ve doğruluk payı sanıldığından çok daha büyüktür. Gülmek ve gülümsemek, vücudumuzda serotonin, endorfin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını sağlar. Bu hormonlar stresi azaltan, bağışıklık sistemini güçlendirip kalp sağlığına faydalıdırlar. Bu hormonlar ayrıca doğal ağrı kesiciler olarak öne çıkarlar. Yani attığınız bir kahkaha, size gerçekten bir ilaç gibi gelmektedir.
Komedi ve mizah, bir kişinin stres ve sıkıntısının azalmasına, rahatlamasına yardımcı olur. Yani bir kişinin hayatında ne kadar mizah olduğu aslında genel olarak sağlığında kendini göstermekte.
Eğer zor gülen, mizah anlayışınız daha nadir insanlardansanız eğer, korkmayın çünkü çözüm aslında oldukça kolay. Çünkü tıpkı korku filmlerinde yaşadığımız korkuda olduğu gibi, vücudumuz gerçek ve sahte kahkaha arasındaki farkı ayırt edememekte. Dolayısıyla aslında komik bulmadığınız bir şeye kendinizi güldürürseniz bile, vücudunuzdaki reaksiyonu gülmekten kırıldığınız bir anla aynı şekilde olmakta.
İnsanlar gülmenin faydalarını kahkahanın bilimsel analizinin öncesinden de farkındaydı elbette. Geçmişten beri, bugün 1 Nisan yada April Fools Day (Nisan Budalası Günü) gibi bazı belli şaka ve mizah günleri, çeşitli kültürlerle uygulanmakta olan gelenekler haline gelmiştir.
Çoğu batı ülkesinde 1 Nisan, İskoçya gibi ülkelerde 2 Nisan, 30 Nisan, ya da çok farklı gün ve aylarda, mizah ve kahkahaya adanmış günler vardır. Böyle günlerde insanların birbirlerine yaptıkları neredeyse her şaka fazla ‘büyük’ olmadıkları sürece kabul görmektedir. Kişilerden kurumlara, oldukça geniş bir katılıma sahiptir. Bir haber bülteninin bile bu güne katılması ve şaka bir haber yapıp ertesi gün bunu ilan etmesi bile bu gün çerçevesinde kimseyi şaşırtmaz.
Gerçi şuan genel olarak dünyanın haber bültenlerini takip etmekteyseniz, insanların ilk bakışta bir şaka olduğunu anlayacak kadar absürt, imkansız bir haber yapmanın her geçen gün zorlaştığını tahmin edebilirsiniz. Sadece on, yirmi yıl öncesinin siyaset ve ülke dinamiklerine bakıldığında, geçmişten birisinin muhtemelen asla tahmin etmeyeceği gelişmeler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.
Travmatik olaylar sadece büyük, olağan üstü facialar değil, uzun süre etkisi devam eden, bizi bu süre içinde kaygılandıran çoğu durumu da içine alır. Ekonomik, siyasi ve her yönden son derece karışık ve belirsiz bir dönemde yaşamak elbette her bireyde bazı başa çıkma mekanizmalarını tetiklemekte.
Bu mekanizmalar bazen, inkar, bahaneler, düşünselleştirme ve bastırma gibi yollar olarak karşımıza çıkar. Mizahta sahip olduğu faydalarla bir ihtiyaç ve ilaç olarak bir başa çıkma mekanizması haline gelebilir, ancak ilk bakışta diğer mekanizmalardan daha olumlu gibi gözükse de, orantısız mizah yanında farklı sorunları da getirmektedir.
Mizah ve komedi, günümüzde eğlence sektörlerinde hem kendine ait bir alana sahip, hemde özellikle sosyal medyada ve popüler kültürde bir propaganda aracı olarak kullanılmaya başlanmış durumda. Hepimizin elindeki telefonlar, gün içinde sık sık kullandığımız, gerçek dünyayı yansıtan ancak onun her yönden sulandırıldığı bir versiyonu.
Savaşların, siyasi dinamiklerin, ölümlerin, Epstein gibi skandalların hatta ekonomideki açlık ve fakirliğin bile, belirli dozlarla mizah malzemesi haline getirilebilmekte. Bu belki sıradan bir kişi için ilk başta bir ‘başa çıkma’ yolu olarak tanımlanabilir, ancak ‘izahı olmayan şeylerin mizahı’ uzun vadede pek çok şeyin sindirilebilir bir hale getirilmesinin de önünü açar.
Hayatımızda şakalar nisanda tek bir günle sınırlı değil, ancak ‘budala’lık yaptığımızın bize söylendiği tek gün. Burada olay şakaya, özellikle kara yada eleştirel mizaha karşı bir tutum değil. Ancak yapılan eleştirinin, burada saklı olan mizahın istendiği etkiyi vermesi kişinin sahip olduğu farkındalık ve algı ile alakalıdır. Özellikle sosyal medyada yapıldığı iddia edilen çoğu ‘kara mizah’ ya şok etkisi yada olayın ağırlığını hafifletme, önemsizleştirme amacına hizmet etmekte. Her şeyin mizahını yapan, sonunda izahını edemediği sıkıntıya düştüğünde kendini nasıl kurtaracak?