SON DAKİKA
Hava Durumu

Kötünün Kahkahası

Yazının Giriş Tarihi: 15.07.2026 00:03
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.07.2026 00:04

Geçmişten günümüzde dünya üzerinde gelmiş geçmiş çoğu kültür farklı sanat dallarına sahip olmuş, kültürleri bu sanat dallarının ne şekilde sahne edildiği yada uygulandığı yönde etkilenmiştir. Çoğu zaman bu farklar kültürel farklılıkların ortaya çıkış noktası olmuş, yaşam tarzlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Sahne sanatları, yani genel olarak bir seyirci karşısında çoğunlukla bedensel hareketlerle sunulan bir hikaye yada gösteriler geçmişten beri farklı şekillerde de olsa çoğu kültürde var olan, ve önemli bir yere sahip sanatlar olmuştur. Heykel, resim, bezeme gibi pek çok sanat dalı belirli fiziksel mekan ve kaynaklara ihtiyaç duyarken, sahne sanatları için en önemli iki malzeme ilgili bir seyirci ve bu seyircinin ilgisini elinde tutma becerisine sahip olan sanatçıdır.

Bu sanatçının çalışma ortamı ister yıldızların altında, bir ateşin etrafında toplanmış insanlar yada akustiği ve oturma planı en küçük detayına kadar ayarlanmış bir tiyatro binası olsun, ana malzeme sanatçı ve sanatçının seyircisine sunmak ve anlatmak istediği hikaye olmuştur.

Anlatılan hikayeler çoğu zaman o dönemin toplumunu doğrudan yansıtır. Kulaktan kulağa aktarılmış efsaneler yada yazarı belli senaryolar olsun, o hikayenin ortaya çıktığı ortamdan, anlatıldığı seyircinin bu hikayeyle olan ilişki ve tepkisi o toplumun sosyal ve kültürel yapısına dair önemli ipuçları barındırır.

Yazarların ve sanatçıların hikayeleri seyircisinde pek çok çeşit duygu ve düşünce uyandırmak amacıyla hareket eder. Bazen bir kahkaha attırmak, bazen ağlatmak, bazen de düşündürmek, ama hikayenin sonunda seyircinin bir şekilde değişmiş olması esastır. Bu belki mutluluktan belki de üzüntüden olsun, ama yeterki insanda samimi ve gerçek bir etki olsun.

Günümüzde bu hikaye geleneği yeni teknolojilerle yeni sanatsal dallara ayrılmış, daha önce sahip olunmayan teknik ya da sosyal imkanlar hikaye anlatıcılığını yeni noktalara taşımıştır.

Bugün sinema, her ne kadar kayıt altına alındığı için bir sahne sanatı olmasa da, bedensel bir performans ile bize bir hikaye anlatan, modern yaşamın belki de en etkili hikaye medyumu. Özellikle çoğu insanın en kolay şekilde anladığı, hatta hikayelerin belki de en temel hali olan kitapları bir ‘iş’ gibi gören insanların bile (çoğu zaman) üşenmeden seyrettiği bir medyum olarak, sinema günümüzün hikaye anlatıcılığını tanımlayan bir konumda.

Bu nedenle özellikle sinemalarda hangi filmin popüler olup, kültür sohbetlerinde kendinden söz ettirmesinin arka planının incelenmesi kültür akımlarının nereden nereye gittiğinin analizi için önemli bir kaynak konumunda.

Sinema yaygın bir eğlence ve sanat aracı haline geldiğinden beri sayısız akım ve trendler geçirmiştir. Sadece yeni milenyumun sinema akımlarına bile baktığımızda kültürel değişimin bir haritası çıkartılabilir. 2000’lerle birlikte gelişen özel efektlerle beraber fantastik, bilim kurgu ve sonrasında da çoğu olağanüstü ögeyi barındıran çizgi roman uyarlamaları yakın tarihin popüler kültürünü yirmi yıldan fazla bir süredir yöneten akım.

Bu akımla beraber sinemanın sektör yanında da yeni düşünce ve finansal stratejiler de ortaya çıktı; ‘büyük bütçe, büyük hasılat’ özellikle Disney gibi devasa mega şirketlerin en yaygın uygulaması haline geldi.

Ancak ‘süper kahraman yorgunluğu’, tüm büyük bütçeli ‘evren kurma’ çabalarının artık eskisi kadar popüler ve hasılat garantisi getirmediği bir yöne doğru ilerliyor gibi görünüyor. İlk başta teknolojinin şimdiye kadar beyaz ekrana hiç olmadığı kadar gerçekçi şekilde taşıdığı fantastik hikayelere duyulan hayranlık belki de geçince, seyirci artık onları hayranlıkla değil, daha ince ve hassas duygulardan yakalayan konuları anlatan hikayelere yöneliyor.

Örneğin Disney’in kendi markasını üstüne inşa ettiği ‘tek boyutlu ama eğlenceli’ kötü karakter tiplemesi yerini daha kompleks ‘katmanlı’ kötü karaktere bırakalı uzun zaman oldu. Ancak bu kötü karakterler bile günümüzde daha da gerçekçi haller almaya başladı.

İnanılmaz bir başarı elde eden Obsession’da kötü karakter aslında çoğu kadının hayatında bulunan ‘arkadaş’lardan biri. Bir kadının sevgisini kendine hak gören, ortalama bir erkeğin eline geçen olağanüstü bir gücü ilk fırsatta kötüye kullanarak hem kendi hemde başkalarının hayatlarına verdiği zarar.

Backrooms, hayatın kıskaçları arasında sıkışıp kalmış bir adamın, onun hayatını kimin mahvettiğine dair ısrarla bir suçlu araması, sonunda değişim için tek yolun kendinden geçtiğini kabul ettiğinde ise, sırf değişime karşı koymak adına aynı toksik ortamda, toksik alışkanlıklarından vazgeçmeyi reddetmesi. Evet, film alternatif bir evrene geçen bir kapının evinizin bir köşesinde var olabileceğini söylüyor, ancak sizi asıl korkutan o arka odaların varlığı değil, sizi o odalara dönmeye zorlayan dürtüleriniz.

Yada tüm dünyanın her yerinde olabilecek en yüksek kâr için doğal kaynakları, insan sağlığını hiçe sayan pek çok şirket. Yıllarca insanları kaçırıp, sadece cesetlerin en ‘pratik’ şekilde ortadan kaldırılması için özel şekilde inşa edilen adalardaki malikaneler, çiftlikler. Ancak bu şirketleri Superman gelip, lazerleriyle yok edemeyecek.

Geçmişte kötülük için kötü olmak sadece bir fantastik öğeyken, günümüzde bunun toplumun her kesiminde, hatta kendi içimizdeki inkar edilmez varlığı hepimizi rahatsız ediyor. Öyle ki artık ‘eğlence’ yanının öne çıktığı sinemanın bile buna dair söylemleri artık genel halk tarafındanda duyulmaya ve tekrarlanmaya başladı. Belki bir film gerçeği tek başına değiştiremez, ancak bir fikre dair bir kıvılcım yakarak o değişimi başlatması, hikayecinin hedefinin gerçekleşmesi demektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.