Tüm dünyada uzunca bir süredir bir huzursuzluk ve belirsizlik havası hakim, ancak son birkaç haftada bu duruma dair tepkiler daha somut bir hâl almaya başlamış durumda. Buna bir karşı hamle olarakta değişime karşı her tarafın bu hareketlenmeyi durdurmak yada en azından etkisiz hale getirmek için yaptıkları baskı ve propaganda çalışmaları da hız kazanmış durumda.
Brezilya’da ekimin başında gerçekleşen başkanlık seçimlerinde %50 oyu hiçbir adayın alamaması üzerine bu ayın sonunda yeniden yapılacak. Lula ve onun karşısında seçime çıkan Bolsonaro’nun vaatlerine ve kendilerine yakın tuttukları dostlarına baktığınızda, birinin halkının ABD’den bağımsızlığının tarafında diğerinin ise darbe girişiminden hapiste olan babasını kurtarma ve hatta geçen seçimlerde onu reddeden halktan intikam alma peşinde olduğu bariz şekilde açık.
Bir yanda babası seçimi kaybedip, darbe girişiminden de başarısız çıkınca hapsedilen babasını özgürlüğe kavuşturmanın en büyük vaadi olduğu, kardeşinin yıllardı ABD’de lobicilik yaptığı açık olan ve Trump’la oldukça yakın olan Bolsonaro, diğer yanda solcu politikaları ile öne çıkan, güçlü şekilde anti-ABD Lula. Yapılan anketler oldukça çekişmeli ve aradaki fark oldukça az. Nasıl olur da Brezilya’nın doğal kaynaklarını yabancı, üstelik geçmişte ülkesine defalarca zarar vermiş bir ülkeye açacağını gururla itiraf eden bir politikacı, o ülkenin insanları tarafından bu kadar destekleniyor?
İkinci seçime giden süreçte binlerce Brezilyalı, ABD’nin bariz şekilde Bolsonaro’yu kayıran manipülasyonunu protesto amacıyla sokaklara çıktı. Halk protestolarında en yaygın slogan Brezilya ABD’nin arka bahçesi değildir! sloganı. Ancak Brezilya’nın haber kanallarında bu yayınlanmıyor. Kendi ülkelerindeki özgürlük mücadelesi yerine bir başka ülkenin, Fransa’nın haberleri yayınlanıyor.
Fransa’da da uzun süredir devam eden bir sorun artık patlama noktasına gelmiş durumda. Eğitim kalitesindeki düşüş özellikle halkın geliri düşük bölümünde bariz bir bir durumda. Uzun okul saatleri, binaların ve diğer materyallerin yetersizliği, kalabalık sınıflar ve sayıları yetmeyen öğretmen ve eğitimciler. (Tanıdık geliyor mu?) Bu durum bir günde gerçekleşen bir sorun değil, uzun yıllar boyunca azaltılan bütçeler ve eğitim kalitesini geri plana atan politikaların maddi karşılığı.
Bunu protesto etmek üzere Paris’te sokaklara dökülen öğrencilerin karşısında ise ağır şekilde silahlanmış, bir çocuğu kör eden, bir diğerinin elini bileğinden koparacak kadar güç uygulamaktan çekinmeyen bir polis gücü var. Eğitimden kesilen bütçenin nereye gittiği gayet belli.
Tüm bunlar yaşanırken, geçen hafta Açlık Oyunları serisinin yeni filminin promosyonu için yapılan gala da tüm ihtişamı ile yine Paris’te gerçekleşti. Baskıcı diktatörlüklere karşı yapılan bir isyan hareketini konu alan Açlık Oyunları, hikayede bir yanda lüks içinde yaşayan elitlerin partilerini ve diğer yanda devlet eliyle yapılan politikalar sonucu yaşanan yokluk ve sefaleti sıkça eleştirir. Ancak iş gerçek hayata geldiğinde kitabın ironik şekilde kendini tekrar etmesi kimsenin umrunda değil anlaşılan.
Aynı ironi kendi halkının protestosunu değil bir başka halkın protestosunu gösteren ve kendi halkını baskılayan Brezilya medyası içinde geçerli. Çok uzaklara bakmaya da gerek yok, kendi ülkemizin iletişim kanalları da çoğunlukla aynı şekilde işlemekte.
Sosyal medya, her ne kadar sürekli bir baskı ve algoritma manipülasyonu altında olsa da, insanların hem kendi halkıyla hemde yabancı halklarla hızlı ve doğrudan iletişim kurabileceği önemli bir iletişim kanalı. Resmî bir kanalın kendi lehinde yaptığı bir politikanın gerçek yüzünün binlerce, hatta milyonlarca insana çok hızlı ve filtresiz bir şekilde, o politikanın doğrudan etkilediği bir vatandaş tarafından aktarılabilmesi demek.
Kendi ülkemizin de açıkladığı sosyal medya kısıtlama yasası gibi politikalar, çocukları korumak amacında değil, bu politik değişim ve akımları durdurmak, en azından yayılmasını engellemek için ortaya çıkartılıyor. Neredeyse her ay yeni bir çocuk istismarı, çocuk işçi ölümü yada okul saldırısının yaşandığı ülkemizde bunlara çözümün sosyal medyayı kısıtlamak olduğunun iddia edilmesi en hafif haliyle gülünç bir iddia. En ağırı ve muhtemelen gerçeği ise amacın bu olayları engellemek değil, bu olayların yaşandığında konuşulmasını engellemek.
Hayali edilen internet, çoğu baskıcı devletin kurmayı hayal ettiği gerçek dünyadan farksız. Botların, trollerin ve kimlik bilgilerini kime verdiğini umursamayan, zaten bu nedenle de her duyduğuna koşulsuz inanan insanların kendi arasında gürültüsünü sürdürürken, gerçekten bir fikri, amacı ve değişim arzusu olan insanların sessizliğe gömülmesi. İliğinin kemiğinin sömürülmesine bırakın tepki vermeyi, alkış tutmanın normalleşmesinin sağlanması.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
EDA SARI
Gürültülü Sessizlik
Tüm dünyada uzunca bir süredir bir huzursuzluk ve belirsizlik havası hakim, ancak son birkaç haftada bu duruma dair tepkiler daha somut bir hâl almaya başlamış durumda. Buna bir karşı hamle olarakta değişime karşı her tarafın bu hareketlenmeyi durdurmak yada en azından etkisiz hale getirmek için yaptıkları baskı ve propaganda çalışmaları da hız kazanmış durumda.
Brezilya’da ekimin başında gerçekleşen başkanlık seçimlerinde %50 oyu hiçbir adayın alamaması üzerine bu ayın sonunda yeniden yapılacak. Lula ve onun karşısında seçime çıkan Bolsonaro’nun vaatlerine ve kendilerine yakın tuttukları dostlarına baktığınızda, birinin halkının ABD’den bağımsızlığının tarafında diğerinin ise darbe girişiminden hapiste olan babasını kurtarma ve hatta geçen seçimlerde onu reddeden halktan intikam alma peşinde olduğu bariz şekilde açık.
Bir yanda babası seçimi kaybedip, darbe girişiminden de başarısız çıkınca hapsedilen babasını özgürlüğe kavuşturmanın en büyük vaadi olduğu, kardeşinin yıllardı ABD’de lobicilik yaptığı açık olan ve Trump’la oldukça yakın olan Bolsonaro, diğer yanda solcu politikaları ile öne çıkan, güçlü şekilde anti-ABD Lula. Yapılan anketler oldukça çekişmeli ve aradaki fark oldukça az. Nasıl olur da Brezilya’nın doğal kaynaklarını yabancı, üstelik geçmişte ülkesine defalarca zarar vermiş bir ülkeye açacağını gururla itiraf eden bir politikacı, o ülkenin insanları tarafından bu kadar destekleniyor?
İkinci seçime giden süreçte binlerce Brezilyalı, ABD’nin bariz şekilde Bolsonaro’yu kayıran manipülasyonunu protesto amacıyla sokaklara çıktı. Halk protestolarında en yaygın slogan Brezilya ABD’nin arka bahçesi değildir! sloganı. Ancak Brezilya’nın haber kanallarında bu yayınlanmıyor. Kendi ülkelerindeki özgürlük mücadelesi yerine bir başka ülkenin, Fransa’nın haberleri yayınlanıyor.
Fransa’da da uzun süredir devam eden bir sorun artık patlama noktasına gelmiş durumda. Eğitim kalitesindeki düşüş özellikle halkın geliri düşük bölümünde bariz bir bir durumda. Uzun okul saatleri, binaların ve diğer materyallerin yetersizliği, kalabalık sınıflar ve sayıları yetmeyen öğretmen ve eğitimciler. (Tanıdık geliyor mu?) Bu durum bir günde gerçekleşen bir sorun değil, uzun yıllar boyunca azaltılan bütçeler ve eğitim kalitesini geri plana atan politikaların maddi karşılığı.
Bunu protesto etmek üzere Paris’te sokaklara dökülen öğrencilerin karşısında ise ağır şekilde silahlanmış, bir çocuğu kör eden, bir diğerinin elini bileğinden koparacak kadar güç uygulamaktan çekinmeyen bir polis gücü var. Eğitimden kesilen bütçenin nereye gittiği gayet belli.
Tüm bunlar yaşanırken, geçen hafta Açlık Oyunları serisinin yeni filminin promosyonu için yapılan gala da tüm ihtişamı ile yine Paris’te gerçekleşti. Baskıcı diktatörlüklere karşı yapılan bir isyan hareketini konu alan Açlık Oyunları, hikayede bir yanda lüks içinde yaşayan elitlerin partilerini ve diğer yanda devlet eliyle yapılan politikalar sonucu yaşanan yokluk ve sefaleti sıkça eleştirir. Ancak iş gerçek hayata geldiğinde kitabın ironik şekilde kendini tekrar etmesi kimsenin umrunda değil anlaşılan.
Aynı ironi kendi halkının protestosunu değil bir başka halkın protestosunu gösteren ve kendi halkını baskılayan Brezilya medyası içinde geçerli. Çok uzaklara bakmaya da gerek yok, kendi ülkemizin iletişim kanalları da çoğunlukla aynı şekilde işlemekte.
Sosyal medya, her ne kadar sürekli bir baskı ve algoritma manipülasyonu altında olsa da, insanların hem kendi halkıyla hemde yabancı halklarla hızlı ve doğrudan iletişim kurabileceği önemli bir iletişim kanalı. Resmî bir kanalın kendi lehinde yaptığı bir politikanın gerçek yüzünün binlerce, hatta milyonlarca insana çok hızlı ve filtresiz bir şekilde, o politikanın doğrudan etkilediği bir vatandaş tarafından aktarılabilmesi demek.
Kendi ülkemizin de açıkladığı sosyal medya kısıtlama yasası gibi politikalar, çocukları korumak amacında değil, bu politik değişim ve akımları durdurmak, en azından yayılmasını engellemek için ortaya çıkartılıyor. Neredeyse her ay yeni bir çocuk istismarı, çocuk işçi ölümü yada okul saldırısının yaşandığı ülkemizde bunlara çözümün sosyal medyayı kısıtlamak olduğunun iddia edilmesi en hafif haliyle gülünç bir iddia. En ağırı ve muhtemelen gerçeği ise amacın bu olayları engellemek değil, bu olayların yaşandığında konuşulmasını engellemek.
Hayali edilen internet, çoğu baskıcı devletin kurmayı hayal ettiği gerçek dünyadan farksız. Botların, trollerin ve kimlik bilgilerini kime verdiğini umursamayan, zaten bu nedenle de her duyduğuna koşulsuz inanan insanların kendi arasında gürültüsünü sürdürürken, gerçekten bir fikri, amacı ve değişim arzusu olan insanların sessizliğe gömülmesi. İliğinin kemiğinin sömürülmesine bırakın tepki vermeyi, alkış tutmanın normalleşmesinin sağlanması.