Dünya üzerinde yüzlerce birbirinden farklı canlı türü yaşamakta. Bazısı birbirlerine oldukça benzer, çoğu birbirinden olabildiğince farklı görünüşte ve yerlerde yaşamakta. Hepsinin farklı becerileri ve yetenekleri, onları yaşadıkları yerlerde ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gelişmiş, bu nedenle önemli bir kısmı yaşadığı yere bağlı, o iklime benzer alanlarda yaşamakta.
Bu kurala neredeyse istisna denebilecek tek canlı insan. Her ne kadar elbette bizde gezegenin tamamına erişim sağlayamasakta, bu noktalar çoğu zaman dünyadaki diğer hiç bir canlının da gidemeyeceği yerler oluyor. Günümüzdeki teknolojiyle patlamış yanardağlardan akan kavurucu magma sıcağından kutupların dondurucu soğuklarına kadar, çoğu canlının ulaşamayacağı yerlerde özel kıyafet ve ekipmanlarla insanların bulunması mümkün olabiliyor.
Tarihte uzun bir süre insanlar da çoğunlukla vücudumuzun kendi dayanıklılığı ve basit koruyucu kıyafetlerin sağladığı imkanlar dahilinde olan yerlerde bulunmak zorundaydı. Bunun yanında ulaşımında hangi yolla olursa olsun çoğunlukla yavaş, tehlikeli ve oldukça yorucu olması da bu durumun en büyük sınırlayıcılarındandı.
Sadece şehirler arasında bile yolculukların hayvanlar üstünde yada gemilerle bile günler, haftalar aldığını, çoğu zaman yolculuktaki asıl zorlukların yolun kendinde değil, barındırdığı diğer tehlikeler olduğu göz önüne alındığında, günümüzdeki özgürlük geçmişte sadece kanatları ile gökyüzünde uçan kuşların sahip olduğu bir şeydi.
Dünyada her kıtada bulunan, hem bulunduğu ortama uyum sağlamış yada kıtalar arasında bile yolculuk yapma kabiliyetine sahip olan çok az canlı türü vardır. Kuşlar bu beceri ve çeşitliliğe sahip nadir canlılardan olarak geçmişten beri insanları hem etkilemiş hemde ilham vermişlerdir.
Kuşlar bulundukları her ekosistemde önemli bir yere sahiptirler, ancak hangi role sahip oldukları cinslerine göre değişir. Canlılar piramidinde en üstteki avcı konumunda da olabilirler, diğer hayvanların avlandığı sürüler de. Akbabalar gibi cinsleri, dünya üzerindeki en büyük kuşlardan biri olarak avcılıklarından çok leşçiliği ile öne çıkar. Her ne kadar bu kulağa pek güzel gelmesede, bu doğanın işleyişinde önemli bir roldür. Daha küçük boyuttaki avcı kuşlar haşere ve böceklerin kontrolü için zorunludur.
Suda ve karada, kocaman etkileyici kanat açıklıklarından avuç içine sığacak kadar küçük boyutlara, kuşlar en çeşitli canlı türlerinden biri olarak insanların da hep yakın temasta olduğu canlılardır. Bu özellikle insan kültürlerinde oldukça büyük bir yere sahiptir.
Kuşlar insanlar için evcil hayvanlardan çiftlik hayvanlarına yada düşman ‘haşerelere’ kadar pek çok anlam ifade eder. Bu farklı konumlarda dolayısıyla kendini kültürel sembol ve inanışlarda da bolca gösterir.
Kuzgun ve kargalar renkleri ve genel olarak leşçi olmaları nedeniyle pek çok kültürde haksız şekilde olumsuz bir imaja sahiptir. Halbuki en zeki kuş cinslerinden olarak bilgeliğin sembolü baykuşu bile arkalarında bırakabilirler. Papağanlar kadar bilinmese de, onların da ses taklit etme kabiliyetleri vardır. Papağanlar ve benzeri kuşlar ise nesillerdir insanlara yoldaş olarak yetiştirilen, sevilen evcil hayvanlar haline gelmişlerdir.
İnsanların tarihinde belkide en çok kullanılan, ancak günümüzde bir zamanlar sahip olduğu değer neredeyse unutulmuş hayvan ise güvercinlerdir. Sanıldığından çok daha yakın bir döneme kadar insanların iletişim ağının en önemli parçalarından biriyken, günümüzde evcil hayvan olarak sınırlı bir seven grubunun dışında, şehirlerde bir fazlalık olarak görülmektedirler.
Vahşi avcı kuşlar doğanın en büyük simgelerinden biri olarak bin yıllardır çeşitli devletin sembolleri olmuş, insanların da belirli derecede avda kullandığı hayvanlar olmuşlardır.
Şimdi ise gıda yada evcil hayvan rollerine uymayan çoğu kuş cinsi, adapte olabileceklerinden çok daha hızlı değişen iklim ve dünyada var olma mücadelesi vermekteler. Hem doğada hemde insanlık tarihinde edindikleri rollerle kuşlar, gezegenin en büyük zenginliklerinden. Onların yok oluşunun bizim de bildiğimiz yaşamımızın yok oluşuna bir alamet olarak görülmesi yanlış olmaz. Küçük kırlangıçtan büyük kartala, her birinin bu dünyadaki varoluş hakkı bizimkine doğrudan bağlı buna
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Gökteki Kanatlar
Dünya üzerinde yüzlerce birbirinden farklı canlı türü yaşamakta. Bazısı birbirlerine oldukça benzer, çoğu birbirinden olabildiğince farklı görünüşte ve yerlerde yaşamakta. Hepsinin farklı becerileri ve yetenekleri, onları yaşadıkları yerlerde ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gelişmiş, bu nedenle önemli bir kısmı yaşadığı yere bağlı, o iklime benzer alanlarda yaşamakta.
Bu kurala neredeyse istisna denebilecek tek canlı insan. Her ne kadar elbette bizde gezegenin tamamına erişim sağlayamasakta, bu noktalar çoğu zaman dünyadaki diğer hiç bir canlının da gidemeyeceği yerler oluyor. Günümüzdeki teknolojiyle patlamış yanardağlardan akan kavurucu magma sıcağından kutupların dondurucu soğuklarına kadar, çoğu canlının ulaşamayacağı yerlerde özel kıyafet ve ekipmanlarla insanların bulunması mümkün olabiliyor.
Tarihte uzun bir süre insanlar da çoğunlukla vücudumuzun kendi dayanıklılığı ve basit koruyucu kıyafetlerin sağladığı imkanlar dahilinde olan yerlerde bulunmak zorundaydı. Bunun yanında ulaşımında hangi yolla olursa olsun çoğunlukla yavaş, tehlikeli ve oldukça yorucu olması da bu durumun en büyük sınırlayıcılarındandı.
Sadece şehirler arasında bile yolculukların hayvanlar üstünde yada gemilerle bile günler, haftalar aldığını, çoğu zaman yolculuktaki asıl zorlukların yolun kendinde değil, barındırdığı diğer tehlikeler olduğu göz önüne alındığında, günümüzdeki özgürlük geçmişte sadece kanatları ile gökyüzünde uçan kuşların sahip olduğu bir şeydi.
Dünyada her kıtada bulunan, hem bulunduğu ortama uyum sağlamış yada kıtalar arasında bile yolculuk yapma kabiliyetine sahip olan çok az canlı türü vardır. Kuşlar bu beceri ve çeşitliliğe sahip nadir canlılardan olarak geçmişten beri insanları hem etkilemiş hemde ilham vermişlerdir.
Kuşlar bulundukları her ekosistemde önemli bir yere sahiptirler, ancak hangi role sahip oldukları cinslerine göre değişir. Canlılar piramidinde en üstteki avcı konumunda da olabilirler, diğer hayvanların avlandığı sürüler de. Akbabalar gibi cinsleri, dünya üzerindeki en büyük kuşlardan biri olarak avcılıklarından çok leşçiliği ile öne çıkar. Her ne kadar bu kulağa pek güzel gelmesede, bu doğanın işleyişinde önemli bir roldür. Daha küçük boyuttaki avcı kuşlar haşere ve böceklerin kontrolü için zorunludur.
Suda ve karada, kocaman etkileyici kanat açıklıklarından avuç içine sığacak kadar küçük boyutlara, kuşlar en çeşitli canlı türlerinden biri olarak insanların da hep yakın temasta olduğu canlılardır. Bu özellikle insan kültürlerinde oldukça büyük bir yere sahiptir.
Kuşlar insanlar için evcil hayvanlardan çiftlik hayvanlarına yada düşman ‘haşerelere’ kadar pek çok anlam ifade eder. Bu farklı konumlarda dolayısıyla kendini kültürel sembol ve inanışlarda da bolca gösterir.
Kuzgun ve kargalar renkleri ve genel olarak leşçi olmaları nedeniyle pek çok kültürde haksız şekilde olumsuz bir imaja sahiptir. Halbuki en zeki kuş cinslerinden olarak bilgeliğin sembolü baykuşu bile arkalarında bırakabilirler. Papağanlar kadar bilinmese de, onların da ses taklit etme kabiliyetleri vardır. Papağanlar ve benzeri kuşlar ise nesillerdir insanlara yoldaş olarak yetiştirilen, sevilen evcil hayvanlar haline gelmişlerdir.
İnsanların tarihinde belkide en çok kullanılan, ancak günümüzde bir zamanlar sahip olduğu değer neredeyse unutulmuş hayvan ise güvercinlerdir. Sanıldığından çok daha yakın bir döneme kadar insanların iletişim ağının en önemli parçalarından biriyken, günümüzde evcil hayvan olarak sınırlı bir seven grubunun dışında, şehirlerde bir fazlalık olarak görülmektedirler.
Vahşi avcı kuşlar doğanın en büyük simgelerinden biri olarak bin yıllardır çeşitli devletin sembolleri olmuş, insanların da belirli derecede avda kullandığı hayvanlar olmuşlardır.
Şimdi ise gıda yada evcil hayvan rollerine uymayan çoğu kuş cinsi, adapte olabileceklerinden çok daha hızlı değişen iklim ve dünyada var olma mücadelesi vermekteler. Hem doğada hemde insanlık tarihinde edindikleri rollerle kuşlar, gezegenin en büyük zenginliklerinden. Onların yok oluşunun bizim de bildiğimiz yaşamımızın yok oluşuna bir alamet olarak görülmesi yanlış olmaz. Küçük kırlangıçtan büyük kartala, her birinin bu dünyadaki varoluş hakkı bizimkine doğrudan bağlı buna