SON DAKİKA
Hava Durumu

Fazla

Yazının Giriş Tarihi: 06.09.2026 20:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.09.2026 20:52

İnsanlar sosyal varlıklardır. Bu söylem hepimizin bildiği, bir tür olarak insanlar hakkında söylenebilecek en belirgin özelliklerinden biridir. Sosyal olmak, başka insanların hayatımızda varlığına istek duymak çoğu insanın sahip olduğu en temel içgüdü ve motivasyonlardan biridir.

Burada sosyal yaşam insanları tarihleri boyunca hayatta tutan en kilit noktalardan biridir, bu nedenle vücudumuzda bu ihtiyaç için gelişmiş davranışlar bile bulunmaktadır. Utanç duygusu, aidiyet duygusu, sosyal olarak bir grup içinde kendine ait bir yer ve burada saygı duyulup sevilen bir üye olma isteği.. Bunların zıddında yalnızlığın, özellikle kronikleşmiş halinin kişide uyandırdığı derin güvensizlik be huzursuzluk, hepsi bir bireyi grupla yaşamaya iter.

Ancak bu bazı belli başlı sorunların baş göstermesi anlamınada gelmektedir. En başta bir herhangi bir toplum içinde var olmanın en büyük bedeli kişisel özgürlüğün belirli bir derecede kısıtlanması, çoğunluğa uyum sağlamanın zorunluluğudur. Bu fedakarlığı yapmayanlar ya gruptan atılır, atılmazsalar da istenmeyen ama tahammül edilen karakterler olurlar.

Bu nedenle çoğu insan istese de istemese de bu uyum için elinden gelen her şeyi yapar çünkü matematiksel bir denklem olarak düşündüğünde faydalar zararı geçer. Hatta çoğu insan bu ikileme bile düşmeden, doğal şekilde bu uyuma sahiptir- ki çoğu zaman ‘normal’in ne olduğu da bu çoğunluk tarafından belirlenir. Peki normal nedir?

Normal kelime anlamıyla kurallara uygun, aşırı olmayan durumlar demektir. Normalin ne olduğunun belirleyicisi pek çok şey olabilir. Yaşadığımız hayatta gerçek karşılığı ise genel olarak toplumda yeterince kalabalık olan grubun ortak fikridir. Toplumun tümünün bir konuda ortak fikre sahip olması konu her ne kadar basit olursa olsun neredeyse imkansızdır. Bugün bile her insanın insan gibi yaşaması için gerekli haklar üzerine yazılan tartışmalar, bu durumu gözler önüne seriyor.

Burada demokratik bir oylamadansa, toplumun büyük çoğunluğunun sahip olduğu kültür genel olarak normalin asıl belirleyicisidir. Kültürü oluşturan pek çok farklı etken, başta din, dil, ırk ve tarihi geçmiş gibi en büyüklerden, zaman ve teknoloji ile gelişen geleneklere, coğrafi konumun getirdiği şartlara kadar bir bütün olarak kültür, ‘norm’ olan hayatın doğumdan ölüme her aşama ve kuralının belirleyicisidir.

Bugün artık her ne kadar dünyanın bir köy haline geleceği rüyasının internet ve hızlı ulaşım araçları ile gerçekleştiği söylense de, bunun tüm farklı toplumlarda yaygın bir düşünce olduğu söylenemez. Elbette artık her ‘ortalama insan’ diğer ülke, toplum ve genel olarak küresel anlamda daha önceki jenerasyonların sahip olduğu bilgiden çok daha fazlasına, çok daha hızlı şekilde erişiyor. Ancak bu normalin değişimi için düşünüldüğü kadar büyük bir etkiye sahip olmayabiliyor.

Neredeyse her tarihte, her toplumda bir ‘tuhaf’ karakter vardır. Bu kişiler bazen ‘köyün delisi’ olarak adlandırılan, çoğu zaman fiziksel yada zihinsel bir engele sahip olduğu için ötelenmiş kişilerdir. Bu bireylerin içinde normale ne kadar yakın, uyum sağlama becerisi ne kadar yüksekse çoğunlukla topluma o kadar yakınlaşmasına izin verilir.

Sadece 2000’lerin başına kadar ve geçmişteki çeşitli kurgu hikayelere baktığımızda, popüler ve ona benzeyen kısımlar normali, onlardan farklılar da anormal olarak kalıplaşan karakterler olmuşlardır. Bu karakterler ‘fazla zeki’, ‘fazla coşkulu’, ‘fazla iyi’, ‘fazla sessiz’ yada bir başka ‘fazla’ya sahip olan kişidir.

Bugün hem yabancı hemde yerli çevrelerde ‘inek-nerd’ ismi pek çok hobi ve ilgi alanına ilgi duyanlara takılan bir lakap. Covid öncesinde daha ‘popüler’ olmaya başlarken, artık genel anlamda oldukça yaygın hale geldi.

Ancak bu çevrelerin içinde bile sevdiği, ‘fazla’ ilgili olduğu bir şey için orada olanlara, şu an popüler olduğu için orada olan ‘poser normal’ler arasında bir fark görülebiliyor. ‘Fazla hissetme’ korkusu aslında burada hala kendini gösteriyor.

Peki neden? Neden bir şeye fazla verilen değer ve ilgi normal olmayan olarak algılanıyor? Her geçen gün daha da grileşen, her yönü ile kötüye, ‘seri üretim’ bir hayata dönüşüyor günlük yaşamımız. Burada kapitalist bir ‘parasal değer önce, insani değer sonra’ düşüncesi elbette hakim. Ancak toplumun genel olarak beklenen ve istenenden dışarıya çıkan her bireyi cezalandırma isteği neden asla bitmiyor?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.