Tarih boyunca teknoloji ve oluşturduğu sanayi, her zaman insan hayatının en belirleyici etkenlerinden biri olmuştur. Basit bir aletin icadından, bu aletin başka bir işleme için kullanılmasıyla hem günlük hayattaki küçük işlerin çözümü hemde toplumların dinamiklerini oluşturan ekonomi gibi oluşumların doğrudan belirleyicisi olagelmiştir. Teknoloji ve sanayi, her zaman bireylerin ve toplumların yaşam şartlarını, hayat tarzını ve genel olarak kültürlerin şekillenmesinde oldukça önemli bir rol oynamıştır.
Sanayi, kelime anlamıyla, ham maddeleri işlenmiş duruma sokup değerlendirmeye, kullanılacak ürünler durumuna getirmeye yarayan bilgilerin, araçların ve yöntemlerin tümüdür. Bu yönüyle insanın kullandığı her türlü araç gereç ve teknolojiyi içine alır. İnsanların sadece kendini beslediği ve hayatını devam ettirdiği, sadece kas gücü ve basit aletlerin olduğu dönemden, günümüzdeki benzinle çalışan arabalar ve cep telefonlarına kadar her şey bu terime dahildir.
Ancak günümüzde sanayi deyince aklımıza gelen fabrikalar ve seri üretim aslında nispeten yeni olan bir şeydir. Üretimin hızlanması ve kolaylaşması, bu sayede insanların ihtiyaçlarının daha kolay karşılanması için bulunan icatlarla gerçekleşen, ve bir noktada ilk amacından sapıp, sürekli ve daha fazla üretimi düşüncesine evrilmiş olan tarihsel ve teknolojik gelişmelerdir.
Tarih boyunca, günümüzde de insan aslında hala toprağa bağlıdır. Yediğimiz, içtiğimiz ve giydiğimizin ham maddesi her zaman doğadandır. Sanayi devriminin başlamasını sağlayan koşullarda zaten tarımında kendi içinde seri üretime geçişi ile mümkün olmuştur. Belirli ürünlere odaklanan çiftlikler sayesinde gıda artmış, buna karşılık olarak insan nüfusu da artmış, yeni teknolojilerle kurulan atölye ve fabrikalar için gerekli iş gücünü oluşturmuşlardır.
Sanayi devriminin başlangıcı bu nedenle, tarım devrimini gerçekleştiren ve aynı zamanda sömürge sahibi olan İngiltere gibi ülkelerde başlamış, bu gelişimi de sonrasında sürdürmüştür. Aynı dönemde Osmanlı Devleti’nin yaşadığı iç ve dış sorunları fazlaca olduğundan, bu gelişmeye katılımı en iyi tabirle sınırlı seviyede olmuştur.
Sanayi devriminin başlangıcı kabul edilen, en büyük sanayi kanalı neredeyse her örneğinde tekstil olmuştur. Osmanlı’da ilk başta bu yolda ilerlemiş, kurulan ilk atölye ve fabrikalar özellikle ordunun ihtiyaçları için üretilen kıyafetler olmuştur. Bunun yanında top, tüfek üretimine girişilmiş, kurulduğu yerlere göre farklı sanayi alanlarından da fabrikalar kurulmuş, ama uzun vadede çoğu başarılı olamamışlardır.
Burada en önemli neden her zaman parasızlık olmuştur, ancak daha spesifik olarak girişimci vatandaşların eksikliği olmuştur. Yabancı ülkelerdeki sanayi gelişiminin önemli bir kısmı özel fabrika ve girişimciler olmuş, Osmanlı’daki fakir halk elbette bununla boy ölçüşememiştir.
Bu eksikliğin kapatılması için genel olarak devlet desteği öne çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, henüz cumhuriyet kurulmamışken bile ileri görüşlülüğüyle ülkenin bu eksiğinin kapatılması için çalışma ve planlar yapılmasını sağlamıştır. Kurtuluş Savaşı sonrasında eldeki sanayi kolları ve sanayileştirilebilecek hammadde üretimlerinin analizleri ve planlamaları yapılmıştır.
Atatürk’ün bu ekonomik kalkınma ve bağımsızlaşma politikalarında, yöreye göre yiyecek, içecek, giyecek yada malzeme üretimlerinden, Bursa’nın geçmişten gelen köklü tekstil geleneğinin devam ettirilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır.
Merinos koyunu, altın yapağılı koyun olarak anılır. İspanya’nın önemli koyunlarından olsada aslında Avrupa’ya Afrika’dan götürülen, tarihi 15. yüzyıla kadar gerileyen bir ırktır. Türkiye’ye gelişi 1928 yılında olmuş, ilk istenildiği şekilde sanayinin bir parçası olması ise Bursa’da yetiştiriciliğin artması ve tekstil sanayinin karşılık olarak gelişmesi ile olmuştur.
Bursa Merinos Fabrikası bu amaçla yapılmıştır. 28 Kasım 1935’te İsmet İnönü tarafından temeli atılan fabrikanın açılışını 1938 yılında bugün, Mustafa Kemal Atatürk yapmıştır. Fabrika artık uzun bir süredir kapatılmış olsada, aktif olduğu dönem boyunca hem Bursa’nın şehir kültürünün bir parçası haline gelmiş, hemde Türkiye’nin sanayi gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Fabrika
Tarih boyunca teknoloji ve oluşturduğu sanayi, her zaman insan hayatının en belirleyici etkenlerinden biri olmuştur. Basit bir aletin icadından, bu aletin başka bir işleme için kullanılmasıyla hem günlük hayattaki küçük işlerin çözümü hemde toplumların dinamiklerini oluşturan ekonomi gibi oluşumların doğrudan belirleyicisi olagelmiştir. Teknoloji ve sanayi, her zaman bireylerin ve toplumların yaşam şartlarını, hayat tarzını ve genel olarak kültürlerin şekillenmesinde oldukça önemli bir rol oynamıştır.
Sanayi, kelime anlamıyla, ham maddeleri işlenmiş duruma sokup değerlendirmeye, kullanılacak ürünler durumuna getirmeye yarayan bilgilerin, araçların ve yöntemlerin tümüdür. Bu yönüyle insanın kullandığı her türlü araç gereç ve teknolojiyi içine alır. İnsanların sadece kendini beslediği ve hayatını devam ettirdiği, sadece kas gücü ve basit aletlerin olduğu dönemden, günümüzdeki benzinle çalışan arabalar ve cep telefonlarına kadar her şey bu terime dahildir.
Ancak günümüzde sanayi deyince aklımıza gelen fabrikalar ve seri üretim aslında nispeten yeni olan bir şeydir. Üretimin hızlanması ve kolaylaşması, bu sayede insanların ihtiyaçlarının daha kolay karşılanması için bulunan icatlarla gerçekleşen, ve bir noktada ilk amacından sapıp, sürekli ve daha fazla üretimi düşüncesine evrilmiş olan tarihsel ve teknolojik gelişmelerdir.
Tarih boyunca, günümüzde de insan aslında hala toprağa bağlıdır. Yediğimiz, içtiğimiz ve giydiğimizin ham maddesi her zaman doğadandır. Sanayi devriminin başlamasını sağlayan koşullarda zaten tarımında kendi içinde seri üretime geçişi ile mümkün olmuştur. Belirli ürünlere odaklanan çiftlikler sayesinde gıda artmış, buna karşılık olarak insan nüfusu da artmış, yeni teknolojilerle kurulan atölye ve fabrikalar için gerekli iş gücünü oluşturmuşlardır.
Sanayi devriminin başlangıcı bu nedenle, tarım devrimini gerçekleştiren ve aynı zamanda sömürge sahibi olan İngiltere gibi ülkelerde başlamış, bu gelişimi de sonrasında sürdürmüştür. Aynı dönemde Osmanlı Devleti’nin yaşadığı iç ve dış sorunları fazlaca olduğundan, bu gelişmeye katılımı en iyi tabirle sınırlı seviyede olmuştur.
Sanayi devriminin başlangıcı kabul edilen, en büyük sanayi kanalı neredeyse her örneğinde tekstil olmuştur. Osmanlı’da ilk başta bu yolda ilerlemiş, kurulan ilk atölye ve fabrikalar özellikle ordunun ihtiyaçları için üretilen kıyafetler olmuştur. Bunun yanında top, tüfek üretimine girişilmiş, kurulduğu yerlere göre farklı sanayi alanlarından da fabrikalar kurulmuş, ama uzun vadede çoğu başarılı olamamışlardır.
Burada en önemli neden her zaman parasızlık olmuştur, ancak daha spesifik olarak girişimci vatandaşların eksikliği olmuştur. Yabancı ülkelerdeki sanayi gelişiminin önemli bir kısmı özel fabrika ve girişimciler olmuş, Osmanlı’daki fakir halk elbette bununla boy ölçüşememiştir.
Bu eksikliğin kapatılması için genel olarak devlet desteği öne çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, henüz cumhuriyet kurulmamışken bile ileri görüşlülüğüyle ülkenin bu eksiğinin kapatılması için çalışma ve planlar yapılmasını sağlamıştır. Kurtuluş Savaşı sonrasında eldeki sanayi kolları ve sanayileştirilebilecek hammadde üretimlerinin analizleri ve planlamaları yapılmıştır.
Atatürk’ün bu ekonomik kalkınma ve bağımsızlaşma politikalarında, yöreye göre yiyecek, içecek, giyecek yada malzeme üretimlerinden, Bursa’nın geçmişten gelen köklü tekstil geleneğinin devam ettirilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır.
Merinos koyunu, altın yapağılı koyun olarak anılır. İspanya’nın önemli koyunlarından olsada aslında Avrupa’ya Afrika’dan götürülen, tarihi 15. yüzyıla kadar gerileyen bir ırktır. Türkiye’ye gelişi 1928 yılında olmuş, ilk istenildiği şekilde sanayinin bir parçası olması ise Bursa’da yetiştiriciliğin artması ve tekstil sanayinin karşılık olarak gelişmesi ile olmuştur.
Bursa Merinos Fabrikası bu amaçla yapılmıştır. 28 Kasım 1935’te İsmet İnönü tarafından temeli atılan fabrikanın açılışını 1938 yılında bugün, Mustafa Kemal Atatürk yapmıştır. Fabrika artık uzun bir süredir kapatılmış olsada, aktif olduğu dönem boyunca hem Bursa’nın şehir kültürünün bir parçası haline gelmiş, hemde Türkiye’nin sanayi gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.