SON DAKİKA
Hava Durumu

Emek

Yazının Giriş Tarihi: 30.04.2026 18:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.04.2026 18:21

Çalışmak, hem tüm insanların tarih çizgisi boyunca hem ortak noktası hemde genelde küçük bir grubu diğerlerinden en temel ayıran farklardan biri. Çünkü herkes hayatında bir noktada bir şey için çalışmış, çalışmaktadır. Çalışmak sadece kelimesinde bir amaç için fiziksel ve zihinsel olarak verilen tüm emek ve uğraşı kapsar, ancak hangi emek ne için verilir, tamda orada iş değişir.

Tarihteki en eski iş yada mesleğin ne olduğuna dair farklı zanaat grupları zaman zaman hak iddia etmiştir. Çeşitli zanaat ustasından, terziye, çiftçiye daha nice meslek doğal olarak ilk olmak istemiştir. Cevap ise muhtemelen insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için yaptıkları ilk aletlerin ustaları olacaktır. İnsanların her dönem için ihtiyacı neyse, bu ihtiyaç için bir alet icat etmiş, bu aletleri en usta kullanabilenler de o işin ustası olmuşlardır.

Günümüzde ustalık, zanaat, işçi, emek ve çalışma gibi kavramlar, geçmişteki anlam ve bağlamlarından her gün daha da uzaklaşmaktadır. Tarihte emek ve çalışmayı en çok değiştiren olaylardan biri, tarımın icadı, tarımın sanayileşmesi ve son olarak akla gelecek her türlü iş ve üretimin sanayileşmesidir. İlkinde insanlar ilk defa yerleşmiş, toprağına ve beraberinde getirdiği ustalık ve işçilik mesleklerini benimsemişler, bu olay ilk tarım devrimi olarak adlandırılmış, insan hayatı ilk kez bütün olarak bir değişim geçirmiştir.

Bu değişim ilk kez mal kavramının ortaya çıkışını, çalışma ve emeğinde ilk kez bir mal statüsüne girmesini beraberinde getirmiştir. Her ne kadar sanayi devrimi ve başta kapitalizm olmak üzere çeşitli ekonomik model gelip geçsede, bir kişinin emeği onun elinde olan en değerli, ancak en ‘değersiz’ mal varlığı olmuştur.

Emek ne zaman değersizdir? ‘Herkesin yapamayacağı iş’ neden herkesin yapamayacağı bir iş? Elbette kişinin zekası ve bedeninin sahip olduğu sınırlar ve onun hangi işi yapabileceğini önemli ölçüde kısıtlar. Ancak bu bir işin diğerinden ne kadar değersiz yada ‘getirisiz’ olduğuna nasıl karar verir?

Bir ‘asgari ücret’ işinde çalışan, yorgunluktan hayatını yaşayamayan bir kişi işçi, bu çalışanların binlercesini her gün ‘nasıl daha çok çalıştırır, daha az öderim’ diye çalışan yöneticinin işi aynı mıdır? Yöneticinin hakkı mıdır çalabildiği her kırıntı? Ancak sonunda şirkete çaldığı emeklerle bir gram daha fazla kazandırmışsa, onun getirisi daha fazladır.

Evrensel temel gelir, son dönemde birkaç denemesi olmaya başlayan, ama halka sorulduğunda bir kısım kişilerin daha duyar duymaz “Tembeller!!!”, diye mızmızlanmaya başladığı bir terim. Bu grup için hiç kimsenin aç ve açıkta kalmaması bir felaket. Bu kişiler benim gözümde ya yaşadığımız sömürücü ekonomik sistemlerde tükenmiş, daha iyi bir dünyayı hayal edemeyen yada doğrudan bu sistemden faydalanan birileri.

Çalışmak, bir şeyler üretmek ve yaşadığı dünyayı güzelleştirmek aslında çoğu insanın içinden gelen bir şey. İhtiyacı karşılanmış, kendini güvende hisseden bir insan neden ömrünü hiçbir şey yapmayarak geçirsin ki? Ki burada hangi işin ne değeri olduğu sorusu yeniden devreye giriyor.

Kapitalist bir düzende, amaç en az yatırımla en çok kazanç sağlamaktır. Burada nereden kısabilirseniz oradan kısarsınız. Madeninizin işçilerinin maaşını ödememek, çalıştırdığınız fabrikanızda eski, işçiyi tehlikeye atan makine ve malzemeyi değiştirmemek, sattığınız malın birazcık şurasından, biraz burasından kısmak, kapitalizm için gayet doğal ve sistemin işlemesi için uygulanması gereken şeylerdir.

Böyle bir düzenin altında iş ve çalışma sayılmayan, ama emek isteyen pek çok şey değersiz görülür. En başta sanat, eğer hasılat yada satış rekorları kırmıyorsa bir zaman kaybıdır, bir kişinin hobisi eğer bir yan gelir değilse sadece israftır. Sadece yaşadığı topluma bir fayda getirmesi için kendinden bir şeyler yapan insan enayidir…

Halbuki yarın dünyada kimsenin karnını doyurma ve başında bir çatı tutma kaygısı olmasa, dünya yıkılmayacak- aksine çok daha iyi bir şekilde işleyecek. Bu sadece sanat ve spor gibi yapabilmenin ve sürdürmenin ekonomik duruma bağımlılığından kurtulması ile sınırlı kalmayacak. İnanın zor olan meslekleri yine devam ettiren insanlar olacak.

Çünkü insanın çalışmasındaki, emek sarf etmesindeki asıl amaç geçmişten beri kendi hayatını ve yaşadığı dünyayı iyileştirmektir. İnsanın içinden gelen güdüdür bu. Eğer kurulan sistemler insan için değil, hayali sayılardaki hayali paraların insanlık tarihindeki en asalak, en aç gözlü bir grubun banka hesabına aktarılması üzerine kuruluysa, ve grubun yeni amacı biz ‘aşağılıkları’ yok etmek yönüne çevrildiyse, elbette yaşadığımız dünya bu hale gelir.

Soylunun tarlasına bağlı serften, özgürlüğü çalınmış köleye, her zaman çalışmış ancak bunun karşılığında ücret alma hakkını yeni kazanmış kadınlara, günde 12 saat çalışmayı grevlerle günümüzdeki 8 saate çekmiş işçilere, ve eski düzenin devamı, yeni ve daha iyi bir dünyanın mümkün olmaması için her türlü planı yapanlara, her insan ömrü boyunca çalışmakta. Ancak hangi çalışma emek ve hangisi kan emicilik, mesele burada.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.