Son günlerde sadece ülkemizde değil tüm dünyada internet anonimliğine karşı uzun zamandır yürütülen savaşın hızı ve şiddeti arttı. Özellikle Meta (Facebook) gibi teknoloji devlerinin epey süredir sahne arkalarında sürdürdüğü, bu uğurda milyarlarca dolar harcadığı lobicilik faaliyetleri, asıl niyetini akım ve trendlerle gizleyen kültür etkileyicileri artık meyvelerini vermeye başladı.
Kitle iletişim araçlarının içinden internet diğer hepsinden daha az süredir hayatımızda ancak şimdiye kadar sergilediği performans ve taşıdığı potansiyel hepsinden çok daha fazla. Bu potansiyelde elbette sayı olarak çok küçük ama nüfuz olarak en büyük güce sahip bir grubu, güçlerinin tehlike altında olması oldukça rahatsız etmekte.
Eski interneti ne kadar hatırlıyoruz? İnternetin nasıl bir alan olduğunu, işleyişini ve gerçek hayata olan etkisi sorduğunuz bir kişinin cevabı onun dahil olduğu jenerasyona göre oldukça farklı olacaktır.
Bilgisayarın, dolayısıyla internete erişimin ilk evlerimize girdiğinde bir kere cihazların boyutları ve şekilleri arasında bile şimdikilerden dünya kadar farklara sahipti. Bilgisayarın, çevrimiçi alemin gerçek dünyadan ayrı, kendine ait bir odası ve masası olan bir zamandı.
Gerçek hayatın ve çevrimiçinin arasındaki çizginin gayet belirgin olmasının yanı sıra, bu zamanda internet hala daha bilinmeyen, ‘tekinsiz topraklar’dı. İnternette her siteye, kişiye hatta kuruma hemen güvenilmezdi. Çevrimiçinde ister sosyal medyanın ilk örnekleri, değişik forumlar yada oyun ortamları olsun, anonimliği korumak internete erişim sağlamak isteyen herkese verilen ilk ders ve uyarıydı.
Hayatın git gide dijitale taşınması yavaş yavaş başlayan, bir noktada ise neredeyse yıldırım hızına ulaşmış bir süreçti. Bu aktarma sadece veri ve bilgilerin daha hızlı bir şekilde aktarılması, yeni ve pratik bir yolla arşivlenmesinden de öteye geçti. Bir noktada hayatın her alanında dijitalleşme bir seçenekten bir beklentiye dönüştü.
Bu sadece restorandaki bir kare kod ya da bilgisayarı efektif kullanmanın da ötesinde, herkesin artık dijital bir kişiliğinin, en azından bir hesabının yada benzeri bir çevrimiçi hesabının olması iş, okul yada sosyal- hayatın her alanında varoluşun bir uzantısı, gereksinimi haline geldi. Dijital bir kimliğe sahip olmayan kişiler adeta yarım, yada hayalet bir konumdaymış gibi karşılanmakta.
İnternetin ‘altın çağında’ geldiği nokta, hem gerçek hayatın bir uzantısı hem de aynası durumdaydı. Bir noktada sosyal medya hepimizin bir seviyede dahil olduğumuz bir ortam haline geldi. Hobiden habere bize farklı kullanıcı ve kurumların hızlıca ulaştığı ve çok geçmeden de bir reklam panosu haline gelen bir ortam. Ek olarak gelişen teknoloji ile internetin cebimize girmesi ile, aradaki fark yok oldu.
Botların ve trollerin internetin neredeyse her noktasını istila ettiği bir gerçek. Artık çevrimiçi konuşma ve akımlar artık arkasında gerçek bir insanın olmadığı hesaplarla etkilenmeye başladı. Hala kullanan insanlar artık sürekli bir akıştan ya yoruldu ya da bir noktada odak ve dikkat becerisi bulanıklaşmaya başladı.
Çocukları zararlı ortamlardan korumak yada bu botların bitirilmesi için eski internete dönmek aslında en iyi çözüm. Anonimliğin herkes için gerekli ve norm olduğu, çocuklar için onlara hitap eden oyun ve sitelerin sırf para kazanmadığı için kapatılmadığı internete. Abone modelinin her alanı işgal etmediği, yapay zekanın her bir köşede öneri sunmadığı, etkileşimdeki hesapların insan olduğunu bildiğimiz internete.
Çocukların dedesinin, ninesinin kimlik hırsızlığı ile sosyal medyada girmesi için uğraşılıyor sanki. Halbuki 2000-2010’larda çocukluğunu geçiren ve bilgisayara erişimi olan çoğu kişinin şimdi nostaljiyle hatırladığı oyunlar ve çizgi film kanallarının siteleri para kazanmanın tek hedef olmadığı alanlardı. Böyle düzenlemeler yerine verilerin çalınmasının ve kötüye kullanılmasının neredeyse kesin olduğu yasalar sadece çocukların ismini kullanmaktadır.
Şu anki politik ortamda dijital anonimliğin bitirilmesi hareketi, genişliği de göz önüne alındığında bunun bariz şekilde bir mimleme ve susturma çalışması olduğu bellidir. Sesini çıkaran herkesin hızlı bir şekilde belirlenmesi ve bastırılması için bu yeni yasalar öne sürülmektedir. Eğer bu yasalara şimdi dur demezsek, savaşla kazanılan demokrasiyi kalp atarak kaybedeceğiz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EDA SARI
Çocuklar Duymasın
Son günlerde sadece ülkemizde değil tüm dünyada internet anonimliğine karşı uzun zamandır yürütülen savaşın hızı ve şiddeti arttı. Özellikle Meta (Facebook) gibi teknoloji devlerinin epey süredir sahne arkalarında sürdürdüğü, bu uğurda milyarlarca dolar harcadığı lobicilik faaliyetleri, asıl niyetini akım ve trendlerle gizleyen kültür etkileyicileri artık meyvelerini vermeye başladı.
Kitle iletişim araçlarının içinden internet diğer hepsinden daha az süredir hayatımızda ancak şimdiye kadar sergilediği performans ve taşıdığı potansiyel hepsinden çok daha fazla. Bu potansiyelde elbette sayı olarak çok küçük ama nüfuz olarak en büyük güce sahip bir grubu, güçlerinin tehlike altında olması oldukça rahatsız etmekte.
Eski interneti ne kadar hatırlıyoruz? İnternetin nasıl bir alan olduğunu, işleyişini ve gerçek hayata olan etkisi sorduğunuz bir kişinin cevabı onun dahil olduğu jenerasyona göre oldukça farklı olacaktır.
Bilgisayarın, dolayısıyla internete erişimin ilk evlerimize girdiğinde bir kere cihazların boyutları ve şekilleri arasında bile şimdikilerden dünya kadar farklara sahipti. Bilgisayarın, çevrimiçi alemin gerçek dünyadan ayrı, kendine ait bir odası ve masası olan bir zamandı.
Gerçek hayatın ve çevrimiçinin arasındaki çizginin gayet belirgin olmasının yanı sıra, bu zamanda internet hala daha bilinmeyen, ‘tekinsiz topraklar’dı. İnternette her siteye, kişiye hatta kuruma hemen güvenilmezdi. Çevrimiçinde ister sosyal medyanın ilk örnekleri, değişik forumlar yada oyun ortamları olsun, anonimliği korumak internete erişim sağlamak isteyen herkese verilen ilk ders ve uyarıydı.
Hayatın git gide dijitale taşınması yavaş yavaş başlayan, bir noktada ise neredeyse yıldırım hızına ulaşmış bir süreçti. Bu aktarma sadece veri ve bilgilerin daha hızlı bir şekilde aktarılması, yeni ve pratik bir yolla arşivlenmesinden de öteye geçti. Bir noktada hayatın her alanında dijitalleşme bir seçenekten bir beklentiye dönüştü.
Bu sadece restorandaki bir kare kod ya da bilgisayarı efektif kullanmanın da ötesinde, herkesin artık dijital bir kişiliğinin, en azından bir hesabının yada benzeri bir çevrimiçi hesabının olması iş, okul yada sosyal- hayatın her alanında varoluşun bir uzantısı, gereksinimi haline geldi. Dijital bir kimliğe sahip olmayan kişiler adeta yarım, yada hayalet bir konumdaymış gibi karşılanmakta.
İnternetin ‘altın çağında’ geldiği nokta, hem gerçek hayatın bir uzantısı hem de aynası durumdaydı. Bir noktada sosyal medya hepimizin bir seviyede dahil olduğumuz bir ortam haline geldi. Hobiden habere bize farklı kullanıcı ve kurumların hızlıca ulaştığı ve çok geçmeden de bir reklam panosu haline gelen bir ortam. Ek olarak gelişen teknoloji ile internetin cebimize girmesi ile, aradaki fark yok oldu.
Botların ve trollerin internetin neredeyse her noktasını istila ettiği bir gerçek. Artık çevrimiçi konuşma ve akımlar artık arkasında gerçek bir insanın olmadığı hesaplarla etkilenmeye başladı. Hala kullanan insanlar artık sürekli bir akıştan ya yoruldu ya da bir noktada odak ve dikkat becerisi bulanıklaşmaya başladı.
Çocukları zararlı ortamlardan korumak yada bu botların bitirilmesi için eski internete dönmek aslında en iyi çözüm. Anonimliğin herkes için gerekli ve norm olduğu, çocuklar için onlara hitap eden oyun ve sitelerin sırf para kazanmadığı için kapatılmadığı internete. Abone modelinin her alanı işgal etmediği, yapay zekanın her bir köşede öneri sunmadığı, etkileşimdeki hesapların insan olduğunu bildiğimiz internete.
Çocukların dedesinin, ninesinin kimlik hırsızlığı ile sosyal medyada girmesi için uğraşılıyor sanki. Halbuki 2000-2010’larda çocukluğunu geçiren ve bilgisayara erişimi olan çoğu kişinin şimdi nostaljiyle hatırladığı oyunlar ve çizgi film kanallarının siteleri para kazanmanın tek hedef olmadığı alanlardı. Böyle düzenlemeler yerine verilerin çalınmasının ve kötüye kullanılmasının neredeyse kesin olduğu yasalar sadece çocukların ismini kullanmaktadır.
Şu anki politik ortamda dijital anonimliğin bitirilmesi hareketi, genişliği de göz önüne alındığında bunun bariz şekilde bir mimleme ve susturma çalışması olduğu bellidir. Sesini çıkaran herkesin hızlı bir şekilde belirlenmesi ve bastırılması için bu yeni yasalar öne sürülmektedir. Eğer bu yasalara şimdi dur demezsek, savaşla kazanılan demokrasiyi kalp atarak kaybedeceğiz.