SON DAKİKA
Hava Durumu

Beyaz Geçmiş

Yazının Giriş Tarihi: 26.07.2026 18:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.07.2026 18:48

Üzerinde bulunup sürekli ilerlediğimiz zaman çizgisi çoğu zaman dümdüz ilerlemez. Bazen sağa, sola sapar, hatta bazen geçtiği yere bile geri döner, ancak sürekli ilerlemeye devam eder. Tarih tekrardan ibarettir sözü her ne kadar kaçınılmaz bir son değilse de, çoğu zaman gerçekleşen olayların o yönde olduğunu da inkar edilemez.

Geçmiş ve gelecek birbirine doğrudan bağlı, geçmiş geleceğin üzerine inşa edildiği temeldir. Eğer temeliniz sağlam değilse üzerine ne inşa ederseniz edin sağlamlığı hep problemli ve güvenilmez olacaktır.

Bu nedenle geçmişin bilimi olduğu söylenebilecek olan tarihin en doğru ve güvenilir şekilde kaydedilip yazılması ve öğrenmek isteyen her öğrencisine ayrım yapmadan en doğru şekilde aktarılması çok önemlidir. Öyle ki, tarih sadece eski ve ‘alakasız’ bir zamana ait bilgilerden çok daha fazlasını, bugün yaşadığımız dünyanın neden ve nasıl şu anda sahip olduğu halinin anlaşılması için uğraşan bir bilimdir.

Tarih hem insanlığın bugüne nasıl geldiğinin analizini yapar, hemde daha küçük ölçeklerde bir bireyin sahip olduğu kimliğinde önemli bir parçası olur. Bir toplumu halk yapan milli bilinç ve kimliğini ona kazandıran, dünyada bulunduğu konumu ve bir parçası olduğu kültürel varlığı anlamasını, benimsemesini ve zamanı geldiğinde de aktarabilmesini sağlar.

Bu nedenle bir kişi yada grubun öğrenmediği yada yanlış öğrendiği tarih o kişinin hem kişisel hemde toplumsal varlığına zararlıdır. Silinen, değiştirilen, yada eksik öğrenilen, öğretilen geçmiş geleceği de tehlikeye atar.

Geçmişi değiştirmek çoğu zaman toplumların kendindense, tarihin değişmesinin faydası dokunacağı gruplar tarafından yapılmak istenen bir şey olmuştur. Tarihte kazandıkları yada kaybettikleri savaşları halklarına aktarmakta kendi imajını öne çıkarak krallardan, bugün yeni teknolojilerle gerçek bilgileri bulandırarak insanları bir uyuşukluk haline sürükleyerek bundan faydalanan milyarderlere kadar, tarihin hep tekrar eden olaylarından olmuştur.

Bugün dünyanın en zengin ve nüfuzlu grubu olarak Avrupa ve Amerika öne çıkmakta. Bu gücün kaynağının yüzyıllar boyunca sömürdükleri koloniler olduğu artık tüm dünyanın tarih kitaplarında mevcut, ancak ne oranda, ve olayların tam anlamıyla kimin tarafından anlatıldığının önemi büyük.

Eğer siz bir ırk üstünlüğü teorisi altında, bugün bile dünyayı etkileyen bir hiyerarşi kurup hala bundan faydalanmaya devam ediyorsanız, bunun bitmesini istemezsiniz. Dolayısıyla bu hiyerarşiyi göz ardı edip sadece dünyayı keşif ve fetih başlığına indirirseniz, ve yeterince insanı bu değişmiş, sulandırılmış tarihi öğretirseniz, gelecek nesil sizin istediğinizi sizin için yapar.

Tarihin değiştirilmesi konusuna ait tartışmalar neredeyse asla susmadan devam eden bir konu, ancak bu sene Christopher Nolan’ın geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve tüm dünyada oldukça ilgi çeken Odysseia filmi ile yeni bir seviyeye ulaştı.

Küçük ama oldukça gürültücü bir grup savaş tanrıçası Athena’nın Zendaya, Troyalı Helen’in ise Lupita Nyong’o tarafından oynanacağı haberi daha ilk kez açıklandığında büyük bir tepki toplamıştı. Nasıl olurda siyahi iki aktris bir Yunan efsanesini konu alan bir filmde oynayabilirdi?

Günümüzden binlerce yıl önce Ege ve çevresinde yaşayan Yunanlılar bugünün beyaz, ‘A-list’ Hollywood oyuncu kataloğundan çok daha farklıydı. Filmde tek Yunan asıllı ana karakter oyuncu yok, destanın içindeki pek çok konu ve detay değiştirilmiş, kostüm ve mimarinin ‘yıkılan bronz çağı’ ile alakası yok, ancak çoğu kişinin derdi filmde bir kaç dakika gözüken Helen ve Athena’nın oyuncuları.

Ben burada kişisel olarak Nolan’ın politik dinamikleri kullanarak inanılmaz bir reklam yaptığını düşünüyorum. Filmin bütününe minimal bir etkisi olan ancak ‘kötü reklamda reklamdır’ mantığı ile filmin daha fazla dikkat çekmesini sağladı, olan sayısız video analiz ve ‘podcast’ ile eko odalarında bağıran kullanıcıların diline düşen iki oyuncunun ismine oldu.

Elbette ikisi de benim burda savunmama ihtiyaç duymuyorlar, Nolan’ın da varlığımdan haberi yok, ama bugün yüzyıllarca Ege ve Balkanlar’da var olmuş bir imparatorluktan kalan halk olarak, bizim teni yanmış amcalarımız Matt Damon’dan daha has Egeli. Ancak değiştirilen tarihte hep bize servis edilen konuları konuşmaktan, bu daha az bariz değişimlere ses çıkaramıyoruz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.