SON DAKİKA
Hava Durumu

#Veliler

YENİŞEHİR YÖREM - Veliler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veliler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sınav Yaklaştıkça endişe de artıyor Haber

Sınav Yaklaştıkça endişe de artıyor

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesi, öğrencilerde ve ailelerinde heyecanın yanı sıra endişe de artıyor. Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk.Helin Ezgi Deniz, sınav öncesi yaşanan endişenin doğal olduğunu belirterek, öğrencilerin ve velilerin son günleri nasıl değerlendirmesi gerektiğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Öğrencilerden son günlerde en sık duyduğu sorulardan birinin "Çok endişeleniyorum, bu kadar endişelenmem normal mi?" olduğunu söyleyen Deniz, endişenin beynin tehlike algıladığında devreye soktuğu doğal bir alarm sistemi olduğunu ifade etti. Sınavın gençlerin hayatında önem verdiği ve geleceğiyle ilişkilendirdiği önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Deniz, "Böyle bir süreçte hiç endişe yaşamamak çoğu zaman sağlıklı bir durum değil, tam tersine konuya yeterince önem vermemek anlamına bile gelebilir. Sorun endişenin varlığı değil, endişeyle kurduğumuz ilişkidir" dedi. Birçok öğrencinin sınavdan çok sınav hakkındaki düşünceleriyle mücadele ettiğini belirten Deniz, "Ya yapamazsam ya emeklerim boşa giderse ya herkes benden daha iyi yaparsa, ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?" gibi düşüncelerin öğrencileri zorladığını söyledi. Bu soruların ortak noktasının gelecekle ilgili olması olduğunu ifade eden Deniz, "İnsan zihni belirsizliği sevmez. Belirsizlik arttıkça zihin felaket senaryoları üretmeye başlar. Bu aslında beynin bizi koruma girişimidir. Ancak bazen korumaya çalışırken bizi yormaya başlar" diye konuştu. Sınava kalan son günlerin bilgi eksiklerini tamamlamaktan çok zihinsel enerjiyi koruma süreci olarak görülmesi gerektiğini belirten Deniz, birçok öğrencinin son günlerde sürpriz beklediğini söyledi. "Bir anda bütün konuları bitirmek, eksiklerini kapatmak, netlerini sıçratmak istemek anlaşılır ancak gerçekçi değildir" diyen Deniz, son günlerin yeni bir maraton başlatma zamanı değil, mevcut performansı koruma zamanı olduğunu kaydetti. Araştırmaların yüksek düzeyde stres altında öğrenme kapasitesinin azaldığını ve hata yapma ihtimalinin arttığını gösterdiğini belirten Deniz, öğrencilerin bu süreçte kendilerine aşırı yüklenmelerinin performanslarını artırmak yerine düşürebileceğini söyledi. Öğrencilere seslenen Deniz, sınava hazırlık sürecinde yapılan çalışmaların büyük bölümünün zaten zihinde yerini aldığını belirtti. Son günlerde hissedilen "Hiçbir şey bilmiyorum" duygusunun çoğu zaman gerçek bilgi düzeyini yansıtmadığını ifade eden Deniz, "Endişeli beyin sahip olduğu bilgiyi küçültme eğilimindedir. Sınav sabahı birçok öğrencinin yaşadığı 'Her şeyi unuttum' hissinin de buna örnektir. Sınav başladıktan birkaç dakika sonra bilgilerin genellikle geri gelir. Sorunun bilgiyi kaybetmek değil endişenin o bilgiye ulaşmayı geçici olarak zorlaştırmasıdır" dedi. Sınav öncesi dönemin veliler açısından da zor geçtiğini belirten Deniz, anne ve babaların destek olmak isterken farkında olmadan baskıyı artırabildiğini söyledi. "Kaç net yapıyorsun?", "Hangi liseyi kazanacaksın?", "Komşunun çocuğu şu kadar net yapıyormuş", "Bu sınav hayatını belirleyecek" gibi ifadelerin öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Deniz, bu sözlerin öğrencinin zihninde "Başarısız olursam sevgiyi ve onayı kaybederim" düşüncesine dönüşebildiğini ifade etti. Gençlerin bu dönemde performans baskısından çok şartsız kabul hissine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Deniz, velilerin şu mesajları vermesinin önemli olduğunu ifade ederek şunları dile getirdi; "Elinden geleni yaptığını görüyorum. Sonuç ne olursa olsun sen bizim için değerlisin. Bu sınav önemli ama hayatının tamamı değil. Bu cümleler bazen çözülen onlarca sorudan daha etkili olabilecektir. Sınav endişesinin temelinde çoğu zaman başarısızlık korkusundan çok değer kaybetme korkusu vardır." Toplumda sınavların bazen olduğundan daha büyük bir yere konulduğunu belirten Deniz, LGS'nin önemli olduğunu ancak tek başına bir öğrencinin zekâsını, karakterini, potansiyelini veya gelecekteki mutluluğunu ölçemeyeceğini söyledi. Klinik pratiğinde yüksek puan almasına rağmen mutsuz olan gençler de gördüğünü, istediği okula yerleşemese de yıllar sonra başarılı ve tatmin edici bir hayat kuran kişilerle de karşılaştığını belirten Deniz, "Hayat çizgisel ilerlemiyor. Bazen bir sınav sonucu bir yön belirliyor ama insanın bütün hikâyesini yazmıyor" dedi. Sınava kalan son günlerde öğrencilerin kendilerine, "Şu an kontrol edebileceğim şey ne?" sorusunu sormalarını öneren Deniz, sınavın zorluğu, diğer öğrencilerin performansı ve sonuçlar gibi unsurların kontrol dışında olduğunu söyledi. Buna karşılık uyku düzeni, beslenme, çalışma saatleri, mola vermek ve sınav sabahına hazırlığın kontrol edilebilir alanlar olduğunu belirten Deniz, psikolojik dayanıklılığın sonucu değil süreci yönetebilmekten geçtiğini ifade etti. Açıklamasının sonunda öğrencilere seslenen Deniz, endişenin başarısızlık göstergesi olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı; "Kalbinizin hızlı atması, midenizde düğümler olması, zaman zaman ağlamak istemeniz veya 'Yetişmeyecek' diye düşünmeniz başarısız olacağınız anlamına gelmez. Bunlar insan olduğunuzun işaretidir. Bu sınav bir performans değerlendirmesidir; kişilik değerlendirmesi değil. Sonuç ne olursa olsun, bir sınav sonucu sizin değerinizi belirleyemez. Öğrenciler kendilerine karşı daha nazik olmaları gerekiyor. Bazen başarıya en çok yaklaştığımız an, kendimizle savaşmayı bıraktığımız andır."

Lise öğrencileri BTÜ’de üniversite deneyimi yaşıyo Haber

Lise öğrencileri BTÜ’de üniversite deneyimi yaşıyo

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) ile Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Tercihten Önce Üniversiteni Yaşa" projesi 12’nci sınıf öğrencilerini kabul etti. 1 ay boyunca BTÜ sıralarında, yerleştikleri bölümlerde üniversite deneyimi yaşayacak olan öğrenciler, derslerinin ilk gününde oryantasyon programına katıldı. Öğrencilere, üniversite ve imkanlar hakkında bilgilendirmede bulunuldu. İlk günlerinde öğrencileri BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ve Bursa İl Millî Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu da yalnız bırakmadı. "BTÜ, hayallerin büyüdüğü bir yaşam alanıdır" BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, öğrencilere üniversitenin yalnızca bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda üretim, yenilik ve hayal gücüyle şekillenen bir yaşam alanı olduğunu söyledi. Rektör Çağlar, "BTÜ, bilimin, merakın ve yeniliğin yüreğinde yer alan bir kampüstür. Bugün burada yalnızca bir projeyi başlatmıyoruz; sizlerin geleceğe uzanan yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına tanıklık ediyoruz. Belki bugün attığınız küçük bir adım, yarın hayatınızın en büyük kararını şekillendirecek. Çünkü BTÜ, hayallerin büyüdüğü, soruların çoğaldığı, yeniliğin teşvik edildiği bir yaşam alanıdır. Unutmayın, gelecek onu hayal edenlerin değil, keşfetmeye cesaret edenlerin olacaktır" dedi. "Proje, gençlerimizin motivasyonunu artıracak" Bursa İl Millî Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu, da şunları söyledi: "Bu proje, kurumlar arası iş birliğiyle hayata geçirilen örnek bir organizasyondur. Gençlerimize ilham ve motivasyon kaynağı olacağına inanıyorum. Yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ders dışı gelişim imkanları sunması açısından da çok değerli. Akademi ve sahayı buluşturduğumuz bu sistemde, sorgulayan ve merak eden bireyler olarak yetişmelerini istiyoruz." BTÜ Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Mehmet Zahid Ecevit, projeye emek veren tüm akademisyenlere, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğüne ve öğrencilere teşekkür etti. Oryantasyon programı sonrasında öğrencilere kişisel "Misafir Kartları" teslim edildi. Öğrenciler ve veliler projeden çok memnun Kasım ayı boyunca her çarşamba günü BTÜ’de derslere konuk olacak öğrenciler, kampüs yaşamını, laboratuvarları ve akademik ortamı yakından deneyimleme fırsatı bulacakları için çok mutlu olduğunu söyledi. Öğrenciler, "Bu proje, geleceğimize doğru bir şekilde yön verebilmek adına çok etkili olacak. Seçtiğimiz bölümleri yakından tanıyabileceğiz. Projeyi hayata geçirenlere teşekkür ederiz" dedi. Öğrencileri oryantasyon programında yalnız bırakmayan veliler, "Çocuklarımızın bölümleri tanıyabileceği şekilde derslere dahil olmaları çok kıymetli. Bu çalışma çocuklarımızın geleceğine ışık tutacak. Bursa’da bu vizyonla hareket eden bir üniversite olduğu için gurur duyuyoruz" diye konuştu.

Öğrenciler, dersten çok nasıl gelip gideceğini düşünüyor Haber

Öğrenciler, dersten çok nasıl gelip gideceğini düşünüyor

Bursa'da 160 bin kişinin yaşadığı Mudanya ilçesinde 55 bin kişi eğitim çağındaki öğrencilerden oluşuyor. Bu öğrencilerin mağdur oldukları okullardan biri Güzelyalı Burgaz Mahallesi’ndeki Güzelyalı Anadolu Lisesi öğrencileri oldu. Okul, Mudanya-Altıntaş yolu üzerinde, yerleşimden uzak bir noktada bulunması sebebiyle, 537 öğrenci ve 42 öğretmenle eğitim verilen okulda, kırsal mahallelerden gelen öğrenciler taşımalı eğitim servislerinden yararlanabiliyor. Ancak çoğu, Burulaş’a ait 2GM ve 2GY hatlarını kullanıyor. Ancak, 16-20 kişilik midibüsler, yoğun öğrenci sayısına göre son derece yetersiz kalıyor. Okul çıkışında yüzlerce öğrenci aynı anda durağa koşuştururken, 20 dakikada bir gelen araçlara binmek neredeyse imkânsız hale geliyor. Bazıları çaresizlikten ana yola inip otostop çekerken, dar ve çift yönlü yolda her an kaza riskiyle burun buruna geliyor. Veliler sorun defalarca resmi kurumlara iletilmesine rağmen ancak henüz çözüm bulunamadı. Mudanya Belediyesi, ilçe milli eğitim müdürlüğü ve diğer kurumlara seslenen veliler, "Eğitim anayasal bir haktır ve bu çocuklar yalnızca Mudanya’nın değil, hepimizin çocuklarıdır. Belki de sizin çocuğunuz da o durakta, bir sonraki otobüsü bekliyordur ve kırsal bir yoldan her türlü tehlikeye karşı yürüyordur" diyerek bir an önce çözüm bulunmasını istedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.