SON DAKİKA
Hava Durumu

#Umut

YENİŞEHİR YÖREM - Umut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Umut haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Görme engelli sporcular için canlı radyo tiyatrosu sahnelendi Haber

Görme engelli sporcular için canlı radyo tiyatrosu sahnelendi

Görme engelli sporcuların sanatla da güçlendirilmesinin amaçlandığı etkinlikte, Ayşe Alagöz Jones’un kaleme aldığı "Eyvah Kocamın Bir Astroloğu Var!" isimli oyun canlı olarak seslendirildi. Paydaşlar el ele verdi Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir’in de katılım gösterdiği programın mimarlarından Bursa Inner Wheel Kulübü Başkanı Gülçin Doğan, etkinliğin çıkış sürecini şu sözlerle aktardı: "BUGES’i ziyaretimiz sırasında Genel Koordinatör Ali Genç ile 'neler yapabiliriz' diye konuşurken tiyatro fikri ortaya çıktı. Kulüp üyelerimiz projeyi büyük bir heyecanla kabul etti. Bugün burada çok keyifli bir farkındalık etkinliği gerçekleştiriyoruz." Bursa Balat Lions Kulübü Başkanı Elif Dörter Özcan ise görme engelli bireylere yönelik hizmetlerin kulüplerinin öncelikli alanlarından biri olduğunu vurguladı. Özcan, "Bu projede BUGES ile ortak hareket etmekten büyük onur duyuyoruz. Gerçek bir başarı hikayesini seslendirerek bu özel ortamda bir farkındalık oluşturmayı hedefledik" dedi. BUGES Genel Koordinatörü Ali Genç: "Ufuk açıcı bir deneyim" BUGES Genel Koordinatörü Ali Genç de projenin hem sanatsal hem de duygusal boyutuna dikkat çekti. Etkinliğin Türkiye’de bir "ilk" olmasının kendilerini heyecanlandırdığını belirten Genç, "Sporcularımızın sadece sportif değil, kişisel ve kültürel gelişimlerine de katkı sunmak istiyoruz. Hikayenin bizim içimizden bir sporcuya ait olması bizim için muazzam bir sürpriz oldu" açıklamasında bulundu. Nihal’in ilham veren hikayesi Oyunun yazarı Ayşe Alagöz Jones ise oyunun temelinde yatan gerçek başarı öyküsünü paylaştı. Oyunun kahramanı olan Nihal’in, BUGES’in ilk sporcularından biri olduğunu ve hayallerinin peşinden giderek New York’ta master eğitimini tamamladığını belirtti. Jones, "Nihal’in başarısı benim için büyük bir gurur kaynağı. Geçmişte onun eğitimine destek olmak için yazdığım bu oyunu, şimdi burada BUGES ailesiyle paylaşmaktan dolayı çok mutluyum" dedi. Gönüllü tiyatrocuların sesleriyle hayat bulan etkinlik, sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü bir kez daha kanıtlarken, katılımcılara umut dolu bir gün yaşattı.

Karacabey'de salçalık domates ekiminde "serbest"in fazla olması bekleniyor Haber

Karacabey'de salçalık domates ekiminde "serbest"in fazla olması bekleniyor

Türkiye'nin salçalık domates ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılayan Karacabey'de, üretim sezonu öncesi hesaplanan maliyetler ile piyasa gerçekleri arasındaki farkı çiftçiyi düşündürüyor. Savaşın küresel piyasalar üzerindeki etkisiyle tırmanan girdi maliyetleri, 1,5 ay önce fabrikalarla yapılan 5 bin ile 5 bin 250 liralık taahhüt fiyatlarını yetersiz bıraktı. Savaş öncesi hesaplar altüst oldu Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, bölgedeki salça fabrikalarıyla masaya oturulduğunda dekara maliyetin 45-50 bin lira civarında öngörüldüğünü ancak gelinen noktada bu rakamın 55-60 bin liraya kadar yükseldiğini belirtti. Düzen, özellikle gübre fiyatlarındaki son bir yılda yaşanan yüzde 100’lük artış ve fide fiyatlarının tanesinin 40 liraya kadar çıkmasının çiftçinin hesaplarını karıştırdığını anlattı. Sözleşmeli tarım yerine "serbest ekim" Taahhüt fiyatlarının maliyetleri karşılamaması nedeniyle bölge çiftçisinin bu yıl farklı bir strateji izleyeceğini belirten mDüzen, mevcut sözleşme fiyatlarına imza atmanın doğrudan "zarara imza atmak" anlamına geldiğini vurguladı. Düzen, bu sezon bölgede serbest ekimin (sözleşmesiz üretim) çok daha yaygın olacağını ifade ederek, Karacabey Ovası'nda bu yıl yaklaşık 80-90 bin dekar alanda ekim yapılmasının planlandığını kaydetti. Umut yüksek verimde Firmaların maliyet artışları ve ihracat sorunlarını gerekçe göstererek fiyat revizesine yanaşmamasının üreticiyi zorlu bir sürece ittiğini belirten Düzen, kış ve bahar aylarında düşen bereketli yağışların, tek umut kaynağı olarak görüldüğünü söyledi. Düzen, eğer iklim şartları olumlu gider ve dekara alınan verim ortalamaların üzerine çıkarsa, çiftçinin yüksek tonajla maliyet baskısını hafifletebileceğini ifade etti.

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri Haber

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri

Geçen yılın temmuz ayında Bursa'nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasında yükselen alevler, sadece ormanları değil, yürekleri de dağlamıştı. Rüzgarın amansız ıslığıyla beslenen yangın, binlerce dekar yeşil alanı siyaha boyarken, Karahıdır Mahallesi'ne kadar dayanmış, yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. O günlerden geriye, dağların bağrında açılan devasa, kapkara yaralar kaldı. Bugün Gürsu ve Kestel yamaçlarında gezinirken, siyahlaşmış kozalaklar, kömürleşmiş ağaç dalları ve griye çalan çıplak toprak, o kabus dolu günlerin dilsiz tanıkları gibi duruyor. Rüzgar estikçe, yanan ağaçların hüzünlü iniltisi duyuluyor ve geçen yazın ağlatan günlerini hatırlatıyor. Yükseltilerin arasında, binlerce dekar griye çalan alanın ortasında göz kamaştırıcı bir manzara, bir umut isyanı yükseliyor. Yangının pençesinden sahiplerinin bakımları sayesinden kurtulan, dağların kuytusunda saklı 50 dönümlük şeftali bahçeleri, baharın gelişiyle pembe çiçeklere durdu ve büyüleyici bir görsel şölen sundu. Siyah ve pembenin epik savaşı Doğanın kucağında, siyah ile pembenin epik bir savaşı yaşanıyor adeta. Bir yanda ölümün, yok oluşun ve karanlığın simgesi simsiyah, çıplak yamaçlar; diğer yanda ise yaşamın, yeniden doğuşun ve umudun habercisi, narin ama dirençli pembe şeftali çiçekleri. Bu manzara, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir tefekkür vesilesi. Karamsarlığa, umutsuzluğa kapılan yüreklere, en zifiri karanlığın bile arkasında bir ışık, bir yaşam pırıltısı olduğunu fısıldıyor. Umut çiçekleri Anadolu'nun ruhu Bu pembe çiçekler, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Anadolu'nun, Türk milletinin dirençli ruhunun da bir yansıması olabilir mi? Yüzyıllardır nice badireler, nice savaşlar, nice doğal afetler atlatmış bu topraklarda, umut hiçbir zaman sönmedi. Her yıkımın ardından yeniden inşa edildi ve her kışın ardından yeniden bahar getirildi. Karahıdır'daki şeftali bahçesi, bize bu kadim gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Siyah ile pembenin destansı savaşı, aslında ölüm ile yaşamın, umutsuzluk ile umudun savaşı. Ve bu savaşta zafer, her zaman yaşamın ve umudun oluyor. Gürsu ve Kestel'in siyah yamaçlarında açan pembe şeftali çiçekleri, sadece Bursa'ya değil, tüm Türkiye'ye umut aşılıyor. Bize, en zor anlarda bile umudu kaybetmemeyi, yeniden doğuşa inanmayı öğretiyor. Siyahların arasında inatla açan, doğayı renklendiren ve yeni bir başlangıcı simgeleyen bu pembe çiçekler, karanlığa sıkılmış bir kurşun, umutsuzluğa atılmış bir tokat gibi görenleri etkiliyor, duygulandırıyor. Çiftçi bu yıldan umutlu Karahıdır Mahallesi çiftçilerinden olan ve yanmayan şeftali bahçesinin sahibi Ali Kiraz, geçen yıl yaşanan yangını halen unutamadığını belirterek, "Dağın arkasında başlayan yangın dağ, tepeleri aşarak bizim köye doğru geldi. Mahalleli olarak büyük mücadele verdik ama rüzgara ve alevlere karşı daha fazla savaşamadık. Bahçemizin etrafında birkaç ağaç yandı ama biz alevler gelince terk ettik burayı, yanar dedim ve bahçeyi ağlayarak bırakıp gittim" dedi. Kiraz, 15 yaşındaki 25 dönümlük bahçelerinin yangından yara almadan kurtulduğunu ifade ederek, "Şu anda yüzde 80 açtı çiçekler. Bahçemiz pembeye büründü. Şeftali ağaçları siyaha karşı umutla açtıysa biz de umutluyuz gelecekten. Alın teriyle iş yaptığımızın göstergesi, Allah bize yardım ediyor rızkımızı veriyor. Soğuk ve don yapmazsa hava iyi verim alırız inşallah" diye konuştu. Komşuları Hamdi Ülgen'in de bahçesinin yangından aynı şekilde kurtulduğunu anlatan Kiraz, onların bahçesinin de çiçekle renklendiğini kaydetti.

RUTKAY AZİZ DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’NDE NİLÜFERLİLERLE BULUŞTU Haber

RUTKAY AZİZ DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’NDE NİLÜFERLİLERLE BULUŞTU

Nilüfer Belediyesi’nin Dünya Tiyatro Günü kapsamında düzenlediği “Tanıklıklar: Tiyatromuzun Dünü ve Bugünü” söyleşisi, Pancar Deposu’nda gerçekleştirildi. Nilüfer Kent Tiyatrosu yöneticisi Kazım Güçlü’nün moderatörlüğünü yaptığı söyleşide usta tiyatro sanatçısı ve yönetmen Rutkay Aziz ile Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir yer aldı. Söyleşinin başında Kazım Güçlü, Süreyya Karacabey’in alternatif Dünya Tiyatro Günü Bildirisi’ni okudu. Rutkay Aziz, tiyatronun ışığıyla, perdesiyle karanlığa rağmen umudu çağrıştıran bir sahne yarattığını ifade etti. “En yüce değer ‘emek’ diye büyüdük” diyen Rutkay Aziz, günümüzde emeğin yerini paranın aldığını söyledi. Ankara Sanat Tiyatrosu’nun dünya görüşünü önemli ölçüde etkilediğini anlatan Aziz, “Toplumcu gerçekçi bir tiyatroya inandım. O inançla oyunları seçtim. Bu toplumcu gerçekçi bakış açısıyla tiyatro yapmaya devam ediyoruz. Kimse bizden ilerici devrimci tiyatro yapmamızı istemiyor. Kimsenin böyle meselesi yok ama biz inatla yapmaya devam ediyoruz” diye konuştu. Tiyatronun bir hesaplaşma sanatı olduğunu dile getiren Aziz, “Tiyatro; hem ülke hem de dünya gerçekleriyle hesaplaşma ve yarınlara umut dağıtan bir sanattır. Tiyatro; insandan insana, insanı anlatan bir araçtır” dedi. “İNSAN YAŞADIKÇA TİYATRO DA YAŞAR” Aziz, insanoğlu yaşadıkça tiyatronun da yaşayacağını vurguladı. Tiyatronun duygu ve akıl birlikteliğinde olan bir sanat olduğunu kaydeden Aziz, “Bizim işimiz, insanı insana anlatmak ve onun değişimini gündeme getirmek. Biz dünyayı değiştirmek için yola çıktık. Tam değiştirdik diyemem ama o da bizi değiştiremedi” diyerek sözlerini noktaladı. “TİYATROMUZ BİR MARKA OLDU” Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de, Nilüfer Kent Tiyatrosu’nu artık bir marka olduğunu söyledi. Geçmişten bugüne Nilüfer Kent Tiyatrosu’na emek verenlere teşekkür eden Şadi Özdemir, “Çok da güzel oyunlar çıkarıyorlar. Nilüfer, sosyoekonomik gelişmişlik açısından Türkiye’nin 5. ilçesi. Burada kültür, sanat, spor, bu tür şeyler çok karşılık buluyor. Oyunlarımız her zaman seyirci açısından dolu oluyor” dedi. Görükle’de yeni bir tiyatro inşa etmeyi hedeflediklerini anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Aynı zamanda Müjdat Gezen Kültür Merkezi’miz var. Güçlendirme maliyeti, yeniden yapım maliyeti ile hemen hemen aynı oluyor. O nedenle Fatih Sultan Mehmet Bulvarı üzerindeki müzik parkı ile yerini değiştirerek, yeniden yapmak istiyoruz” dedi. Etkinlikte, Oyun Yazma Programı 2025 kapsamında ana seçkiye girerek oyunları yayınlanmaya değer bulunan yazarlara kitapları, Başkan Şadi Özdemir, Rutkay Aziz ve öykücü ve romancı Faruk Duman tarafından takdim edildi. Söyleşi sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Rutkay Aziz’e teşekkür ederek, çiçek verdi.

62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak organlarıyla 4 kişiye umut oldu Haber

62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak organlarıyla 4 kişiye umut oldu

Tedavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen uzman ekiplerce İnegöl Devlet Hastanesi'nde organ alımı gerçekleştirildi. 2 böbrek, 1 karaciğer ve korneası ekiplerce alınarak Bursa ve Ankara'daki hastalara nakledildi. İnegöl Devlet Hastanesi resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak'ın beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu yakınlarıyla yapılan aile görüşmesinde, organ nakli hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Aynı zamanda organ bağışçısı olan hastamızın ailesi de örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay vermiştir. Organ nakli süreci yasal mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde hastanemiz organ nakli kooordinasyon ekibi tarafından hızlı ve büyük bir titizlikle yürütülmüştür. Süreç sonucunda bağışlanan organlar Bursa ve Ankara illerinde dört ayrı hastaya umut olmuştur." Açıklama şöyle devam etti: "Bu süreçte özverili çalışmalarından dolayı kurumumuz idaresine, organ ve doku nakil koordinatörlüğümüze, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane, radyoloji, laboratuvar ekip arkadaşlarımıza, nakil için çıkarımı yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesine, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli kıymetli hocalarımıza ve organ bağışını kabul eden yüce gönüllü ailemize teşekkür eder, birçok insana hayat olan merhuma Allah'tan rahmet dileriz. Organ bağışı sayesinde birçok hastaya sağlıklı yaşam şansı doğacak olması, acı bir kaybın toplum adına umut verici bir dayanışmaya dönüşmesine vesile olmuştur. Herkesi organ bağışçısı olmaya davet ediyor ve nakil bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Organ bağışçısı olmak için hastanelerin organ ve doku nakil birimlerine başvurabilir veya E-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilirsiniz."

Bursa organ bağışında Türkiye'nin 'umut başkenti' oldu Haber

Bursa organ bağışında Türkiye'nin 'umut başkenti' oldu

Organ Bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova illerini kapsayan Bursa bölgesi, 2025 yılında 12,4 pmp (Milyon nüfus başına düşen kadavra sayısı) oranı ile yine Türkiye birincisi olmayı başardı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ile son 15 yılın 12’sinde zirveyi kimseye bırakmayan Bursa Bölgesi, 2025 yılının organ bağışı verilerinin açıklanmasıyla liderliği yine kimseye kaptırmadı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, organ bağışının arttırılmasının Bursa Bölgesi’nin her zaman ana hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Bursa bölgesi olarak bu hedef doğrultusunda yıllardır organ bağış oranlarını arttırmak için çeşitli kampanya çalışmaları yürütüldüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Çetin, "Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bilecik ve Yalova illerindeki duyarlı halkın desteğiyle elde edilen bu şampiyonluk, Türkiye’nin organ nakli tarihindeki en güçlü dayanışma örneği olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 5,5 milyonluk bir nüfusa hizmet veren bölgede yıllardır sürdürülen kurumlar arası etkin iş birliği, güçlü ve dinamik bir ekip çalışmasıyla istikrarlı bir başarı sergilendi" dedi. Türkiye ortalamasının çok üzerinde Bursa’nın organ bağışında Türkiye ortalamasının iki katından fazla olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Çetin, "Dünya genelinde organ bağışı başarısı "pmp" (milyon nüfus başına düşen donör sayısı) ile ölçülürken; 2025 verilerine göre Türkiye ortalaması 5,6 pmp düzeyinde kaldı. Bursa Bölgesi ise 12.4 pmp oranıyla hem Türkiye liderliğini sürdürdü hem de dünya standartlarına yaklaşan bir duyarlılık sergiledi" diye konuştu. 15 yılda 4 bin şifa, binlerce umut Bursa Bölgesi’nde yürütülen kararlı çalışmalar sayesinde son 15 yılda yaklaşık 4 bin hastanın böbrek ve karaciğer nakliyle yeniden hayata tutunduğunu belirten Uzm. Dr. Çetin, "Yapılan nakillerin yüzde 49’unun beyin ölümlü donörlerden gerçekleşmesi, bölgedeki farkındalığın ne kadar yüksek olduğunu kanıtlıyor. Ülke genelinde nakillerin yüzde 85’inin hala canlı vericilerden yapıldığı gerçeği göz önüne alındığında, Bursa’nın "kadavradan bağış" bilincindeki liderliği önem taşıyor" şeklinde konuştu. Sağlıklı Türkiye yüzyılı Bursa Bölgesi’nde halen 2 bin 519 kişi böbrek, 355 kişi karaciğer ve 167 kişi kornea nakli için beklediğini hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, "Organ bağışı, Sağlık Bakanlığı’nın ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunun en güzel örneğidir. Bu anlamda organ bağışı konusunda hassasiyet gösteren tüm Bursa bölgesi vatandaşlarına şükranlarımı bir kez daha sunuyorum. Organ nakli ekiplerinde yer alan ameliyathane personelinden hemşirelerimize, yoğun bakım hekimlerimizden organ nakil koordinatörlerimize kadar canla başla çalışan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum. Bu şampiyon kadro 2026 yılında da şifa bekleyen vatandaşlarımıza "umut" olmaya devam edecektir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.