SON DAKİKA
Hava Durumu

#Su Kaynakları

YENİŞEHİR YÖREM - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yeşil vatan neferleri, bu sefer söndürmek için değil yarışmak için ter döktü Haber

Yeşil vatan neferleri, bu sefer söndürmek için değil yarışmak için ter döktü

Ormancılık faaliyetlerine ilişkin eğitim ve yarışma unsurlarını bir araya getiren organizasyonla, personelin mesleki bilgi ve becerilerini sergilemesi, birimler arası dayanışmanın artırılması ve kurum kültürünün daha güçlü şekilde paylaşılması hedefleniyor. Yarışmalar aynı zamanda farklı coğrafyalarda görev yapan ve kendi alanlarında uzmanlaşan birimlerin bilgi ve deneyimlerini birbirlerine aktarmasına da imkân sağlayacak. Beden gücü, mesleki beceri ve zihinsel yetkinliğin birlikte kullanılacağı yarışmalarla, Yeşil Vatan’ın korunması ve savunulmasında birlik ve beraberlik içinde örnek bir şölen ortaya konulacak. Yarışmalarda, orman oryantiring, genç meşcerelerde istikbal ağacı tespiti, mesaha ve kayıt, hedefe atış, fiziki dayanıklılık ve orman yangınlarına müdahale parkurlarıyla büyük çekişmelere sahne oldu. Yarışmalarda ilk etapta işletme müdürlükleri arasında müsabakalar gerçekleştirilecek. Ardından bölge milli takımları oluşturulacak. Dereceye giren işletme takımları doğrudan bölge takımı olabileceği gibi, bireysel yarışmacılar seçilerek de bölge milli takımı kurulabilecek. Oluşturulacak bölge takımları, 1 bölge müdürü, 1 bölge müdür yardımcısı, 3 orman işletme şefi, 4 orman muhafaza memuru, 1 arazöz operatörü ve 4 orman yangın işçisi olmak üzere toplam 14 kişiden oluşacak. Bursa’daki TOY’a katılan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, "Bu yıl inşallah ilkini gerçekleştireceğimiz Türkiye Ormancılık Yarışmalarının başlangıcını, startını Bursa'dan vermiş oluyoruz. Bu yıl ektiğimiz tohumların, diktiğimiz fidanların yüz yıl sonrasını hesap ederek yapılan bir faaliyet olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, aslında ormancılığın neden diğer faaliyetlerden daha farklı olduğunu anlamamız daha kolay, daha anlaşılır hale gelecek. Ülkemizin orman varlığı, işte 1970'li yılların sonunda 20 milyon hektarlardayken bugün 23,4 milyon hektara ve ülkemizin karasal alanının yüzde otuzuna ulaşmış durumdadır. 2020 yılında dünyada altıncı sırada olduğumuz, dünya orman varlıkları sıralamasında, 2025 yılı sonu itibarıyla dünyada 4’üncü sıraya yükselmiş durumdayız. Yine dünyada en çok ağaçlandırma yapan ülkeler arasında baktığımız zaman dünyada dördüncülükten üçüncülüğe, Avrupa'daki ilk sıradaki yerimizi de korumaya devam ediyoruz" diye konuştu. "Bu TOY, olimpiyatlara dönüşecek" Türkiye Ormancılık Yarışmalarında bu yıl yaklaşık 50 bin personelin beş bininin katılacağını belirten Karacabey, "Her yıl düzenlemiş olduğumuz, vermiş olduğumuz yenileme eğitimlerini bir yarışma haline dönüştürerek, bir olimpiyat haline dönüştürerek bu yıl tekrarlamak istedik. Bu manada yaklaşık 5 bin arkadaşımızın katılacağı, 30 bölge müdürlüğümüzde 284 işletme müdürümüzün katılacağı bir yarışma haline dönüştürdük. Öncelikle bölge müdürlükleri içerisinde yarışmalar düzenlenecek. Her işletme müdürlüğümüz kendi ekibiyle bu yarışmalara katılacak. Daha sonra bölge birincilerini belirledikten sonra otuz bölge müdürlüğümüzü Türkiye genelindeki 5 ayrı noktada, beş ayrı bölgede tekrar kendi aralarında yarışacaklar ve neticede ortaya çıkacak beş takım da Türkiye finaline katılmış olacak" dedi. "Hava ve kara gücümüzü arttırdık" İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin her geçen gün, her geçen yıl daha fazla hissedilmeye başladığı dönemlerden geçtiğimizi belirten Karacabey, "Bunun neticesinde de ülkemiz de dünyada olduğu gibi, diğer ülkelerde olduğu gibi maalesef büyük orman yangınlarına maruz kalıyor. Geçtiğimiz yıl Bursa'da Orhaneli ilçemiz başta olmak üzere büyük yangınlara maruz kaldı. Tabii bu iklim şartlarındaki değişiklik orman yangınlarının davranışlarını da etkiliyor. Yangınlar çok daha ufak sebeplerden başlarken çok daha hızlı bir şekilde yayılıyor, daha geniş alanlarda etkili oluyor. Bizler bu durumu göz önünde bulundurarak, elde ettiğimiz tecrübelerin üzerine teknolojiyi de ilave ederek, ayrıca kullandığımız imkanları da artırarak devam ediyoruz. 2026 yılında, 2025 yılındaki imkanlarımızın üzerine uçak sayımızı 27’den 28’e, helikopter sayımızı da 105’ten 119’a çıkararak hava gücümüzü artırdık. Aynı şekilde yine kara gücümüze de 165 yeni arazöz katarak bin 953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı, 878’de iş makinesiyle karadan olmak üzere, 25 bin personelimizi, 25 bin 894 personelimiz ve gönüllümüzle de karadan müdahale gücümüzü artırmış olduk" dedi. "Orman derinliklerimizde su kaynakları oluşturduk" Ormanlarda yapılan çalışmalardan da bahseden Karacabey, "Bu ana kadar 4 bin 907 adet orman içerisinde, ormanın derinliklerinde su kaynağı oluşturduk. Hava ve kara araçlarımızın muhtemel yangınlarda kullanacakları su kaynaklarını oluşturduk ve bu su kaynakları şu an itibarıyla kullanıma hazır. Aynı zamanda özellikle orman yollarının kenarlarında, orman içerisinden geçen yolların kenarlarında da bu yıl 15 bin kilometre yolu temizlik yaparak, çıkacak orman yangınlarına karşı müdahale etmiş olduk. Yine aynı şekilde bu yıl şu ana kadar 248 bin kilometre olan orman yolumuza bu yıl 5 bin kilometre daha yeni yol ekleyerek orman içerisindeki yol ağımızı geliştirip muhtemel yangınlarda ve diğer ormancılık çalışmalarında da bu yolları kullanmış olacağız" şeklinde konuştu. "Yangınların yüzde 96’sı maalesef insan kaynaklı" Yangınlarla mücadelede en büyük başarının, yangının çıkmasını engelleyebilmek olduğunu belirten Karacabey, "Bu da vatandaşlarımızın verecekleri destekle mümkündür. Orman yangınlarının yüzde 96’sı insan eliyle çıkmış olduğunu göz önünde bulunduracak olursak söylemek istediğimiz şeyin ne anlama geldiği daha net anlaşılacaktır. Evet, 2025 yılında çıkan yangınların yüzde 96’sı maalesef insan kaynaklı. Bunun da yüzde 88’i ihmal ve dikkatsizlik sonucu çıkan yangınlar. Dolayısıyla bu şu demek, eğer biz vatandaşlar olarak hep birlikte yangına sebep olacak bu davranışlardan uzak durursak, daha dikkatli olursak bu yangınlar yaşanmayacak" dedi. "Yanan yerlerimizin bir karışını dahi başka maksatla kullanmadık" Geçtiğimiz yıl Bursa Harmancık ve Kestel ilçelerindeki yangınlarla ilgili de açıklamalarda bulunan Karacabey, "Bu yangınlar sırasında da maalesef yaklaşık 5 bin hektarlık bir orman alanımız bu yangınlardan etkilendi. Biz yangınlardan hemen sonra da ifade etmiştik. Yanan ormanlarımızın tamamı anayasa gereği ve ülkemizin yasal mevzuatlarıyla birlikte Türkiye'nin ormancılık geleneği ve kültürü de bunun içerisine kattığımızda bugüne kadar yanan orman alanlarımızın tamamını tekrar ormanlaştırdık ve bir karış orman alanımız yangından sonra başka bir maksatla kullanılmadı. Bu çerçevede Bursa'da geçtiğimiz yıl zarar gören 5 bin 380 hektarlık orman alanımızda da yangınları söndürür söndürmez hemen tekrar ormanlaştırma çalışmalarına başladık" diye konuştu. "Ormancılık sadece ağaç yetiştirmek değil, bir ekosistemi korumak, geleceğe nefes olmaktır" Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan ise, "Bu mesleği icra edenlerin ne denli güçlü, dayanıklı ve fedakar olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle orman yangınlarıyla mücadele ormancılığın en kritik ve en zorlu alanlarından biridir. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, 771 bin hektar ormanlık alana sahip olup orman yangınlarıyla bin 454 personel, 4 hava aracı, 117 arazöz, iş ve hizmet vasıtasıyla mücadele etmektedir. İşte bugün başlattığımız bu yarışmalar tam da bu niteliklerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla düzenlenmektedir. Yarışmalar, katılımcıların mesleki bilgi ve becerilerini artırırken aynı zamanda dayanıklılıklarını test etmelerine, tecrübelerini paylaşmalarına ve ekip ruhunu güçlendirmelerine imkan tanıyacaktır. Unutulmamalıdır ki ormancılık sadece ağaç yetiştirmek değil, bir ekosistemi korumak, geleceğe nefes olmaktır" dedi.

Bursa, suyunu konuştu! Haber

Bursa, suyunu konuştu!

Bursa'da katılımcı demokrasinin yaygınlaşması adına önemli görevler üstlenen Bursa Kent Konseyi’nin 92. Olağan Genel Kurulu, ‘Bursa Suyunu Konuşuyor’ başlığıyla Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, BUSKİ Genel Müdürü Mehmet Ercihan Subaşıoğlu, Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyeleri, meclislerin ve çalışma gruplarının temsilcileri ile çok sayıda gönüllü katıldı. Kent Konseylerinin Önemine Vurgu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kent konseylerinin vatandaşlar ile resmi kurumlar arasında köprü vazifesi gördüğünü söyledi. Kent konseylerinin halkın sorunlarına duyarlılık gösterdiğini, takibini yaptığını ve sonuçlarını paylaştığını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, halkın çıkarları doğrultusunda çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti. “Su Kaynakları Azaldı” Dünyanın ciddi bir iklim kriziyle karşı karşıya kaldığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, tüm bunlara rağmen Bursa’da gerekli önlemlerin alınmadığını vurguladı. Suyun bir yaşam kaynağı olduğunu hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Geldiğimiz noktada çevremizi ve suyumuzu kirlettik. İklim krizinden dolayı da su kaynakları azaldı. Bu süreçte Bursa Ovası’nda suyu fazla tüketen işletmelere de izin verildi. Bu, geleceği iyi okumamanın sonuçlarıdır” dedi. “Bursa Ovası’nda Su Seviyesi 250 Metrenin Altına İndi” Su kesintileri yapmak zorunda kaldıkları dönemde bazı tepkiler aldıklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Ama bu sayede farkındalığı başardık. Şu anda Bursalılar suyu tasarruflu kullanıyor. Kesinti yapmadan önce 510 bin metreküp civarında kullanım vardı, kesintilerin ardından 430 binlere düştü. Kesintileri kaldırdık ve hala bu seviyelerde izliyor. Bizim halkı doğru bilgilerle bilgilendirme sorumluluğumuz var. Bursa artık su şehri değil. Bursa Ovası’nda su seviyesi 250 metrenin altına indi. Bilim insanları, Bursa Ovası’nın her sene 6 santim çöktüğünü açıkladı. Bunun sebepleri araştırılmalıdır. Aralık ayının 20’si oldu ve Uludağ’da hala doğru düzgün kar yok. Gerekli tedbirleri almaya devam etmeliyiz” diye konuştu. “Günlük 500 Bin Metreküp Suya İhtiyacımız Var” Çınarcık Barajı’ndaki arıtma tesisi için çalışmaların yoğun biçimde devam ettiğini dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, “Göreve gelir gelmez çalışmaları başlattık. Bu yaz bu sıkıntının çekileceğini biliyorduk. Baypass hattı yaparak 100 bin metreküp suyu aktardık. Bunu yapmasaydık daha önceden su kesintileri yapmak zorunda kalabilirdik. Ama bizim günlük 500 bin metreküp suya ihtiyacımız var. Yaz aylarında daha da artacaktır. Artık bahçelerin işlenmiş suyla sulanmaması lazım. Tarımda yeni çözümler üretmeliyiz. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere yönelmeleri lazım. Yanlış politikalar, Bursa’nın daha vahim su sıkıntısı yaşamasına sebep olabilir” dedi. Başkan Mustafa Bozbey’e Teşekkür Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, suyun sadece çevresel başlık olmadığını, sosyal, ekonomik ve yaşamsal bir mesele olduğunu ifade etti. İklim krizinin etkilerinin yerel ölçekte daha görünür hale geldiğini belirten Aksoy, su politikalarının katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alması gerektiğini vurguladı. Genel kurulda su kriziyle ilgili çözüm önerilerinin geliştirilmesini amaçladıklarını anlatan Aksoy, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların birlikte hareket etmesinin önemine değindi. Tüm paydaşlarla birlikte kent için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirten Aksoy, her alanda kendilerine destek veren Başkan Mustafa Bozbey'e teşekkür etti. Açılış konuşmalarının ardından oturum bölümüne geçildi. Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hayrettin Kuşçu ‘Tarımsal kuraklık koşullarında su verimliliği ve etkin sulama yöntemi’, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aslıhan Katip ‘İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik çerçevesinde su kaynakları’, BUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Ali Alper Makam ‘İklim değişikliğinin Bursa ve su kaynakları üzerindeki etkisi’, Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi Murat Demir ‘İklim krizi ve su hakkı’ konularında sunumlar yaparak önemli bilgiler paylaştı.

Bursa’nın suyu güvenle arıtılıyor Haber

Bursa’nın suyu güvenle arıtılıyor

Kentte yaşam kalitesini artırmak için çalışmalarını hızlandıran Bursa Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği neticesinde ortaya çıkan kuraklık sonucu su kaynaklarının azalması ve baraj doluluk oranlarının kritik seviyeye düşmesi sebebiyle de gerekli tedbirleri almaya devam ediyor. BUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, her gün metreküplerce suyun ulaştığı Dobruca İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde titiz bir çalışma yürütüyor. Ulusal ve uluslararası kriterler uygulanıyor Dünya Sağlık Örgütü’nün, Sağlık Bakanlığı’nın ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlediği kriterlerin büyük dikkatle uygulandığı tesiste, birçok ileri düzey fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma işlemleri yürütülüyor. Tesislerde arıtılan ve sürekli örnek alınan su, şehre dağıtımı yapılmadan önce modern laboratuvar ortamında birçok testten geçirilerek analiz ediliyor. Riskler oluşmadan önleniyor Tesisin arıtma sürecinde su, önce kaba ve ince ızgaralardan geçirilerek fiziksel kirliliklerden arındırılıyor. Ardından kimyasal çöktürme, filtrasyon ve dezenfeksiyon aşamalarıyla suyun içme suyu standartlarına ulaşması sağlanıyor. Bu süreçte kullanılan otomasyon sistemleri sayesinde tüm işlemler anlık olarak izleniyor. Olabilecek riskler daha oluşmadan önleniyor. Çevreye duyarlı yaklaşım Dobruca İçme Suyu Arıtma Tesisi, sadece içme suyu kalitesiyle değil, çevreye duyarlı yaklaşımıyla da örnek oluyor. Enerji verimliliğini artırmak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının ve modern otomasyon teknolojilerinin kullanıldığı tesiste, hem işletme maliyetleri düşürülüyor hem de çevresel sürdürülebilirlik sağlanıyor. Yatırımlar sürüyor Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentin artan nüfusu ve iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak uzun vadeli su yönetimi stratejilerini de devreye alıyor. Bu kapsamda suyun tasarruflu kullanımı, kayıp-kaçak oranlarının azaltılması ve altyapının güçlendirilmesine yönelik yatırımlar da sürdürülüyor. 7/24 esasıyla süreç takip ediliyor BUSKİ ekipleri, suyun şebeke boyunca kalitesini korumak amacıyla düzenli hat temizliği, basınç kontrolü ve numune analizleri yapıyor. Vatandaşların musluklarından akan suyun güvenle içilebilir olmasını sağlamak için tüm süreçler 7 gün 24 saat esasına göre takip ediliyor. Suyun yalnızca bugünün değil, geleceğin de en değerli kaynağı olduğu bilinciyle hareket eden Büyükşehir Belediyesi, Dobruca İçme Suyu Arıtma Tesisi başta olmak üzere kent genelindeki tüm arıtma tesislerinde çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyor.

Antalya’nın su kaynaklarında alarm Haber

Antalya’nın su kaynaklarında alarm

Bu ivmelenme devam ederse önümüzdeki yıllarda içme suyu konusunda ciddi problemler yaşayabileceğimizi düşünüyorum” uyarısında bulundu. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Antalya’nın yaklaşık 2,5 milyon nüfusuyla Türkiye’deki 5’inci büyük şehir olduğuna dikkat çekerek, artan nüfusun doğal su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğuna vurgu yaptı. Karancı, “Kentin su kaynakları Kırkgözler’den beslenir. Yaklaşık 25 kilometre kuzeybatısında yer alıyor ve sondaj kuyularıyla beraber şehri besliyor. 2,5 milyon nüfus artı 20 milyon turist çok ciddi bir rakam. Turizmin gelişmesi bizim için, ekonomi ve bölge için önemli ancak bunların getirmiş olduğu baskıyı da unutmamak gerekiyor” dedi. “Saatte 14 metreküpten 6 metreküpe düştü” Kırkgöz su kaynaklarının debisinde 1976 yılından bugüne kadar çok ciddi bir ivmeyle düşüş yaşandığını belirten Karancı, “1976 yılında saatte 14 metreküpten şu anda 6 metreküp saate düştü. Bu ivmelenme devam ederse önümüzdeki yıllarda içme suyu konusunda ciddi problemler yaşayabileceğimizi düşünüyorum. Yasal ya da kaçak sondaj kuyularıyla çok ciddi şekilde su çekilmekte ve bunların kontrol altına alınması gerekiyor. Sanayi bölgesi ve bunun dışında hayvancılık, bölgedeki tarımsal kooperatiflerin su tüketmesiyle havza beslenememekte ve su debisini düşürmekte” diye konuştu. 7-8 Aralık tarihinde Antalya’da düzenlenen ‘Hayalimizdeki Antalya’ sempozyumunda akademisyenlerin küresel iklim krizleri ve bölgedeki su kaynaklarını mercek altına aldığını aktaran Karancı, kenti yönetenlere ya da yönetmeye aday olanlara bu sempozyumun sonuç beyannâmesini kılavuz olarak masalarında tutması ricasında bulundu. "Suyumuzu tedbirli kullanıp gerekli önlemleri almamız gerekiyor" Karancı, bu sorunda küresel iklim krizinin de etkisi olduğuna işaret ederek, “Bu sadece Antalya’nın değil bütün dünyanın sorunu. Sulara baktığımız zaman yüzde 97’si tuzlu sudur ve kullanılamaz. Tüm dünyada kullanabilecek suların miktarı yüzde 3’tür. Bu yüzde 3’lük kısmında yaklaşık yüzde 70’i de buzullardadır. Geriye kalan yüzde 30’un ancak yeraltı ve yüzey sularından kullanabiliyoruz. İklim değişikliği ile beraber yüzey sularımızı tükettik, yer altı sularımızı da hızlı bir şekilde devam ediyoruz. Meteorolojik olarak bunların bilimsel analizini yapmak, bir sonraki dönemler için suyumuzu tedbirli kullanıp gerekli önlemleri de almamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

İstanbul barajlarındaki su seviyesinde önemli artış: İSKİ'nin son verileri Haber

İstanbul barajlarındaki su seviyesinde önemli artış: İSKİ'nin son verileri

İstanbul'da son zamanlarda yaşanan yoğun yağışlar, barajlardaki su seviyelerinin yükselmesine neden oldu. İSKİ tarafından açıklanan son verilere göre, İstanbul barajlarındaki genel doluluk oranı %38,95 seviyesine ulaştı. Kasım ve Aralık Ayında Baraj Doluluk Oranlarındaki Değişim Kasım ve Aralık Aylarında İstanbul Barajlarının Doluluk Oranları Nasıl Değişti? İSKİ'nin yayınladığı verilere göre, Kasım ayında seviyelerine kadar gerileyen baraj doluluk oranları, Aralık ayındaki yağışlarla %35 seviyesinin üzerine çıktı. 25 Kasım'dan itibaren günlük olarak artan baraj doluluk oranları, şehrin su kaynakları açısından olumlu oldu. İSKİ Baraj Doluluk Oranları: Günlük Değişimler İSKİ'nin Açıkladığı Günlük Baraj Doluluk Oranları Nelerdir? İSKİ'nin açıkladığı günlük baraj doluluk oranlarına bakıldığında, 25 Kasım'dan itibaren sürekli bir artış gözlemleniyor. Bu artışın detayları şöyle: 25 Kasım'da %24,54 olan doluluk oranı, 10 Aralık itibarıyla %38,95'e yükseldi. İstanbul Barajları: Farklı Barajlardaki Doluluk Oranları İstanbul'un Farklı Barajlarında Doluluk Oranları Nasıl Değişiyor? İstanbul'un farklı barajlarında doluluk oranları büyük farklılıklar gösteriyor. Örneğin, Ömerli Barajı'nda %61,57, Elmalı Barajı'nda %83,03 gibi yüksek oranlar görülürken, Terkos Barajı %21,84 ve Pabuçdere Barajı ,83 gibi daha düşük seviyelerde. HABER:HAKAN YİĞİT

Su kaynakları tehdit altında! Haber

Su kaynakları tehdit altında!

Su kaynaklarına yönelik bir tehdit, şiddetli buharlaşmanın artışıdır. İklim değişikliği krizi ve küresel su sorunları konusundaki sürekli uyarılar, dünya su kaynaklarının ciddi bir buharlaşma kaybı yaşadığını vurgulamaktadır. Bu nedenle, bu kaybı durdurmak için acil önlemler alınmalıdır. Boğaziçi Üniversitesi'nden emekli Kimya Mühendisi Reha Özçelik, çevre konusundaki duyarlılığını ortaya koyarak su kaynaklarının şiddetli buharlaşma kaybına maruz kaldığını ve bu soruna karşı önlem alınması gerektiğini sürekli olarak vurgulamaktadır. Kimya Mühendisi Reha Özçelik, buharlaşma konusunda şunları belirtiyor: "Su molekülleri, uygun bir ortam bulduğunda sıvı fazdan gaz fazına geçmeye eğilimlidir. Bu fiziksel süreç buharlaşma olarak adlandırılır. Hava ile temas halinde olan su yüzeylerinden buharlaşan su, havada çözünmüş halde bulunur ve buna nem denir. Su buharının havada çözünme miktarı sıcaklığa bağlıdır. Daha sıcak hava, daha fazla buharlaşma anlamına gelir. Bu nedenle, küresel ısınma su yüzeylerinden daha fazla buharlaşmaya yol açar, bu da su kaynaklarının kaybına neden olur." Küresel ısınma ayrıca su döngüsünü de etkiler. Su, yeryüzünden buharlaşır, bulutlarda yoğunlaşır ve yağış olarak geri döner. Ancak iklim değişikliği nedeniyle bu döngü bozulur. Daha fazla su içeren bulutlar, küresel ısınma yüzünden daha zor yoğunlaşır. Sonuç olarak, şiddetli yağışlar ve sel felaketleri daha sık görülür. Barajlar da su toplamada daha zorlanır ve buharlaşma nedeniyle topladıkları suyun büyük bir kısmını kaybeder. Özetle, su kaynaklarının korunması ve su buharının kontrol altına alınması, iklim değişikliği ve su sorunlarına karşı önemli bir adımdır. Alınabilecek Önlemler Nelerdir?  Su sorununa etkili bir çözüm, buharlaşma kaybını azaltmayı hedeflemelidir. İşte bu soruna yönelik alınabilecek acil önlemler: 1) Yeraltı su depolarının belirlenmesi için jeolojik çalışmalar yapılmalı ve su seviyeleri düşmüş olan yerlere yeryüzü suları pompalanmalı ya da gravite ile aktarılmalıdır. Bu sayede su yeraltında korunur ve buharlaşma engellenir. Su ihtiyacı olduğunda bu depolardan çekilip kullanılabilir. 2) Yerüstü su kaynaklarını toplayan barajlar, mümkün olduğunca dar ve derin olmalıdır. Böylece buharlaşma yüzey alanı minimumda tutulur ve su kaybı azaltılır. 3) Yeryüzündeki su toplama havzalarının buharlaşmayı azaltmak amacıyla örtülerle kaplanması gerekmektedir. Bu iş için farklı alternatif yöntemler bulunmaktadır. Bu yöntemler arasından en uygun olanı seçmek için uygulayıcı firmalarla işbirliği yapılmalıdır. Bu şekilde toplanan suyun %50 ila %70 arasındaki buharlaşma kaybı, %50 ila %95 arasında azaltılabilir. HABER:KAAN KOÇAK

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.