SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ozon

YENİŞEHİR YÖREM - Ozon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ozon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

E-ticaret hacmi 4,5 trilyon lirayı aştı Haber

E-ticaret hacmi 4,5 trilyon lirayı aştı

BTSO’nun Bursa iş dünyasını yeni nesil ticaret modellerine hazırlamak amacıyla hayata geçirdiği etkinlik kapsamında Trendyol, Hepsiburada, Alibaba, Ozon, eBay, N11, Pazarama, Idefix, PTTAVM ve SHEIN platformlarının üst düzey temsilcileri Bursalı firmalarla bir araya geldi. Dinamik bir networking formatında gerçekleştirilen programda katılımcılar, dijital pazaryerlerinin sunduğu fırsatlar hakkında birebir görüşmeler yapma imkânı buldu. Etkinliğe BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Meclis Üyeleri İlker Özgüven ve Mesut Ceylan, 70. Meslek Komitesi Başkanı Barış Sülün ile Komite Başkan Yardımcısı Selda İyici ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin önde gelen 10 pazaryeri katıldı Etkinliğin açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, "Bursa Dijital Pazaryeri B2B Networking 2026" etkinliğiyle Türkiye’nin dijital pazaryeri alanındaki en kapsamlı B2B networking organizasyonlarından birine ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Türkiye’nin önde gelen 10 dijital pazaryeri şirketinin Bursa iş dünyasıyla bir araya geldiğini belirten Burkay, tekstilden elektroniğe, bilişimden gıdaya, otomotiv yedek parçadan makine sektörüne kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren yaklaşık 60 firmanın etkinlikte yer aldığını ifade etti. Burkay, "Ortaya çıkan bu tabloyu son derece kıymetli buluyorum. Organizasyonda emeği geçen 70. Meslek Komitemizi tebrik ediyorum" dedi. E-ticaret hacmi 4,5 trilyon lirayı aştı Dünyada ticaret alışkanlıklarının hızla değiştiğine dikkat çeken İbrahim Burkay, bu dönüşümle birlikte ticaretin zemininin de farklılaştığını söyledi. Geçmişte iyi bir dükkân, güçlü bir çevre ve yılların itibarı ticarette önemli avantajlar sağlarken bugün dijital kabiliyetlerin de aynı ölçüde önem taşıdığını vurgulayan Burkay, "Artık dünyanın en büyük çarşısı telefon ve tablet ekranları oldu." ifadelerini kullandı. Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025 yılında yüzde 52 artışla 4 trilyon 567 milyar liraya ulaştığını belirten Burkay, bu rakamın 2025 yılı için ortalama kur hesabıyla yaklaşık 115,5 milyar dolarlık bir büyüklüğe karşılık geldiğini söyledi. E-ticaretin toplam ticaretteki payının yüzde 20 seviyesine yaklaştığını kaydeden Burkay, internet üzerinden yapılan kartlı alışveriş hacminin ise 7,3 trilyon liraya ulaştığını ifade etti. Dönüşümü kurumsal yapılarla destekliyoruz Dünyada da benzer bir dönüşüm yaşandığına dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO’nun bu değişimi erken fark eden kurumların başında geldiğini dile getirdi. Dijitalleşme ve e-ticaret konularının Türkiye’de gündeme geldiği dönemde BTSO’nun kurumsal yapılar oluşturmaya başladığını belirten Başkan Burkay, "Şimdi bu platformlarda nasıl yer alacağımız çok önemli. Bu etkinlik sayesinde dijital pazaryeri şirketleri Bursa’nın üretim gücünü ve ticaret kültürünü daha yakından tanıyacak. Firmalarımız da bu platformların sunduğu satış modellerini, veri altyapılarını, ödeme sistemlerini, lojistik çözümlerini ve müşteri erişim kanallarını doğrudan değerlendirme fırsatı bulacak" diye konuştu. Teknolojik dönüşüm süreçlerinde "yıkıcı inovasyon" kavramının önemine dikkat çeken Burkay, her büyük teknolojik kırılımın ekonomiye yeni oyuncular kazandırdığını ifade etti. İş dünyasında yaşanan değişimin kendi yaşamlarında da net şekilde görüldüğünü belirten Burkay, "Bizim çocukluğumuzdaki ekonomik aktörlerle bugünküler çok farklı. Yarının güçlü aktörleri ise sizler olacaksınız." dedi. Değişimin kolay olmadığını ancak bunu doğru okuyabilmenin büyük bir fırsat sunduğunu vurgulayan Burkay, BTSO olarak projeler ve çalışmalarla bu süreci somutlaştırmak için yoğun çaba gösterdiklerini söyledi. Ticaret Bakanlığı ile yakın iş birliği içinde çalıştıklarını ifade eden İbrahim Burkay, Bursa’nın sanayi, ticaret ve ihracatta olduğu gibi e-ticaret ve e-ihracat pastasından daha fazla pay alması için çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Bursa e-ticarette öncü bir şehir BTSO Meclis Üyesi ve E-Ticaret ile Dijitalleşme Konseyi Başkanı İlker Özgüven, etkinliğin Türkiye’den ve dünyadan önemli dijital pazaryerlerini Bursa’da buluşturduğunu belirterek organizasyonu geleneksel hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Bursa’nın e-ticarette her zaman öncü şehirlerden biri olduğunu vurgulayan Özgüven, "Şehrimiz e-ticaretteki güçlü konumunu koruyor. BTSO olarak bu alana özel önem veriyor, yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu komitenin kurulmasıyla önemli bir ilke imza atıldı. Sayın Başkanımız İbrahim Burkay ve üyelerimizin desteğiyle güçlü bir ekosistem oluşturduk. Etkinliğin verimli iş birliklerine ve başarılı sonuçlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Birlikte iş yapma kültürünü geliştiriyoruz BTSO 70. Meslek Komitesi Başkanı Barış Sülün ise komitenin Türkiye’de oda ve borsalar arasında e-ticaret alanında faaliyet gösteren tek komite olma özelliği taşıdığını belirterek, bugüne kadar sektör temsilcilerini bir araya getiren birçok çalışma gerçekleştirdiklerini söyledi. Komitenin e-ticaret alanında faaliyet gösteren tüm firmaları kapsadığını ifade eden Sülün, "Üyelerimiz arasında birlikte iş yapma kültürünü geliştirme ve verimli iş birlikleri oluşturma adına önemli bir fırsat yakaladık. Katılan tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz" dedi.

Ozon ile gelen sağlık Haber

Ozon ile gelen sağlık

Havaların soğuması ile birlikte vücut ısımızı 36,5 derecede sabit tutabilmek için daha fazla enerji kullanımına ihtiyaç doğacağını belirten Medicana Bursa Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Yüksel Karakoç, “Çocuklarda ve gençlerde buna uyum kolay olmakta iken, 40 yaşından sonra enerji üretimi ve kullanımı artık eskisi gibi olmamaya başlar. Yaşlıların bazen yaz aylarında bile kemiklerim üşüyor, kendimi ısıtamıyorum dediğine şahit olmuşuzdur. Bazen sağlıklı olduğumuzu sanırız ama aslında hastayızdır. Bazen de hasta olduğumuzu sanırız ama aslında sağlıklıyızdır. Bu ikisini birbirinden ayırmada tecrübeli bir uzman hekim değerlendirmesine bazen ihtiyaç duyulabilir. Sağlıklı olmak kadar sağlığın uzun süre korunması da önem taşır. Hepimizin isteği, olabildiğince genç kalabilmek, sağlıklı ve uzun bir ömür yaşamaktır” dedi. Dünyanın aslında bazı yönleri ile insan vücuduna benzediğini belirten Karakoç, “Orantısal olarak çok ortak yanları vardır. Örneğin dünyanın ve insanın yaklaşık yüzde 65-70 sudur. Dünyanın ve insanın yapısında en fazla bulunan atom oksijendir. Atomlardan moleküller, moleküllerden maddeler oluşurken elektronlar ya paylaşılır ya da aktarılır. Mikro dünyanın temellerinden olan bu olayı günlük insan ilişkilerimizde de aslında farkında olmadan hep taklit ederiz. İnsanın vücut ısısında birkaç derecelik yükselme olduğunda ateş yüksekliğinden bahsederiz. Bugün dünyada olan ısı artışını 1,5 derecenin altında tutmak için çare arayışları tüm hızıyla devam etmektedir. Antibiyotikler keşfedilmeden önce insanlığın en büyük sağlık sorunu mikroorganizmalarla oluşan salgın hastalıklara bağlı toplu ölüm vakaları idi. Günümüzde enfeksiyon tehdidi yine gündemde olmasına rağmen kanser, dejeneratif hastalıklar, otoimmün hastalıklar ve metabolik hastalıklarda giderek artan sayılarla karşılaşmaktayız. Bu dört hastalık gurubu bu kadar yaygın olmasına rağmen tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Bu hastalıkların tedavisinde güncel modern tedavilerimizi başarılı bir şekilde uyguluyoruz. Özellikle cerrahi alanda ilerlemeler hepimize umut veriyor. Ancak kronik hastalıkların tedavisinde güncel modern tedavilerin yanı sıra bazen geleneksel tıp/ tedavi yöntemlerini de uygulamak tedavi başarısını artırabilmektedir” diye konuştu. Ozon tedavisinin geleneksel tedavi yöntemlerinden biri olduğunu ifade eden Karakoç, “Yüzyıldan uzun bir süredir bilinmektedir. Özellikle Avrupa olmak üzere tüm dünyada kullanılmaktadır. Ozon tedavisinin özünde oksijen yatmaktadır. İnsan vücudunun yüzde 90’ını üç element oluşturmaktadır. Bunlar, oksijen, hidrojen ve karbondur. Atom ağırlığı açısından vücudumuzdan en sık bulunan atom oksijendir. Oksijen hem yapısal olarak hücre ve dokularda bulunurken hem de besin, su ve gaz olarak vücudumuza her gün almaktayız. Kemik, kas gibi devasa yapılara sahip olan insan bedeninin 10 dakika oksijen gazsız kalması, hayatının sonra ermesi çok ilginçtir. Oksijen sürekli alınmak zorundadır. Bu çarpıcı olayın temelinde bedenimizde oksijen deposunun olmaması yatar. Dolayısıyla tüm hayatsal işlevler için (okumak, düşünmek, planlamak, keşfetmek gibi zihinsel işlemlere ilaveten temel biyolojik işlevler, hareket etmek, avlanmak, yemek, içmek gibi) gerekli olan enerjinin de deposu yoktur. Her hücre vücutta bulunduğu her noktada kendi enerjisini kendi sürekli üretmek zorundadır. Bunun için kesintisiz bir oksijen kaynağına ihtiyaç duyar. İnsanlar bunu solunumla sağlarlar. Soluyarak aldığımız havadaki oksijen O2 olarak adlandırılır. İki oksijen atomu içerir. Ozon gazı O3’dür. Yani üç oksijen atomu içerir” dedi. Ozon gazının dezenfektan olarak başlıca su ve besin dezenfeksiyonlarında kullanılmakla birlikte otomobil temizliğinden haşarat öldürmeye kadar çok farklı alanlarda günlük hayatta kullanılmakta olduğunu belirten Karakoç, “Medikal oksijen doz/konsantrasyon olarak bunlardan çok farklıdır. Tıp da medikal cihazlarda saf oksijen elektriğe maruz bırakılarak atomlarına parçalanır ve ozon oluşur. Yüz mililitrelik bir gaz karışımının yüzde 95’i saf oksijen, yüzde 5’i ozon olacak şekilde karışım hazırlanır. Cihaz 1 mililitrelik bir gazda 1 mikrogram ozon içerecek şekilde karışımı ayarlar. Hastalıkların tedavisinde kullanılan ozon miktarı günlük hayatta kullanılan dozlardan çok çok daha azdır. Ozon tedavisi hem mikroorganizmalara bağlı gelişen enfeksiyon hastalıklarında etkili olmakta, hem de yukarıda bahsettiğimiz günümüz insanın 4 ana grup hastalığında da (kanser, otoimmünite, dejeneratif ve metabolik) kullanılabilen ilginç bir tedavi ajanı olarak durmaktadır. Acil servisten kardiyolojiye, romatolojiden nörolojiye, kısacası tıbbın her branşında kullanılabilme potansiyeli taşımaktadır” şeklinde konuştu. 2019 yılından bu yana tüm dünyada korona virüs salgını yaşandığını belirten Karakoç, "Son yıllarda ozon tedavisinin tekrar gündeme gelmesi ve sıkça konuşulur olması sebeplerinden biri de ciddi korona virüs enfeksiyonlarında ozon tedavisinin etkinliğinin gözlenmiş olduğu vakalardır. Ozon tedavisi yalnızca hastalıklarla mücadelede hekime destek verebilmesi yanında hiçbir hastalığı olmayan ama enerji ve mod düşüklüğü hisseden ya da kendisini daha iyi hissetmek isteyen herkes bu tedaviyi alabilmektedir. Şunu da hatırlamakta yarar vardır. Hiçbir ilaç veya tedavi yöntemi yoktur ki herkese iyi gelsin. Bu sebeple ozon tedavisinin de hiç alınmaması gereken durumların yanı sıra alınmasının riskli olabileceği durumlarda vardır. Dolayısıyla ozon tedavisi almak isteyen birisi ilgili hekimle tedaviye uygun olup olmadığını danıştıktan sonra ozon tedavisine başlaması gerekir" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.