SON DAKİKA
Hava Durumu

#Orta Doğu

YENİŞEHİR YÖREM - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özer Matlı: "Orta doğu'daki gelişmeler tarım ve gıda piyasalarını etkiliyor" Haber

Özer Matlı: "Orta doğu'daki gelişmeler tarım ve gıda piyasalarını etkiliyor"

Yaşanan gelişmelerin artık yalnızca enerji başlığı altında değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, jeopolitik krizlerin tarım sektöründeki etkisine dikkat çekti. Matlı, "Orta Doğu’daki savaş ortamı, petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden sanayiye; gübre, yem, lojistik ve navlun maliyetleri üzerinden de tarım ve gıda sektörüne yansıyor. Türkiye, ithalat ağırlıklı girdi yapısı nedeniyle bu tür jeopolitik kırılmalara karşı daha hassas bir konumda. Bugün enerjide yaşanan her dalgalanma, yarın tarlada maliyet, hasatta verim kaybı ve tezgâhta fiyat artışı olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada devletimizin süreçte sağduyulu bir politika izlemesi ve savaş ortamından uzak durma yönündeki yaklaşımı, risklerin yönetilmesi açısından önemli bir denge unsuru oluşturmaktadır" dedi. "Hürmüz Boğazı’ndaki risk gübre tedarikini de etkiliyor" Hürmüz Boğazı’nda son dönemde artan jeopolitik risklerin, yalnızca petrol sevkiyatını değil, tarımsal üretimin önemli girdilerinden olan gübre tedarikini de etkilediğine dikkat çeken Özer Matlı, "Bölgedeki gelişmeler, üre, amonyak ve benzeri kritik hammaddelere erişimde zaman zaman zorluklar yaşanmasına neden olabiliyor. Şubat ayından bu yana gözlemlenen bu tablo, gübre fiyatlarında yüzde 20-25 aralığında bir artışı beraberinde getirirken, akaryakıt fiyatlarının 70 lira seviyelerinde seyretmesi de üreticilerimizin maliyetlerini artırmaktadır" ifadelerini kullandı. Süreçte üretim tarafındaki dengeleri korumak adına atılan adımların kıymetli olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, "Bu noktada, 7 Mart’ta yayımlanan kararla üre gübresinde bazı ülkelerden yapılan ithalat için uygulanan yüzde 6,5’lik gümrük vergisinin tüm ülkeler için sıfırlanmasını, üreticilerimiz adına küçük de olsa moral verici bir destek olarak görüyoruz. Ancak tarımsal sürdürülebilirliğin devamı için bu tür önlemlerin zamanında alınması; sürecin dikkatle yönetilmesi, arz-talep dengesinin korunması, gıda fiyatlarında istikrarın sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır" diye konuştu. "Orta Doğu pazarı ihracat açısından kritik önemde" Riskin sadece iç pazarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin gıda ihracatı için Orta Doğu’nun kritik bir kale olduğunu hatırlatan Başkan Matlı, "Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektöründe önemli bir ihracat hacmine sahibiz ve bunun yaklaşık 4 milyar dolarlık kısmı Orta Doğu ülkelerine gerçekleştiriliyor. Özellikle Irak, sektörümüz açısından en büyük pazar konumunda yer alıyor. Süt ve süt ürünlerinde de benzer bir yoğunlaşma söz konusu. Bölge ülkeleriyle olan ticaretimiz, yaşanan her gerilimden doğrudan etkileniyor. Bu süreçte ihracat performansımızı korumak için pazar çeşitliliği hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "Yeni dönemde risk yönetimi kritik olacak" Bursa Ticaret Borsası olarak süreci yalnızca kısa vadeli bir piyasa dalgalanması olarak görmediklerini ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Başkan Özer Matlı, "Bundan sonraki dönemde şirketlerimiz için en kritik başlıklar; girdi tedarik güvenliği, pazar çeşitlendirmesi, maliyet yönetimi ve finansal dayanıklılık olacaktır. Artık ‘bekle-gör’ yaklaşımının değil, ‘erken önlem al, kaynağı çeşitlendir, riski dağıt’ anlayışının zorunlu hale geldiği bir dönemdeyiz. Üyelerimizin rekabet gücünü koruyacak, tedarik ve ihracat risklerini azaltacak ve tarım-gıda zincirinin dayanıklılığını artıracak çalışmalara odaklanmayı sürdüreceğiz" dedi.

AK Parti Bursa'da bayramlaşma programı Haber

AK Parti Bursa'da bayramlaşma programı

Yoğun katılımın olduğu program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bayram mesajının okunmasıyla başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında bayramların toplumsal dayanışma ve kardeşlik bağlarını güçlendiren özel günler olduğunu vurgulayarak, birlik ve beraberlik mesajı verdi. AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, konuşmasına katılımcıların bayramını kutlayarak başladı. Ramazan ayı boyunca teşkilatın yürüttüğü sosyal faaliyetlere değinen Gürkan, gençlik ve kadın kollarının çalışmalarının önemine dikkat çekti. Gürkan, Ramazan boyunca gerçekleştirilen sosyal destek faaliyetlerine ilişkin, gençlik kollarının "İftara 5 Kala" ve "Sahura 5 Kala" programları kapsamında 50 binden fazla kumanya dağıttığını, kadın kollarının ise "Kardeş Aile Projesi" ve "Arife Çiçekleri" çalışmalarıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştığını söyledi. Ramazan ayı boyunca yalnızca iftar organizasyonları düzenlemediklerini belirten Gürkan, "Kurulan sofralarda paylaşmanın bereketini ve kardeşliğin sıcaklığını birlikte yaşadık. Bursa'nın dört bir yanında vatandaşlarımızla gönül bağımızı daha da güçlendirdik" dedi. "Ramazan paylaşma ve dayanışma ayıdır" Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Ramazan ayının rahmet ve bereketini vatandaşlarla birlikte yaşamaya gayret ettiklerini ifade etti. İlçede farklı noktalarda kurulan iftar sofralarında 100 bini aşkın kişiyle bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, Ramazan boyunca sadece yerelde değil yurt dışında da çeşitli sosyal destek faaliyetleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Yılmaz, Balkanlar ve Orta Doğu'daki çeşitli bölgelerde yapılan yardımlarla kardeşlik bağlarının güçlendirildiğini ifade ederek, "Gittiğimiz bölgelerde Türkiye'ye ve Bursa'ya duyulan sevgiyi yakından görme fırsatı bulduk" diye konuştu. "Çalınmadık kapı bırakmamalıyız" AK Parti Bursa Milletvekili ve eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise, konuşmasında teşkilat çalışmalarının önemine vurgu yaptı. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde güçlü bir dayanışma atmosferi oluştuğunu belirten Varank, vatandaşların sorunlarına çözüm üretmenin sadece kurumların değil, teşkilat mensuplarının da sorumluluğunda olduğunu söyledi. Varank, "Eğer bir vatandaşımızın sorunu varsa ve çözüm bekliyorsa, bu konuda hepimize görev düşüyor. Bu anlayışla hareket ederek ulaşılmadık vatandaş bırakmamalıyız" ifadelerini kullandı. "Dünya belirsizlik ve kuralsızlık sürecinden geçiyor" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da konuşmasında küresel gelişmelere değinerek, dünyada belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğini söyledi. Uluslararası sistemde kuralların zayıfladığına dikkat çeken Ala, Türkiye'nin dış politikada adalet ve hakkaniyet temelinde hareket ettiğini ifade etti. Türkiye'nin diplomasi gücüyle birçok bölgede krizlerin büyümesini engellediğini belirten Ala, uluslararası ilişkilerde ilkeli ve öngörülebilir bir politika izlediklerini dile getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne eleştiri Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İl Başkanı Davut Gürkan, belediye yönetiminin son dönemde vizyon eksikliği yaşadığını öne sürdü. Belediyenin bazı uygulamalarını eleştiren Gürkan, su tarifeleri, ulaşım ve çeşitli hizmet kalemlerinde yapılan zamların vatandaşlara yansıdığını ifade ederek, bu konuda mecliste çeşitli öneriler sunduklarını ancak henüz sonuç alınamadığını söyledi. Gürkan, "Vatandaşlarımız mazeret değil hizmet bekliyor. Bursa'nın ihtiyaçlarına odaklanan, çözüm üreten bir belediyecilik anlayışının gerekli olduğunu düşünüyoruz" dedi. Programa katılan protokol üyeleri arasında AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekilleri Mustafa Varank, Ayhan Salman, Ahmet Kılıç, Refik Özen, Emine Yavuz Gözgeç, Mustafa Yavuz, Emel Gözükara Durmaz, Osman Mesten ve Muhammet Müfit Aydın, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, AK Parti Bursa İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu ile AK Parti Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Furkan Akın yer aldı. Bayramlaşma programına ayrıca AK Parti Bursa ilçe başkanları, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, teşkilat mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Bayramlaşma programı, konuşmaların ardından partililer ve vatandaşların bayramlaşmasıyla sona erdi.

Yenişehir’de ecdada vefa Haber

Yenişehir’de ecdada vefa

Yenişehir’de 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü dolasıyla çeşitli programlarda düzenlendi. Programlar, sabah saatlerinde Heykel Meydanı’nda gerçekleştirilen resmi törenle başladı. İlçe protokolü ve vatandaşların yoğun katılım gösterdiği törende, çelenk sunumu yapılarak saygı duruşunda bulunuldu. Resmi programın ardından ziyaretler şehitliklerle devam etti. Yenişehir, Selimiye ve Kıblepınar Şehitlikleri’ne giden heyet, vatan topraklarını müdafaa ederken canlarını feda eden kahramanlarımızın kabirleri başında Kur’an-ı Kerim tilaveti dinleyerek dualar etti. Şehit ailelerinin de katıldığı ziyaretlerde duygusal anlar hakim olurken, kahramanların mezarlarına karanfiller bırakılarak şükran sunuldu. Günün maneviyatı, akşam saatlerinde Sinanpaşa Külliyesi’nde kurulan iftar sofrasında paylaşıldı. İlçe protokolü; şehit aileleri ve gazilerle aynı sofrada buluştu. Kalplerimiz çanakkale ruhuyla atıyor Buradaki programda selamlama konuşması yapan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Çanakkale ruhunun önemine değinerek, “Bugün kalplerimiz 111 yıl önceki o büyük ruhla, Çanakkale ruhuyla atıyor. Çanakkale; bir milletin var oluş iradesidir. Eğer bugün bu ezanların gölgesinde, bu bereketli sofrada huzurla iftarımızı bekliyorsak; bu, canını vatana siper eden şehitlerimizin ve 'ölürsem şehit, kalırsam gazi' diyerek cepheye koşan kahramanlarımızın sayesindedir” dedi. ‘Sizler en mukaddes emanetimizsiniz’ Şehit ailelerine ve gazilere seslenen Başkan Ercan Özel, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Sizler bizim için bu milletin en mukaddes emanetlerisiniz. Şehitlerimizin geride bıraktığı aileleri bizim öz ailemiz, gazilerimiz ise başımızın tacıdır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.” ‘Bu topraklarda huzur içindeysek onların sayesindedir’ İftar programında davetlilere hitap eden Yenişehir Kaymakamı Ümit Altay, dünyada yaşanan acılara dikkat çekerek şükür ve dua vurgusu yaptı. Kaymakam Altay konuşmasında şu ifadelere yer verdi:“Bu anlamlı günde, bayrama adım adım yaklaştığımız bu vakitlerde bir araya gelmek istedik. Maalesef Orta Doğu’da savaşlarla, ölümlerle sarsılan bir dünya var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde vatanımızı savunmak için kanını ve canını feda eden şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu topraklarda bugün huzur içinde yaşıyorsak onlara her zaman dua etmemiz lazım. Onları her zaman yâd etmemiz lazım. Allah gani gani rahmet eylesin.” Yenişehir Gaziler Derneği Başkanı Hikmet Öztürk de 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü vesilesiyle, bu programı düzenleyen İlçe Kaymakamı Ümit Altay ile Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel’e teşekkürlerini iletti.

ABD'ye protesto Haber

ABD'ye protesto

Basın açıklamasında, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini hedef aldığı iddia edilen son operasyon sert ifadelerle eleştirildi. Yapılan açıklamada, söz konusu girişimin uluslararası hukuka aykırı olduğu savunularak, bunun devletlerin egemenliğini hiçe sayan bir tutum olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, ABD’nin geçmişte Orta Doğu’da yürüttüğü politikalar hatırlatılarak, Gazze’de yaşanan insan hakları ihlallerinin sorumluluğunun da ABD’ye ait olduğu öne sürüldü. Venezuela’daki gelişmelerin, küresel ölçekte yürütülen emperyalist politikaların yeni bir örneği olduğu iddia edildi. Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın daha önce yaptığı çağrıya atıfta bulunulan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne de çağrıda bulunularak, ABD’nin tutumuna karşı net ve kararlı bir duruş sergilenmesi istendi. Açıklamada, Türkiye’nin uluslararası arenada daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiği vurgulandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın farklı ülkelere yönelik tehdit içerikli açıklamalar yaptığı da dile getirilirken, bu tutumun küresel barış açısından risk oluşturduğu savunuldu. Açıklamada, özellikle Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin ulusal çıkarlarını yakından ilgilendirdiği ifade edildi. Yeniden Refah Partisi Gençlik Kolları, açıklamada ayrıca 2002 yılında gündeme gelen Büyük Orta Doğu Projesi’ne (BOP) atıfta bulunarak, bu süreç sonrasında bölgede yaşanan savaşlar ve siyasi istikrarsızlıkların tesadüf olmadığı görüşünü paylaştı. Basın açıklamasının sonunda, Venezuela’da yaşandığı iddia edilen gelişmelerin yalnızca Güney Amerika’yı değil, tüm dünyayı ilgilendirdiği belirtilerek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu acil toplantıya çağırması talep edildi.

Makine sektörü MEEXX Fuarı'nda buluştu Haber

Makine sektörü MEEXX Fuarı'nda buluştu

Türkiye’nin önde gelen makine üretim ve ihracat merkezi Bursa, sektörde önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Makine İmalatçıları Birliği ve KFA Fuarcılık iş birliğiyle bu yıl yeni bir vizyona kavuşan Makine ve Teknolojileri Fuarı (MEEXX) makine üreticileri, teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve tedarik zincirinin tüm paydaşlarını aynı platformda bir araya getiriyor. 6 Aralık’a kadar devam edecek fuara Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya’dan nitelikli alım heyetleri de katılıyor. Makine sektörü teknolojik bağımsızlığın temeli Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KFA Fuarcılık ve MİB iş birliğiyle düzenlenen Bursa Fuar Merkezi’ndeki yılın son fuarında sektör temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirtti. Burkay, makine sektörünün yalnızca sanayi dalı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını temsil eden en stratejik alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Yapay zekâdan sensör teknolojilerine ve karanlık fabrikalara uzanan yeni üretim döneminde geri kalmanın mümkün olmadığını söyleyen Burkay, Bursa’nın makine üretiminde köklü tecrübesi ve dünya çapında söz sahibi firmalarıyla önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. "Üretmek tek başına yeterli değil" Burkay, "Türkiye makine sektörü 57 bin girişimcisi ve 28 milyar dolarlık ihracatı ile Türkiye’nin lokomotifi durumunda. Ancak bunun yanında sektörde 45 milyar dolar ithalat yapıyoruz. İthal edilen makinelerin yüzde 70’i ise ülkemizde üretimi yapılan makineler. Bu nedenle fuarların, teknolojimizi tanıtmak ve yerli üretimi küresel pazarlara taşımak adına kritik bir görevi var" diyerek üretmenin tek başına yeterli olmadığını, ürünlerin mutlaka dünya ile buluşturulması gerektiğini kaydetti. Burkay, MEEXX’in hem yurt içi hem de yurt dışı alıcıların Bursa makine sektörünü yakından tanıması için önemli bir platform sunduğunu belirterek fuarın hayırlı olması temennisinde bulundu. Türkiye Avrupa’nın dördüncü büyük makine ihracatçısı Makine İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih İğrek, fuarı yeni adıyla yeni bir milat olarak gördüklerini belirterek destekleri için BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a ve KFA Fuarcılık’a teşekkür etti. Konuşmasında makine sektörünün Türkiye ekonomisi için önemine dikkat çeken İğrek, "Yıllık makine üretimimiz 60 milyar doların üzerinde. 2024 ihracatımız 28 milyar dolar. 2002 yılına göre 14 kat artış sağladık" dedi. Türkiye'nin makine ihracatında dünyada 13’üncü, Avrupa’da ise 4’üncü sırada olduğunu belirten İğrek, sektörün yüzde 70 yerlilik oranına, kilogram başına 6,2 dolar ihracat birim fiyatına ve 550 bin kişilik istihdam etkisine sahip olduğunu dile getirdi. "Fabrika üreten fabrikalarız" Küresel şartlara değinen İğrek, "Dünya çok zor bir dönemden geçiyor. Küresel talep daralıyor, Avrupa’da ekonomik yavaşlama ve belirsizlik mevcut. Çin ve Güney Asya’nın agresif fiyat rekabeti tüm pazarları zorluyor. Finansman maliyeti yüksek, kurların yatay seyri ihracat baskısını artırıyor" dedi. Buna rağmen Türk makine sektörünün dayanıklılığını vurgulayan İğrek, "Türk makine sektörü en dayanıklı, en hızlı uyum sağlayan sanayi yapılarından biri. Krizlerden güçlenerek çıkmakla ilgili anahtarları olan bir sektörüz" ifadelerini kullandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın sözlerine atıfta bulunan İğrek, "Sayın Bakanımızın ifade ettiği üzere biz fabrika üreten fabrikalarız. Makine, Türkiye’nin en stratejik alanlarından biri. Son dönemde HAMLE, HiT-30, YTAK gibi tarihin en geniş kapsamlı yatırım teşvik programları devreye alınıyor. Kamu alımlarında yerli makine avantajı sağlanıyor, AB eko-tasarım ve yeşil dönüşüm destekleri mevcut. Tüm bu politikaları makine üretiminde bir üst lige çıkmamızı sağlayacak önemli adımlar olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. "MEEXX yeni ve kritik bir eşik olacak" Bu sıçramanın mühendislik kabiliyetiyle oluşturulacak farkla yapılabileceğini belirten İğrek, "Artık sadece fiyatla rekabet dönemi bitmiştir. Hedefimiz daha ucuza üretmek değil, verimli ve akılcı üretmek olmalıdır. Küresel rekabette geride kalma lüksümüz yok. Bu dönüşümün içinde olmak zorundayız. Özellikle Ar-Ge’de paradigma değişimine ihtiyacımız var. Gücümüzü bilimle, mühendislikle, eğitimle artıracağız" ifadelerini kullandı. Fuarın yeniden Bursa’ya kazandırılmasına katkı sunanlara teşekkür eden İğrek, "Dünya zor bir dönemden geçiyor, rekabet sert, pazarlar daralıyor. Ama Türk sanayisi güçlü ve köklüdür. Sektör vizyon sahibidir, mühendislerimiz yetenekli, girişimcilerimiz cesurdur. Bu nedenle iddiamız nettir: Türkiye makine ve teknoloji üretiminde bölgesel değil, küresel güç olacaktır. MEEXX bu yolda yeni ve kritik bir eşik olacaktır" diye konuştu. "Birlik beraberlik ruhunu sanayimize yansıtmak zorundayız" Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun ise Bursa’nın birçok alanda olduğu gibi sanayide de Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olduğunu ifade etti. Altun, "Riskler var, fırsatlar da var. Her millet kendi öz gücünden fırsat üretmek zorundadır. Biz fedakârlığı, birlik ve beraberliğiyle öne çıkan bir milletiz. Bu ruhu sanayimize de yansıtmak zorundayız" diye konuştu. Sektörün dayanışma, devlet desteği ve gerçeklerle uyumlu çok yönlü bir bakış açısıyla her krizi aşacağına inandığını dile getiren Altun, "Bu fuarlarda küçük bir temas, iyi bir diyalog büyük bir güvenin kapısını açabilir. Bu güveni Türk misafirperverliği ile birleştirerek başka milletlerde olmayan bu değerle rekabeti artırabiliriz. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, bereketli bir fuar diliyorum" dedi. Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri fuarda stant açan firmaları ziyaret etti. Fuar; torna, freze ve CNC tezgâhlarının yer aldığı talaşlı imalat teknolojilerinden gaz altı, TIG, MIG ve punta sistemlerini kapsayan kaynak teknolojilerine kadar birçok alanda en yeni çözümleri bir araya getiriyor. Bilgisayar destekli tasarım ve üretimi geliştiren CAD/CAM uygulamaları, mekanik bakım ve arıza giderme teknolojileri, otomasyon ve robotik sistemler ile hidrolik ve pnömatik çözümler de fuarın öne çıkan teknoloji başlıkları arasında yer alıyor. Fuarda ayrıca canlı demo alanları, uygulamalı gösterimler ve seminerler ziyaretçilere dinamik bir deneyim sunuyor.

Alman turistler medikal termale hayran kaldı Haber

Alman turistler medikal termale hayran kaldı

Sağlık turizminin önemli dallarından biri olan kaplıcalar da sıkça ziyaret edilen yerlerin başında geliyor. Türkiye, coğrafi yapısı ve iklimi dolayısıyla çok sayıda kaplıca bulundururken, dünyada ise ilk 7 ülke arasında yer alıyor. Sağlık yatırımlarının termal suyla buluşması birlikte Bursa, turistlerin en çok tedavi için geldiği bölgelerden biri oldu. Bursa'da çok sayıda kaplıca yer alırken, sağlık yatırımlarıyla bir araya getirilen hastanelerdeki termal su tedavileri yurt dışından gelen vatandaşların takdirini kazandı. Bursa, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan termal potansiyeli, termal ve medikal sağlığın birleşmesiyle Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere dünya ülkelerinde yeniden ses getirmeye devam ediyor. Bursa'ya bir dizi ziyaret için gelen Alman turistler, termalin sağlıkla buluştuğu merkez olan Doruk Nilüfer Hastanesi'ndeki termal tesislerde uygulanan tedavi yöntemlerini gördüklerinde hayranlıklarını gizleyemedi. Bursa'nın kültür varlığı kadar, sağlık yatırımlarının da çok güzel olduğunu dile getiren Alman turistler, "Bursa'ya daha çok zaman ayrılmalı ve daha çok yer gezilmeli. Termal su, her yerde bulunmaması, Bursa'yı bu konuda ön plana çıkarıyor. Burada böyle bir imkan olmasından dolayı Bursa çok şanslısıdır. Bu hastanede değerlendirilip kullanılması hastalar için, iyileştirici yanının fazla olmasından dolayı çok önemli. Bu zamana kadar böyle bir hastane görmedim, öncelikle dikkatimi çeken şey hasta burada odak noktası ve önemseniyor. Bunun ön plana çıkartılması çok güzel bir durum. Her şey çok mükemmel kurgulanmış ve yapılıyor. Burada sağlık ve tedavi çok güzel bir şekilde bir araya getiriliyor, bu yapı çok güzel" dedi. Bursa'nın Nilüfer ilçesinde 370 yatak kapasitesine çıkabilen yatak dizaynı, 13 ameliyathane, 100 uzman hekim, 400 araçlık kapalı, 300 araçlık açık otoparkı ve Güney Marmara'da tek tescilli heliport pisti gibi birçok donanım ile Doruk Hastanesi ön plana çıkıyor. 2 yarı olimpik termal havuz, 2 refleksoloji havuzu, 4 hidroterapi havuzu, 4 çamur banyosu, 2 doktor balık havuzu, 3 medikal masaj salonu, 3 aile tedavi havuzu ve 6 ambiyans duşu yer alan hidroterapi bölümü ile farkını ortaya koyuyor.

Cihat Yaycı: "Türkiye hedefin kendisi olduğunu anlamalıdır" Haber

Cihat Yaycı: "Türkiye hedefin kendisi olduğunu anlamalıdır"

Mavi Vatan doktrininin fikir babası Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, İsrail'in Gazze'yi tamamen ele geçireceğini, denizlerdeki doğal gaz ve petrol olmak üzere her şeyin İsrail hazinesine geçeceğini belirterek, "İsrail, Lübnan ve Suriye'den kendisine saldırılar olduğu gerekçesiyle o bölgelerden de toprak alacak. Suriye'deki PKK ve YPG kontrolü altındaki alanda aşağıdan birleşip Türkiye ve İsrail dolaylı olarak komşu olacaklar. Bu çok tehlikeli bir durum, çok dikkat etmek lazım. Türkiye hedefin kendisi olduğunu anlamalıdır" dedi.  Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihat Yaycı, Bursa'da Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu'nun davetiyle Bursa'da son gelişmelere ilişkin bir konferansa katıldı.  Ördekli Kültür Merkezi'ndeki konferansta konuşan Yaycı Paşa, Türkiye'nin İsrail Filistin savaşındaki dış politikasının takdire şayan olduğunu dile getirdi.  Türkiye'nin bugüne kadar itidalli açıklamalar yaptığını, dengeli politikanın sürdürülmesi gerektiğini hatırlatan Doç. Cihat Yaycı, "Dengeli politikalar güdüp Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği gibi binlerce yıllık devlet geleneğini ve devlet aklının çıktıları ile hareket ediliyor, bu çok önemlidir. Türkiye'yi taraf olmaya itecek kampanyalardan, vatandaşların ve siyasi partilerin uzak durmasını tavsiye ediyorum" dedi.   "Türkiye Gazze'de savaşmamalıdır"  Türk askerinin Gazze'de İsrail'e karşı savaşmasının Türkiye'nin menfaatine uygun olmayacağını ifade eden Yaycı, "Türkiye'nin bunu durdurabilecek ne siyasi, ne ekonomik, ne de askeri gücü var. Türkiye gidip Gazze'de savaşamaz, savaşmamalıdır. Türk askerinin ne için kanını dökeceği bellidir. Sınırları savunmak son derece önemlidir. Gün sınırlarımızın savunmasını güçlendirme günüdür. Türkiye'nin yaptırım uygulayabilecek ekonomik gücü yoktur. İsrail'e uygulayabilecek siyasi bir bağlantısı da yoktur" şeklinde konuştu.   "Türkiye ve İsrail dolaylı yoldan komşu olacaklar, çok dikkatli olmak lazım"  İsrail'in hedefinde sadece Filistin olmayacağını ve ilerleyen zamanlarda Lübnan ve Suriye'de, PKK ve YPG kontrolü altında kendine yer edineceğine dikkat çeken Yaycı bir dizi uyarılarda bulundu.  Durumun ciddiyetine dikkat çeken Yaycı, "Gazze şeridinin İsrail tarafından ele geçirilmiş olması durumunda Filistin'in denize kıyısı kalmayacak. Türkiye ve Filistin denizden komşudur. Bu Türkiye'nin Filistin ile karşılıklı kıyısının kalmadığı anlamına gelir. Karşılıklı kıyıların tümünün İsrail tarafından ele geçirilmesi anlamına gelir. Bu denizlerdeki doğal gaz ve petrol başta olmak üzere her şey İsrail'in hazinesine geçer. Burada Filistin yönetiminin çok büyük hatası vardır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti benim hazırladığım bu anlaşma metinini Filistin yönetimine ilettiğini, Filistin yönetiminin tepkisiz kaldığını gördük. Halbuki bu anlaşma metni imzalanmış olsaydı Filistin kara ülkesinin 8 katı deniz ülkesine sahip olacaktı. Uluslararası ve hukuk anlamında tanınırlığı daha fazla güçlenecekti. Ama maalesef öyle olmadı. Şimdi Gazze şeridinin tamamı İsrail tarafından işgale tabii tutulacağı görülüyor. Bunu ben daha önce de söyledim, Gazze işgal edilecek, Lübnan ve Suriye'den İsrail'e saldırılar olduğu gerekçesiyle o bölgelerden de toprak alınacak. Suriye'deki PKK ve YPG kontrolü altındaki alanda aşağıdan birleşip Türkiye ve İsrail dolaylı olarak komşu olacaklar. Bu çok tehlikeli bir durum, çok dikkat etmek lazım" ifadelerini kullandı.  Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "Ya daha büyük bir savaşa, ya daha büyük bir barışa gideceğiz" sözlerini yorumlayan Yaycı, "Barış ihtimali nasıl var onu ben bilemem ama bölgede savaş ihtimalini çok yüksek görüyorum. Şu anda İsrail Filistin ile savaşıyor. Yakında İsrail Lübnan'la ve Suriye ile de savaşacak ve topraklarını büyüte büyüte gelecek. Burada şunu ifade etmek lazım Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çabaları takdire şayandır. Bugüne kadar itidalli açıklamalar yapmışlardır. Dengeli politikalar güdüp Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği gibi binlerce yıllık devlet geleneğini ve devlet aklını çıktıları ile hareket ediliyor, bu çok önemlidir. Türkiye'yi taraf olmaya itecek kampanyalardan, vatandaşların ve siyasi partilerin uzak durmasını tavsiye ediyorum. Siyasi baskıyla Türkiye'nin bu itidalli dış politikasının etkileri değiştirilip taraflı bir dış politikaya dönmesi durumunda bu Türkiye'nin zararına olur" dedi.  "Türkiye net bir taraf olmaktan çekinmelidir"  Türkiye'nin bir taraf seçmesinin kendi menfaatlerine zarar vereceğini söyleyen Yaycı, "Türkiye'nin maalesef düşmanları dostlarından çok daha fazladır. Bu bakımdan düşmanların eline de koz vermemek lazımdır. Türkiye hedefin kendisinin olduğunu anlamalıdır. Türkiye burada net bir taraf olmaktan çekinmelidir. Soykırımın ve İsrail'in durdurulması için her şeyi yapmalıdır. Ama bir cephede yer alması Türkiye'nin menfaatlerine uygun olmadığı kanaatindeyim" dedi.  "Batı ekonomisini felç ederek İsrail'i durdurmak mümkün"  İslam İşbirliği Teşkilatı'nın İsrail'e ekonomik yaptırım gücü olduğunu, Türkiye'nin en kısa sürede teşkilatın doğal gaz ve petrol üreticilerini Türkiye'ye çağırması gerektiğini vurgulayan Yaycı, "İslam İşbirliği Teşkilatı'nın derhal Türkiye tarafından toplantıya çağırılması lazım. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın doğal gaz ve petrol üreticisi üyelerinin Gazze'de soykırım durdurulana kadar, İsrail'in saldırıları durdurulana kadar, özellikle ateşkesten bahsetmiyorum, saldırılar bitene kadar batıya hatta dünyaya petrol ve doğal gaz ihracatının durdurulması lazım. Bütün anlaşmalar askıya alındığı zaman, tüm tüketim mallarında ithalatı İsrail'in saldırıları durdurana kadar askıya alması lazım. Bu gündemle Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı'nı çağırması lazım. İnanın 5 gün, bilemediniz 10 gün içerisinde tüm Avrupa ekonomisi felç olur. Batı ekonomisini felç ederek İsrail'i durdurmak mümkündür. Çünkü yaptırım gücü vardır" diye konuştu.  "Mesele Gazze değil, Orta Doğu"  İsrail-Amerika Birleşik Devletleri ortaklığında hedefin Gazze nezdinde Filistin olmadığını, hedeflerinin Orta Doğu coğrafyasını şekillendirmek olduğunu ve bunu sık sık sözlerinde dile getirdiklerini söyleyen Yaycı, "Mesele sadece Gazze değil, Gazze'nin ötesinde bütün Orta Doğu var. Bunu biz demiyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden ve Netanyahu diyor. 'Orta Doğu'yu yeniden şekillendiriyoruz' diyor, 'Orta Doğu'ya yeni bir düzen getiriyoruz' diyor. Gazze'ye, Filistin'e demiyor, amaç Orta Doğu. Orta Doğu'yu yeniden şekillendirmenin başlangıcı 1979 İran Devrimi'dir, sonra 8 yıl süren İran-Irak savaşıdır, sonra Irak'ı parçalamak için yapılan Körfez Harekatları'dır, sonra Suriye'de çıkarılan iç savaştır, Lübnan'da çıkarılan iç savaştır ve geldiğimiz noktada Gazze'de sanki bir kurguyla oluşturulmuş bir ateş yakılıp onu gerçekten fiile geçiriliyor" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Amerika'ya SİHA tepkisi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Amerika'ya SİHA tepkisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’de Amerika’nın üslerinin ne işi var? Türkiye’nin bir insansız hava aracını ne yazık ki Amerika düşürüyor. Türkiye, NATO’da ABD’nin ortağı değil mi? Bunu ne ile izah edeceğiz?” dedi.   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Karl Nehammer ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Avusturya'da 22 yıl aradan sonra Şansölye düzeyinde gerçekleştirilen ziyaretin tarihi bir nitelik taşıdığını belirterek, "Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellenve Sayın Şansölye ile gerçekleştirdiğimiz samimi diyalog Türkiye - Avusturya ilişkilerinde adeta yeni bir dönemin açılmasını sağladı. İlişkilerimizi daha da geliştirme konusunda ortak iradeye sahibiz. Görüşmelerimizde ziyaretlerin devam ettirilmesinin önemine değindik. 1 Ekim günü yaşadığımız terör saldırısı sonrasında Sayın Şansölyenin terörü kınayan ve ülkemize destek beyan eden açıklamaları için bir kez daha Teşekkür ederiz. Terörle mücadelede uluslararası iş birliği ve ortak irade şarttır. Avusturya'da bu minvalde daha yakın iş birliği bekliyoruz. Sayın Şansölye Gazi Meclisimizi ziyaret ederek Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı terör tehdidinin ciddiyetine bizzat şahit oldu” dedi.  "Düzensiz göçle mücadelede ülkemizin öncü konumu ve bunun Avrupa'nın güvenliğine sunduğu katkılar herkesin malumudur"  Türkiye’nin düzensiz göçle mücadeledeki öncü konumu ve bunun Avrupa'nın güvenliğine sunduğu katkıların herkesin malumu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçişleri Bakanlarımızla ikili görüşmelerinde hem bu alandaki işbirliğini hem de terörle mücadeleyi ele aldılar. Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz olumlu bir seyir izliyor. Bu yıl 4 milyar doları beklediğimiz ikili ticaret hacmimizi 5 milyar dolara çıkarma hedefi üzerinde durduk. Mevcut potansiyelimizin bu rakama da kısa sürede ulaşmamızı temin edeceğine inanıyorum. Avusturya'nın Türkiye'ye yaptığı doğrudan yatırımlar 11 milyar dolara yaklaşmıştır. Türkiye'nin de Avusturya'daki doğrudan yatırımları 716 milyon dolardır. Sayın Şansölye’nin bugünkü iş formuna katılarak işin doğrudan temas sağlaması da güzel bir teşvik usulüdür” diye konuştu.  "Avrupa'nın bütünleşmesi ancak Türkiye'nin birliğe tam üyeliği ile tamamlanacaktır"  Türkiye Avusturya ilişkilerinin köklü geçmişi olduğunu hatırlatan Erdoğan, AB üyeliği konusunda önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gelecek sene Türkiye ile Avusturya arasındaki Dostluk Anlaşmasının 100’üncü, iş gücü anlaşmasının ise 60’ıncı yıl dönümünün idrak edileceğini belirtti. Erdoğan, “Bu anlamda yıl dönümlerinin laikiyle anılması için gereken çalışmaları müştereken gerçekleştireceğiz. Sayın Şansölye ile görüşmelerimizde Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri hakkında da görüş alışverişinde bulunduk. Birlik ve münasebetlerimizi ilerletme noktasında samimi olduğumuz, ülkemizin iradesinin teyit ettiğimiz malumdur. Ancak aynı yaklaşımı Avrupa Birliği tarafında göremiyoruz. Avrupa'nın bütünleşmesi ancak Türkiye'nin birliğe tam üyeliği ile tamamlanacaktır. Bu noktada tam üyelik dışındaki hiçbir alternatifi kabul etmeyeceğimizi özellikle vurguladım" şeklinde konuştu.  "Orta Doğu'ya kalıcı barışın gelebilmesi ancak Filistin - İsrail sorununun nihai bir çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür"  Nehammer ile Orta Doğu'daki ve Rusya Ukrayna Savaşı'ndaki gelişmeleri de ele aldıklarını bildiren Erdoğan şunları söyledi:  "Orta Doğu'ya kalıcı barışın gelebilmesi ancak Filistin -İsrail sorununun nihai bir çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür. 1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti'nin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu konuda geç kaldığımız her gün, maalesef bölgemiz, çatışma, kan ve gözyaşı girdabından kurtulamayacaktır. Bölgede birliğimiz tırmandıracak, daha fazla kan akmasına Yol açacak, sorunları daha da derinleştirecek her türlü adımdan imtina edilmesi şart. Bu amaçla dün bir dizi telefon gelişmesi gerçekleştirdim. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas İsrail Herzog, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Katar Emiri El Sani, Lübnan Başbakanı Mikati, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ile bölgedeki son durumu ve gelişmeleri ele aldım" dedi.  "Putin ve Guterres ile bir görüşmem olacak"  Bugün Rusya Federasyonu Başkanı Putin'le de görüşeceğini açıklayan Erdoğan, "Bu süreçte yine Guterres ile bir görüşmem olacak. Ve bu görüşmeleri Körfez Ülkeleri dahil genişleterek, geliştirerek devam ettireceğiz. Adil bir barışın kaybedeni olmaz düsturuyla bölgede etkili tüm aktörlerin barışın tesisi için sorumluluk almaya çağırıyoruz. Ateşe benzin dökmenin hele hele de sivilleri ve sivil yerleşim yer hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Gazzeli kardeşlerimiz iki gündür çok ağır bombalamaya maruz olur. Gazze halkının yaşadığı trajedinin hafifletilmesi ve insani yardımları bölgeye ulaştırılması noktasında da çalışmalarımız sürüyor” dedi.  "Türkiye çatışmaların bir an önce durması ve gerilimin azaltılması için elinden geleni yapacaktır"  Türkiye'nin Filistin- İsrail arasındaki çatışmaların bir an önce durması ve gerilimin azaltılması için elinden geleni yapacağına vurgu yapan Erdoğan, "Ukrayna'da savaşın sonlandırılması için diplomasinin ve müzakerenin öneminin altını çizdim. Karadeniz tahıl girişiminin yeniden canlandırılmasına yönelik bugüne kadarki çalışmalarımıza dair bilgiler verdim. İkili ve bölgesel konular hakkındaki işbirliğimizin önemini ve yakın diyalog sürdürme konusundaki karşılıklı olarak vurguladık. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bugünkü görüşmelerimizin, ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.  "Amerika'nın uçak gemisinin İsrail'de ne işi var?"  Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgede yaşananların adil şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Şimdi kararlarımızı verirken adil karar vermemiz gerekiyor. Özellikle de burada olaya sadece Hamas olarak bakarsak bu adil olmaz. Hamas’ın kaybı nedir? İsrail'in kaybı nedir? buna baktığımız zaman ortada ciddi bir kayıp. Sadece Hamas’ın son aldığım benim bilgiler 750 civarında ölüm 2 bin civarında yaralı var. Tabii bugünkü rakamları henüz alamadık. Ama bunun karşısında tabii İsrail tarafında da yine ölümler, yaralılar, vesaire var. Fakat buraya nasıl geldik. Bu bir gündem oldu. Yıllardır bu işin ne yazık ki bir bedeli oldu. Ve yıllardır buralarda sürekli olarak bu ölümlerle karşı karşıya kalındı. Bakın şu anda Gazze’ye su verilmiyor. Hani insan hakları? Elektrik yok. Verilmiyor. İnsan Hakları, Evrensel Beyannamesinde siz suyu kesemezsiniz. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde siz elektriği kesemezsiniz. Şu anda düşünebiliyor musunuz, Gazze'de acaba hastaneler ne durumda? Çalışıyor mu, maalesef. Acımasızca ibadethaneler, hastaneler hepsi vuruluyor. İşte bunlar yapılırken kimse bir şey söylemiyor. Belki ikili görüşmemizde değerli dostuma şunu da söyledim. Amerika uçak gemisini İsrail'e gönderiyor. Amerika'nın uçak gemisinin İsrail'de ne işi var? Ne yapmaya geliyor? Ve buraya gelen uçak gemisinin etrafında için botlarıyla, uçak gemisindeki uçaklarıyla ne yapacak? Orada tüm artık Gazze'yi etrafını vurarak, indirerek çok ciddi katliamlara adım atacak” dedi.  "İnsansız hava aracını Amerika düşürürken bu Türkiye şu anda NATO'da Amerika'nın ortağı değil mi"  ABD’nin Suriye’de bulunan üsleri ile ilgili de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda ben burada bir şeyi açıklamak zorundayım. Bakın bir Suriye’de bugün 20nin üzerinde Amerika'nın üssü var. Suriye’de Amerika'nın üslerinin ne işi var. Bu üslerle ne yapılıyor. 23 üs ve bütün bunları da bir değerlendirmek gerekmiyor mu? Ama Türkiye'nin bir insansız hava aracını ne yazık ki Amerika düşürüyor. İnsansız hava aracını Amerika düşürürken bu Türkiye şu anda NATO'da Amerika'nın ortağı değil mi, beraber değil mi ve bunu neyle izah edeceğiz. Bunu neyle değerlendireceğiz? İşimize geldiği zaman ortak işimize geldiği zaman bütün terör örgütlerini maalesef Amerika şu anda eğitiyor. Yetiştiriyor, silahlandırıyor ve bunlarla da maalesef yine Suriye'de olsun bu bölgede olsun, Ortadoğu'da olsun, buraları kan gölüne dönüştürüyor. Bunları da görelim ve adil bir dünya mümkün diye kitabımı ben zaten değerli dostuma da hediye ettim. Bu adil dünyayı kurmamız lazım. Başka çaremiz yok. Bu endişemiz, bizim çok çok büyük durumda. Bir haftada, 15 günde bu işin biteceği kanaatinde değilim. Çalışmalarımızı onun için sürdürüyoruz. Bölge liderleri ile dünya liderleriyle bu görüşmeleri yapıyoruz. Bu görüşmeleri yapmak suretiyle nasıl ara buluculuk yaparız, nasıl acaba bu savaşı durdururuz bunun gayreti içindeyiz. Temennimiz o ki bir an önce savaşı durduralım, bölge sükûnete suhulete yeniden kavuşsun” açıklamasını yaptı.  "Türkiye ile yoğun bir ekonomik iş birliği yapmak istiyoruz"  Türkiye ile önemli işbirlikleri yapmak istediklerini belirten Avusturya Başbakanı Karl Nehammer ise şunları söyledi:   "Misafirperverliğiniz için teşekkür ederim. Bugün güvene dayalı görüşmeler yaptık, çalışmalar yaptık. Sayın Cumhurbaşkanının açık konuşmasını çok iyi buldum. Biz arkadaşız, partneriz. Arkadaşların böyle dürüst konuşması gerekiyor. İnandığım bir şey var. Ekonomik ilişkilerde ilerleme sağlayabiliriz. Kanaatimce AB tarafından her seferinde değiştiren senaryoların ortaya konuşması pek uygun değil. Benim bu ziyaretimde bir işaret. Biz Türkiye ile yoğun bir ekonomik iş birliği yapmak istiyoruz. Göç konusu var. Milyonlarca mülteci var Türkiye'de. Burada kabul edildiler. Burada kendilerine bakılıyor. AB ile Türkiye arasındaki anlaşmanın sürdürülmesi önemli. Türkiye açısından daha fazla esneklik olması gerekiyor. İnsan kaçakçılığı göçmen kaçaklığı konusunu ele aldık. Avusturya, deprem meydana geldiğinde askerlini göndererek yardımcı olmaya çalıştı. Dostların zor günlerde yan yana olması gerekiyor. Bu da dostluğun emaresi. Bugün çok etkilendiğim bir şey var. O da aramızdaki iş birliği potansiyeli. Türkiye'deki sanayinin geldiği seviye konusunda beni çok şaşırttı bakanınız. Elektrikli arabalar artık üretiliyor. Yenilikçi bir teknoloji. Bu da bizi bağlıyor. 5 milyar dolarlık hedefi dile getirdik ancak bu hedefi aşma niyetimiz de bulunmaktadır. Bugün tespit ettiğim başka bir şey daha var. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırılarında savaşın sona ermesi için Cumhurbaşkanı elinden geleni yapıyor. Çoğu insanın hiç düşünmediği bir şey var. Türkiye'nin başardığı bir şey var. O da yeşil mutabakat. Tahıl Ukrayna'dan çıkarılması ve dünyaya dağıtılması çok önemli. Buradan hareketle Türkiye'nin güvenilir müttefik olduğunu gösterir. Terör saldırısı sonrasında iki bakanlık arasında bilgi alışverişi yapıldı. Terör örgütlerinin bertaraf edilmesi konusunda iş birliği içindeyiz. Tabii ki de farklı düşündüğümüz konular da var. Hamas'ın saldırısını kınıyoruz. En şiddetli şekilde kınıyoruz. Terör her zaman insanlara acı getirir. Arka planda da her şeyi yapmak gerekir. Hemen irtibat kurdunuz. Bu yangının daha fazla yayılmasını engellemek için her şeyi yapmak gerekiyor. Esirler var. Henüz tam belli olmasa da Avusturya vatandaşları da rehin olarak tutuluyor. Filistin otoriteleri için ciddi maddi destekte bulunduğunu söyledi. Bu paraların terör amaçlı kullanılmasına dair şüphelerimiz var. Finansman türünü ve şeklini yeniden gözden geçirmek istiyoruz. Filistin halkını acısı var. Onun da hafifletilmesi gerekiyor. Gördüğünüz gibi çok fazla konumuz var.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.