SON DAKİKA
Hava Durumu

#Oecd

YENİŞEHİR YÖREM - Oecd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oecd haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Bolat: "Kişi başına düşen milli gelir 2025'te 18 bin 40 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir" Haber

Bakan Bolat: "Kişi başına düşen milli gelir 2025'te 18 bin 40 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir"

"İnegöl Mobilya Fuarı" 54'üncü kez kapılarını açtı. Açılışa Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Bursa Milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, sivil toplum kuruluşları yöneticileri, muhtarlar, yurtdışı ve yurtiçi olmak üzere bir çok üretici katıldı. "Bursa, Türkiye mobilya ihracatında en yüksek payı alarak birinci sırada yer almıştır" Bakan Bolat, yaptığı konuşmada, "Ülkemizin en önemli mobilya üretim merkezlerinden biri olan İnegöl'de, 54. Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarı'nın açılışı vesilesiyle bugün sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, hepinizi şahsım ve Ticaret Bakanlığımız adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Mobilya sektörümüz; köklü geçmişi, güçlü üretim altyapısı ve dinamik yapısıyla ülkemizin ekonomik büyümesine yüksek katma değer sağlayan, aynı zamanda geniş istihdam imkanları sunan stratejik bir alandır. Uzun yıllardır net ihracatçı kimliğini koruyan sektörümüz, Türkiye'nin küresel ticaretteki konumunu istikrarlı şekilde güçlendirmektedir. Geleneksel zanaatkârlık birikimimizi modern üretim teknolojileriyle buluşturan sektörümüz; tasarım kabiliyeti, kalite anlayışı ve yenilikçi yaklaşımıyla bugün dünya pazarlarında daha görünür ve rekabetçi bir yapıya kavuşmuştur. Mobilya ihracatımız 2025 yılı itibarıyla 4,6 milyar dolar seviyesine ulaşmış, 200'ün üzerinde ülke ve bölgeye erişim sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir ağ oluşturmuştur. Bursa özelinde ise mobilya ihracatı, 2025 yılında 1,3 milyar dolara ulaşmış; Bursa, Türkiye mobilya ihracatında en yüksek payı alarak birinci sırada yer almıştır. Geçtiğimiz yıl toplam sektör ihracatımızın yüzde 28'inin Bursa'dan yapılmış olması, ilimizin bu alandaki lider konumunu açıkça ortaya koymaktadır. 2026 yılının ilk üç ayında ise Bursa'dan gerçekleştirilen ihracat 300 milyon dolar seviyesine ulaşarak bu güçlü performansın devam ettiğini göstermektedir. Türkiye'nin dünya mobilya ihracatındaki payının yüzde 1,9 seviyesine yükselmesi ve en fazla ihracat yapan ilk 10 ülke arasında yer alması, bu başarının somut göstergelerindendir. Bununla birlikte, kilogram başına ihracat değerinde kaydedilen artış; sektörümüzün katma değeri yüksek, nitelikli ürünlere yöneldiğini teyit etmektedir. Bu gelişme, yalnızca miktar bazında değil, değer odaklı büyüme anlayışının da benimsendiğini ortaya koymaktadır. Tüm bu birikim ve kazanımlar doğrultusunda sektörümüz; tasarım, üretim ve markalaşma alanlarında küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ilerlemekte, Türk mobilyası dünyanın dört bir yanında daha fazla tercih edilir hale gelmektedir" dedi. "Fuar güçlü bir ticaret köprüsü işlevi görmekte" Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarının, Türkiye'nin mobilya sektöründeki üretim gücünü ve tasarım kabiliyetini küresel pazarlara göstermek için en önemli platformlardan biri olduğunu söyleyen Bakan Bolat, "Nitekim geçtiğimiz yıl Nisan ve Ekim aylarında toplam 28 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuar, 304 katılımcıyı ağırlamış (Nisan'da 166, Ekim'de 138); bu güçlü katılım, fuarın sektördeki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırdığını göstermiştir. Sadece bir sergileme alanı olmanın ötesinde, üreticilerimiz ile uluslararası alıcılar arasında doğrudan temas kurulmasını sağlayan güçlü bir ticaret köprüsü işlevi görmektedir. Fuar süresince gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve kurulan yeni ticari bağlantılar, ihracat hacmimizin artmasına somut katkılar sunmaktadır. İnegöl'ün yüksek üretim kapasitesi ve kalite standardı, bu organizasyon sayesinde dünya pazarlarında daha görünür hale gelmekte; bu da markalaşma sürecimizi hızlandırmaktadır" dedi. "Dünya ticareti; jeopolitik gerilimler ve teknolojik dönüşümlerin gölgesinde dalgalı bir seyir izlemekte" Bolat, "Tabii ki içinde bulunduğumuz dönem ve şartlar maalesef iş yapış süreçlerini zorlaştırmaktadır. Dünya ticareti, jeopolitik gerilimler ve teknolojik dönüşümlerin gölgesinde dalgalı bir seyir izlemektedir. Özellikle İsrail/ABD ve İran arasındaki savaş, 2026 yılına ilişkin küresel mal ve hizmet ticareti beklentilerini aşağı yönlü baskılamaya devam etmektedir. Tüm bu çalkantılı sürece ilave olarak, son dönemde açıklanan uluslararası kuruluş raporlarında belirsizlikler ve aşağı yönlü riskler daha açık şekilde öne çıkmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından yayımlanan Mart 2026 tarihli Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikler raporuna göre, küresel ticaret hacminin 2026 yılında zayıflayacağı öngörülmektedir. Bu çerçevede, küresel mal ticaretinin 2026 yılında baz senaryoda yüzde 1,9 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel hizmet ticareti hacminin ise 2025 yılında yüzde 5,3 arttığı, 2026 yılında yüzde 4,8'e yavaşlayacağı ve 2027 yılında yüzde 5,1'e yükseleceği öngörülmektedir. Öte yandan, Orta Doğu'daki çatışmaya bağlı yüksek enerji fiyatı senaryosunda 2026 yılı küresel mal ticareti artışının yüzde 1,4'e, küresel hizmet ticareti artışının ise yüzde 4,1'e gerileyebileceği belirtilmektedir. Ayrıca, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan Mart 2026 tarihli Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu'na göre, küresel ekonominin 2025 yılında yüzde 3,3 büyüdüğü, 2026 yılında büyümenin yüzde 2,9'a yavaşladıktan sonra 2027 yılında yüzde 3,0'a sınırlı biçimde yükseleceği tahmin edilmektedir" diye konuştu. "Ülkemiz zorlu şartlarda dirayetini ortaya koymuştur" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, GSMH bilançosuna değinerek, "Yine de hamdolsun ülkemiz, sahip olduğu güçlü liderlik ve iş dünyasının azmi ve çalışkanlığıyla böylesine zorlu şartlarda dirayetini ortaya koymuştur. 2025 yılı 4. çeyrek büyüme rakamları ile birlikte Türkiye ekonomisinin, üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle tüm olumsuz küresel konjonktürde pozitif ayrışmayı başardığını büyük bir mutlulukla görüyoruz. Pandeminin ardından (2022 2. Çeyrek) Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme performansını son 22 çeyrektir sürdürmeye devam etmiştir. 4. çeyrekle beraber ekonomimiz 2025 yılı genelinde yüzde 3,6 oranında büyümüştür. 2024 yılında 1 trilyon 358 milyar dolar olan cari fiyatlarla GSYH, 2025 yılında 1 trilyon 596 milyar dolara yükselerek tüm zamanların milli gelir rekorunu yenilemiştir. 2024 yılında 15 bin 325 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelir 2025 yılında ivmelenmesini sürdürerek 18 bin 40 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir" şeklinde konuştu. "Hedef pazarlarda Türk ürünlerinin bilinirliğini artırmak" "Dış ticaret tarafında ise 2002 yılındaki 36,1 milyar dolar olan mal ihracatımızı 7,6 katına çıkararak 2025 yılında Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesi olan 273,3 milyar dolar seviyesine yükselttik" diyen Bolat, şunları kaydetti: "2026 yılı Ocak-Mart dönemi ihracatımız (yüzde 3,1 oranında bir azalış ile) 63 milyar 279 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Hizmetler ihracatımızı ise 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 122,6 milyar dolara yükselttik. 2026 Şubat ayında hizmetler ihracatımız, yıllıklandırılmış olarak (bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak) 122,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Cari işlemler açığının GSYH içindeki payı; 2023 yılında yüzde 3,6, 2024 yılında 2,6 puan gerileyerek yüzde 1,0 olarak gerçekleşmiştir. Böylece, Türkiye, G20 ve OECD ülkeleri arasında cari açığını en fazla iyileştiren üçüncü ülke olmuştur. Bu oran, 2025 yılı itibariyle yüzde 1,9 gerçekleşerek ortalamanın (2002-2024 ortalaması: yüzde 3,4) altında seyretmeye devam etmektedir. (2025 Hedef: -yüzde 1,4) 2025 mal ve hizmetler ihracatımız yüzde 4,5 oranında artışla 396 milyar dolara ulaşarak rekor seviyeye yükselmiştir. Mart ayı itibarıyla da tüm küresel zorluklara rağmen yıllıklandırılmış mal ve hizmetler ihracatımızı 395,9 milyar dolar ile sene sonundaki performansını koruduğunu tahmin ediyoruz. Bizler de Ticaret Bakanlığı olarak, ihracat odaklı büyümeyi destekleyen yenilikçi politikaları hayata geçirmek ve dış ticaret dengesini kalıcı biçimde iyileştirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda; 2025 yılında toplamda mal ihracatına yönelik 25,5 milyar TL'lik desteğimizi ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. 2026 yılı için ise bu miktarı daha da artırarak 32,8 milyar TL'lik mal ihracatına yönelik desteği ihracatçılarımıza sağlayacağız. Öte yandan, İhracatçılarımızın küresel pazarlara daha etkin erişimini sağlamak amacıyla, dijital altyapılarla güçlendirdiğimiz platformlar (Kolay İhracat Platformu, E-Kolay İhracat Platformu, Müşavire Danışın Portalı), Dış Ticaret Bilgilendirme Seminerleri ve İhracat Akademisiyle iş dünyamıza bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri açısından kapsamlı bir katkı sağlıyoruz. Ayrıca, küresel ticaretin köklü bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiği bu dönemde, ihracatımızın coğrafi çeşitliliğini artırmak ve yeni pazarlarda kalıcı bir yer edinmek amacıyla, Uzak Ülkeler Stratejisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Üyeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisini eşgüdümlü bir şekilde uyguluyoruz. Hedef pazarlarda Türk ürünlerinin bilinirliğini artırmak, firmalarımızın etkinliğini güçlendirmek ve ihracatımızın sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamak temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu kapsamda, 2028 yılına kadar Uzak Ülkelere ihracatımızı 50 milyar dolara ulaştırmayı, İİT ülkelerinin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Firmalarımızın finansmana erişim imkânlarının genişletilmesi ve kolaylaştırılması hususlarına da hassasiyetle eğiliyoruz. Nitekim, 2025 yılında Türk Eximbank tarafından ihracatçılarımıza 54 milyar dolarlık destek sağlanmıştır. Banka, 2026 yılı için ise toplam destek hacmini 59 milyar dolara çıkarmayı hedeflemektedir. Öte yandan, İGE A.Ş. ile de bugüne kadar (09.04.2026 tarihi itibarıyla) ihracatçılarımızın 263,4 milyar TL tutarındaki kredi talebi için 230,5 milyar TL değerinde kefalet sağlanmıştır. Ayrıca, ihracatçının ana bankası olma vizyonuyla faaliyet yürüten Türk Ticaret Bankası, ihracatçılarımızın ihtiyaç duyduğu tüm bankacılık ürün ve hizmetlerini en hızlı, en güvenli ve en uygun şartlarla sunmak için çalışmalarını sürdürmektedir. Banka, 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar TL finansman desteği sağlamıştır. 2026 yılı için ise 100 milyar TL'lik finansman desteği sağlamayı hedeflemektedir." "KOBİ'lere yönelik kredi kullanım limitleri artırılmıştır" Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile yürütülen koordineli çalışmalar sonucunda önemli iyileştirmelerin hayata geçirildiğini belirten Bakan Bolat, "Bu kapsamda; ‘net ihracatçı' uygulaması yerine ihracatçı skorunun devreye alınması, ilave döviz bozdurma zorunluğunun kaldırılması gibi düzenlemelerle de ihracatçılarımızın lehine önemli adımlar atılmış, finansman süreçleri daha erişilebilir ve esnek hale getirilmiştir. KOBİ'lere yönelik kredi kullanım limitleri artırılmıştır. Bu çerçevede söz konusu limitler; mikro işletmeler için 5 milyon TL, küçük işletmeler için 50 milyon TL olarak uygulanmaktadır. Ayrıca, İhracat Reeskont Kredisi kullanımında ilave döviz bozdurma zorunluğu kaldırılmış olup artık yalnızca İhracat Genelgesi kapsamındaki ihracat bedellerinin Merkez Bankası'na satış yükümlülüğünün yerine getirilmesi şartı aranmaktadır. Bunlara ek olarak, yüzde 25 olan kurumlar vergisi oranı; ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına yüzde 20 olarak uygulanmakta olup, son olarak yapılan düzenleme ile bahse konu 5 yüzde puanlık indirimden, ihracatını aracı ihracatçılar üzerinden gerçekleştiren imalatçı ihracatçı firmaların da yararlandırılması sağlanarak anılan düzenlemenin kapsamı genişletilmiştir" dedi. Açılış töreni kurdele kesiminin ardından protokolün stantları gezmesiyle son buldu.

9. Uluslararası Okul Öncesi Eğitimi Kongresi BUÜ’de gerçekleşti Haber

9. Uluslararası Okul Öncesi Eğitimi Kongresi BUÜ’de gerçekleşti

Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde "Erken Çocuklukta Kayıp Parçaları Birleştirmek" temasıyla gerçekleştirilen kongre, alanın en kapsamlı bilimsel buluşmalarından biri olarak kabul ediliyor. Açılış töreninde BUÜ Rektörlüğü, Eğitim Fakültesi Dekanlığı, yerel yönetim temsilcileri, destekleyen kuruluşların yanı sıra çok sayıda akademisyen, öğretmen, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve öğrenci yer aldı. "Erken çocukluk eğitiminde dijitalleşme zorunlu" Kongrede konuşan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, BUÜ’nün 23 araştırma üniversitesi arasında yer aldığını ve yükseköğretim kalitesinin YÖKAK akreditasyonu ile tescillendiğini vurguladı. Konuşmasının odağına eğitimin hızla değişen yapısını alan Prof. Dr. Kırıştıoğlu, eğitimin artık daha erken yaşlara kaydığını ve çocukların dijital cihazları küçük yaşta yetkin bir şekilde kullandığını belirtti. Kırıştıoğlu, bu durumun eğitimdeki klasik algıları değiştirdiğini ve erken çocukluk döneminin dijitalleşme boyutuyla ele alınmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti. "Geleceği şekillendirmek için bilimin ışığını tutuyoruz" Kongre Başkanı Prof. Dr. Nalan Kuru ise konuşmasında erken çocukluk eğitiminin bir toplumun geleceğini şekillendirme gücüne sahip olduğunu vurgulayarak, kongreyi bilimin ışığını tutma çabası olarak nitelendirdi. Prof. Dr. Nalan Kuru, kongrenin ana teması olan "Erken Çocuklukta Kayıp Parçaları Birleştirmek" ile temel amaçlarının, gelişim sürecinde eksik kalan, göz ardı edilen ve hiç konuşulmayan konulara odaklanarak alana bütüncül bir bakış açısı getirmek olduğunu söyledi. "20 yılda büyük hamle gerçekleşti" BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı ve Kongre Onursal Başkanı Prof. Dr. Salih Çepni da okul öncesi eğitimi alanında son 20 yılda yaşanan büyük hamlelere dikkat çekti. Programların kurulduğu 1997 yılında yüzde 8 civarında olan okullaşma oranının bugün yüzde 95'lere ulaşarak OECD ortalamasının üzerine çıktığını ifade eden Prof. Dr. Çepni, ilk yıllarda akademisyen eksikliğinin büyük bir sorun olduğunu ancak gelinen noktada, kongre düzenleyebilecek yetkinlikte ve uluslararası düzeyde iyi bilim insanlarının yetişmesinden büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Kongrede, erken çocukluk eğitiminin uluslararası düzeyde tanınmış isimleri çağrılı konuşmacı olarak yer aldı. Milli Eğitim eski bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, sosyal duygusal öğrenme alanında dünyadaki öncü isimlerden biri olarak Prof. Dr. Susanne Denham, Prof. Dr. Sinan Canan, Prof. Dr. Selçuk Şirin ile Prof. Dr. Belma Tuğrul, alanın güncel yaklaşımlarını, araştırma sonuçlarını ve uygulama örneklerini paylaştı. Bu nitelikli katkılar kongrenin bilimsel derinliğini artırırken, Türkiye’de erken çocukluk eğitiminin gelişiminde uluslararası bir köprü kurdu. Kongreye ilişkin sayısal veriler, organizasyonun büyüklüğünü ve etkisini açıkça ortaya koydu. 1.000’i aşkın sayıda misafiri Bursa’da ağırlayan uluslararası kongrede bilimsel açıdan da dikkat çekici bir çeşitlilik gözlendi. Etkinlik kapsamında 12 alt temada kabul alan 568 bildiri, 19 atölye, 2 özel oturum, 1 "Eğitimde İyi Örnekler" oturumu, 7 poster sunumu ve 3 panel gerçekleştirildi. Katılımcıların ve davetli konuşmacıların paylaşımlarıyla erken çocukluk döneminde bütüncül, kapsayıcı ve duygusal olarak destekleyici öğrenme ortamları oluşturmanın önemi bir kez daha vurgulandı.

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu: Her okulda sıcak yemek, her çocuğa eşit gelecek Haber

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu: Her okulda sıcak yemek, her çocuğa eşit gelecek

UNICEF’in son yayımladığı “Çocuk Refahı Raporu”, Türkiye’de çocuk yoksulluğunun ulaştığı vahim tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. 36 OECD ülkesi arasında 35. sırada yer alan Türkiye, çocuk refahında sondan ikinci sıraya geriledi. Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, bu tablo karşısında devlet okullarında ücretsiz sıcak yemek programı çağrısı yaptı. Platform sözcüsü Erkan Erdem, “Bir çocuğun açlığı, bir ülkenin sessizliğidir. Bu sessizliği daha fazla sürdüremeyiz” diyerek çağrıda bulundu. “Bir ülke, çocuklarının mutluluğu kadar güzeldir” Erdem, UNICEF raporunu “bir utanç aynası” olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, çocuk olmak için en kötü ikinci ülke haline geldi. Çocuklarımız sadece yoksul değil, mutsuz da. Bu duruma alışmak, geleceği kaybetmektir. Bir çocuğun karnı doymadan zihni açılamaz; eğitim açlıkla değil, umutla olur. Sıcak yemek sadece bir öğün değil, adaletin göstergesidir.” “Teneffüs aralarında yaşanan yoksulluk” Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu’nun yerel gözlemlerine göre birçok okulda öğrenciler açlık nedeniyle derste fenalaşıyor, öğretmenler kendi imkânlarıyla çocuklara yiyecek alıyor. Erdem, “Her yedi çocuktan sadece biri kantinden bir şey alabiliyor. Diğerleri sadece izliyor. Bu sadece yoksulluk değil; toplumsal vicdanın sınavıdır” dedi. Gelir seviyesi düşük mahallelerde tablonun çok daha ağır olduğunu belirten Erdem, “Ücretsiz okul yemeği artık bir tercih değil, milli bir sorumluluktur” ifadesini kullandı. “Brezilya yaptı, biz neden yapmayalım?” Erdem, Brezilya örneğini hatırlatarak şu açıklamayı yaptı: “Brezilya, okul yemekleriyle hem açlığı yendi hem de yerel üreticiyi destekledi. Her gün 150 bin devlet okulundaki 40 milyon çocuğa sıcak yemek ulaştırıyor. Bizim ülkemizde ise köy okulları kapanıyor, çocuklar taşımalı eğitimle kilometrelerce yol gidiyor. Oysa okulda sıcak yemek, hem eğitimde fırsat eşitliğini sağlar hem de üreticiye nefes olur.” “Her okulda sıcak yemek, her çocuğa umut” Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, tüm yerel yönetimleri ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı okul yemeği konusunda ulusal bir seferberlik başlatmaya davet etti. Erdem açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Her okulda sıcak yemek olmalı. Çocuk politikaları sosyal yardım değil, geleceğe yatırım olarak görülmeli. Bu ülkenin gerçek büyümesi, kendi çocuklarını tok ve eşit büyütmesinden geçiyor. Aç bir çocuk, susmuş bir vicdandır. Biz o sesi duyurmak için buradayız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.