SON DAKİKA
Hava Durumu

#Madencilik

YENİŞEHİR YÖREM - Madencilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madencilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çevre Günü’nde maden tepkisi: "Doğal alanlarımız madencilerin çalışma sahasına dönüştürüldü" Haber

Çevre Günü’nde maden tepkisi: "Doğal alanlarımız madencilerin çalışma sahasına dönüştürüldü"

Kurşunlu’da düzenlenen basın açıklamasında, bölgede devam eden ve genişletilmesi planlanan madencilik faaliyetlerinin çevre, tarım ve yaşam alanları üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Etkinliğe katılan köylüler, tarım arazilerinde üretim yapmakta zorlandıklarını ve ağır tonajlı araçların köy yaşamını olumsuz etkilediğini dile getirdi. DOĞADER Başkanı Murat Demir, açıklamasında çevre politikalarını ve madencilik faaliyetlerini eleştirerek doğal alanların her geçen gün daha fazla baskı altında kaldığını söyledi. Demir, "İnsanlar çevreyi her geçen gün talan etmektedirler. Egemenler ve karar vericiler çevreyi yok etmektedirler. Hemen arkamızda gördüğünüz yaklaşık 100 dönümlük ormanlık alanı yok edecekler. Bölgede 96 hektarlık alan içerisinde 23 hektarlık bölüm için başvuru yapılmış durumda. Madencilik Kanunu tam 21 kez değişti. Her değiştiğinde de korumacılık bir kenara itilip kullanımın önü açıldı. Doğayı, çevreyi ve doğal yaşamı koruyan kanunlar sürekli çevreyi talan edenlerin önünü açacak şekilde değiştirildi. Bizim doğal alanlarımız ve ormanlıklarımız madencilerin çalışma sahasına dönüştürüldü" dedi. Demir, söz konusu maden sahasına ilişkin yürütülen ÇED sürecine de dikkat çekerek, bölgede toplam 99,74 hektarlık ormanlık alanı kapsayan bir ÇED sürecinin bulunduğunu söyledi. Mevcut durumda yaklaşık 10,98 hektarlık alanda faaliyetlerin sürdüğünü belirten Demir, buna ek olarak 12,74 hektarlık yeni bir alanın daha madencilik çalışmalarına açılmasının talep edildiğini ifade etti. Talebin kabul edilmesi halinde yaklaşık 127 bin metrekarelik ek orman alanının zarar göreceğini savunan Demir, doğal yaşamın geri dönülmesi zor bir süreçle karşı karşıya kalacağını kaydetti. Basın açıklamasında ayrıca madencilik faaliyetlerinin bölgedeki su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanları üzerinde oluşturabileceği etkiler konusunda endişeler dile getirildi. Geçmiş yıllarda gerçekleştirilen çalışmalar sırasında meydana gelen patlatmalar nedeniyle bazı evlerde hasar oluştuğu, köy yollarının ağır tonajlı araçlar nedeniyle zarar gördüğü ve bölgenin önemli su kaynaklarında azalma yaşandığı yönündeki şikâyetlerin ilgili kurumlar tarafından incelenmesi istendi. Etkinlikte söz alan köylüler ise yaşadıkları sorunları anlattı. Bir vatandaş, "Tarlalarımıza ne ekim yapabiliyoruz ne de işleyebiliyoruz. Sürekli geçen kamyonlar ve çalışmalar nedeniyle üretim yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor" dedi. Bir başka köylü de, "İki kat yol yaptılar, hâlâ daha malzeme getiriyorlar. Bu çalışmaların ne zaman duracağını bilmiyoruz. Köyümüzün düzeni bozuldu" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Açıklamada, Kurşunlu ve çevresinin yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarım, arıcılık, doğal yaşam ve termal turizm potansiyeliyle de önemli bir değer taşıdığı vurgulandı. Ayrıca bölgede geçmiş yıllarda yapılan çalışmalar sırasında tarihi buluntulara rastlandığı ve bazı alanların koruma altına alındığı hatırlatılarak, kültür varlıklarının korunması için kapsamlı arkeolojik incelemelerin yapılması gerektiği ifade edildi. Bölge sakinleri, alınacak kararların yalnızca ekonomik kazanç odaklı değil, çevresel, sosyal ve kültürel etkiler de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, süreçlerin şeffaf yürütülmesini ve kamu yararının ön planda tutulmasını talep etti.

Erdem: Kutlamak değil, yüzleşmek lazım Haber

Erdem: Kutlamak değil, yüzleşmek lazım

5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle açıklama yapan Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, çevre sorunlarının törenler ve sloganlarla değil, gerçekçi politikalarla ele alınması gerektiğini belirterek Bursa'nın çevresel geleceğine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Çevre Günü kapsamında yapılan resmi açıklamalara ve etkinliklere değinen Erdem, yaşanan çevre sorunlarının her geçen gün derinleştiğini ifade etti. Erdem, özellikle İznik Gölü'nün karşı karşıya olduğu tehlikeye dikkat çekerek şunları söyledi: "Her yıl 5 Haziran geldiğinde çevreyi korumaktan söz ediliyor. Ancak kapıdan çıkıp İznik Gölü'ne baktığımızda karşımıza çıkan tablo kutlama değil, yüzleşme gerektiriyor. Bilim insanlarının ortaya koyduğu veriler, gölün yalnızca su kaybetmediğini, aynı zamanda ciddi bir kirlilik baskısı altında olduğunu gösteriyor. Bir zamanlar bölgenin yaşam kaynağı olan İznik Gölü bugün alarm veriyor." Son dönemde yapılan bilimsel çalışmalarda gölün su kalitesinin "kirli" kategorisinde değerlendirildiğini hatırlatan Erdem, mikroplastiklerden pestisit kalıntılarına kadar çok sayıda kirletici unsurun gölde tespit edildiğine dikkat çekti. "Bir gölün kaderi yalnızca kuraklığa bırakılamaz. Sanayi faaliyetleri, kontrolsüz atıklar ve yanlış planlamalar gölü her geçen gün biraz daha yıpratıyor. Çiftçiyi tek sorumlu ilan ederek bu sorundan çıkamayız. Sorunun tamamına bakmak zorundayız." KİRAZLIYAYLA UNUTULMAMALI Açıklamasında Kirazlıyayla'da yaşanan çevre felaketine de değinen Erdem, bölgede meydana gelen atık barajı çökmesinin etkilerinin halen tam olarak ortaya konulamadığını söyledi. "Kirazlıyayla'da yaşananlar bize madencilik faaliyetlerinin yaratabileceği riskleri açık biçimde gösterdi. Atık barajının çökmesiyle birlikte yalnızca bir tesisin sorunu ortaya çıkmadı. Su kaynaklarının, tarım alanlarının ve yaşam alanlarının ne kadar kırılgan olduğu da görüldü. Çevreyi koruma konusunda samimi olunacaksa önce Kirazlıyayla'nın hesabı verilmelidir." YENİŞEHİR OVASI SANAYİLEŞME BASKISI ALTINDA Yenişehir Havzası ve Yenişehir Ovası'nın son yıllarda artan sanayileşme baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Erdem, tarım topraklarının korunmasının artık stratejik bir mesele haline geldiğini ifade etti. "Yenişehir Ovası sıradan bir arazi değildir. Bursa'nın ve Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden biridir. Ancak bugün ovanın etrafında büyüyen sanayi projeleri, organize sanayi bölgeleri, maden faaliyetleri ve çeşitli yatırımlar nedeniyle ciddi bir baskı oluşmuş durumda. Üretim alanlarını kaybedersek yalnızca toprağı değil, gıda güvencemizi de kaybederiz." Erdem, çevre politikalarının yalnızca ağaç dikme etkinlikleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Çevreyi korumak istiyorsak önce suyu, toprağı ve havayı koruyacağız. İznik Gölü'nü koruyacağız. Kirazlıyayla'yı koruyacağız. Yenişehir Ovası'nı koruyacağız. Çevre Günü'nü gerçekten anlamlı kılmanın yolu budur." "GELECEK NESİLLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR" Yenişehir Çevre Platformu olarak çevre mücadelelerini sürdürmeye devam edeceklerini belirten Erdem, tüm yurttaşları yaşam alanlarına sahip çıkmaya çağırdı. "Bugün çevre konusunda yaşanan sorunlar yalnızca doğanın sorunu değildir. Bu mesele halk sağlığının, tarımsal üretimin, temiz suya erişimin ve gelecekte yaşayacağımız kentlerin meselesidir. Gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz var. Bu nedenle kutlamaktan önce yüzleşmek, görmezden gelmek yerine harekete geçmek

‘Bu bir kaza değil, göz göre göre gelen bir felaket’ Haber

‘Bu bir kaza değil, göz göre göre gelen bir felaket’

Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde uzun süredir tartışmalara konu olan atık barajının çökmesi sonucu, kimyasallarla yıkanmış toprakların Sarıyer Deresi’ni doldurduğu, zehirli atıkların Yenişehir Ovası’na doğru yayıldığı bildirildi. 2020’DE DURDURULMAK İSTENMİŞTİ Nurhayat Altaca Kayışoğlu, 2020 yılında söz konusu tesisin yapılmasına karşı Yenişehir’de düzenlenen eyleme katılarak köylülerle birlikte sahaya girmiş, iş makinelerinin önüne geçerek çalışmayı durdurmuştu. Altaca Kayışoğlu, kamuoyunu şu sözlerle uyarmıştı: “Köylüleri alana sokmuyorlar, her yer jandarma tarafından kesilmiş. Kepçelerin önüne yatan köylü kadınlara müdahale edildi. Ben de kepçenin önüne geçtim, iş makinesini durdurdum. Yasal izinleri olduklarını söylüyorlar ama insan sağlığını zehirleyen izin olmaz.” UYARILAR GÖRMEZDEN GELİNDİ Bilimsel raporlar, çevre örgütlerinin itirazları ve bölge halkının tüm tepkilerine rağmen tesis faaliyete geçti. Aradan geçen yılların ardından, 2020 yılında “yapılmaması gerekir” denilen atık barajı, 2026 yılında çökerek yalnızca çevreyi değil, on binlerce insanın yaşam alanını tehdit eder hale geldi. Çöken barajdan yayılan atıkların Sarıyer Deresi’ni doldurması ve Yenişehir Ovası’na doğru akması, tarım alanları ve yeraltı suları açısından büyük risk oluşturuyor. “BU BİR KAZA DEĞİL, GÖZ GÖRE GÖRE GELEN BİR FELAKET” Yaşananların, çevreyi ve halk sağlığını hiçe sayan madencilik anlayışının doğrudan sonucu olduğunu ifade eden Nurhayat Altaca Kayışoğlu, “Mesele haklı çıkmak değil, doğayı, suyu, toprağı ve insanı korumak. Bugün gelinen noktada Bursalıların sağlığının nasıl hiçe sayıldığını gördük” dedi. Çöken baraj ile birlikte kimyasal maddelerin Yenişehir Ovası’na karışarak Bursalıların sağlığını hiçe saydığını dile getiren Altaca Kayışoğlu, “İnsan sağlığını zehirleyen hiçbir faaliyetin meşruiyeti olamaz. Bugün yaşanan çevre felaketi, yıllardır dile getirdiğimiz uyarıların sonucudur. Bu olayla ilgili derhal bağımsız ve şeffaf bir soruşturma açılmalıdır. Doğayı katleden bu düzenle mücadelemiz sürecek” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.