SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kuraklık

YENİŞEHİR YÖREM - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anadolu’nun kadim gelenekleri İnegöl’de yaşatılıyor Haber

Anadolu’nun kadim gelenekleri İnegöl’de yaşatılıyor

İnegöl Belediyesi tarafından Kırsal Gündüzlü Mahallesi’nde gerçekleştirilen "Toprağın Uykusu" etkinliği, Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirasını günümüze taşıdı. Kış gündönümüne denk gelen 21 Aralık’ta düzenlenen programa ilgi yoğun oldu. Anadolu’da toprağın dinlenme ve yenilenme dönemi olarak kabul edilen kış mevsiminin başlangıcını simgeleyen etkinlikte, doğayla kurulan kadim bağ bir kez daha hatırlatıldı. Atalardan miras kalan geleneklerin yaşatıldığı programda bereket, birlik ve dayanışma motifleri ön plana çıktı. Kış, toprağın dinlendiği ve kendini yenilediği zaman dilimidir Kış; toprağın dinlendiği, kendini yenilediği, bahara hazırlandığı bir zaman dilimidir. Doğanın sessiz nefesi ve yeni başlangıçların habercisi olan mevsimde, insanın ve toprağın kendi bedeni içinde istirahate çekildiği bu dönemi kadim Anadolu kültüründe atalarımız boş geçirmemiş. Geçmişte bu zaman diliminde; dualar edilmiş, dilekler tutulmuş, bir araya gelinmiş, paylaşılmış ve bu birlikteliklerle bereket aranmış. İnegöl Belediyesi de bugün bu geleneği Kırsal Gündüzlü Mahallesinde düzenlenen "Toprağın Uykusu" programıyla sürdürdü. Köy seyirlik oyunları gerçekleştirildi Etkinlik kapsamında Anadolu’nun köy seyirlik oyunlarının en önemli örneklerinden biri olan Deve Oyunu, İnegöl Belediyesi Halk Dansları Ekibi tarafından sahnelendi. Büyük beğeni toplayan gösteri, izleyicilere keyifli anlar yaşatırken kültürel bir mirasa da ışık tuttu. Köy evlerini tek tek gezip maniler ve eğlencelerle erzak ve ikramlar toplandı. Bu etkinlikle paylaşma kültürü de unutulmamış oldu. Gastro İnegöl ekibi tarafından da katılımcılara çorba ikram edilirken, Gündüzlü Mahallesi sakinlerinin hazırladığı şipitler ve yöresel lezzetler de sofralarda yerini aldı. Kurulan sofralar, komşuluk ve gönül birliğinin en güzel örneklerinden biri oldu. İnegöl; geleneklerine de sahip çıkıyor 21 Aralık’ın Anadolu’da "kışın doruğu" ve "toprağın uykuya geçtiği zaman" olarak kabul edildiğine dikkat çekilen etkinlikte, kışın bereketli geçmesi, kar yağışının bol olması ve toprağın suya doyması için temenniler dile getirildi. Son yıllarda yaşanan kuraklık ve su sıkıntılarına da vurgu yapıldı. İnegöl’ün sanayisi, tarımı ve ticareti kadar geleneklerine sahip çıkan yapısıyla da güçlü bir şehir olduğunun altı çizilirken, bu tür etkinliklerle kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasının hedeflendiği ifade edildi. Etkinlik, katılımcıların memnuniyetiyle sona ererken, organizasyonda emeği geçenlere ve Gündüzlü Mahallesi halkına teşekkür edildi.

Bursa'da bir göl daha yok oluyor... Haber

Bursa'da bir göl daha yok oluyor...

Kestel ilçesindeki Gölbaşı göleti, Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla 1933'te tarımsal sulamaya katkı sağlaması amacıyla inşasına başlandı ve 1938'de hizmete alınmasından bu yana Bursa Ovası'nın verimli topraklarıyla suyun buluşmasında önemli görev yerine getirdi. Özellikle şeftali, armut, siyah incir ve kiraz gibi Bursa'ya özgü tarım ürünlerinin üretildiği Kestel ve Gürsu ilçelerindeki topraklar Gölbaşı göletinden gelen suyla sulandı. Bu yıl yaşanan kuraklık ve yıllardır tabanıyla ilgili sorunun çözülmemesi nedeniyle Gölbaşı göletindeki durum tehlikeli boyutlara ulaştı. Aralık ayının ortalarına gelinmesine rağmen ortada bir tepsi misali az miktarda suyu bulunan göletin içler acısı durumu çiftçileri ve sektör paydaşlarını tedirgin ediyor. Neredeyse sulak alan özelliğini kaybetmek üzere olan tehlike çanlarının çaldığı Gölbaşı göletinin böyle giderse kuruması durumunda Bursa Ovası'ndaki tarımın bitme noktasına geleceği belirtiliyor. 14 metre dolgu gölü tepsi yaptı Gölbaşı yakınlarında zeytin bahçesi bulunan DSİ'den emekli çiftçi Orhan Çağlayan, yukarıdan gelen sellerin getirdiği rüsubatlar yüzünden göl tabanında 14 metreye yakın dolgu bulunduğunu söyledi. Göletin özelliğini kaybettiğini ve adeta bir tepsi konumuna geldiğini vurgulayan Çağlayan, "Su toplama kapasitesi çok düştüğü için çiftçiler mağduriyet yaşıyor. Bu yıl şiddetli bir kuraklık da söz konusu. Gölün bir an önce yükseltilmesi gerekiyor. DSİ'nin 2014 yılında bitirmesi gerekiyordu planlama diye diye bugüne gelindi. Bir an öce yapılması gerekiyor." dedi. Buradaki göletin tam anlamıyla tekrar faaliyete geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Çağlayan, böylece daha çok su depolanabileceğini ve bölge tarımının rahat nefes alacağını anlattı. Şu anda kış döneminde olunmasına rağmen yeterli yağış düşmediğini aktaran Çağlayan, "Henüz daha toprak doymadı, çamurdan bahçelere giremememiz lazım ama öyle değil. Toprak aç suya ve gelen yağış ancak kendisine yetiyor. Toprak doyacak sonra baraja akacak ancak gölet yerinde kalırsa." diye konuştu.

İklim krizi artık soyut bir tartışma olmaktan çıkmıştır Haber

İklim krizi artık soyut bir tartışma olmaktan çıkmıştır

Yenişehir Ovası’nda artan sıcaklıklar, azalan yağışlar ve barajlardaki kritik seviyeler bölgenin tarımsal geleceğini tehdit ettiğini belirten Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, “İklim değişikliği artık uzak bir kavram değil; çiftçinin tarlasında her gün yaşadığı bir gerçek” diye konuştu. Erdem, son beş yılda Bursa genelinde ortalama sıcaklığın 1,2 °C arttığını, yaz yağışlarının ise yüzde 25 azaldığını hatırlatarak şunları söyledi: “Yenişehir Ovası artık sadece iklim değişikliğini değil, ihmali de yaşıyor. BUSKİ verilerine göre baraj doluluk oranı yüzde 1 seviyesine kadar geriledi. Buna rağmen su yönetimi hâlâ dağınık. Kuraklık mevsimsel değil, yapısal bir hale geldi.” Değişen iklim koşulları ve artan kuraklığın bu yaz çiftçileri ciddi biçimde zorladığını ifade eden Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Görüştüğüm birçok üretici, ürün desenini değiştirmeyi düşündüğünü; özellikle suya yüksek ihtiyaç duyan mısır gibi ürünleri artık ekmek istemediğini, hatta bazı tarlalarını nadasa bırakmayı planladığını ifade etti. Sıcak hava dalgaları ürünün çiçeklenmesini bozuyor, toprakta tuzluluk artıyor. Bu yıl biber üreticilerinin bir kısmı verimin üçte birini kaybetti. Köprühisar köyünde üretim yapan bir çiftçi yaşananları şu sözlerle anlattı: ‘Eskiden sabah suladığımız tarlayı akşama kadar nemli tutardık, şimdi öğlene kalmadan kuruyor. Kuyudan çektiğimiz su da azaldı. Böyle giderse önümüzdeki yıl sulama maliyetine yetişemeyiz.” Toprak sağlığının bozulduğunu vurgulayan Erdem, bilimsel üretim planlamasının zorunlu hale geldiğinin altını çizdi. Erdem sözlerini şöyle tamamladı: “Toprak yoruldu. Artık nadas dönemlerine izin vermek ve ürün dönüşümü uygulamak şart. Her yıl aynı ürünü ekmek, toprak yapısını bozuyor. Münavebe hem organik maddeyi artırır hem de hastalık ve tuzluluk riskini azaltır. Yeraltı suyu kuyularının kontrolsüz kullanımına dikkat çekmek istiyorum. Acil bir su yönetimi planı yapılmalıdır. Her çiftçi kendi kuyusuna yönelince ova boşalıyor, zemin çöküyor. Bu artık bireysel değil, ortak akılla yönetilmesi gereken bir mesele. BUSKİ, DSİ, Ziraat Odası ve üretici birlikleri aynı masaya oturmalı. Aşırı kuyu suyu kullanımı yalnızca su kaybına değil, toprağın yapısına da zarar veriyor. Konya Ovası’nda kontrolsüz kuyu kullanımı büyük obruklar yarattı. Aynı tabloyu Yenişehir’de görmek istemiyoruz. Yeraltı suyunu hesapsız çekmek, toprağın altındaki boşlukları büyütüyor. Bir gün bir tarlanın ortasında çukur açılması işten bile değil. Bu mesele artık dünya raporlarının konusu değil; bizim biberimizin, domatesimizin, toprağımızın meselesi. Eğer bugün suyu, toprağı ve çiftçiyi korumazsak, yarın bu ovanın sesi kalmayacak. Yenişehir Çevre Platformu’nun Talepleri şöyledir: Su Yönetim Planı: Yeraltı suyu çekimi ve baraj kullanımı ortak protokolle denetlensin. Erken Uyarı Sistemi: Dolu, don ve sıcak hava dalgalarına karşı çiftçiye SMS bilgilendirmesi yapılsın. Eğitim Programı: Çiftçilere “iklim akıllı tarım” uygulamaları için yerinde eğitim sağlansın. Toprak Koruma Hattı: Yenişehir Ovası erozyon ve kimyasal kirlenmeye karşı pilot bölge ilan edilsin. Destek Reformu: Damla sulama ve gölgeleme yatırımlarına özel hibe programı açılsın. Erdem açıklamasını şöyle tamamladı: “Yenişehir Ovası sadece Bursa’nın değil, Türkiye’nin sofralarına hayat veren bir bölge. Bu toprağın bereketi tükenirse, kentteki herkesin sofrası eksilir. Bu yüzden ses çıkarıyoruz. Toprak susuz, çiftçi yalnız… ama birlikte olursak bu ovanın yeniden nefes almasını sağlayabiliriz.”

Zeytin hasadı başladı, Marmarabirlik'ten 70 bin tonluk alım ve 50 milyon dolarlık ihracat hedefi Haber

Zeytin hasadı başladı, Marmarabirlik'ten 70 bin tonluk alım ve 50 milyon dolarlık ihracat hedefi

Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmara Bölgesi'nde başlayan zeytin hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, Marmarabirlik bölgesinden gelen rekolte beyannamesinin 67 bin ton olduğunu, şu ana kadar alınan ürün miktarının 8 bin ton civarına çıktığını, ortalama fiyatın ise 115 TL seviyelerinde bulunduğunu kaydetti. Bursa Valiliği, Mudanya Kaymakamlığı ve Marmarabirlik tarafından organize edilen Hasat Başlangıcı Programı Marmarabirlik'in Mudanya Kooperatifi'nin Yörükali Mahallesi'ndeki zeytin alım deposu bahçesinde gerçekleştirildi. Programa, Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Ak Parti Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak, Tarım Orman İl Müdürü İbrahim Acar, Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmarabirlik Mudanya Kooperatifi Başkanı Cüneyt Soylu ile Marmarabirik ortakları zeytin üreticisi çiftçiler katıldı. Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, çiftçiliğin zor olduğunu bildiğini ancak çiftçiliğin sadece Türkiye'de değil dünyanın her yerinde zor olduğunu belirtti. Kaymakam Terzi, gerek zeytinde gerekse başka ürünlerde modern tarıma geçmenin şart olduğunu da sözlerine ekledi. Mudanya Kooperatifi Başkanı Cüneyt Soylu da bu sene Mudanya bölgesinden 10 bin ton civarında ürün beklediklerini belirtti. Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız da hasat programına ev sahipliği yapmaktan gurur ve onur duyduklarını ifade etti. Konuşmaların ardından kooperatife ait zeytinliklerde hasat başladı. Zeytin ağaçlarının altına serilen mavi yaygılar, gökyüzünden bakıldığında halı desenini andıran etkileyici bir görüntü oluşturdu. Ağaçlar tek tek silkelenerek düşen zeytinler kasalara toplandı. Kaymakam Ayhan Terzi ve Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız da zeytin silkeleme makineleriyle hasada katılarak üreticilere destek verdi. Üreticilerden yoğun katılım Hasat programının ardından Yörükali Mahallesi çevresindeki zeytin üreticileri, traktörlerine yükledikleri tonlarca zeytini Marmarabirlik deposuna getirerek teslim etti. Teslim alınan zeytinler, bilgisayar destekli sistemle boyutlarına göre ayrılarak özel havuzlara yerleştirildi. Drone ile görüntülenen zeytin havuzları, hasadın büyüklüğünü gözler önüne serdi. Geleneksel fermantasyon, modern teknolojiyle buluştu Toplanan zeytinler, 6 ay boyunca doğal fermantasyona bırakılıyor. Sürecin sonunda zeytinler, son teknolojiyle donatılmış steril havuzlarda yıkanıyor ve tuz eşliğinde üzerlerine taş basılarak dinlenmeye alınıyor. Bu yöntemle elde edilen ürünler, hem lezzet hem de kalite açısından öne çıkıyor. "Şu ana kadar 67 bin ton rekolte beyanından ortalama 115 TL'ye 8 bin tonu alındı" Programın ardından hasat yerinde İHA muhabirinin sorularını cevaplandıran Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmara Bölgesi'nde başlayan zeytin hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yıldız Marmarabirlik Bölgesi'nden gelen rekolte beyannamesinin 67 bin ton olduğunu, şu ana kadar alınan ürün miktarının 8 bin ton civarına çıktığını, ortalama fiyatın ise 115 TL seviyelerinde olduğu bildirildi. Yeni depolama tesisi, ihracat hedefi Marmarabirlik'in gelecek hedeflerine de değinen Yıldız, 30 bin ton kapasiteli yeni bir depolama tesisi planladıklarını ve 70 bin ton zeytin alım hedefi koyduklarını açıkladı. İhracat alanında ise 50 milyon dolarlık bir hedefe odaklandıklarını belirten Yıldız, özellikle sofralık siyah zeytin için iç ve dış pazarda daha etkili bir pazarlama stratejisi geliştirdiklerini söyledi. Yeni ürünler ve işleme tesisleriyle ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade eden Yıldız, bu yatırımların Marmarabirlik'i ve ortak yapısını daha da güçlendireceğini dile getirdi. Kuraklık rekolteyi etkiliyor Yıldız, Marmara Bölgesi'nde yaklaşık altı aydır yağış görülmediğini ve bu kuraklığın özellikle suyla üretim yapılmayan bölgelerde rekolteyi olumsuz etkilediğini belirtti. Son yağışların ürün kalitesine katkı sağladığını ifade eden Yıldız, daha fazla yağmurun daha kaliteli ürünler getireceğini söyledi. Tüketim ve tağşiş uyarısı Türkiye'nin sofralık siyah zeytin tüketiminde dünya lideri olduğunu belirten Yıldız, buna rağmen Avrupa'da yeşil zeytinin daha fazla tercih edildiğini aktardı. Yıldız, zeytinyağı tüketiminde ise Türkiye'nin kişi başı 2-2,5 kilo ile Avrupa'nın 13 litre seviyesinin oldukça gerisinde olduğunu vurguladı. Marmarabirlik'in doğal fermantasyonla ürettiği ürünlerin 8-9 ay mahzenlerde olgunlaştığını hatırlatan Yıldız, iç tüketimin artmasının üreticiye ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Son olarak zeytinyağında artan tağşiş üretimine dikkat çeken Yıldız, merdiven altı üretimlerin hem üreticiye hem de tüketiciye zarar verdiğini belirterek, vatandaşları güvenilir markaları tercih etmeleri konusunda uyardı. Tarım ve Ticaret Bakanlıklarının denetimlerinin arttığını da sözlerine ekledi.

İsviçre sofralarını süsleyen zeytinde bu yıl kalite yüksek Haber

İsviçre sofralarını süsleyen zeytinde bu yıl kalite yüksek

Gemlik'in Katırlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hulusi Bayrak, 44 yıllık kooperatif olduklarını, Katırlı Dağları ve eteklerinden topladıkları zeytinlerinin kendisine özgü aroması ve lezzetiyle ilgi gördüğünü söyledi. Zeytinlerinin lezzetinde topladıktan sonra işleme aşamasının da önemli rol oynadığına dikkati çeken Bayrak, "Katırlı'da yılda yaklaşık 5 bin ton zeytin üretiliyor. Sadece bu bölgenin zeytinini işliyoruz. Türkiye'nin dört bir yanına gönderim sağlıyoruz. Bizim zeytinimizi yiyen bir daha vazgeçemiyor. İhracat konusunda sadece İsviçre'ye ürün gönderiyoruz. Yılda 50 ton gidiyor yurt dışına. Çok talep var yurt dışından ancak iç piyasayı önemsediğimiz için geri çeviriyoruz" dedi. Bu yıl zeytinde "yok yılı" olduğunu vurgulayan Bayrak, şöyle konuştu: "Geçen yıla göre verim yüzde 30 civarında. Katırlı Mahallesi genelinde bin 500 ton civarında ancak üretim olur. Bunun da yüzde 50'si yağlık olur. Sinek zararı da bu yıl biraz var. Yani geçen yıllara göre bu yıl ürünümüz az olacak. Bazı yerler var çok temiz ürün çıkıyor. Alımlara başladık hasat sürüyor. Yine Katırlı zeytinini sevenleri üzmeyecek şekilde talepleri karşılamaya çalışacağız." Ürünü yağışlar kurtardı Bayrak, Katırlı'da sulama yapılmadığını, doğanın verdiği suyla zeytinlerin yetiştiğini belirterek, "Kooperatife ait 21 dönümlük bahçe de sulanmıyor. Son dönemlerdeki yağışlar olmasaydı bu bahçeden iyi ürün alamayacaktık. Kendi bahçemizden 4-5 ton ürün bekliyoruz" dedi. Hem yok yılı hem de kuraklık derken sezona temkinli girdiklerini anlatan Bayrak, "Bölgemizde kuru tarım yapıldığı için yağışlar önemli. Son dönemlerde Bursa'daki etkili olan yağışlar Katırlı Dağları'nda da yağdı ve zeytini kurtardı. Son yağışlarla birlikte zeytin tane yaptı. Rekolte az ama kalitemiz çok iyi. Dolgun ve iri zeytin hasat edeceğiz. Kasım sonuna kadar hasat sürer" diye konuştu.

Bursa'da geceleri uyku uyutmayan patlama sesleri gizemini koruyor Haber

Bursa'da geceleri uyku uyutmayan patlama sesleri gizemini koruyor

Gökyüzünü aydınlatan şimşeklerin ardından gelen art arda patlamalar, bölge halkına uyku uyutmuyor. Her gece bir başka patlama sesinin duyulduğu görüntüler sosyal medyada viral olurken patlama seslerinin sebebi ile ilgilide bir çok yorum yapılıyor. Daha önceki yıllarda, özellikle 2021 yılında Bursa'nın batısında (Nilüfer ilçesi civarında) duyulan benzer patlama seslerinin F-16 savaş uçaklarının ses duvarını aşması sonucu oluştuğu tespit edilmişti. Bu tür olaylarda, jetlerin oluşturduğu sonik patlama camların titremesine ve geniş bir alanda duyulmasına neden olmuştu. Ancak Gürsu ve Kestel'de yaşanan son olayda patlama sesleri gece saatlerinde duyuldu, bu da askeri tatbikat ihtimalini azalttı. Seslerin kaynağı dolu topları olarak açıklandı, bu sistem çiftçiler tarafından dolu yağışını engellemek için kullanılıyor. Dolu topları, ses dalgalarıyla bulutlara müdahale ederek dolu oluşumunu engellemeyi amaçlıyor. Dolu topları nedir Gürsu ve Kestel gibi tarımın yoğun yapıldığı bölgelerde kullanılan dolu topları, ekinleri dolu yağışından korumak amacıyla geliştirilen bir sistem. Bu cihazlar, bulutlara yüksek ses dalgaları göndererek dolu oluşumunu engellemeye çalışıyor. Amaç, mahsullerin zarar görmesini önlemek. Her ne kadar çiftçiler için önemli bir koruma yöntemi olsa da dolu toplarının çıkardığı yüksek sesler, özellikle gece saatlerinde halk arasında paniğe neden oluyor. Gürültü kirliliği ve uykusuzluk şikayetleri artarken, kuraklık endişesinin yaşandığı bir dönemde bu tür müdahalelerin doğaya etkisi de tartışma konusu oldu. Bölge halkı, dolu toplarının kullanımına dair daha net bilgilendirme ve düzenleme talep ederken, uzmanlar bu sistemin etkinliği ve çevresel etkileri konusunda farklı görüşler bildiriyor. Tarım ile yaşam alanlarının kesiştiği bölgelerde bu tür teknolojilerin daha dikkatli ve denetimli kullanılması gerektiği vurgulanıyor.

Pancar üretiminde düşüş şeker arzında sorun oluşturmayacak Haber

Pancar üretiminde düşüş şeker arzında sorun oluşturmayacak

TÜİK'e göre bu yıl yüzde 6,5 rekolte düşüşüşle 21,5 milyon tona gerileyecek ancak sahadaki ve tarladaki durum üretimin daha da az olacağını gösteriyor. Özellikle sıcak geçen bir yaz ve yağışsızlık daha ciddi verim kayıplarına yol açacak. Pancar Şekeri Üreticileri Derneği Başkanı Orhan Can, katıldığı bir programda, iklimle ilgili sorunlar olduğunu belirterek, kuraklık ve aşırı sıcakların verimi olumsuz etkilediğini söyledi. Pancar üretimindeki azalışa rağmen 2025-2026 döneminde şeker arzıyla ilgili herhangi bir sorun çıkmayacağını dile getiren Can, "Sektör paydaşlarından aldığımız bilgilere göre arz sorunu yaşamayacağız." dedi. Asıl sorunun, üzerinde durulması gereken konunun kayıt dışılık olduğuna dikkati çeken Can, "Şekerin yerine geçebilecek ikame edilebilecek tatlandırıcılar şekerin yerine ikame edildiği zaman hem sektörün geleceği hem de halk sağlığı açısından büyük tehdit. Gıda kodeksiyle, kanuni düzenleme ve etkin denetimle bunun önüne geçilebilir." diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanı Mümtaz Sinan da şeker ihtiyacının tamamen yurt içinden karşılandığını dile getirerek, "Şeker stok fazlalığı dolayısıyla 2025 mayıstan itibaren dahilde işleme rejimi kapsamında şeker ithalatı durduruldu. Beklentimiz pancar rekoltesinde düşüş olacak. Geçmişten gelen 560 bin ton stok şekerin varlığı dolayısıyla, piyasada herhangi bir dalgalanma ya da arz sorunu beklemiyoruz" ifadesini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.