SON DAKİKA
Hava Durumu

#Korku

YENİŞEHİR YÖREM - Korku haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Korku haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

28 Şubat dramını gözyaşları içinde anlattılar Haber

28 Şubat dramını gözyaşları içinde anlattılar

Bursa'nın İnegöl ilçesi Şükrünailipaşa İlkokulu sınıf öğretmeni Sakine Zengin, 1991 yılında mesleğe başladığını hatırlatarak, "28 Şubat'ı iliklerine kadar yaşayan bir öğretmenim. 1997 yılına kadar çok rahat bir şekilde görevimizi yapıyorduk ama 28 Şubat 1997 sonrası bütün severek yaptığımız, özveriyle yaptığımız öğretmenliğimizden yavaş yavaş kopmaya başladık. Hep korku içinde yaşadık. Öğrencilerimizle zevkle, heyecanla ders anlatırken anlatırken teneffüslerde dışarıda korkuyla yaşamaya başladık. Süreç çok hızlı gelişti. 28 Şubattan sonra müfettişler sık sık bize uğrayıp cezalar yazmaya başladılar. Kınama, görevden uzaklaştırma, aylıktan kesme gibi cezalar aldık. 1999 yılında. Domaniç'e geldim. Beni en çok üzen yaralayan olaylardan biridir. Bu arada da bütün cezalarımızı tamamlamak üzereydik. Bir görevden uzaklaştırma, atılma kalmıştı. Domaniç'e geldim müdürüm bana "Hocam ben size sınıf veremem bu halinizle" dedi. "Ne yapacağız hocam?" dedim öğretmenler odasında 6 ay 7 ay ta ki 2000 yılının haziranın yedisine kadar öğretmenler odasında oturdum. Bir sınıf tahsis edilmedi bana, sırf örtülü olduğum için müdürüm ceza almaktan korktuğu için. 7 Haziran sabahı 11 gibi öğretmenler odasında oturuyorum, sınıfım yok, hasretle bakıyorum öğrencilerime her gün geliyorum. Müdürüm çağırdı 11 gibi. Girdim baktım içeride 5-6 tane kravatlı insanlar. Anladım tabii ki dedim bu bugün benim herhalde son günüm. Bugünü hiç unutmuyorum. Hayatımdaki en zor andı. Hocam gel dediler, girdim imzamı attım, bir kağıt verdi bana. Tebellüğ ettim. Neyi tebellüğ ettim? Bittiğini. Hocam "Ne yapacağım ben şimdi?" dedim. "Evine git" dedi bana. "Tamamen bitti mi?" dedim. "Bitti" dedi. Elimdeki kağıda baktım. Benim atılmamda başörtülü olduğum için atıldığı yazmıyordu." dedi. "Terörist ilan edildik" Başörtüsü kullandığı için devlet düzenini bozmaktan, teröristlerin yargılandığı durum gibi görevden atıldığını söyleyen Zengin," Bugünü şu anda yaşıyor gibiyim gerçekten. Yani nasıl anlatılır, nasıl diyeyim bilmiyorum ama o merdivenlerden inerken ki duygumu hiçbir zaman anlatamam. Yani dünyanın sona erdiğini düşündüm. 11 yıl görevimden ayrı kaldım. Öğrencilerimden çocuklarımdan ayrı kaldım. Ta ki 2010 yılına kadar. 2010 yılının eylülünde Allah razı olsun cumhurbaşkanımızdan binlerce kere şükürler olsun. 16- 17 yıldır bir fiil tekrar görev yapıyorum. Şu anda çok mutluyum. Bugünleri gösteren rabbime şükürler olsun. Başörtüsü taktığım için okuldan atıldım ama bu sene Ramazan ayında öğrencilerimle beraber ramazanı sınıfımda kutlayabiliyorum. Bu konuda gayet rahat kimseden çekinmeden, bir baskı altında olmadan, Allah'ın emirlerini çocuklarıma öğrenebiliyorum. Çok mutluyum şu anda gene tekrar söylüyorum Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. Çok zor günler geçirdik. Rabbim bir daha o zor günleri asla bu millete yaşatmasın, teşekkür ediyorum, sağ olun." dedi. "Kapıdan içeri almadılar" Erdem Beyazıt Ortaokulu Fen Bilimleri öğretmeni Vahide Coşkun ise," 1999 yılında ilk atamam İstanbul'da Eşrefpaşa Lisesi'ne fen bilimleri öğretmeni olarak yapıldı. Fakat ben büyük bir sevinçle okuluma koştuğumda okula giremedim. Girdim, ilk önce tanıştık, görüştük. Elime ders programı verildi, ders araç gereçlerimi topladım. Tam sınıfıma girecekken, tıpkı şu anda buradaki gibi canlı yaşıyorum bunu. Bütün idareciler kapıdaydılar ve ben de sınıfa girecekken beni kapıda karşıladılar ve sınıfa bu şekilde giremeyeceğim söylendi. Evet, sınıfa şöyle kapıyı bir araladım, içeriye baktım, öğrencilerle şöyle bir göz göze geldim ama sınıfa hiç girmedim. Tamam aşağı buyurun dediler, aşağıda oturdum. Bir gün, birkaç gün öğretmenler odasında oturdum. Birkaç gün sonra kapıya geldiğimde okulun kapısından sokulmadım. Birkaç gün sonra bahçe kapısından sokulmadım ve okula giremediğim için beni istifa etmiş kabul ettiler. Yani okuldasınız ama onlar okula sokmuyorlar, istifa etmiş kabul ettiler ve zorunlu bir istifa dilekçesi yazdırdılar ve ben bu şekilde okuldan eğitim hayatından ayrılmış oldum. Başımı açmamı istediler. Hatta duygu sömürüsü yapıldı. Bu çocuklar sizin yüzünüzden bakın boşta kalıyorlar. Bu çocuklar sizin ilminize ihtiyaçları var, açıp yapın gibi zorlamalarda da bulundular. Ama ben bunu kendime yapamadım. Kendimle çeliştim. Yani kendime saygı duymayacağım bir şekilde sınıfa girseydim, o sınıfta hiçbir çocuğa faydalı olamayacaktım. Kendimi en iyi hissettiğim hal buydu çünkü. Kabul ettim ben de artık yapacak bir şeyim yoktu. Zaten evde küçük bir çocuğum vardı. Bu şekilde ayrıldık, uzaklaştık. Tam 14 yıl geçti üzerinden. Yine burada İnegöl'de oturuyorduk o zamanlarda. İmam Hatip'te ücretli öğretmenlik yapıyordum. O dönemde böyle bir şey olabileceğini, tekrar göreve dönebileceğimiz gibi bir şey oluştu sendika vasıtasıyla. Evet, gerçekten bir yarım dönem sonra da inanılmaz bir şey oldu ve gerçekten döndük" diye konuştu "Atamam yapıldığına sevinemedim" Coşkun sözlerini şöyle sürdürdü: "Döndüğümde şöyle bir duygu yaşadım, bunu paylaşmak istiyorum özellikle. Okuldan çıkıyorum, bunu öğrendim, atama yapılacağını öğrendim ama hiç sevinemiyorum. Neden sevinmiyorum acaba diye kendime sorduğumda, geç gelen şeylerin, geç gelen nimetlerin insanı o kadar çok sevindirmediğini, sevindirse de buruk bir sevinç olduğunu fark ettim. Ve o anda hiç unutmuyorum, milletvekilimiz var, Özlem Zengin şu anda Meclis'te hala. O da aynen benim gibi birisiydi, avukatlık mesleğinden atılmıştı, o anlatıyordu. Aynı duyguyu yaşamış, geç geldiği için böyle bir burukluk vardı içimde. Yaşayamadım, bir sevinç yaşayamadım ben dedi. Bedenime baktım, bedenim yaşlanmıştı. O sevinçle bu bedeni bağdaştıramadım demişti. Gerçekten bunu yaşadık. Başladığımda fark ettim ben nelerden vazgeçmişim, neleri terk etmişim ve benden kaçan şeyler neler olmuş. Çünkü o sevinci ve heyecanı yaşamak istiyorum. Evet, bedenim yaşlandı ve o sevinci yaşayamıyordum. Ama Elhamdülillah şu anda aradan kaç yıl geçti. 2023 yılından beri filler çalışıyorum. 2013'ten beri yeniden sınıflarımızdayız, işte ortamımızdayız. Bize bu imkanı devletimiz sağladı. Yine onların sayesinde buradayız. Bunun farkındayım. Onların bize sağladığı nimetler için çok teşekkür ediyorum onlara. İnşallah hiçbir insan yani karşı görüşte olan bir insanın bile bunu yaşamasını ben istemem. İnsanların hak ve özgürlüklerinin en üst düzeyde tutulduğu şu çağda kimse bunu yaşasın istemem. Ben de başkasına yapmak istemem. Bu hayatta herkes gerçekten inandığı gibi, istediği gibi yaşayabilsin. Ve gerçekten şu anda bak harika bir ders yapıyoruz. Biz kimsenin beynini yıkamıyoruz. Kimseye bir şey empoze etmiyoruz. Fikir empoze etmiyoruz. Nelerle suçladılar o dönemde bizleri Bu suçların hiçbirini işlemiyoruz. Kimseye bir tehditimiz yoktur. Kalemimizle, defterimizle, ilmimizle buralardayız inşallah."

Sigara istedi, vermeyince bıçakladı Haber

Sigara istedi, vermeyince bıçakladı

Edinilen bilgiye göre, Güzelyalı Mahallesi Altınkum Sahilinde gece yarısı saat 00.50 sıralarında 27 yaşındaki Muhammet E. İ., arkadaşlarıyla birlikte deniz kenarında yürüdüğü sırada, karşılarına çıkan alkollü oldukları iddia edilen üç kişilik bir grup ile tartışma yaşadı. İddiaya göre gruptan biri, Muhammet E. İ.'den sigara istedi. "Sigaram yok" cevabını alan saldırgan, bir anda cebinden çıkardığı bıçakla genç adama saldırdı. Saldırganın savurduğu bıçak darbeleri, Muhammet E. İ.'nin sağ bacağına isabet etti. Kanlar içinde yere yığılan Muhammet E. İ.'ye, çevredeki vatandaşlar yardım etti. 112 Acil Servis ekiplerinin ihbar üzerine olay yerine gelmesiyle birlikte, yaralı genç ilk müdahalenin ardından Mudanya Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan Muhammet E. İ.'nin iki bıçak darbesi aldığı ve toplam 14 dikiş atıldığı öğrenildi. Yaralının hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi. Olayın ardından bıçaklı saldırganlar hızla bölgeden uzaklaşırken, Mudanya İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri kaçan şahısların yakalanması için geniş çaplı arama çalışması başlattı. Polis ekipleri, sahil hattındaki güvenlik kameralarını tek tek incelemeye aldı. Sakinliğiyle bilinen Altınkum Sahili'nde yaşanan bu olay, mahalle halkında büyük korku ve endişe oluşturdu. Vatandaşlar, gece devriyelerinin artırılmasını talep etti.

8 yaşındaki çocuğu kaçırıp fidye isteyen şahıs tahliye edildi Haber

8 yaşındaki çocuğu kaçırıp fidye isteyen şahıs tahliye edildi

Alpağut Mahallesi'nde 23 Ocak'ta meydana gelen olayda Onur Özarslan isimli şüpheli, villanın bahçesinde köpeğiyle oynayan Ö.B.Ö.'yü (8) kaçırmış ve Yaşamkent Mahallesi Kalıcı Konutlar mevkiinde bulunan bir iş merkezinin çatısına götürmüştü. Burada 8 yaşındaki çocuğu plastik sandalyeye oturtup bantla ağzını kapatan, kollarını ve bacaklarını bağlayan Özarslan, yakalanarak tutuklanmıştı. Bolu 5. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya "konut dokunulmazlığını ihlal etme", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "binanın eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve fidye isteme" suçlamalarıyla 25 yıla kadar hapsi istenen sanık Onur Özarslan, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Kaçırılan Ö.B.Ö'nün ailesi ile taraf avukatlarının  da hazır bulunduğu duruşmada söz hakkı verilen sanık Onur Özarslan, önceki savunmalarını tekrar etti. Sanık, pişman olduğunu belirterek, aileden özür diledi.  "Planlı bir suç yok"  Müvekkilinin istemeyerek suç işlediğini belirten sanık avukatı, "Müvekkilim Bolu'da vatani görevini yaparken arkadaş kurbanı olmuş ve borçlanmış. Bolu şehir merkezinde camilerde, sokaklarda yatıp çöp toplarken küçük çocuğu görmüş. Planlı bir suç yok, planı o anda yapmış" dedi.  Mağdur ailenin avukatı ise, sanığın olaydan bir gün önce evin çevresinde keşif yaptığını ve bu anların kameralarına yansıdığını belirterek, bu yüzden verilecek cezanın en üst seviyeden verilmesini talep etti.  "Çocuğum geceleri korkuyla uyanmakta ve hala olayın etkisinde"  Mağdurun annesi R.Ö., "Bu olay nedeniyle her gün korku içerisinde yaşıyoruz. Çocuğum geceleri korkuyla uyanmakta ve hala olayın etkisinde. Her gün aynı şeyi yaşıyoruz. Bir anne olarak ben de bu durumdan çok etkilendim. Para uğruna kimsenin canının yanmaması gerekir. Bu olay planlanmıştır. Oğlum insana olan güvenini kaybetti. Gereken cezanın verilmesini istiyorum" ifadelerini kullandı.  Mahkeme heyeti, sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları sebebiyle iyi hal indirimi uygulayıp, "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak" suçundan 3 yıl 4 ay, "binanın eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve fidye isteme" suçundan 4 yıl 2 ay ve "konut dokunulmazlığını ihlal etme" suçundan da 5 ay olmak üzere toplam 7 yıl 11 ay hapis cezası verdi. Sanık, kaçma şüphesi olmaması, delillerin toplanmış olması ve cezaevinde kaldığı süre de göz önünde bulundurularak tahliye edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.