SON DAKİKA
Hava Durumu

#Iş Sağlığı

YENİŞEHİR YÖREM - Iş Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

‘Mayıstan bu yana hiçbir gelirimiz yok’ Haber

‘Mayıstan bu yana hiçbir gelirimiz yok’

Yenişehir’de atık barajı çöktüğü için tesisi kapatılan Meyra Madencilik'te işçiler, imzaları alınmadan ücretsiz izne çıkarıldıklarını, Mayıs'tan bu yana gelirsiz bırakıldıklarını öne sürdü. DİSK/Dev. Maden-Sen üyesi Meyra Madencilik işçileri 14 Ağustos 2026 Cuma günü saat 18.30'da Kirazlıyayla da patlayan atık barajının önünde yaptıkları basın açıklamasıyla aylardır süren hak gaspına dikkat çekti. İşçiler, atık barajındaki sızıntı nedeniyle tesisteki faaliyetin durdurulmasının ardından hiçbir onay ve imza alınmadan tek taraflı olarak ücretsiz izne çıkarıldıklarını söyledi. Açıklamaya göre mart ayında İŞKUR tarafından bağlanan kısa çalışma ödeneği mayıs ayında sona erdi ve o tarihten bu yana işçilere hiçbir ödeme yapılmadı. Emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden işçiler ise bu ödenekten hiçbir şekilde yararlanamadı, ilk günden itibaren gelirsiz kaldı. İşçiler bu süreçte SGK primlerinin de yatırılmadığını, bunun sağlık hizmetlerine erişimlerini fiilen ortadan kaldırdığını vurguladı. Ocak ayında yapılması gereken 2026 yılı ücret zammı da bugüne kadar ödenmedi. İşçiler bu tabloya karşı sendikada örgütlenince bu kez de sendikal yetki başvurusuna yapılan itirazın mahkemede sürüncemede bırakıldığını, bunun işçi iradesini tanımama ve oyalama taktiğinden başka bir şey olmadığını belirtti. İşçilerin talepleri Basın açıklamasında öne çıkan talepler şöyle sıralandı: Tesisin güvenli hale getirilerek işe dönüşün sağlanması, hukuksuz ücretsiz izin uygulamasının sona ermesi, eksik SGK primlerinin yatırılması, geçmiş maaş kayıpları ile 2026 zam farkının ödenmesi ve sendikal yetkiye yönelik itirazların geri çekilmesi. Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu'ndan destek açıklaması Basın açıklamasının ardından konuya ilişkin değerlendirme yapan Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, işçilerin haklı taleplerinin görmezden gelinemeyeceğini belirtti. Erkan Erdem açıklamasında şunları söyledi: "Dört aydır tek kuruş almadan ayakta durmaya çalışan işçilerin sesini duymazdan gelmek, bu ülkede emeğin ne kadar değersizleştirildiğinin en açık göstergesi. SGK primi yatmayan, zammı gasp edilen, sendikal örgütlenme hakkı mahkeme koridorlarında oyalanan işçilerin yanındayız. Denetim mekanizmalarının kâğıt üzerinde var olduğu bir ülkede, bir şirketin işçisini bu kadar rahat açlığa terk edebilmesi tesadüf değil, alışkanlık. Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu olarak Meyra Madencilik işçilerinin taleplerini takip edeceğimizi, hak gaspı sürdüğü sürece bu meselenin gündemimizden düşmeyeceğini kamuoyuyla paylaşıyoruz. " BASINA VE KAMUOYUNA Meyra Madencilik İşçileri / DİSK Dev. Maden-Sen Üyeleri de yaptıkları açıklamada şunları kaydetti: “Bizler, Bursa Yenişehir’de faaliyet gösteren DİSK/Dev. Maden-Sen üyesi Meyra Madencilik İşçileriyiz. Bugün burada; alın terimize, yaşam alanlarımıza ve anayasal haklarımıza yönelen çok yönlü bir hak gaspını kamuoyuyla paylaşmak ve bu hukuksuzluklara karşı tek yürek olduğumuzu ilan etmek için toplandık. Bildiğiniz üzere, maden sahasındaki atık barajında meydana gelen sızıntı sebebiyle işyerimizde faaliyetler durdurulmuştur. Biz maden işçileri olarak, havamızı, suyumuzu ve toprağımızı zehirleyecek her türlü ihmalin karşısındayız. Ancak şirketin kendi ihmalinin ve almadığı önlemlerin faturası, bugün doğayla birlikte biz işçilere kesilmektedir. Tesisin durdurulmasının ardından, hiçbirimizin rızası, onayı veya imzası alınmadan, tamamen tek taraflı ve hukuksuz bir dayatmayla ücretsiz izne çıkarıldık. Mart ayı itibarıyla İŞKUR tarafından bağlanan kısa çalışma ödeneği, Mayıs ayında sona ermiştir. Üstelik, aramızda bulunan ve emekli olduktan sonra da çalışmaya devam eden işçi arkadaşlarımız bu ödenekten de hiçbir şekilde faydalanamamış, aylar boyunca hiçbir gelir elde edemeyerek ilk günden itibaren tam bir açlığa terk edilmiştir. Mayıs ayından bu yana hiçbir gelirimiz yoktur. Bununla da kalınmamış, bu süreçte SGK primlerimiz yatırılmamış; sadece bugünümüz değil, sağlık hizmetlerine erişimimiz ve yasal haklarımız da fiilen gasp edilmiştir. Bütün bu açlığa mahkûm etme politikası yetmezmiş gibi, Ocak ayında yapılması gereken ücret zamlarımız da gasp edilmiştir. Her gün artan enflasyon ve hayat pahalılığı gerçeğine rağmen, ücretlerimiz hâlâ 2025 yılı seviyelerinde tutulmaktadır. Bizler bu adaletsizliğe, güvencesizliğe ve sefalet ücretlerine boyun eğmemek için anayasal hakkımızı kullandık ve sendikamızda örgütlendik. Ancak bu kez de karşımıza usulsüz yasal engellemeler çıkarıldı. Sendikal yetkimiz, asılsız ve mesnetsiz itirazlarla mahkeme koridorlarında sürüncemede bırakılmaktadır. Yetkimize yapılan bu itiraz, işçinin iradesini tanımama ve oyalama taktiğinden başka bir şey değildir. Buradan Meyra Madencilik yetkililerine ve ilgili tüm kamu kurumlarına açıkça sesleniyoruz: - Gerekli tüm iş sağlığı, güvenliği ve çevre önlemleri acilen alınmalı, tesis güvenli hale getirilerek bir an önce işimizin başına dönmemiz sağlanmalıdır. Bizler sadaka değil, emeğimizle çalışacağımız işimizi geri istiyoruz. - İşçinin onayı olmadan dayatılan hukuksuz ücretsiz izin uygulamasına derhal son verilmelidir. - Yatırılmayan SGK primlerimiz eksiksiz olarak ödenmeli ve yaratılan bu güvencesizliğe son verilmelidir. - Geçmiş aylara dönük maaş kayıplarımız ve Ocak ayından bu yana verilmeyen 2026 yılı ücret zamlarımız derhal ödenmelidir. - Sendikal örgütlenmemizin önüne çekilen usulsüz engeller ve mahkeme itirazları derhal geri çekilmelidir. Bizler hakkımız olmayanı değil, alın terimizin karşılığını istiyoruz. Kendi ihmallerinizin bedelini biz maden işçilerine ödetemezsiniz. Şunu herkes çok iyi bilsin ki; birliğimizden ve üretimden gelen gücümüzle sonuna kadar direneceğiz. Ekmeğimizi, sendika hakkımızı ve doğamızı asla gasp ettirmeyiz”

Erdem, "Tarımsal üretimde yaşanan sorunlara çözüm bulunmalı" Haber

Erdem, "Tarımsal üretimde yaşanan sorunlara çözüm bulunmalı"

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, tarım işçilerinin çalışma koşullarına ilişkin yaptığı açıklamada, bu meselenin tek bir ilçenin ya da tek bir kesimin değil, sofrasında meyve sebze gören herkesin sorunu olduğunu vurguladı: "Bu mesele Yenişehir'in ya da bir başka ilçenin sorunu değil. Bizim bölgemizde de tablo farklı değil, İznik ve çevresindeki tarlalarda aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Sofranıza gelen her ürünün arkasında bir emek var, o emeği veren insan hangi koşullarda çalışıyor, bunu bilmek herkesin sorumluluğu. Bugün bir kadın işçi tarlanın bir köşesinde en temel ihtiyacını gideremiyorsa, bu utanç yalnız o tarla sahibinin değil, hepimizin." *"BİR KADIN İŞÇİ DÜŞÜNÜN"* Erkan Erdem açıklamasında şunları söyledi: "Bir kadın işçi düşünün. Sabah beşte kalkıyor, tarlaya gidiyor, öğlen güneşi tepeye vurduğunda 35-40 derece sıcakta çalışmaya devam ediyor. En doğal ihtiyacını gidermek istediğinde karşısında hiçbir şey yok. Ne bir kabin, ne bir perde, ne bir gölgelik. Ya saatlerce dayanacak ya da tarlanın bir köşesinde, başkalarının gözü önünde bir çözüm arayacak." *SU MESELESİ DE AYNI İHMALİN PARÇASI* Tuvalet ve gölge kadar temiz içme suyuna erişim de tarlada çoğu zaman yok. Erkan Erdem bu konuda şunu ekledi: "İşçiler günün en sıcak saatlerinde bile kendi getirdikleri suyla idare ediyor. Bazı bölgelerde işçiler dereden, sulama kanalından su almak zorunda kalıyor, bu hem sağlık hem hijyen açısından ciddi bir risk. İçme suyu, gölgelik ve tuvalet kadar temel bir ihtiyaç." *ARAŞTIRMALAR NE DİYOR* TÜİK'in 2026 yılında açıkladığı 2025 yılı işgücü verilerine göre, Türkiye'de tarım sektöründe istihdam edilenlerin sayısı 4 milyon 560 bin, tarımın toplam istihdamdaki payı yüzde 14,0. Bu sayının önemli bir kısmını, resmi olarak ayrı sayılmasa da, tahminen 1 milyon kişiye ulaştığı düşünülen mevsimlik gezici ve geçici tarım işçileri oluşturuyor. Alanda yapılan saha araştırmaları, işçilerin tuvalet ihtiyacını genellikle tarladaki çalılıklarda gidermek zorunda kaldığını, tarlaya ayrı bir tuvalet kurulmadığını ortaya koyuyor. Kadın işçi örgütlerinin aktardığı tanıklıklarda çok az yerde tuvalet bulunduğu, olanların da çadırdan bir bez parçasıyla kapatılmış olduğu belirtiliyor. *"BU BİR LÜKS DEĞİL, BİR HAK"* Erkan Erdem, konunun uluslararası çalışma hukukunda karşılığı olduğunu hatırlattı: "Türkiye, İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi'ni onayladı, iç hukuka kattı. Şantiyede on işçiye bir seyyar tuvalet standart kabul ediliyorsa, tarlada bu standardın olmaması kabul edilemez." *"ALAY EDENLERE VE MALİYET DİYENLERE CEVABIMIZ VAR"* Sosyal medyada "tarlaya tuvalet mi kurulacak" diyerek konuyla dalga geçenlere şu yanıtı verdi: "Şantiyede, açık alan etkinliklerinde, pikniklerde kiralık tuvalet kabini görüyoruz da tarlada görmeyi neden garipsiyoruz? On işçiye bir kabin, inşaat sektöründe zaten uygulanan bir standart." Maliyet itirazına ise Erkan Erdem şu yanıtı verdi: "Birkaç komşu çiftçi bir araya gelip tek bir kabini ortak kullanırsa kişi başına maliyet küçülür. Bir işçi sıcak çarpmasından hastaneye kaldırılırsa, çiftçinin ödediği bedel bir kabin kirasından çok daha ağır olur." Çiftçinin de mağdur olduğunu kabul ettiklerini belirtti: "Girdi maliyetleri zaten çiftçinin belini büküyor, bunu biliyoruz. Bizim talebimiz bu yükün Tarım İl Müdürlüğü, tarımsal destekleme kalemleri ya da kooperatifler üzerinden karşılanması. Devlet gübreye destek veriyorsa, insana da destek vermeli." *ÇOCUK İŞÇİLER İÇİN DE BİR UYARI* Erkan Erdem, konunun yalnız yetişkin işçileri değil, tarlada büyüyen çocukları da kapsadığını belirterek şunları söyledi: "Temmuz sıcağı bizi bunaltıyorsa, aynı sıcakta tarlada çalışan çocukları da düşünmemiz gerekiyor. Mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, okulun tatil olduğu aylarda genellikle ailesiyle birlikte tarlada çalışıyor ya da çadırda kardeşine bakıyor." İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre son 10 yılda en az 1.803 tarım işçisi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu rakam tarım sektörünün genelini kapsıyor, çocuklara özel değil. Aynı kurumun ayrı çocuk işçiliği raporlarına göre, tüm sektörlerde son 11-12,5 yıllık dönemde en az 670-770 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti, bu ölümlerin başlıca nedeni güvensiz araçlarla yapılan taşımacılık kazaları ve boğulmalar. İki veri seti ayrı olsa da ortak nokta aynı: denetimsizlik. Erkan Erdem sözlerini şöyle bağladı: "Bu tablo bir kader değil, bir tercihin sonucu. Tarım İl Müdürlüğü'nden, kaymakamlıktan ve ilgili bakanlıktan somut adım bekliyoruz, denetim ve güvenli çalışma koşulları sağlanmadığı sürece her yaz aynı kayıplar tekrarlanacak." *PLATFORMUN TALEPLERİ:* Tarım İl Müdürlüğü koordinasyonunda seyyar tuvalet, gölgelik ve içme suyu temini Öğlen 12.00-15.00 arası zorunlu mola Kadın işçiler için ayrı ve güvenli tuvalet birimi İşçi taşımacılığında açık kasa araç kullanımının denetlenmesi ve yasaklanması

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.