SON DAKİKA
Hava Durumu

#Erken Teşhis

YENİŞEHİR YÖREM - Erken Teşhis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Teşhis haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kanser tedavisinde en yüksek teknoloji hizmete girdi Haber

Kanser tedavisinde en yüksek teknoloji hizmete girdi

Tomoterapinin dünya genelindeki en gelişmiş ve en donanımlı versiyonu olan cihaz ile Bursa Şehir Hastanesi'nde ilk hastaya çekim gerçekleştirildi. Çekimi, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, İl Sağlık Müdürlüğü ve hastane yöneticileri de yerinde izledi. Tomoterapi cihazını hastalarla buluşturmanın mutluluğu içerisinde olduklarını dile getiren İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çetin, "Bu cihazın, Türkiye'de üç tane olmasının, şu an dünyada da en üst düzey teknoloji donanımlı olan cihaz olmasının en önemli avantajı, kanser tedavisinde hastalarımızın en büyük problemi olan komşu doku hasarlarını engelliyor. Dar alanda çok ideal, isabet oranı çok yüksek haritalandırmalar yapılıyor. Bu sayede sadece tümör dokusu, bu cihazın hücre yıkım faaliyetine maruz kalıyor. Komşu dokuları inanılmaz koruyor. Hem gerekli olan yeri tedavi ediyorsunuz hem de komşu dokuya zarar vermiyorsunuz. Bu çok büyük bir olay. Dünyanın en çok peşinde koştuğu olaylardan biri. Çok şükür bu teknolojiyi de ilimize kazandırmanın mutluluğu içerisindeyiz" dedi. Erken teşhis vurgusu Kanserde hiçbir tedavi yönteminin erken teşhis ve korunmanın yerini tutmadığının altını çizen Çetin, "Bu yüzden ilimizdeki 14 sağlıklı hayat merkezinde bulunan KETEM birimlerine vatandaşlarımızı kanser davet ediyorum. Buyurun gelin, taramalarımızı yaptıralım. Çünkü erken teşhis kadar kaliteli bir tedavi maalesef yok. 15'inci sağlıklı hayat merkezimiz Kestel'de bitmek üzere. 16'ncısının temelini atmak üzereyiz. Bakanlığımızın, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' prensibinin en net tanımı bence bu sağlıklı hayat merkezleridir. Lütfen sağlıklı hayat merkezlerinden istifade edelim" diye konuştu. Çetin son olarak, cihazın devreye alınmasında büyük emeği olan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve bakanlık yetkililerine teşekkür etti. Daha hassas tedavi sağlıyor Tomoterapi cihazı ile ilgili bilgiler veren Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Öznur Dönmez ise, cihazın tomoterapinin en gelişmiş ve en donanımlı versiyonu olduğunun bilgisini verdi. "ClearRT" teknolojisi sayesinde tedavi öncesinde ve tedavi sırasında alınan görüntülerin netliğini ve kısalığını gösterdiğini vurgulayan Uzm. Dr. Dönmez, "Bu da hastanın konforunu artırıyor, cihazda yatma süresini azaltıyor. Ayrıca cihazımızda 'Motion Synchrony' teknolojisi var. Bu da hareketli organlarda, hareketli tümörlerde; akciğer kanserini, pankreas kanserini solunumla takip edip, tümörü anlık ışınlıyor ve daha hassas bir tedavi sağlıyor" şeklinde konuştu. Diğer özellikleri sıralayan Dönmez sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Cihazımız, omurga gibi, baş-boyun tümörleri gibi riskli organların çok olduğu, etrafında riskli organlar olan tümörlerde de daha hassas ve homojen bir doz dağılımı sağlayıp, daha etkin dozları daha az yan etkilerle vermemizi sağlıyor. Kısa kesitsel ve uzun bir tedavi alanımız olduğu için cihazımızda da kraniyospinal ışınlama ve tüm vücut ışınlama gibi zor ve kompleks tedavileri de tek seferde ve kısa sürede tedavi edebiliyor." "Emeği geçenlere teşekkür ederim" Tomoterapi cihazı ile çekim 54 yaşındaki Muhsin Kaynar'a gerçekleştirildi. Aldıkları hizmetle ilgili açıklamalarda bulunan ağabeyi Sefa Kaynar ise, "Tomoterapi almamız için doktorumuz tavsiye etti. Bursa'daki hiçbir hastanede olmadığını ve şehir hastanesine yeni geldiğini duyunca biz de bundan faydalanmak istedik. Burada emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere; Sağlık Bakanımıza, doktorumuza ve tüm çalışanlarımıza sonsuz teşekkürlerimi arz ederim" diye konuştu.

Sessiz ilerleyen hipertansiyonda, düzenli ölçüm hayat kurtarıyor Haber

Sessiz ilerleyen hipertansiyonda, düzenli ölçüm hayat kurtarıyor

Kalp Sağlığı Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Dönmez, hipertansiyonun kalp krizi, felç, kalp yetersizliği ve böbrek hastalıkları açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hipertansiyon, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Bu sebeple birçok kişi hipertansiyon hastası olduğunu ancak bir komplikasyon geliştiğinde öğreniyor. Düzenli tansiyon ölçümü, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor." Yüksek tansiyonun bazı hastalarda baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı ve burun kanaması gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini ifade eden Dönmez, "Ancak hipertansiyon çoğu zaman sessiz seyreder. Şikâyet olmaması, tansiyonun normal olduğu anlamına gelmez. Hipertansiyondan korunmada hayat tarzı değişiklikleri önemlidir. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması, ideal kilonun korunması, sigara ve aşırı alkolden uzak durulması, sağlıklı ve dengeli beslenme ile düzenli doktor kontrolleri hipertansiyon riskini azaltmada önemli rol oynar" dedi. Erken teşhis ve doğru tedavi ile hipertansiyonun kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Dönmez, açıklamasını şu sözlerle tamamladı; "Tansiyonun kontrol altında tutulmasıyla kalp ve damar hastalıkları riski önemli ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı bir hayat için tansiyon değerlerinizi düzenli takip etmeyi ihmal etmeyin."

Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi Haber

Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi

Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında Bursa'da kanser erken teşhis çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda sağlıklı hayat merkezlerinde yer alan KETEM (Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri) birimleri ve aile sağlığı merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz kanser taramaları gerçekleştirilirken, riskli belirtilere sahip vatandaşlar hızlıca tedavi merkezlerine sevk ediliyor. Bu vatandaşlardan biri olan 44 yaşındaki Yasemin Çelik, diyetisyen hizmeti almak için Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurdu. Yaşı itibarıyla meme kanseri taraması (mamografi) yaptırması gerektiği belirtilen Çelik, görevlilerin tavsiyesine uyarak, çekim yaptırdı. Kısa süre sonra çıkan sonuçlarda birinci evre meme kanser belirtilerine rastlanılan Çelik, ileri tetkik ve tedavi için hastaneye sevk edildi. 2025 yılı Ağustos ayında diyetisyen randevusu için Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurduğunu belirten Çelik, "Büşra Hoca, mamografi çekilmemi tavsiye etti. O dönem sonuçlar çıktığı zaman birinci evre meme kanseri teşhisi konuldu. Şu anda tedavim devam ediyor. KETEM çalışanlarına, Sağlıklı Hayat Merkezi çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Yönlendirmeselerdi ben şu anda belki de çok farklı bir süreçte yaşayabilirdim. Erken teşhis hayat kurtarır. Herkesi korkmadan gelip KETEM'de taramalarını yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Herkese teşekkürler" şeklinde konuştu. Çelik'e mamografi çekilmesini tavsiye eden Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Büşra Kaba ise, "Hastamız diyetisyen randevusu için Sağlıklı Hayat Merkezimize başvurdu. Kendisine kanser taramalarını yaptırıp yaptırmadığını sorduğumuzda KETEM'e yönlendirebileceğimizi ilettik. Hastamız KETEM'e başvurdu ve erken evre kanser tespit edildi. 'Şikâyetim yok' diyerek ya da 'vaktim yok' diyerek kanser taramalarınızı ihmal etmeyin. Çok fazla vaktinizi almıyor. Kanserde erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor. Sizler de en yakın Sağlıklı Hayat Merkezlerine, KETEM'lere başvurarak taramalarınızı yaptırabilirsiniz" dedi.

Kanserden korkma geç kalmaktan kork Haber

Kanserden korkma geç kalmaktan kork

Mide ve kalın bağırsak kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer aldığını belirten Dr. Mahmut Öztürk, bu hastalıklarda tedavi sürecinin başarısının tamamen teşhis zamanlamasına bağlı olduğunu ifade etti. Öztürk, "Mide ve kalın bağırsak kanserlerinde erken teşhis konulduğu takdirde, cerrahi müdahale ile yüzde 100 iyileşme sağlamak mümkündür. 45 yaş üzerinde olup geçmeyen ağrı, aşırı kilo kaybı, kan kusma veya rektal kanama gibi ‘alarm semptomları’ gösteren kişilerin mutlaka gastroskopik ve kolonoskopik tetkik yaptırması gerekir" dedi. Karaciğer yetmezliği olarak tanımlanan siroz hastalığında da benzer bir durumun söz konusu olduğunu kaydeden BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öztürk, şu bilgileri paylaştı: "Sirozun çok ileri dönemdeki kesin tedavisi karaciğer naklidir. Ancak erken dönemde sebebe yönelik tedavi ile hem hastalığın ilerlemesini önleyebilir hem de hastanın durumunda iyileşme sağlanabilir. Alkol kullanımı, hepatit B ve C ile yağlı karaciğer siroza yol açan en temel faktörlerdir. Bu etkenlerden uzak durmak ve koruyucu tedbirleri almak hayati önem taşır." Günümüzde obezite ve şeker hastalığına bağlı olarak artış gösteren karaciğer yağlanması hakkında da konuşan Uzm. Dr. Öztürk, hastalığın çoğu zaman sinsi ilerlediğini belirtti. Halsizlik ve karnın sağ üst kısmında beliren ağrıların belirti olabileceğini söyleyen Öztürk, "Karaciğer yağlanmasının ispatlanmış kesin bir ilaç tedavisi yoktur. En etkili tedavi yöntemi kararlı bir şekilde uygulanan diyet ve düzenli egzersizdir" açıklamasında bulundu. Ülser gibi mide rahatsızlıklarında ise endoskopinin önemine değinen Dr. Öztürk, sağlığın her şeyin başında geldiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı; "Hastalıkların tedavisindeki en kritik faktör zamanlamadır. Unutmayın; erken dönemde tedavi, hastalığın ilerlemesini önler. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız."

Erken teşhis kolon kanserinde hayat kurtarıyor Haber

Erken teşhis kolon kanserinde hayat kurtarıyor

Tüm dünyada kadınlarda meme ve akciğer, erkeklerde akciğer ve prostat kanserinden sonra en sık rastlanan üçüncü kanser türü kalın bağırsak (kolon) kanserleridir. Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon insan kolon kanseri teşhisi almaktadır. Medicana Bursa Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülen kolon kanserinde erken evrede teşhis konulduğunda 5 yıllık yaşama süresinin yüzde 90 oranında olduğunu söyledi. Ancak hastaların sadece yüzde 37'sinde erken evre kanser teşhisi konulduğunu belirten Keskin, "Bu sebeple hastalığın belirtileri hakkında bilgi sahibi olmak ve kolon kanseri taraması yaptırmak oldukça önemlidir. Hastalığın gelişimi için bazı risk faktörleri vardır. En önemli risk faktörü yaştır. Genç yaş gurubunda da görülebilmesine rağmen en büyük risk faktörü 50 yaşın üzerinde olmaktır. Hastaların yüzde 90'dan fazlasına 50 yaş üzerinde teşhis konulmaktadır. Kalın bağırsakta polip hikayesi olması, ailede kolon kanseri olması, sigara, alkol, hayvansal yağlardan zengin lifli gıdalardan fakir beslenme, sedanter (hareketsiz) yaşam, şişmanlık, iltihaplı bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi), kişinin daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık ve rahim kanseri geçirmiş olması, kalın bağırsak kanseri gelişimi için diğer risk faktörleridir. Kalın bağırsak kanserlerinin yüzde 90'ı polipler üzerinden gelişmektedir" dedi. Belirlenen her polibin patolojik incelenmesi ve çıkartılması gerekmekte olduğunu belirten Keskin, "Hastalığın belirtileri makattan kan gelmesi veya dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, kansızlık, açıklanamayan kilo kaybı, dışkılama alışkanlığında değişiklikler yani kabızlık, ishal veya kabızlık-ishal atakları, dışkı kalınlığında incelme olarak sayılabilir. Hastalığa erken teşhis koymak için en önemli yöntem dışkıda gizli kan aranması ve rektosigmoidoskop veya kolonoskop denilen ucunda ışıklı kamera sistemi bulunan özel cihazlarla ile tarama yapılmasıdır. Bu yöntemlerin uygulanması ile kalın bağırsak kanserlerine bağlı ölüm oranları yüzde 33 oranında azaltılabilir. Risk grubunda olmayan kişiler için 50 yaş üzerinde bir kez ve daha sonra her 5 yılda bir kez kolonoskopi yapılmalıdır. Kalın bağırsak kanserine yakalanmamak için hayvansal yağdan fakir beslenmek ve yüksek lif içeren gıdaları tüketmek, egzersiz yapmak, sigara ve alkol kullanmamak, aşırı kiloları vermek oldukça önemlidir" şeklinde konuştu.

Yarıyıl tatili, çocukların göz sağlığı için fırsat Haber

Yarıyıl tatili, çocukların göz sağlığı için fırsat

Yoğun geçen birinci eğitim dönemi boyunca fiziksel ve mental açıdan yorulan çocukların, yarıyıl tatilinde iyi bir dinlenme süreci geçirmesi önemli olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Tatil dönemi, çocukların yaşadığı görme problemlerinin çözümü için de önemli bir zaman dilimi. Tedavi edilmeyen görme bozukluklarının; çocukların öğrenme kabiliyeti, derslere uyum ve kişilik gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Ailelerin, çocuklarının eğitim hayatındaki başarısı için bu konuda önlem alıp gerekli tetkikleri yaptırması gerekiyor. Görme problemleri, okul öncesi çocukların yüzde 5-10'unu, okul çağındaki çocukların ise yüzde 20-30'unu etkiliyor. Bir çocuğun derslerinde başarısız olmasının sebebi, öğrenme kabiliyetinin yetersizliğinden değil, görme bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bu sebeple, okula başlamadan önce ve okul süresince çocuklara düzenligöz muayenesiyapılması gerekiyor" diye konuştu. Çocuklarda en çok göz kayması, göz tembelliği, gözyaşı kanalı tıkanıklığı, miyop, hipermetropi, şaşılık, astigmatizma ve konjonktivit görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Erken teşhis konulmazsa çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar yaşanabiliyor. Bu da okul başarısını olumsuz etkiliyor" diye konuştu. Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan ailelerin, derslerdeki düşük başarı oranını öğrenme yeteneklerine bağladığının altını çizen İpçioğlu, "Öğrenme kabiliyetinde eksiklik olmayan çocuklar, iyi göremedikleri için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini daha ciddi oranda etkiliyor. Çocuk göz sağlığı için 6 ayda bir düzenli kontrol yapılması önemli. Erken konulan teşhis ile tedavi süreci de kolayca atlatılabiliyor" şeklinde bilgi verdi.

Nefes darlığı hastalığına dikkat Haber

Nefes darlığı hastalığına dikkat

Nefes darlığı, kişinin efor sırasında zorlanma veya daha fazla hava ihtiyacı duyması ile tanımlanır. Fiziksel etkinlikleri kısıtlayan nefes darlığı hayat kalitesini olumsuz olarak etkilediğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, "Tıp dilinde 'dispne' olarak tabir edilen nefes darlığı, nefes alamama ya da nefes daralması şeklinde ortaya çıkar. Kişi sanki tam nefes alamıyormuş gibi hisseder. Nefes darlığı akciğer ve kalp damar hastalıklarından kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden tedavi yöntemleri farklılık gösterir. Kişi nefes darlığını yürüme ya da merdiven çıkma gibi durumlarda zorlanma, hava alma isteği artması veya geçmişe göre daha fazla güç harcama, yeterince hava alamama şeklinde görülür. Nefes darlığı, daha ciddi hastalıklara sebep olabileceğini için mutlaka bir sağlık kuruluşuna, hekime görünülmesi önemlidir" dedi. Hava yollarının daralması sebebiyle nefes almada güçlük çekilmesine yol açan ve yaşam boyu süren ataklar ile hastanın yaşam kalitesini düşüren astım, dünyada 300 milyon insanı etkisi altına aldığını ifade eden Gülay Kaplan, "Astım ataklarını en aza indirebilmek için öncelikle bu hastalığı tetikleyen etmenlerden kurtulmak gerekir. Astımın en yaygın belirtilerinin başında ise nefes darlığı ve öksürük gelir. KOAH ise istatistiklere göre dünyada ölüme yol açan hastalıklar arasında 4. sırada yer alıyor. İlerleyici ve geri dönüşümü olmayan bu akciğer hastalığı önlenebilir ve tedavi edilir. Ancak KOAH'ın bu denli ciddi mortalite rakamlarına ulaşmasının başlıca sebebi sigaradır. Aynı zamanda hastalığın teşhisinde yaşanan gecikmeler de ölüm oranlarını artırmaktadır. İnsanlar nefes darlığı ya da öksürüğü ciddiye almadan yaşamlarına devam ederler. Ancak bir zaman sonra KOAH fazlasıyla ilerlemiş olur ve tedavi edilemez bir hal alır" diye konuştu. Akciğer dokusunun iltihaplanması olarak tanımlanan zatürre öncelikle bakteriler olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak ortaya çıktığını ifade eden Kaplan, "Zatürre ilk olarak öksürükle birlikte kendini gösterir. Diğer belirtileri ise kirli ve iltihaplı balgam, halsizlik, iştahsızlık, ateş, üşüme, titreme, bulantı, kusma, baş ağrısı, göğüs ağrısı ve nefes darlığıdır. Göğüs ağrısı ve nefes darlığının yaşandığı durumlarda akla öncelikle göğüs boşluğuna iltihabi bir sıvının biriktiği ihtimali gelir. Erken teşhis ve tedavi ile hasta eski sağlığına kavuşabilir. Kalp her attığında kasılıp gevşeyen ve vücuda kan pompalayan bir kastır. Kalp kası görev bakımından düz kaslar gibi çalışır ancak yapı olarak çizgili kaslara benzer. Yani isteğe bağlı kasılmaz. Kalp yetmezliği genellikle kalp krizi, kalp damar hastalıkları ya da yüksek tansiyon gibi hastalıklar yüzünden kalp kasının zarar görmesinden kaynaklanır. Kalp yetmezliğinin başlıca belirtisi ise nefes darlığıdır. Diğer belirtileri ise öksürük, iştahsızlık, yorgunluk, ödem, çarpıntı, kilo alımı ve geceleri sık idrara çıkmadır. Bunun gibi, hastalık derecesine varan şişmanlık olarak tanımlanan obezitenin belirtileri arasında ilk sırada nefes darlığı yer almaktadır" şeklinde konuştu.

Yemeğin buharı bile KOAH'a sebep olabiliyor Haber

Yemeğin buharı bile KOAH'a sebep olabiliyor

KOAH, hava yollarının daralması sonucu nefes alıp vermeyi zorlaştıran, ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Hastalık önlenebilir ve tedavi edilebilir olmasına rağmen, dünyada önemli bir ölüm sebepleri arasında yer aldığını belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Nefes darlığı, kronik öksürük veya balgam üretimi, tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonları öyküsü veya tütün, yemek pişirme yakıtları veya mesleki tehlikeler gibi risk faktörlerine maruz kalma öyküsü olan herhangi bir hastada KOAH teşhisinde düşünülmelidir. Bu kişiler göğüs hastalıkları uzmanına başvurup Solunum Fonksiyon Testi yaptırmalıdır. Kasım ayının 3. Çarşamba günü Dünya KOAH Günü olarak kutlanmaktadır. Bu yıl 19 Kasım'da kutlanan 2025 Dünya KOAH Günü'nün teması ‘Nefes Darlığınız varsa, KOAH'ı Düşünün’dür. Bu yılki tema, KOAH'ın dünya çapında üçüncü önde gelen ölüm sebebi nedeni olmasına rağmen sıklıkla doğru teşhis edilmediğini vurgulamayı amaçlamaktadır. KOAH yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır, ancak yaygın yetersiz ve yanlış teşhis, hastaların tedavi görmemesine veya yanlış tedavi almasına yol açmaktadır. KOAH'ın erken teşhisi halk sağlığı üzerinde çok önemli etkilere sahip olabilir" dedi. "40 yaş üzeri her 5 kişiden 1'i KOAH hastası" Erken teşhis ve tedavi, belirtileri, akciğer fonksiyonlarında ve hayat kalitesinde iyileşmeler de dahil olmak üzere daha iyi klinik düzelmeler ile sonuçlandığını belirten Karadağ, "KOAH dünyada 50 milyon insanı etkilemektedir. 40 yaş üstü her 5 yetişkinden 1’inde bu hastalık bulunmaktadır. Bu kadar yaygın bir hastalık olmasına karşın, toplum KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. "Solunum Fonksiyon Testi" ile kişinin KOAH olup olmadığı kolayca belirlenip, tedavisi başlanabilir. KOAH gelişimi için en büyük risk faktörü tütün dumanı maruziyetidir. Sigaranın yanı sıra nargile, puro gibi tütün ürünü kullanımı, zararlı toz, gaz ve hava kirliliği de akciğerlerde KOAH oluşumuna neden oluyor. Çocukluk çağında geçirilen hastalıklar, düşük sosyoekonomik düzey veya "biyomas" adı verilen odun, tezek benzeri yakıtların dumanına maruziyet de diğer risk faktörleridir. Sigara dumanındaki zararlı maddeler akciğerlerdeki hava yollarını tahrip eder, şişirir, tıkar ve elastikiyetini kaybettirir. Bu durum da nefes almayı zorlaştıran KOAH hastalığına yol açar. KOAH tanısı konulduğunda yapılması gereken en önemli şey, hastalığın ilerlemesini durdurmak için derhal sigarayı bırakmaktır. Sigarayı bırakmak, hem KOAH'ın kötüleşmesini önler hem de genel sağlık durumunu iyileştirir" diye konuştu. "Solunum Fonksiyon Testi basit ama başarılıdır" Solunum Fonksiyon Testi herkesin yaş, boy, kilo, cinsiyet gibi özelliklerine göre, soluması gereken havayı soluyup soluyamadığını ölçen, basit ama çok önemli bir test olduğunu belirten Karadağ, "Kişinin alıp verdiği nefesin miktarını ve hızını ölçmektedir. Kişinin alması gerektiği kadar nefesi alamaması yani nefes darlığı olması en erken olarak solunum fonksiyon testi ile belirlenebilir. Bu ölçüm yapılamadığı için dünyada KOAH’lı hastaların ancak yüzde 25-50’si teşhis alabilmektedir. Akciğer fonksiyonunun ölçülmesi, KOAH dahil olmak üzere birden fazla akciğer hastalığının erken teşhisi ve hızlı tedavisi için harekete geçmeyi sağlayabileceği için önemlidir. KOAH’ın erken teşhisi, hastalığa bağlı gelişebilecek sorunları ve ölüm oranını azaltabilir. Teşhis ise basit bir "Solunum Fonsiyon Testi" ile konulabilir. Bu nedenle 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişiler öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından birine sahip kişilerin bir göğüs hastalıkları hekimine başvurup "solunum fonksiyon testi" işlemini yaptırmasını öneriyorum" dedi. "Günde 3-5 tane sigaradan bir şey olmaz demeyin" Karadağ, son olarak sigara içen kişilere seslendi; "Günde 3-5 tane sigara içen kişilerde bile KOAH başlamış olabilir. 20-25 yaşında sigaraya başlayan kişilerin 40 yaşından sonra KOAH hastası olduğunu biliyoruz. Artık erken KOAH diye bir şey var. çocukluk çağında sigaraya başlayanlar, 25 yaşlarında bile KOAH hastalığı ile tanışabiliyor. Solumun fonksiyon testi ile KOAH olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz. Öncesinden gereken tedbirler, kişilerin ömür boyu hastanelerde geçireceği zamanı, kullanacağı ilaçları önlemiş oluyoruz. Evde pişen yemeğin dumanından, sigara içmeyen kişilerde bile KOAH olma durumu var. Günde 3-5 sigara KOAH olma riski çok yüksektir. Ne kadar erken bırakılırsa" diye konuştu.

Yenişehir Sağlıklı Hayat Merkezi’ne mamografi cihazı kazandırıldı Haber

Yenişehir Sağlıklı Hayat Merkezi’ne mamografi cihazı kazandırıldı

Yenişehir’de 40-69 yaş kadınların meme kanseri tanısı Sağlıklı Yaşam Merkezi’ne kazandırılan mamografi cihazıyla gerçekleştirilecek. Bu yaştakiler ayda bir kez 17 kişilik gruplar halinde belediyenin sağladığı otobüsle İnegöl’de mamografi cihazı bulunan merkeze götürülüyordu. Cihazın önümüzdeki günlerde kullanımına başlamasıyla birlikte ayda yaklaşık 700 kadının mamografisinin çekilebileceğini belirten Yenişehir Sağlık Müdürü Enver Ünal, 40-69 yaş grubu içindeki kadınların 2 yılda bir mamografilerinin çekileceğini söyledi. Ünal, “Ayrıca meme kanseri şüphesiyle Yenişehir Devlet Hastanesi’nden de hastalar Bursa’ya sevk ediliyordu. Artık Yenişehirliler başka merkezlere gitmek zorunda kalmayacaklar” dedi. Yenişehir İlçe Sağlık Müdürü Enver Ünal, Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ayrıca 50-65 yaş arası kadınlara smear taraması yapılarak HPV tahlili yapılıp rahim ağzı kanserinde erken teşhis yapıldığını da vurguladı. Ünal ayrıca, 50-70 yaş arası kadın ve erkelere gaitada gizli kan taraması yapılarak bağırsak ve kolerektal kanseri erken teşhislerinin gerçekleştirildiğini ifade etti. Meme kanserinin en ölümcül kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Ünal, “Yenişehir Sağlıklı Hayat Merkezi’ne kazandırdığımız bu cihazla erken kanser tanısıyla birçok kişinin tedavilerine erken başlanabilecek” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.