SON DAKİKA
Hava Durumu

#Erkan Erdem

YENİŞEHİR YÖREM - Erkan Erdem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erkan Erdem haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdem: Kirazlıyayla’da vefat edenlere de rahat yok Haber

Erdem: Kirazlıyayla’da vefat edenlere de rahat yok

Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü (YEÇEP) Erkan Erdem, ilçenin Kirazlıyayla Köyü’ndeki maden ocağı faaliyetlerinin yarattığı tahribatın genişlediğini öne sürdü. Erdem, “Kirazlıyayla’da maden ocağı faaliyetleri nedeniyle doğa ve yaşam alanlarını hedef alan tahribat, her geçen gün insani ve ekolojik bir felakete dönüşmeye devam ediyor. Bölgede 1 seneden uzun süredir aralıksız devam eden toprak kaymaları son olarak mahalle mezarlığına kadar ulaşırken, ortaya çıkan görüntüler durumun vahametini gözler önüne serdi. Göz göre göre gelen felaket artık geçmişimize, mezarlarımıza, vefat edenlerimizin aziz hatırasına dayandı" dedi. Bölgedeki yıkımın kaynağına ve geçmişine dikkat çeken Erdem, sürecin yeni olmadığını vurguladı. Erdem şunları kaydetti: “Kirazlıyayla’da yürütülen maden ocağı çalışmaları nedeniyle toprağın yapısı tamamen bozuldu. Tam 1 seneden fazla bir süredir bölgede toprak kaymaları yaşanıyor. Hatırlanacağı üzere, yine bu kaymalar nedeniyle bundan 1 yıl önce mahallemizde bir ev yıkılmış ve evdeki hasar bölgede faaliyet gösteren maden firması tarafından karşılanarak üzeri kapatılmaya çalışılmıştı. Ancak doğayı tahrip eden anlayış durmadığı için tehlike de durmadı.” Son fotoğrafların felaketin ulaştığı boyutu kanıtladığını belirten Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ferhat Kındıl kardeşimizin paylaştığı fotoğraftaki kayan ve dağılan mezar, anneannesi ile dedesine ait. İnsanlarımızın doğup büyüdüğü topraklarda yaşama hakkı elinden alındığı gibi, ebedi istirahatgahlarındaki huzuru dahi ellerinden alınıyor. Mahallelilerin aktardığı bilgilere göre, maden ocağı kaynaklı bu heyelanlar sebebiyle oluşan çukurlar her geçen gün daha da genişliyor. Canımız, toprağımız ve geleceğimiz tehdit altındayken artık geçmişimiz ve hatıralarımız da güvende değil.” Kirazlıyayla’da yaşananların sıradan bir doğal afet olmadığını, maden faaliyetleriyle adım adım hazırlandığını savunan Erdem, sözlerini şöyle tamamladı: “Defalarca uyarılarda bulunduk, ‘Doğanın dengesini bozmayın’ dedik. Bir yıl önce yıkılan ev de bugün dağılan mezarlar da aynı duyarsızlığın sonucudur. Çukurlar büyüyor, toprak kaymaya devam ediyor. Kirazlıyayla’nın çığlığını duymak ve bu maden tahribatını durdurmak için daha neyin yok olması gerekiyor? Yetkilileri ve sorumluları derhal alanda acil önlem almaya, maden faaliyetlerini denetleyip durdurmaya ve köylümüzün mağduriyetini gidermeye çağırıyoruz.”

Erdem, "Tarımsal üretimde yaşanan sorunlara çözüm bulunmalı" Haber

Erdem, "Tarımsal üretimde yaşanan sorunlara çözüm bulunmalı"

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, tarım işçilerinin çalışma koşullarına ilişkin yaptığı açıklamada, bu meselenin tek bir ilçenin ya da tek bir kesimin değil, sofrasında meyve sebze gören herkesin sorunu olduğunu vurguladı: "Bu mesele Yenişehir'in ya da bir başka ilçenin sorunu değil. Bizim bölgemizde de tablo farklı değil, İznik ve çevresindeki tarlalarda aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Sofranıza gelen her ürünün arkasında bir emek var, o emeği veren insan hangi koşullarda çalışıyor, bunu bilmek herkesin sorumluluğu. Bugün bir kadın işçi tarlanın bir köşesinde en temel ihtiyacını gideremiyorsa, bu utanç yalnız o tarla sahibinin değil, hepimizin." *"BİR KADIN İŞÇİ DÜŞÜNÜN"* Erkan Erdem açıklamasında şunları söyledi: "Bir kadın işçi düşünün. Sabah beşte kalkıyor, tarlaya gidiyor, öğlen güneşi tepeye vurduğunda 35-40 derece sıcakta çalışmaya devam ediyor. En doğal ihtiyacını gidermek istediğinde karşısında hiçbir şey yok. Ne bir kabin, ne bir perde, ne bir gölgelik. Ya saatlerce dayanacak ya da tarlanın bir köşesinde, başkalarının gözü önünde bir çözüm arayacak." *SU MESELESİ DE AYNI İHMALİN PARÇASI* Tuvalet ve gölge kadar temiz içme suyuna erişim de tarlada çoğu zaman yok. Erkan Erdem bu konuda şunu ekledi: "İşçiler günün en sıcak saatlerinde bile kendi getirdikleri suyla idare ediyor. Bazı bölgelerde işçiler dereden, sulama kanalından su almak zorunda kalıyor, bu hem sağlık hem hijyen açısından ciddi bir risk. İçme suyu, gölgelik ve tuvalet kadar temel bir ihtiyaç." *ARAŞTIRMALAR NE DİYOR* TÜİK'in 2026 yılında açıkladığı 2025 yılı işgücü verilerine göre, Türkiye'de tarım sektöründe istihdam edilenlerin sayısı 4 milyon 560 bin, tarımın toplam istihdamdaki payı yüzde 14,0. Bu sayının önemli bir kısmını, resmi olarak ayrı sayılmasa da, tahminen 1 milyon kişiye ulaştığı düşünülen mevsimlik gezici ve geçici tarım işçileri oluşturuyor. Alanda yapılan saha araştırmaları, işçilerin tuvalet ihtiyacını genellikle tarladaki çalılıklarda gidermek zorunda kaldığını, tarlaya ayrı bir tuvalet kurulmadığını ortaya koyuyor. Kadın işçi örgütlerinin aktardığı tanıklıklarda çok az yerde tuvalet bulunduğu, olanların da çadırdan bir bez parçasıyla kapatılmış olduğu belirtiliyor. *"BU BİR LÜKS DEĞİL, BİR HAK"* Erkan Erdem, konunun uluslararası çalışma hukukunda karşılığı olduğunu hatırlattı: "Türkiye, İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi'ni onayladı, iç hukuka kattı. Şantiyede on işçiye bir seyyar tuvalet standart kabul ediliyorsa, tarlada bu standardın olmaması kabul edilemez." *"ALAY EDENLERE VE MALİYET DİYENLERE CEVABIMIZ VAR"* Sosyal medyada "tarlaya tuvalet mi kurulacak" diyerek konuyla dalga geçenlere şu yanıtı verdi: "Şantiyede, açık alan etkinliklerinde, pikniklerde kiralık tuvalet kabini görüyoruz da tarlada görmeyi neden garipsiyoruz? On işçiye bir kabin, inşaat sektöründe zaten uygulanan bir standart." Maliyet itirazına ise Erkan Erdem şu yanıtı verdi: "Birkaç komşu çiftçi bir araya gelip tek bir kabini ortak kullanırsa kişi başına maliyet küçülür. Bir işçi sıcak çarpmasından hastaneye kaldırılırsa, çiftçinin ödediği bedel bir kabin kirasından çok daha ağır olur." Çiftçinin de mağdur olduğunu kabul ettiklerini belirtti: "Girdi maliyetleri zaten çiftçinin belini büküyor, bunu biliyoruz. Bizim talebimiz bu yükün Tarım İl Müdürlüğü, tarımsal destekleme kalemleri ya da kooperatifler üzerinden karşılanması. Devlet gübreye destek veriyorsa, insana da destek vermeli." *ÇOCUK İŞÇİLER İÇİN DE BİR UYARI* Erkan Erdem, konunun yalnız yetişkin işçileri değil, tarlada büyüyen çocukları da kapsadığını belirterek şunları söyledi: "Temmuz sıcağı bizi bunaltıyorsa, aynı sıcakta tarlada çalışan çocukları da düşünmemiz gerekiyor. Mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, okulun tatil olduğu aylarda genellikle ailesiyle birlikte tarlada çalışıyor ya da çadırda kardeşine bakıyor." İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre son 10 yılda en az 1.803 tarım işçisi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu rakam tarım sektörünün genelini kapsıyor, çocuklara özel değil. Aynı kurumun ayrı çocuk işçiliği raporlarına göre, tüm sektörlerde son 11-12,5 yıllık dönemde en az 670-770 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti, bu ölümlerin başlıca nedeni güvensiz araçlarla yapılan taşımacılık kazaları ve boğulmalar. İki veri seti ayrı olsa da ortak nokta aynı: denetimsizlik. Erkan Erdem sözlerini şöyle bağladı: "Bu tablo bir kader değil, bir tercihin sonucu. Tarım İl Müdürlüğü'nden, kaymakamlıktan ve ilgili bakanlıktan somut adım bekliyoruz, denetim ve güvenli çalışma koşulları sağlanmadığı sürece her yaz aynı kayıplar tekrarlanacak." *PLATFORMUN TALEPLERİ:* Tarım İl Müdürlüğü koordinasyonunda seyyar tuvalet, gölgelik ve içme suyu temini Öğlen 12.00-15.00 arası zorunlu mola Kadın işçiler için ayrı ve güvenli tuvalet birimi İşçi taşımacılığında açık kasa araç kullanımının denetlenmesi ve yasaklanması

Erdem, ‘Emekli kök aylıkları kalıcı olmalı’ Haber

Erdem, ‘Emekli kök aylıkları kalıcı olmalı’

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, "2019'da emeklilerin yüzde 7'si en düşük aylık alıyordu. Bugün bu oran yüzde 31'e çıktı. Yani her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi" dedi. "2019'DA 800 BİN KİŞİYDİ, ŞİMDİ 5,1 MİLYON" Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, temmuz ayında yürürlüğe girecek en düşük emekli aylığı düzenlemesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Erdem, Meclis'e sunulan torba kanun teklifiyle en düşük emekli aylığı 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltileceğini ve 5,1 milyon emeklinin yararlanması beklendiğini hatırlattı. ORTALAMA AYLIKLA ARADAKİ FARK ERİYOR Açıklamada, en düşük emekli aylığı uygulamasının kapsamına dikkat çeken Erdem, uygulamanın 2019'da bin lira ile başladığını ve o dönem yaklaşık 800 bin emekliyi kapsadığını belirtti. Erdem, "2019'da emeklilerin yüzde 7'si en düşük aylık alıyordu. Bugün bu oran yüzde 31'e çıktı. Yani her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi" dedi. Açıklamada güncel rakamlara da yer veren Erdem, “Buna göre Temmuz 2026'da en düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira olurken, ortalama emekli aylığının bunun yalnızca yüzde 17 fazlasıyla yaklaşık 27 bin 700 lira olması bekleniyor. DİSK-AR'ın Temmuz 2025 tarihli raporuna göre emekli aylıklarının asgari ücrete oranı Mart 2025 itibarıyla yüzde 78'e geriledi, 2016 yılına kadar emekli aylığının asgari ücretin üzerinde seyretti” diye konuştu. "SİSTEM DEĞİL, TORBA KANUN BELİRLİYOR" Açıklamada, en düşük emekli aylığı uygulamasının belirli bir kurala bağlı olmadığına dikkat çeken Erdem şunları kaydetti: "2008'de kaldırılan bu uygulamaya, emekli aylıkları çok düştüğü için 2019'da geri dönüldü. Ancak bunu bir sisteme veya kurala bağlanmadı. Her defasında ayrı bir yasal düzenlemeyle yapılıyor. Bu durum otuz yıl prim ödeyen emekliyle daha kısa süre çalışmış emekliyi dipte eşitliyor. Kök aylıkları prim esasına göre kalıcı biçimde güncellenmeli, en düşük aylık uygulaması belirli bir kurala bağlanmalı.”

Erdem, ‘Bağ-Kur’lunun 7 bin 200 gün hayali Meclis’te takıldı’ Haber

Erdem, ‘Bağ-Kur’lunun 7 bin 200 gün hayali Meclis’te takıldı’

Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkan Yardımcısı Erkan Erdem, CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı'nın, Bağ-Kur'lular için emeklilik şartı olan 9 bin prim gününün 7 bin 200 güne düşürülmesini öngören kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu'nda doğrudan görüşülmesi yönündeki önerisinin reddedilmesini eleştirdi. Erdem şunları kaydetti: "Esnaf ve küçük işletme sahibi olan her Bağ-Kur'lu, 9 bin gün primi tamamlayabilmek için 25 yılını işine, tezgahına, dükkanına veriyor. SSK'lı bir çalışan aynı emekliliğe çok daha kısa sürede ulaşabiliyorken, Bağ-Kur'lu neden hala bu eşitsizliğin bedelini ödüyor?” Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkan Yardımcısı Erkan Erdem, CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı'nın, Bağ-Kur'lular için emeklilik şartı olan 9 bin prim gününün 7 bin 200 güne düşürülmesini öngören kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu'nda doğrudan görüşülmesi yönündeki önerisinin reddedilmesini eleştirdi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şubesi Başkan Yardımcısı Erkan Erdem, şunları kaydetti: "Esnaf ve küçük işletme sahibi olan her Bağ-Kur'lu, 9 bin gün primi tamamlayabilmek için 25 yılını işine, tezgahına, dükkanına veriyor. SSK'lı bir çalışan aynı emekliliğe çok daha kısa sürede ulaşabiliyorken, Bağ-Kur'lu neden hala bu eşitsizliğin bedelini ödüyor? Bu sadece bir prim günü meselesi değil, bu ülkede emeğin hangi statüde değersizleştirildiğinin göstergesi. Bu vaat yıllar önce verildi. Bugün hala Meclis'te bir öneri reddedilebiliyorsa, sorun artık bürokratik bir gecikme değil, siyasi bir tercih halini almıştır. Emekçi, esnaf, küçük üretici her seçim döneminde hatırlanıyor, sandık kapanır kapanmaz unutuluyor. Bu teklif bir parti teklifi değil, milyonlarca Bağ-Kur'lunun ortak talebidir. Meclis'in bu talebi görmezden gelmesi, emekliliğini bekleyen insanların yıllarını çalmaktır. Bu konunun bir an önce Genel Kurul gündemine alınmasını ve adil bir şekilde sonuçlandırılmasını talep ediyoruz."

KİRAZLIYAYLA’DA KURŞUN-ÇİNKO KAPALI OCAK İŞLETMESİNE İZİN YOK Haber

KİRAZLIYAYLA’DA KURŞUN-ÇİNKO KAPALI OCAK İŞLETMESİNE İZİN YOK

Yenişehir'de bir şirketin kurşun-çinko kapalı ocak işletmesi kurma çabasının sonuçsuz kaldığını ve gerekli izinlerin verilmediğini belirten Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, “Bu gelişme, köy sakinlerine bir nebze olsun nefes aldırdı. Doğası, suyu ve tarım arazileri üzerindeki baskıyla mücadele eden Kirazlıyayla’da vatandaşlar artık yeni maden projelerini değil, güvenli ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi istiyor” ifadelerini kullandı. Kirazlıyayla’da hayata geçirilmesi planlanan kurşun-çinko kapalı ocak madeni projesine dair kritik bir karar alındığını kaydeden Erdem, “Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan komisyon raporunda, Ergüden Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan “Kurşun Çinko Kapalı Ocak İşletmesi” projesinin ilgili mevzuatla uyumlu olmadığı tespit edildi. Yaklaşık 30 bin 247 metrekarelik sahada uygulanması öngörülen proje hakkında Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün sunduğu görüşte, proje alanının 3 kilometre yakınında zeytinliklerin yer aldığı belirtildi. Raporda, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesi uyarınca zeytinliklerin yakın çevresinde kimyevi atık üreten, toz ve duman yayan tesislerin kurulmasının yasak olduğu vurgulandı” dedi. Erdem, komisyon raporunda ayrıca ÇED Yönetmeliği’nin ilgili maddesine değinilerek, projenin mevcut mevzuata uygun bulunmadığı hallerde ÇED sürecinin sonlandırılması gerektiğinin altının çizildiğine dikkat çekti. Söz konusu kararın sadece teknik bir prosedür değil, uzun yıllardır yürütülen çevre mücadelesinin bir meyvesi olduğunu belirten Erdem, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Kirazlıyayla’da planlanan kurşun-çinko madeni projesine dair yıllardır yaptığımız uyarılar bugün resmi raporlarla kanıtlanmış oldu. Bu durum yalnızca bir maden sahası meselesi değildir. Burada Yenişehir Ovası’nın geleceği, tarımsal üretim, zeytinlikler, su kaynakları ve bölgedeki yaşam alanları söz konusudur. Zeytinliklerin bulunduğu bir bölgede ağır metal riski barındıran madencilik faaliyetlerinin yol açacağı tahribat aşikardır. Kurşun ve çinko madenciliği yalnızca kazı alanını değil; ortaya çıkacak toz, atık ve kimyasal etkilerle birlikte çok daha geniş bir ekosistemi tehdit edebilir. Tarım kenti olarak bilinen Yenişehir’de toprağın, suyun ve üretim sahalarının bu tarz projelerle baskılanmasını kabul etmiyoruz. Yenişehir Çevre Platformu olarak hem hukuki hem de toplumsal düzeyde sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Yenişehir Ovası maden faaliyetleriyle değil; tarımıyla, üretimiyle ve doğal güzellikleriyle anılmalıdır.”

‘Emekliler, alın terinin karşılığını istiyor’ Haber

‘Emekliler, alın terinin karşılığını istiyor’

Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şubesi 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Bursa’da düzenlenen programa katıldı. Yapılan açıklamada, emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekilerek insanca yaşam talebi öne çıkarıldı. Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkanı Kamettin Baştürk, emeklilerin içinde bulunduğu tabloya ilişkin kısa bir değerlendirmede bulundu. Baştürk, “Yıllarca bu ülkeye emek vermiş, üretmiş insanların bugün geçim sıkıntısıyla mücadele etmek zorunda bırakılması kabul edilemez. Emekliler sadaka değil, alın terinin karşılığını istiyor” dedi. Şube Başkan Yardımcısı Erkan Erdem ise emeklilerin giderek derinleşen bir yoksullukla karşı karşıya bırakıldığını belirterek şunları söyledi: “Bugün emekli olmak, dinlenme hakkı olmaktan çıkmış, doğrudan bir yaşam mücadelesine dönüşmüştür. Bu tablo tesadüf değil, yıllardır sürdürülen ekonomik tercihlerin sonucudur. Emekli, ürettiği değerin karşılığını alamıyor. Bu açık bir adaletsizliktir. Yıllarını çalışarak, üreterek bu ülkeye veren emekliler bugün geçim mücadelesiyle karşı karşıya bırakılıyor. Emekli, lütuf değil hakkını istiyor. İnsanca yaşayabileceği bir gelir, eşit ve adil bir düzen talep ediyor. Bizler, emeğin de emeklinin de değersizleştirilmediği bir ülke için mücadele ediyoruz. Emekli yaşarsa toplum yaşar. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.”

Yenişehirli emekliler Bursa mitinginde Haber

Yenişehirli emekliler Bursa mitinginde

Tüm Emeklilerin Sendikası’nın yurdun 7 kentinde eş zamanlı düzenlediği “Sefalete Boyun Eğmiyoruz” mitinglerinden biri Bursa’da gerçekleştirildi. Mitinge, Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkanı Kamettin Baştürk ve Şube Başkan Yardımcısı Erkan Erdem öncülüğünde yoğun katılım sağlandı. Baştürk, emeklilerin artık dayanma sınırını aştığını belirterek, “Yıllarca bu ülkeye emek vermiş insanların bugün yoksullukla sınanması kabul edilemez. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda bir adalet sorunudur. Emekliler hak ettikleri yaşam koşulları için artık daha güçlü ses çıkaracaktır” dedi. Miting sonrası değerlendirmede bulunan Erkan Erdem, emeklilerin yaşadığı ekonomik kaybın artık gizlenemez boyutlara ulaştığını söyledi. DİSK-AR’ın TÜİK verilerine dayandırdığı analize göre, yılın ilk üç ayında en düşük emekli aylığı 2 bin 8 lira değer kaybetti. Bu tabloyu “sessiz ama derin bir yoksullaşma” olarak tanımlayan Erdem, şunları kaydetti: “Artık kayıp rakamlardan ibaret değil, doğrudan yaşamın içinden hissediliyor. Resmi veriler bile bu erimeyi ortaya koyuyor ancak sahadaki gerçek çok daha ağır. Pazarda, markette yaşanan fiyat artışları emeklinin alım gücünü neredeyse yok etmiş durumda. Mutfaktaki enflasyon, açıklanan rakamların çok ötesinde.” Erdem, geçim şartlarının her geçen gün ağırlaştığını vurgulayarak, “Emekliler artık sessiz değil. Eşit, özgür ve insanca bir yaşam talebiyle meydanlarda. Görülmeyen ama büyüyen bir öfke var ve bu tablo sandıkta karşılık bulacaktır” dedi.

‘Yenişehir Gıda OSB için yer seçimi yanlış’ Haber

‘Yenişehir Gıda OSB için yer seçimi yanlış’

Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, ilçede kurulması planlanan Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandığını belirtti. Erdem, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 16 Şubat 2026 tarihli kararıyla, proje alanı içinde ve çevresinde bulunan bazı parsellerin 1’inci ve 2’nci derece arkeolojik sit alanı olarak tescillendiğini vurguladı. Kurul kararına göre Dereköy ve Menteşe mahalleleri sınırlarında yapılan incelemelerde Bizans dönemine ait arkeolojik kalıntılar ve nekropol alanları tespit edildiğini anlatan Erdem, “Bu kapsamda bazı parseller 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilirken, bu statüdeki alanlarda her türlü yapılaşma yasaklanıyor ve yalnızca bilimsel kazı çalışmalarına izin veriliyor” dedi. 34 parselin SİT alanında kaldığını ve konunun ciddi bir hukuki ve planlama sorunu doğurduğunu belirten Erdem, Gıda İhtisas OSB proje alanı içinde yer alan Dereköy Mahallesi’ndeki 34 parselin arkeolojik sit alanı sınırları içinde kaldığını ve bu nedenle 1’inci derece arkeolojik sit alanı olarak tescilleneceğini söyledi. Karacaali bölgesindeki verimli tarım arazilerinin sanayiye açılmasının zaten tartışma yarattığını hatırlatan Erdem, yeni gelişmenin projeyi daha da tartışmalı hale getirdiğini ifade etti. Erdem açıklamasında şunları kaydetti: “Karacaali’de verimli tarım topraklarının sanayiye açılması zaten ciddi bir tartışma yaratmıştı. Şimdi ise proje alanı içinde ve sınırında 1. derece arkeolojik sit alanları tescillenmiş durumda. Verimli tarım topraklarını kaybettiğimiz gibi, şimdi de tarihi değerler risk altına giriyor. Bu tablo karşısında Gıda İhtisas OSB planlarının yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. 1’inci derece arkeolojik sit alanında çivi bile çakılamazken Ticaret Bakanlığı bu bölgede fabrika mı kurmayı planlıyor?”

İliç unutulmadı, Kirazlıyayla için hesap soruldu Haber

İliç unutulmadı, Kirazlıyayla için hesap soruldu

Bursa Su Kolektifi çağrısıyla 13 Şubat 2026 Cuma günü saat 12.30’da, Bursa Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen açıklamada, Kirazlıyayla’daki maden atığı çökmesine ilişkin sorumluların ortaya çıkarılması istendi. Basın açıklamasını çevre aktivisti ve siyasetçi Erkan Erdem okurken, Kirazlıyayla’dan Ayşe Sarı da basın açıklamasının bir kısmını sembolik olarak okudu. Programa Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal katılarak kısa bir konuşma yaptı. Köyde yaşayan vatandaşlar söz alarak yaşadıkları kaygıları dile getirirken zaman zaman duygusal anlar yaşandı. Kirazlıyayla köy muhtarı, Yenişehir'den gelenler ve çevre aktivistlerinin şikayet ve bilgi edinme hakları kapsamında ilgili kurumlara dilekçeler sunduğu bildirildi. Açıklamada, “Aynı ihmal, aynı tehlike, aynı yaşam tehdidi” vurgusuyla, 27 Ocak 2026’da maden sahasında meydana gelen çökme sonrası zehirli atıkların dere yatağına yöneldiği; ağır metallerin suya ve toprağa karışma riskinin halk sağlığı ve ekosistem açısından ciddi tehdit oluşturduğu ifade edildi. Metinde ayrıca, İliç’te yaşanan felaketin unutulmaması ve benzer risklerin Kirazlıyayla’da sürmesine karşı kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiği belirtilerek; tüm analiz sonuçlarının açıklanması, atık taşıma süreçlerinin bağımsız bilimsel denetime açılması ve ihmali bulunanlar hakkında idari ve adli işlemlerin başlatılması çağrısı yapıldı. Bursa Su Kolektifi, doğaya verilen zararın yalnızca bugünü değil gelecek kuşakların yaşam hakkını da etkilediğini vurgulayarak, Kirazlıyayla’da yaşananların üzerinin örtülemeyeceğini ve gerçeklerin açıklanıp sorumluların hesap vermesi gerektiğini bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.