SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eğitim

YENİŞEHİR YÖREM - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'da kadavraya vefa töreni Haber

Bursa'da kadavraya vefa töreni

BUÜ Rektörlüğü Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü tarafından organize edilen törende, kadavra bağışının tıp eğitimi açısından taşıdığı hayati önem bir kez daha vurgulanırken, duygu dolu anlar yaşandı. Törende konuşan BUÜ Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. İlker Mustafa Kafa, kadavra bağışlarının hekim yetiştirilmesinde kritik rol oynadığını belirterek, bağışçıların aileleriyle her zaman güçlü bir bağ kurduklarını ifade etti. Kafa, "Bugün sadece bir kadavrayı ailesine teslim etmiyoruz. Aynı zamanda tıp eğitimine yıllarca katkı sunmuş çok kıymetli bir emaneti de uğurluyoruz. Bağışçılarımız sayesinde öğrencilerimiz yalnızca anatomiyi değil, meslek etiğini ve insan bedenine duyulan saygıyı da öğreniyor" dedi. Bağışçı Cemil Denk'in 6 yıl boyunca tıp öğrencilerinin eğitimine katkı sağladığını belirten Kafa, bu katkının ölçülemeyecek kadar değerli olduğunu dile getirdi. Bağışçı Cemil Denk'in oğlu ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Cemil Denk ise babasının kadavra bağışı kararını yıllar öncesinden aldığını söyledi. Babasının eğitime büyük önem verdiğini belirten Denk, onun vasiyetini yerine getirmenin gururunu yaşadıklarını ifade etti. Denk, "Babam gençlerin iyi eğitim almasını çok önemsiyordu. Sağlığın her şeyden önce geldiğine inanırdı. Bu bağış da onun eğitime verdiği değerin bir göstergesidir" diye konuştu. 1930'lu yıllarda Amasya'nın Merzifon ilçesinde dünyaya gelen Cemil Denk'in askeri kariyerinde önemli görevler üstlendiği, emekli olduktan sonra ise sivil toplum çalışmalarına ağırlık verdiği ve çok sayıda makale ile kitap kaleme aldığı öğrenildi. Programın sonunda, tıp eğitimine yıllarca katkı sunan kadavra dualar eşliğinde ailesine teslim edildi. Üniversite yetkilileri, kadavra bağışının sadece bireysel bir tercih değil, aynı zamanda topluma bırakılan önemli bir bilimsel miras olduğuna dikkat çekti.

Yenişehir'de Tarım Üreticilerine Bitki Koruma Ürünleri Eğitim Haber

Yenişehir'de Tarım Üreticilerine Bitki Koruma Ürünleri Eğitim

İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen bilgilendirme toplantılarında, üreticilere "Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satışı ile Depolanması Hakkında Yönetmelik" ve "Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulanması ve Denetimine İlişkin Yönetmelik" konuları detaylı bir şekilde anlatıldı. B-Reçete ve E-ÜKD Uygulamaları Vurgulandı Eğitimlerde, bitki koruma ürünlerinin tedarikinden kullanımına kadar olan süreçte izlenmesi gereken yasal adımlar ele alındı. Özellikle B-Reçete ve E-ÜKD (Elektronik Bitki Koruma Ürünleri Kayıt Sistemi) uygulamalarının önemi vurgulandı. Üreticilerin, yetkili bitki koruma ürünü bayilerinden ürün tedarik ederken izlemeleri gereken yöntemler ve tutmaları gereken kayıtlar hakkında detaylı bilgi verildi. 2026 Hasat Öncesi Denetim Programı Hatırlatıldı Özellikle gelecek yılın tarımsal faaliyetleri için hazırlanan 2026 Yılı Hasat Öncesi Pestisit Denetimi Programı Talimatı da gündeme geldi. Tarım üreticilerinin, hasat öncesinde yapılacak denetimlere hazır olmaları ve mevzuata tam uyum sağlamaları gerektiği belirtildi. Güvenlik ve Sorumluluklar Hatırlatıldı Eğitim programında, bitki koruma ürünü uygulayıcılarının görev ve sorumlulukları, uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken kurallar ve alınması gereken güvenlik tedbirleri de masaya yatırıldı. Üreticilerin, kendi adlarına kayıtlı arazilerinde zirai mücadele faaliyetlerini sürdürürken hem kendi sağlıklarını hem de çevreyi korumaları gerektiği hatırlatıldı. Yenişehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, bu tür eğitimlerin üreticilerin bilinçlenmesi ve tarımsal üretimde kalitenin artırılması adına önemine dikkat çekerek çalışmaların devam edeceğini belirtti.

YTSO’dan Çifte Destek Haber

YTSO’dan Çifte Destek

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) katkılarıyla hazırlanan proje kapsamında, ilçedeki ihtiyaç sahibi 350 aileye toplam 350 bin TL değerinde alışveriş desteği sağlandı. Hem Sofralar Şenlendi Hem Yerel Kasaplar Kazandı YTSO tarafından belirlenen ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılan 1.000 TL değerindeki destek çekleri, ilçenin yerel ekonomisine katkı sağlayacak şekilde tasarlandı. Çeklerin sadece Yenişehir genelinde faaliyet gösteren kasaplarda et ve et ürünleri alışverişinde geçerli olduğu açıklandı. Bu yöntemle hem yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması sağlandı hem de ilçe esnafına ciddi bir ticaret hacmi kazandırılarak yerel kalkınma desteklendi. "Dayanışma Duygularını Pekiştiriyoruz" Konuyla ilgili YTSO’dan yapılan açıklamada, Ramazan ayının birlik ve beraberlik ayı olduğuna vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi: “Yardımlaşma duygularının en yoğun yaşandığı bu müstesna zaman diliminde, 350 ailemizin sofrasına katkı sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hazırladığımız destek çekleriyle bir yandan ailelerimize nefes aldırmayı, diğer yandan yerel işletmelerimizin yanında olmayı hedefledik.” Yıl Boyu Kesintisiz Sosyal Sorumluluk YTSO’nun sosyal belediyecilik ve toplumsal dayanışma vizyonu sadece Ramazan ayı ile sınırlı kalmıyor. Oda tarafından yapılan bilgilendirmede; her iki bayram döneminde yapılan yardımların yanı sıra, her eğitim-öğretim yılı başlangıcında ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik kırtasiye ve okul yardımlarının da periyodik olarak sürdürüldüğü kaydedildi.

Karacabey Belediyesi'nden öğrencilere sağlıklı beslenme eğitimi Haber

Karacabey Belediyesi'nden öğrencilere sağlıklı beslenme eğitimi

Karacabey Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Özge Gündoğan, verdiği seminerde gençlere sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşlarda kazanılmasının önemini anlattı. Seminerde öğrenciler; obezitenin sağlık üzerindeki etkileri, diyabet riskleri ve ergenlik döneminde dengeli beslenmenin önemi hakkında bilgilendirildi. Gündoğan, doğru beslenme alışkanlıklarının hem fiziksel hem de zihinsel gelişim için büyük önem taşıdığını vurguladı. Okullarda eğitimler sürüyor "Sağlıklı Beslenme Yolculuğum" projesi kapsamında ilkokuldan liseye kadar birçok öğrenciye yönelik eğitimler devam ediyor. Diyetisyen Özge Gündoğan tarafından verilen eğitimlerde; sağlıklı tabak modeli, beslenme çantası hazırlama, gıda okuryazarlığı, obezite ve önlenebilir hastalıklar ve gıda zehirlenmelerinden korunma gibi pek çok konuda öğrencilere kapsamlı bilgiler veriliyor. Ücretsiz diyet danışmanlığı hizmeti Öte yandan Karacabey Belediyesi, vatandaşlara yönelik ücretsiz beslenme ve diyet danışmanlığı hizmetine de devam ediyor. Belediye hizmet masaları aracılığıyla yapılan başvurular doğrultusunda oluşturulan randevular kapsamında danışanlara kişiye özel beslenme programları hazırlanıyor. Süreç, düzenli kontrol seanslarıyla yakından takip edilerek sürdürülebilir sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor. Karabatı: "Sağlıklı nesiller geleceğimizin teminatı" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, gençlerin sağlıklı bir geleceğe sahip olabilmesi için bu tür eğitimlerin büyük önem taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Gençlerimizin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi, hem toplum sağlığı hem de geleceğimiz açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle özellikle okul çağındaki çocuklarımızda doğru ve dengeli beslenme alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılmasını çok önemsiyoruz. 4 Mart Dünya Obezite Günü vesilesiyle düzenlenen bu eğitimler sayesinde öğrencilerimizin obezite, diyabet ve sağlıklı yaşam konularında bilinçlenmesini hedefliyoruz. Karacabey Belediyesi olarak yalnızca altyapı ve sosyal hizmetlerde değil, toplum sağlığını ilgilendiren konularda da aktif çalışmalar yürütüyoruz. Diyetisyenimiz tarafından verilen eğitimlerle çocuklarımızın ve gençlerimizin doğru beslenme konusunda farkındalık kazanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda vatandaşlarımıza sunduğumuz ücretsiz beslenme ve diyet danışmanlığı hizmetiyle de sağlıklı yaşam konusunda destek olmaya devam ediyoruz. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin daha bilinçli, sağlıklı ve güçlü bireyler olarak yetişmesi için eğitim ve farkındalık çalışmalarımızı önümüzdeki süreçte de kararlılıkla sürdüreceğiz."

Nilüfer'e Letonya Büyükelçisi'nden ziyaret Haber

Nilüfer'e Letonya Büyükelçisi'nden ziyaret

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir; Letonya Cumhuriyeti Büyükelçisi Bahtijors Hasans, Letonya Bursa Fahri Konsolosu ve iş insanı Yavuz İskenderoğlu ile beraberindeki heyeti Halk Evi'nde konuk etti. Ziyarette Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Bukle Erman da hazır bulundu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Şadi Özdemir, Letonya ile ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını belirtti. Nilüfer ile Letonya'nın Kekava kentinin 15 yıldır kardeş kent olduğunu hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, bu dostluğun spor şenlikleri etkinlikleriyle pekiştiğini kaydetti. Nilüfer'in, Türkiye'nin en gelişmiş ilçelerinden biri olduğuna dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, "Türkiye'nin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 5. sırada yer alıyoruz. Bünyemizde 6 organize sanayi bölgesi ve 5 bin işletmelik küçük sanayi sitesi barındırıyoruz. Kültür, sanat, spor ve tarım avantajlarıyla Nilüfer, herkesin yaşamak istediği bir çekim merkezi. Sloganımızda da belirttiğimiz gibi; herkesin sesinin yansıdığı bir Nilüfer oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Yönetimde kadın imzası Nilüfer'in aynı zamanda bir kadın kenti olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kadınların iş ve sosyal yaşamda kendilerini güvende hissettiklerini belirtti. Belediye yönetiminde de kadın ağırlığının hissedildiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, "Başkan yardımcılarımız ve müdürlerimizde kadın sayısının fazla olması, kadın şehrine yakışır bir yönetim anlayışıdır" dedi. Kadınların söz sahibi olması mutluluk verici Letonya Büyükelçisi Bahtijors Hasans ise Nilüfer'deki yönetim modelini takdirle karşıladığını belirterek şunları söyledi: "Kadınların hem toplumda hem de kent yönetiminde bu kadar söz sahibi olması mutluluk verici. BM Cenevre Ofisi'ndeki görevimde de savunduğum gibi sistemin yüzde 50'sini denklemden çıkarırsanız, o sistem işlemez. Bu başarılı tabloyu kadın bakanıma da ileteceğim." Eğitim ve gençlik odaklı iş birliği Büyükelçi Hasans, Letonya'nın lojistik avantajlarına ve düşük suç oranına da değindi. İş birliğinde genç nesillerin potansiyelini de vurgulayan Hasans, "Letonya'ya gitmek isteyen gençlerde bir rekor görüyoruz ve bu etkileşimi Türkiye'de geliştirmek istiyoruz" dedi. Ziyaret, karşılıklı hediye takdiminin ardından sona erdi.

28 Şubat dramını gözyaşları içinde anlattılar Haber

28 Şubat dramını gözyaşları içinde anlattılar

Bursa'nın İnegöl ilçesi Şükrünailipaşa İlkokulu sınıf öğretmeni Sakine Zengin, 1991 yılında mesleğe başladığını hatırlatarak, "28 Şubat'ı iliklerine kadar yaşayan bir öğretmenim. 1997 yılına kadar çok rahat bir şekilde görevimizi yapıyorduk ama 28 Şubat 1997 sonrası bütün severek yaptığımız, özveriyle yaptığımız öğretmenliğimizden yavaş yavaş kopmaya başladık. Hep korku içinde yaşadık. Öğrencilerimizle zevkle, heyecanla ders anlatırken anlatırken teneffüslerde dışarıda korkuyla yaşamaya başladık. Süreç çok hızlı gelişti. 28 Şubattan sonra müfettişler sık sık bize uğrayıp cezalar yazmaya başladılar. Kınama, görevden uzaklaştırma, aylıktan kesme gibi cezalar aldık. 1999 yılında. Domaniç'e geldim. Beni en çok üzen yaralayan olaylardan biridir. Bu arada da bütün cezalarımızı tamamlamak üzereydik. Bir görevden uzaklaştırma, atılma kalmıştı. Domaniç'e geldim müdürüm bana "Hocam ben size sınıf veremem bu halinizle" dedi. "Ne yapacağız hocam?" dedim öğretmenler odasında 6 ay 7 ay ta ki 2000 yılının haziranın yedisine kadar öğretmenler odasında oturdum. Bir sınıf tahsis edilmedi bana, sırf örtülü olduğum için müdürüm ceza almaktan korktuğu için. 7 Haziran sabahı 11 gibi öğretmenler odasında oturuyorum, sınıfım yok, hasretle bakıyorum öğrencilerime her gün geliyorum. Müdürüm çağırdı 11 gibi. Girdim baktım içeride 5-6 tane kravatlı insanlar. Anladım tabii ki dedim bu bugün benim herhalde son günüm. Bugünü hiç unutmuyorum. Hayatımdaki en zor andı. Hocam gel dediler, girdim imzamı attım, bir kağıt verdi bana. Tebellüğ ettim. Neyi tebellüğ ettim? Bittiğini. Hocam "Ne yapacağım ben şimdi?" dedim. "Evine git" dedi bana. "Tamamen bitti mi?" dedim. "Bitti" dedi. Elimdeki kağıda baktım. Benim atılmamda başörtülü olduğum için atıldığı yazmıyordu." dedi. "Terörist ilan edildik" Başörtüsü kullandığı için devlet düzenini bozmaktan, teröristlerin yargılandığı durum gibi görevden atıldığını söyleyen Zengin," Bugünü şu anda yaşıyor gibiyim gerçekten. Yani nasıl anlatılır, nasıl diyeyim bilmiyorum ama o merdivenlerden inerken ki duygumu hiçbir zaman anlatamam. Yani dünyanın sona erdiğini düşündüm. 11 yıl görevimden ayrı kaldım. Öğrencilerimden çocuklarımdan ayrı kaldım. Ta ki 2010 yılına kadar. 2010 yılının eylülünde Allah razı olsun cumhurbaşkanımızdan binlerce kere şükürler olsun. 16- 17 yıldır bir fiil tekrar görev yapıyorum. Şu anda çok mutluyum. Bugünleri gösteren rabbime şükürler olsun. Başörtüsü taktığım için okuldan atıldım ama bu sene Ramazan ayında öğrencilerimle beraber ramazanı sınıfımda kutlayabiliyorum. Bu konuda gayet rahat kimseden çekinmeden, bir baskı altında olmadan, Allah'ın emirlerini çocuklarıma öğrenebiliyorum. Çok mutluyum şu anda gene tekrar söylüyorum Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. Çok zor günler geçirdik. Rabbim bir daha o zor günleri asla bu millete yaşatmasın, teşekkür ediyorum, sağ olun." dedi. "Kapıdan içeri almadılar" Erdem Beyazıt Ortaokulu Fen Bilimleri öğretmeni Vahide Coşkun ise," 1999 yılında ilk atamam İstanbul'da Eşrefpaşa Lisesi'ne fen bilimleri öğretmeni olarak yapıldı. Fakat ben büyük bir sevinçle okuluma koştuğumda okula giremedim. Girdim, ilk önce tanıştık, görüştük. Elime ders programı verildi, ders araç gereçlerimi topladım. Tam sınıfıma girecekken, tıpkı şu anda buradaki gibi canlı yaşıyorum bunu. Bütün idareciler kapıdaydılar ve ben de sınıfa girecekken beni kapıda karşıladılar ve sınıfa bu şekilde giremeyeceğim söylendi. Evet, sınıfa şöyle kapıyı bir araladım, içeriye baktım, öğrencilerle şöyle bir göz göze geldim ama sınıfa hiç girmedim. Tamam aşağı buyurun dediler, aşağıda oturdum. Bir gün, birkaç gün öğretmenler odasında oturdum. Birkaç gün sonra kapıya geldiğimde okulun kapısından sokulmadım. Birkaç gün sonra bahçe kapısından sokulmadım ve okula giremediğim için beni istifa etmiş kabul ettiler. Yani okuldasınız ama onlar okula sokmuyorlar, istifa etmiş kabul ettiler ve zorunlu bir istifa dilekçesi yazdırdılar ve ben bu şekilde okuldan eğitim hayatından ayrılmış oldum. Başımı açmamı istediler. Hatta duygu sömürüsü yapıldı. Bu çocuklar sizin yüzünüzden bakın boşta kalıyorlar. Bu çocuklar sizin ilminize ihtiyaçları var, açıp yapın gibi zorlamalarda da bulundular. Ama ben bunu kendime yapamadım. Kendimle çeliştim. Yani kendime saygı duymayacağım bir şekilde sınıfa girseydim, o sınıfta hiçbir çocuğa faydalı olamayacaktım. Kendimi en iyi hissettiğim hal buydu çünkü. Kabul ettim ben de artık yapacak bir şeyim yoktu. Zaten evde küçük bir çocuğum vardı. Bu şekilde ayrıldık, uzaklaştık. Tam 14 yıl geçti üzerinden. Yine burada İnegöl'de oturuyorduk o zamanlarda. İmam Hatip'te ücretli öğretmenlik yapıyordum. O dönemde böyle bir şey olabileceğini, tekrar göreve dönebileceğimiz gibi bir şey oluştu sendika vasıtasıyla. Evet, gerçekten bir yarım dönem sonra da inanılmaz bir şey oldu ve gerçekten döndük" diye konuştu "Atamam yapıldığına sevinemedim" Coşkun sözlerini şöyle sürdürdü: "Döndüğümde şöyle bir duygu yaşadım, bunu paylaşmak istiyorum özellikle. Okuldan çıkıyorum, bunu öğrendim, atama yapılacağını öğrendim ama hiç sevinemiyorum. Neden sevinmiyorum acaba diye kendime sorduğumda, geç gelen şeylerin, geç gelen nimetlerin insanı o kadar çok sevindirmediğini, sevindirse de buruk bir sevinç olduğunu fark ettim. Ve o anda hiç unutmuyorum, milletvekilimiz var, Özlem Zengin şu anda Meclis'te hala. O da aynen benim gibi birisiydi, avukatlık mesleğinden atılmıştı, o anlatıyordu. Aynı duyguyu yaşamış, geç geldiği için böyle bir burukluk vardı içimde. Yaşayamadım, bir sevinç yaşayamadım ben dedi. Bedenime baktım, bedenim yaşlanmıştı. O sevinçle bu bedeni bağdaştıramadım demişti. Gerçekten bunu yaşadık. Başladığımda fark ettim ben nelerden vazgeçmişim, neleri terk etmişim ve benden kaçan şeyler neler olmuş. Çünkü o sevinci ve heyecanı yaşamak istiyorum. Evet, bedenim yaşlandı ve o sevinci yaşayamıyordum. Ama Elhamdülillah şu anda aradan kaç yıl geçti. 2023 yılından beri filler çalışıyorum. 2013'ten beri yeniden sınıflarımızdayız, işte ortamımızdayız. Bize bu imkanı devletimiz sağladı. Yine onların sayesinde buradayız. Bunun farkındayım. Onların bize sağladığı nimetler için çok teşekkür ediyorum onlara. İnşallah hiçbir insan yani karşı görüşte olan bir insanın bile bunu yaşamasını ben istemem. İnsanların hak ve özgürlüklerinin en üst düzeyde tutulduğu şu çağda kimse bunu yaşasın istemem. Ben de başkasına yapmak istemem. Bu hayatta herkes gerçekten inandığı gibi, istediği gibi yaşayabilsin. Ve gerçekten şu anda bak harika bir ders yapıyoruz. Biz kimsenin beynini yıkamıyoruz. Kimseye bir şey empoze etmiyoruz. Fikir empoze etmiyoruz. Nelerle suçladılar o dönemde bizleri Bu suçların hiçbirini işlemiyoruz. Kimseye bir tehditimiz yoktur. Kalemimizle, defterimizle, ilmimizle buralardayız inşallah."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.