SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çocuklar

YENİŞEHİR YÖREM - Çocuklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuklar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şehrin hikayesini çocuklar çizdi Haber

Şehrin hikayesini çocuklar çizdi

2025 yılında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “Şehir Sen Kimsin?” atölyesinde, Nilüfer’de yaşayan 44 çocuk, kente dair algılarını çizdiler. Bu yıl da çocukların çizimleri seramik panoda hayat buldu. Altınşehir Gençlik Merkezi’nin duvarına bulunan eserin açılışı Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, çocuklar, eğitmenler, velilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta konuşan Okan Şahin, “‘Şehir Sen Kimsin?’ Aslında bu, koskoca bir soru. Biz de, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bu soruyu Nilüfer’de yaşayan 44 çocuğumuza sorduk. Onlar cevabı tek tek vermek yerine, hep birlikte vermeyi seçti. Kentlerini anlattılar. Her biri kendi mahallesini, sokağını, anısını bu panoya bıraktı” dedi. Panonun aynı zamanda ortak bir hafıza olduğunu dile getiren Şahin, “Bir yanda bir çocuğun en sevdiği park. Bir yanda bir başkasının okul yolu. Bir köşede en güzel oyunların oynandığı sokak. Tek tek bakınca küçük anılar; bir arada bakınca koskoca bir şehir. Buradan geçen her Nilüferli, bir çocuğun gözünden kendi şehrine bakma şansı bulacak” dedi. “Söz söyler, iz bırakır” Nilüfer’de çocukların sözünü duymanın değerini bildiklerini anlatan Şahin, “Geçtiğimiz yıl Badırga Mahallesi’ndeki çocuklarımız köylerinin kültürel mirasını seramiğe işledi. Bizim Ev’deki özel gereksinimli gençlerimiz, 770 parçalık Bursa silüetini tek tek birleştirmişti. Nilüfer’in en güzel yanı bu: Çocuklar burada yalnızca büyümez. Söz söyler, iz bırakır, eser bırakır” diye konuştu.

Başkan Enes Çelik'ten  Başkan Vekili Şahin Biba'ya ziyaret Haber

Başkan Enes Çelik'ten Başkan Vekili Şahin Biba'ya ziyaret

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, kentin en önemli markası Bursaspor’un şampiyon yönetimini makamında ağırladı. Bursaspor Kulüp Başkanı Enes Çelik ve yönetim kurulu üyelerinin katıldığı ziyarette, sadece kutlama değil, geleceğe yönelik dev iş birlikleri de masaya yatırıldı. "Bursaspor şehrin ortak değeridir" Başkan Vekili Şahin Biba, görüşme sonrası yaptığı resmi açıklamada Bursaspor'un şehir aidiyetindeki önemine dikkat çekti. Biba, "Bursaspor’un şehrimiz için en önemli ortak değerlerden biri olduğu bilinciyle bir araya geldik" dedi. Şampiyonluk tebriği ve gelecek vizyonu Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Başkan Vekili Şahin Biba, Bursaspor’un şehrin en önemli ortak değeri olduğunun altını çizdi. Şampiyonluktan dolayı Enes Çelik ve yönetimini bir kez daha tebrik eden Biba, kulüple belediye arasındaki bağların yeni projelerle güçleneceğini vurguladı. Başkan Vekili Biba: "Çok yakında müjdemizi açıklayacağız" Görüşmenin ana gündem maddesini ise çocuklar ve gençler oluşturdu. Başkan Vekili Biba, "Gençlerimize ve çocuklarımıza yönelik hayata geçireceğimiz destekler, ortak projeler ve iş birlikleri üzerine kapsamlı istişarelerde bulunduk. Çok yakında bu başlıklarda hemşehrilerimizle müjdelerimizi paylaşacağız" ifadelerini kullanarak büyük bir merak uyandırdı.

23 Nisan korteji renkli görüntülere sahne oldu Haber

23 Nisan korteji renkli görüntülere sahne oldu

Çarşıbaşı Hanlar Bölgesi’nden başlayan kortej, Altıparmak Caddesi güzergahını takip ederek Atatürk Stadyumu Kütüphanesi’nde son buldu. Yoğun katılımın olduğu yürüyüşte çocuklar ve aileler bayram sevincini birlikte yaşarken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Kutlamalar, Merinos Parkı’nda saat 14.00 ile 19.00 arasında düzenlenen Çocuk Şenliği’nde sahne gösterileri, oyun alanları ve çeşitli etkinliklerle çocuklar eğlenceleriyle devam edecek. AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş'un da katıldığı kortej yürüyüşünde Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ise yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; "23 Nisan bizim cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gündür. 23 Nisan 1920 açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bağımsızlığımızın ve milli irademizin simgesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bugünü çocuklarımıza armağan etmesi, çocuklarımıza ne kadar güvendiğini ve ne kadar önem verdiğinin en önemli bir göstergesidir. Çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatıdır. Dolayısıyla biz, çocuklarımız bu gece geleceğin teminatıysa, biz de büyükşehir belediyesi olarak çocuklarımızın her alanda eğitimden spora, sağlıktan sanata ne gerekiyorsa elimizden geleni bugüne kadar nasıl yapıldıysa daha gayretli yapmaya çalışacağız."

Ebeveynlere dijital çağ rehberi Haber

Ebeveynlere dijital çağ rehberi

Sağlıklı, başarılı ve mutlu çocuklar yetiştirmenin ebeveyn eğitiminden geçtiğine inanan ve 'Gelecek Aileden Başlar' diyen Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı ebeveyn - uzman buluşma platformu Momtalks, bu yıl da özel Bursa Kültür Okulları’nın ev sahipliğinde Bursa’da düzenlendi. Özel Bursa Kültür Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yıldırım Sırakaya, anne baba olma bilinci taşıyan, bu sorumluluğu önemseyen ve hem evladına hem de öğrencisine karşı görevlerinin farkında olan bireyleri bir arada buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Sırakaya konuşmasında ebeveynlik sorumluluğunun giderek arttığına vurgu yaparak, "Bugün burada gerçekten anne baba olmanın bilincinde, bunu dert edinmiş bireylerle birlikteyiz. Çocuklarımız artık mahallenin, sokağın, büyük ailenin çocuğu olarak yetişemiyor. Modern hayat bizleri biraz daha yalnızlaştırdı. Kaygılarımız artıyor ve farkında olmadan bunları çocuklarımıza da aktarıyoruz. Oysa çocukların en büyük ihtiyacı sevgi, şefkat ve kendilerini önemli hissetmeleri. Bunları şartsız şekilde hissettirmemiz gerekiyor" diye konuştu. "Çocukları hayata hazırlamalıyız" Sırakaya, etkinlik kapsamında çocuklara yönelik şartsız sevgi, şefkat ve muhabbetin nasıl ifade edileceği üzerinde durulacağını vurgulayarak şunları kaydetti; "Özellikle sosyal medyada çok farklı içeriklerin servis edildiğini, iyi öğrencinin, iyi çocuğun, mükemmel çocuğun nasıl ve ne şekilde hayata hazırlanacağıyla ilgili belli bilgi kirliliklerini de hep beraber gözlemliyoruz. Editoryal anlamda neyin doğru neyin yanlış olduğunu maalesef şu an ölçemiyoruz. Hep birlikte bu yolculukta sorumluluk alarak siz anne baba olarak, biz eğitimciler olarak çocuklarımızın hayatında olan, onlara değinen, dokunan, ilgili kurumlarla birlikte çocuklarımızın temel yoksunluklarını gidererek onları hayata hazırlamak gibi bir görevimiz var. "Ebeveynlerin gelişime ve değişime ihtiyacı var" MomTalks’ın fikir annesi Bahar Eriş de, etkinliğin temel amacına dikkat çekerek, "Bizim etkinliklere gelen insanlar genelde öğrenmeye açık insanlar. Bizim temel derdimiz, o gelmeyen insanları buraya nasıl çağırabileceğimiz. Ebeveynlerin gelişime ve değişime çok ihtiyacı var. Siz bugün burada olmak yerine başka bir yerde olmayı tercih edebilirdiniz. Ama buraya çocuğunuzu daha iyi anlamak ve onu daha iyi yetiştirebilmek için geldiniz" dedi. Momtalks Partneri Zeynep İşman ise, çocukları doğu şekilde dinlemenin önemine vurgu yaptı. Anne babaların çocuklarının eğitiminde kullandıkları bilgilerin kaynaklarına dikkat etmeleri gerektiğini belirten Zeynep İşman, "Günümüzde bilgileri genel geçer bir şekilde alıp kullanıyoruz ancak bu bilgilerin hayatımızda, ailemizde ve çocuklarımızın kişiliğindeki geçerliliğini süzgeçten geçirmek gerekiyor. Çocuklarımız dünyayı ilk önce bizim gözlerimizden görüyorlar, bu yüzden davranışlarımızla örnek olmamız çok önemli" şeklinde konuştu. Klinik Psikolog Çağla Tuğba Selveroğlu da, "Duygusal kasları güçlü çocukları yetiştirmek" başlıklı sunumunda çocukların ömürlerinin ebeveynleri ile birlikte geçirdikleri bölümünün yüzde 70’ini 12 yaşına kadar yaşadıklarını belirterek, çocukların bu süre zarfında hayatı ebeveynlerinin tutum ve davranışları ile gördüklerini ifade ederek, bu süreçte çocuklara doğru örnek olmanın önemine vurgu yaptı. Klinik Psikolog Betül Güldal ise, "Mükemmel ebeveyn yorgunluğu" konulu sunumunda günümüzde ebeveynlerin mükemmel anne babalık yapmaya çalışırken yaşadıkları yorgunluktan bahsederek, "Bu konu sosyal medyanın ve teknolojinin gelişimi ile daha da ayyuka çıktı. Şu anda ebeveynlerimiz çocuklara hata yapma hakkı tanımıyor ve bu yolda psikolojik olarak çok yorulup bazen, bu sürecin zevkli taraflarını göremiyorlar. Çocuklarımızın yaptıkları hataların ortaya çıkardığı sorunları çözme yeteneklerini geliştirmeliyiz" dedi. Akademisyen - Yazar Saniye Bencik Kangal, "Ergenlik kapıyı çarpmadan" başlıklı bir sonum gerçekleştirdi. Kangal, insanı insan yapan özelliklerin hayatta kazandığı sosyal beceriler ve manevi ilkeler olduğunu anlatarak, "Biz bu kural ve özellikleri doğduğumuz andan itibaren ebeveynlerimizden öğreniyoruz. Çocukların mizacı çevreleriyle şekilleniyor. Bu anlamda ebeveynlerin sorumluluk almaları çok önemli" şeklinde konuştu. "Yapay zeka çağında ebevenylik: Dijital okuryazarlık ve siber güvenlik" konusunda görüşlerini açıklayan Siber Güvenlik Uzmanı - Yazar Elçin Biren de, teknoloji çağında ebeveynlerin ve çocukların teknolojik imkanları doğru ve güvenli bir şekilde kullanabilmelerinin yollarını anlatırken, Eğitimci - Yazar Müjdat Ataman da "Akran zorbalığına dur de" başlığı altında günümüz şartlarında çocukları hayatın her alanına doğru şekilde hazırlanmasının yolların anlattı. Konuşmacıların, davetlilerin sorularını da yanıtladığı programda aynı zamanda konuşmacılar, kitaplarını okurları için imzaladı. Etkinlikte aynı zamanda çocuklar için çeşitli dallarda atölye etkinlikleri düzenlendi.

Bahar aylarında bu hastalıklar peşinizi bırakmayabilir Haber

Bahar aylarında bu hastalıklar peşinizi bırakmayabilir

Üst solunum yolları enfeksiyonları, doktora başvurmanın önde gelen sebepleri arasında yer aldığını ifade eden uzmanlar, zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep olduğunu söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en çok görülen ve en fazla iş gücü kaybına neden olan hastalıkların başında geldiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, "Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan faktörler virüslerdir. Virüslerin zayıf düşürdüğü bireylerde diğer bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilir. En çok bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları nezle ve grip olmakla birlikte, bu hastalıklar sinüzit, tonsillit (bademcik iltihabı), orta kulak iltihabı ve larenjite neden olabilir" dedi. Üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artıran faktörleri anlatan Op. Dr. İdil Öztürk, "Alerjik bünyeye sahip olma, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler riski artırabilir. Bu hastalıklar daha çok mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülür. Damlacık enfeksiyonu biçiminde ortaya çıkar, yani yakın mesafeden konuşma, öpme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşmalarını kolaylaştırır. Virüs, bulaşı olan yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de bulaşır. Gereksiz antibiyotik kullanımını önlemek amacıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarının tanısında viral hastalık farklarının bulunması gerekir" diye konuştu. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını şöyle sıraladı: "Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Soğuk mevsimlerde daha sıktır. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. 5 yaşın altındaki çocuklar yılda ortalama 8-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. Klinik belirtiler genellikle hafiftir. Hafif ateş, burun akıntısı, hapşurma bazen öksürük, en sık rastlanan belirtilerdir. Özel bir tedavisi yoktur. Komplikasyon gelişmezse hastalık kendini sınırlar ve ortalama bir hafta sürer. Antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burunu açmak için okyanus suyu içeren spreyler, bazen ateş düşürücü-ağrı kesiciler, destekleyici tedavi olarak uygulanır. Hastayı izleyen doktor ikincil bakteri enfeksiyonu eklendiğini görürse antibiyotik başlayabilir." İnfluenza virüslerinin yol açtığı üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk, "Virüsün 3 tipi vardır. Tip A insanlar, domuzlar ve kümes hayvanlarında, Tip B sadece insanlarda hastalık yapar. Tip C ise insanlarda çok hafif belirtilere yol açar. Sıklıkla ani başlayan yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tanıda grip benzeri hastalık belirtileri olan ve bu şikâyetlerden herhangi biri ile başvuran olgulardan boğaz, burun ya da geniz sürüntüsü alınarak yapılan hızlı tarama testleri kullanılabilir. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotik verilmez ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, zatürre gibi ikincil enfeksiyon, komplikasyon olarak eklenmiş ise antibiyotik kullanılır. Tedavi için bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir ancak etki için tedaviye hızlı başlanması gerekir ve hastalığın seyrini ancak 1-2 gün kısaltır. Bu yüzden ilaç kullanımı daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk taşıyan çocuklar veya hastaneye yatırılması gereken vakalar için önerilmektedir. Grip, bazı insanlar için daha tehlikelidir. Bebekler ve küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerinde olanlar, gebeler, bazı hastalıklara sahip kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar en yüksek risk altındadır. Gripten korunmanın en etkin yolu, grip aşısıdır. Dünya Sağlık Örgütü 6 aydan büyük tüm çocuklar ve erişkinlere her yıl aşı uygulanmasını önermektedir. İki tip aşı mevcuttur. İlki 6 aylıktan büyük herkese uygulanabilen ölü virüs içeren aşıdır. İkincisi burun spreyi olarak uygulanan canlı zayıflatılmış grip aşısıdır, bu aşı 5-49 yaş arası sağlıklı, ek kronik hastalığı bulunmayan bireylere uygulanmak üzere onay almıştır. 6 ay- 9 yaş arası küçük çocuklarda yüksek düzeyde yeterli cevap oluşması için, aşının bir ay ara ile iki doz yapılması önerilmektedir. Çocuklarda ve yüksek risk grubunda özelikle aşı uygulanması önerilmektedir" diye konuştu. AkutFarenjit ve tonsilit, yutak ve bademciklerin ani başlayan enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk şöyle devam etti; "Virüs veya bakteriyel kaynaklı olabileceği için etkene göre tedavi metodu değişiklik gösterir. Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Bronşit ve zatürre önemli komplikasyonlardandır. Bakteriyel sebeplerle oluşan farenjitte hastalık daha ağır seyreder. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri ( boğazdan alınan örnek ile hızlı antijen tarama testi) sonucu etkenin bakteri olduğu düşünülürse uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Orta kulak iltihabı ise çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay asındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Çocukta huzursuzluk, sık ağlama ve kulaklarını tutma gibi belirtiler olur. Genellikle bakteriyeldir ve doktor kontrolünde antibiyotik tedavisi gerekebilir. Akut sinüzit, yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Yine sıklıkla viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Vira enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir. Op. Dr. İdil Öztürk, söz konusu bu üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için hijyene ve el yıkamaya özen gösterilmesi, kalabalık ortamlardan uzak durulması, kalabalık ortamların sık sık havalandırılması, hasta kişilere mümkünse maske taktırılması ve fazla yaklaştırılmaması, yaşa uygun ve dengeli beslenilmesi, mevsime uygun giyinilmesi gerekir."

Nilüfer’in hikayesi çocukların fırçasında hayat buldu Haber

Nilüfer’in hikayesi çocukların fırçasında hayat buldu

Nilüfer Belediyesi ile Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen "Nilüfer Resim Yarışması"nın ödül töreni ve sergi açılışı Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Bu yıl "Nilüfer’in Çocuklarıyız" temasıyla gerçekleştirilen yarışmaya, ilçe genelindeki 19 farklı okuldan öğrenciler katılarak eserleriyle kente dair duygu ve düşüncelerini resmetti. Düzenlenen törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Aydın Narin ve Mehmet Orhan, öğretmenler, öğrenciler ve aileleri katıldı. Bir şehir, kendini anlatan çocuklarıyla büyür Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, uzun yıllardır sürdürülen yarışmanın kentin kültür ve sanat hayatı açısından önemli bir değer olduğunu söyledi. Yarışmanın yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda çocukların kendilerini ifade ettikleri güçlü bir alan olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, "Bu yılki konu başlığımız ‘Nilüfer’in Çocuklarıyız’dı. Çünkü bir şehir, kendini anlatan çocuklarıyla büyür" dedi. Son 14 yılda bin 455 öğrencinin yarışmaya katıldığını açıklayan Başkan Şadi Özdemir, çocukların eserlerinde samimiyet ve özgünlüğün öne çıktığını ifade ederek, "Çocuklar fırçayı eline aldığında yapmacıklık ortadan kalkıyor. Her biri ayrı bir duygu, ayrı bir bakış açısı taşıyor" diye konuştu. Yarışmaya katılan tüm öğrencileri tebrik eden de Başkan Şadi Özdemir, ödül alan öğrencilerin yanı sıra katılım gösteren her çocuğun bu sürecin değerli bir parçası olduğunu sözlerine ekledi. Dereceye giren öğrenciler ödüllerini aldı Alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucunda yarışmada birinciliği Halil İnalcık Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi İdil Ece Topan kazandı. İkincilik ödülü Özel 22. Yüzyıl Koleji öğrencisi Derin Su Bulut’a, üçüncülük ödülü ise Nilüfer Şehitler Ortaokulu öğrencisi Nisanur Acar’a verildi. Mansiyon ödüllerine ise Akçalar Fahriye Sayarel Ortaokulu’ndan Esma Nur Kıran, Saadettin Türkün Ortaokulu’ndan Mete Eymen ve Vahide Aktuğ Ortaokulu’ndan Hüseyin Arslan layık görüldü. Nilüfer Resim Yarışması kapsamında öğrencilerin eserlerinden oluşan sergi, 8 Nisan’a kadar Konak Kültürevi’nde sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Çocuklarda geniz eti tedavisinde geç kalınmamalı Haber

Çocuklarda geniz eti tedavisinde geç kalınmamalı

Geniz eti ve bademcik dokularının bağışıklık sisteminin önemli parçaları olduğunu ifade eden Özel Medicana Sağlık Grubu KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, bu dokuların vücudu enfeksiyonlara karşı koruduğunu belirtti. Öztürk, geniz eti ve bademciklerin en büyük boyutlarına genellikle 2 ile 6 yaş arasında ulaştığını belirterek, "Bu dönemde anneden geçen bağışıklık etkisi azalır ve çocuğun kendi bağışıklık sistemi devreye girer. Çocuklar bu süreçte mikroplarla daha fazla karşılaştıkları için erişkinlere göre daha sık hastalanırlar. Bağışıklık sisteminin yoğun çalışması nedeniyle bu yaşlarda geniz eti ve bademcik büyümeleri daha sık görülür" dedi. Geniz etinin burun arkasında yer aldığı için ağızdan görülemediğini, kamera veya röntgen ile tespit edilebildiğini belirten Öztürk, geniz eti enfeksiyonlarının burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, ateş ve orta kulak iltihabı gibi sorunlara yol açabileceğini söyledi. Öztürk ayrıca geniz eti büyümesinin horlama, ağız açık uyuma, uykuda nefes durması, konuşma bozukluğu, çene gelişiminde bozulma ve kulakta sıvı birikmesine bağlı işitme kaybına da neden olabileceğini ifade etti. Bademcik enfeksiyonlarının ise boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş, ağız kokusu, boyunda şişlik, halsizlik ve eklem ağrılarına yol açabileceğini dile getiren Öztürk, bademcik büyümesine bağlı olarak da horlama, ağız açık uyuma, uykuda nefes durması ile konuşma ve beslenme sorunlarının görülebileceğini kaydetti. İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi müdahalenin gündeme geldiğini vurgulayan Öztürk, "Ameliyat için kesin bir yaş sınırı yoktur. Karar hastaya verdiği zarara göre verilir. Genel olarak bademcik ameliyatı için 3 yaş sonrası uygun görülürken, geniz eti ameliyatı gerekli durumlarda 1 yaşında bile yapılabilir. Çocuğun büyümesini beklemek bazı durumlarda hastaya zarar verebilir ve tedavinin başarısını azaltabilir" diye konuştu. Ameliyatların genel anestezi altında yapıldığını belirten Öztürk, bademcik ameliyatının dokunun kapsülü ile birlikte çıkarılması, geniz eti ameliyatının ise büyüyen dokunun temizlenmesi şeklinde uygulandığını söyledi. Ameliyat süresinin genellikle 30 ile 60 dakika arasında değiştiğini belirten Öztürk, çoğu hastada aynı gün taburcu işlemi yapılabildiğini, bazı durumlarda ise kanama riskine karşı bir gece hastanede gözlem gerekebileceğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.