SON DAKİKA
Hava Durumu

#Başörtüsü

YENİŞEHİR YÖREM - Başörtüsü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Başörtüsü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’dan Azerbaycan’a başörtüsü tepkisi: “Eğitim hakkı engellenmemeli” Haber

Bursa’dan Azerbaycan’a başörtüsü tepkisi: “Eğitim hakkı engellenmemeli”

Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının kısıtlandığı iddialarına tepki göstermek amacıyla Bursa Ulu Cami bahçesinde basın açıklaması düzenledi. Platform Başkanı Murat Eryağan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarına dikkat çekerek, “Azerbaycan kendi halkının değerleriyle barışmalı” çağrısında bulundu. Bursa’da bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Azerbaycan’da başörtüsü nedeniyle öğrencilerin eğitim hakkından mahrum bırakıldığı yönündeki iddiaları protesto etti. Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu öncülüğünde Ulu Cami bahçesinde gerçekleştirilen basın açıklamasına sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. “Başörtüsü Yasağına Hayır!” sloganıyla düzenlenen programda, Azerbaycan yönetimine din ve vicdan özgürlüğü ile eğitim hakkının korunması çağrısı yapıldı. “AZERBAYCAN BİZİM CANIMIZ, ÖZ KARDEŞİMİZDİR” Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu Başkanı Murat Eryağan, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki tarihî ve kültürel bağlara dikkat çekerek iki ülke arasındaki dayanışmanın temel hak ve özgürlükler konusunda da sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Eryağan, “Azerbaycan bizim canımız, öz kardeşimizdir. Karabağ zaferinde nasıl tek yürek olduysak, bugün oradaki mazlum ve inançlı kardeşlerimizin yaşadığı temel hak kayıplarında da aynı hassasiyetle yanlarındayız” dedi. Başörtüsü nedeniyle kız öğrencilerin eğitimden uzaklaştırılmasının kabul edilemeyeceğini savunan Eryağan, şöyle konuştu: “İki devlet, tek millet şiarı, sadece siyasi ve askerî alanda değil; inanç, kültür ve medeniyet değerlerimizde de ortak hareket etmeyi gerektirir. Nüfusunun tamamına yakını Müslüman olan kardeş bir ülkede, başörtüsü nedeniyle kız çocuklarımızın eğitim hakkından mahrum bırakılması kabul edilemez.” Eryağan, Azerbaycan yönetiminin söz konusu uygulamalardan vazgeçmesini beklediklerini ifade etti. “ŞEHİT AİLELERİNİN ÇOCUKLARI DA ETKİLENİYOR” Platform adına basın açıklamasını okuyan Sözcü Yusuf Özgör, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin karşılaştığını ileri sürdüğü uygulamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özgör, Karabağ savaşında hayatını kaybeden askerlerin ailelerinden gelen kız öğrencilerin de başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmaya çalışıldığını iddia etti. Azerbaycan halkının tarih boyunca inancını koruduğunu belirten Özgör, yönetimin eğitim alanındaki uygulamalarını eleştirdi. Özgör ayrıca ülkedeki farklı dinî topluluklara yönelik uygulamalarla başörtülü öğrencilerin durumunun karşılaştırılması gerektiğini savundu. TÜRKİYE’NİN 28 ŞUBAT SÜRECİNİ HATIRLATTI Yusuf Özgör, konuşmasında Türkiye’de geçmişte yaşanan 28 Şubat sürecine de değindi. Başörtüsü nedeniyle eğitim hayatında yaşanan kısıtlamaların toplumsal sonuçlarını hatırlatan Özgör, Azerbaycan yönetiminin Türkiye’nin geçmişteki deneyimlerinden ders çıkarması gerektiğini söyledi. Özgör, “Toplumu kutuplaştıran, ülkemize maddi ve manevi büyük zararlar veren 28 Şubat uygulamalarının mimarları, bu düzenin bin yıl süreceğini hayal ediyorlardı” ifadelerini kullandı. Başörtüsü konusunda din ve vicdan özgürlüğünün esas alınması gerektiğini savunan Özgör, Azerbaycanlı yetkililere uygulamaları yeniden değerlendirme çağrısında bulundu. “KENDİ MİLLETİNİZİN DEĞERLERİYLE BARIŞIN” Basın açıklamasında Azerbaycan yönetimine yönelik eleştirilerini sürdüren Özgör, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının korunmasını istedi. Özgör, “Kendi milletinizin değerleri ile barışın. Masum yavruların gözyaşlarını, anaların feryatlarını dindirin” sözleriyle çağrısını yineledi. Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu, eğitim hakkının inanç ve kıyafet tercihleri nedeniyle sınırlandırılmaması gerektiğini vurguladı. Ulu Cami bahçesinde gerçekleştirilen basın açıklaması, yapılan duaların ardından sona erdi. Haber, Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformunun açıklamalarına dayanmaktadır. Azerbaycan’da başörtüsüne ilişkin uygulamaların hukuki kapsamı ve platformun dile getirdiği somut hak ihlali iddiaları bağımsız olarak doğrulanmış değildir.

28 Şubat dramını gözyaşları içinde anlattılar Haber

28 Şubat dramını gözyaşları içinde anlattılar

Bursa'nın İnegöl ilçesi Şükrünailipaşa İlkokulu sınıf öğretmeni Sakine Zengin, 1991 yılında mesleğe başladığını hatırlatarak, "28 Şubat'ı iliklerine kadar yaşayan bir öğretmenim. 1997 yılına kadar çok rahat bir şekilde görevimizi yapıyorduk ama 28 Şubat 1997 sonrası bütün severek yaptığımız, özveriyle yaptığımız öğretmenliğimizden yavaş yavaş kopmaya başladık. Hep korku içinde yaşadık. Öğrencilerimizle zevkle, heyecanla ders anlatırken anlatırken teneffüslerde dışarıda korkuyla yaşamaya başladık. Süreç çok hızlı gelişti. 28 Şubattan sonra müfettişler sık sık bize uğrayıp cezalar yazmaya başladılar. Kınama, görevden uzaklaştırma, aylıktan kesme gibi cezalar aldık. 1999 yılında. Domaniç'e geldim. Beni en çok üzen yaralayan olaylardan biridir. Bu arada da bütün cezalarımızı tamamlamak üzereydik. Bir görevden uzaklaştırma, atılma kalmıştı. Domaniç'e geldim müdürüm bana "Hocam ben size sınıf veremem bu halinizle" dedi. "Ne yapacağız hocam?" dedim öğretmenler odasında 6 ay 7 ay ta ki 2000 yılının haziranın yedisine kadar öğretmenler odasında oturdum. Bir sınıf tahsis edilmedi bana, sırf örtülü olduğum için müdürüm ceza almaktan korktuğu için. 7 Haziran sabahı 11 gibi öğretmenler odasında oturuyorum, sınıfım yok, hasretle bakıyorum öğrencilerime her gün geliyorum. Müdürüm çağırdı 11 gibi. Girdim baktım içeride 5-6 tane kravatlı insanlar. Anladım tabii ki dedim bu bugün benim herhalde son günüm. Bugünü hiç unutmuyorum. Hayatımdaki en zor andı. Hocam gel dediler, girdim imzamı attım, bir kağıt verdi bana. Tebellüğ ettim. Neyi tebellüğ ettim? Bittiğini. Hocam "Ne yapacağım ben şimdi?" dedim. "Evine git" dedi bana. "Tamamen bitti mi?" dedim. "Bitti" dedi. Elimdeki kağıda baktım. Benim atılmamda başörtülü olduğum için atıldığı yazmıyordu." dedi. "Terörist ilan edildik" Başörtüsü kullandığı için devlet düzenini bozmaktan, teröristlerin yargılandığı durum gibi görevden atıldığını söyleyen Zengin," Bugünü şu anda yaşıyor gibiyim gerçekten. Yani nasıl anlatılır, nasıl diyeyim bilmiyorum ama o merdivenlerden inerken ki duygumu hiçbir zaman anlatamam. Yani dünyanın sona erdiğini düşündüm. 11 yıl görevimden ayrı kaldım. Öğrencilerimden çocuklarımdan ayrı kaldım. Ta ki 2010 yılına kadar. 2010 yılının eylülünde Allah razı olsun cumhurbaşkanımızdan binlerce kere şükürler olsun. 16- 17 yıldır bir fiil tekrar görev yapıyorum. Şu anda çok mutluyum. Bugünleri gösteren rabbime şükürler olsun. Başörtüsü taktığım için okuldan atıldım ama bu sene Ramazan ayında öğrencilerimle beraber ramazanı sınıfımda kutlayabiliyorum. Bu konuda gayet rahat kimseden çekinmeden, bir baskı altında olmadan, Allah'ın emirlerini çocuklarıma öğrenebiliyorum. Çok mutluyum şu anda gene tekrar söylüyorum Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. Çok zor günler geçirdik. Rabbim bir daha o zor günleri asla bu millete yaşatmasın, teşekkür ediyorum, sağ olun." dedi. "Kapıdan içeri almadılar" Erdem Beyazıt Ortaokulu Fen Bilimleri öğretmeni Vahide Coşkun ise," 1999 yılında ilk atamam İstanbul'da Eşrefpaşa Lisesi'ne fen bilimleri öğretmeni olarak yapıldı. Fakat ben büyük bir sevinçle okuluma koştuğumda okula giremedim. Girdim, ilk önce tanıştık, görüştük. Elime ders programı verildi, ders araç gereçlerimi topladım. Tam sınıfıma girecekken, tıpkı şu anda buradaki gibi canlı yaşıyorum bunu. Bütün idareciler kapıdaydılar ve ben de sınıfa girecekken beni kapıda karşıladılar ve sınıfa bu şekilde giremeyeceğim söylendi. Evet, sınıfa şöyle kapıyı bir araladım, içeriye baktım, öğrencilerle şöyle bir göz göze geldim ama sınıfa hiç girmedim. Tamam aşağı buyurun dediler, aşağıda oturdum. Bir gün, birkaç gün öğretmenler odasında oturdum. Birkaç gün sonra kapıya geldiğimde okulun kapısından sokulmadım. Birkaç gün sonra bahçe kapısından sokulmadım ve okula giremediğim için beni istifa etmiş kabul ettiler. Yani okuldasınız ama onlar okula sokmuyorlar, istifa etmiş kabul ettiler ve zorunlu bir istifa dilekçesi yazdırdılar ve ben bu şekilde okuldan eğitim hayatından ayrılmış oldum. Başımı açmamı istediler. Hatta duygu sömürüsü yapıldı. Bu çocuklar sizin yüzünüzden bakın boşta kalıyorlar. Bu çocuklar sizin ilminize ihtiyaçları var, açıp yapın gibi zorlamalarda da bulundular. Ama ben bunu kendime yapamadım. Kendimle çeliştim. Yani kendime saygı duymayacağım bir şekilde sınıfa girseydim, o sınıfta hiçbir çocuğa faydalı olamayacaktım. Kendimi en iyi hissettiğim hal buydu çünkü. Kabul ettim ben de artık yapacak bir şeyim yoktu. Zaten evde küçük bir çocuğum vardı. Bu şekilde ayrıldık, uzaklaştık. Tam 14 yıl geçti üzerinden. Yine burada İnegöl'de oturuyorduk o zamanlarda. İmam Hatip'te ücretli öğretmenlik yapıyordum. O dönemde böyle bir şey olabileceğini, tekrar göreve dönebileceğimiz gibi bir şey oluştu sendika vasıtasıyla. Evet, gerçekten bir yarım dönem sonra da inanılmaz bir şey oldu ve gerçekten döndük" diye konuştu "Atamam yapıldığına sevinemedim" Coşkun sözlerini şöyle sürdürdü: "Döndüğümde şöyle bir duygu yaşadım, bunu paylaşmak istiyorum özellikle. Okuldan çıkıyorum, bunu öğrendim, atama yapılacağını öğrendim ama hiç sevinemiyorum. Neden sevinmiyorum acaba diye kendime sorduğumda, geç gelen şeylerin, geç gelen nimetlerin insanı o kadar çok sevindirmediğini, sevindirse de buruk bir sevinç olduğunu fark ettim. Ve o anda hiç unutmuyorum, milletvekilimiz var, Özlem Zengin şu anda Meclis'te hala. O da aynen benim gibi birisiydi, avukatlık mesleğinden atılmıştı, o anlatıyordu. Aynı duyguyu yaşamış, geç geldiği için böyle bir burukluk vardı içimde. Yaşayamadım, bir sevinç yaşayamadım ben dedi. Bedenime baktım, bedenim yaşlanmıştı. O sevinçle bu bedeni bağdaştıramadım demişti. Gerçekten bunu yaşadık. Başladığımda fark ettim ben nelerden vazgeçmişim, neleri terk etmişim ve benden kaçan şeyler neler olmuş. Çünkü o sevinci ve heyecanı yaşamak istiyorum. Evet, bedenim yaşlandı ve o sevinci yaşayamıyordum. Ama Elhamdülillah şu anda aradan kaç yıl geçti. 2023 yılından beri filler çalışıyorum. 2013'ten beri yeniden sınıflarımızdayız, işte ortamımızdayız. Bize bu imkanı devletimiz sağladı. Yine onların sayesinde buradayız. Bunun farkındayım. Onların bize sağladığı nimetler için çok teşekkür ediyorum onlara. İnşallah hiçbir insan yani karşı görüşte olan bir insanın bile bunu yaşamasını ben istemem. İnsanların hak ve özgürlüklerinin en üst düzeyde tutulduğu şu çağda kimse bunu yaşasın istemem. Ben de başkasına yapmak istemem. Bu hayatta herkes gerçekten inandığı gibi, istediği gibi yaşayabilsin. Ve gerçekten şu anda bak harika bir ders yapıyoruz. Biz kimsenin beynini yıkamıyoruz. Kimseye bir şey empoze etmiyoruz. Fikir empoze etmiyoruz. Nelerle suçladılar o dönemde bizleri Bu suçların hiçbirini işlemiyoruz. Kimseye bir tehditimiz yoktur. Kalemimizle, defterimizle, ilmimizle buralardayız inşallah."

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.