SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anadolu

YENİŞEHİR YÖREM - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Asırlık köfteli çorba geleneği bu yıl da devam etti Haber

Asırlık köfteli çorba geleneği bu yıl da devam etti

Abdal Mehmet Hazretleri'ni yâd etmek için yılda bir kez pişen çorbadan içmek isteyen binlerce kişi, uzun kuyruklar oluşturdu. Anadolu'da yetişmiş büyük velilerden Abdal Mehmet Hazretleri'ni anmak için yaklaşık 500 yıldır yaşatılan gelenek çerçevesinde bu yıl da köfteli çorba dağıtıldı. Abdal Mehmet Hazretleri, dağıtılan çorbanın ve okunan duanın ardından kabri başında yad edildi. İçinde pirinç ve köfte olan çorba ilk yapıldığı tarif olan 500 yıl önceki gibi yapılmaya özen gösteriliyor. Bu yılda pişen çorbadan içmek isteyen vatandaşlar Abdal Mehmet Hazretleri'nin türbesinin bulunduğu alana geldi. Yaklaşık 80 yıl önce devlet erkanı tarafından yapılan anma etkinliklerini 8 yıldır bir fiil gerçekleştirdiklerini belirten Vatan Sevdalıları Platformu Başkanı Tarkan Gani, "Bundan 600 yıl evvel Abdal Mehmet Hazretleri, öğrencisi olan Eşref Rumi Hazretleri'ne "Git bana bir tas köfteli çorba getir" diye buyuruyor. Eşref Rumi Hazretleri nereye gitse köfteli çorbayı bulamıyor. Abdal Mehmet Hazretleri, "Otur yanıma, üzülme" diyor. Y, yerden almış olduğu çamurları köfte haline getirip tencerenin içine atıyor. Yaptığı çamurlar bir süre sonra köfte haline geliyor. O günden bugüne, Kurban Bayramı'nın 4. günü yaklaşık 600 yıl gelenek devam etmiş. 1940 yılında bir ara verilmiş. 2019 yılında başlatmak bize nasip oldu. Bu yıl da 8'incisini düzenliyoruz" diye konuştu.

Anadolu'nun seramik kültürü Bursa'da konuşuldu Haber

Anadolu'nun seramik kültürü Bursa'da konuşuldu

Osmanlı'nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü'nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.

Doç. Dr. Gökçen Çatlı: "Bir Abdullah Çatlı ölür, bin Abdullah Çatlı dirilir" Haber

Doç. Dr. Gökçen Çatlı: "Bir Abdullah Çatlı ölür, bin Abdullah Çatlı dirilir"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Çatlı' filmi galası vatandaşların yoğun ilgisini çekti. 2 ayrı salonda gösterime giren film, öncesi basın mensuplarının sorularını cevaplayan Abdullah Çatlı'nın kızı Doç. Dr. Gökçen Çatlı, "Türkiye'de hatta yurt dışında da birçok kurum, kuruluş ve kişiler tarafından büyük bir teveccüh gördüğü için teşekkür ederiz. Bizim yaşadığımız o dönemi bu kadar büyük kitlelerce sahipleneceğine inanmazdık tabii ki, ama bir olunca ve inanınca o milli birlik yeniden hasıl oluyor" dedi. Muhabir tarafından sorulan, "Herkes biliyor ki Çatlı, Susurluk'ta vefat etti. Ancak filmin sonunda ise vefat yok gibi" sorusuna Doç. Dr. Çatlı şu şekilde cevap verdi: "Aslında babam malum suikastte o an Hakk'ın rahmetine kavuşmuyor. Kısa bir süre daha hayatta kalıyor. Bir de şöyle bir durum var. Kahramanlar ayakta ölür fakat ruhları ebedidir ve yurda tekrar can vermek için yeniden ruh olarak dirilirler. Hepimizin içinde o şehitlerimizin bir parçası var. Bir Abdullah Çatlı ölür, bin Abdullah Çatlı dirilir. Kadim Türk tarihi benzer hadiselerle dolu. Görüyoruz ki biz 17'nci Türk devletini yaşıyoruz. Allah daim etsin. Bugüne kadar süreklilik dahilinde geldiysek şayet biz o ruha borçluyuz bunu. Kahraman ruhuna borçluyuz. Bizler de genlerimizde damarlarımızdaki asil kanda geçmiş atalarımızın ruhunu o kadim dik duruşlarını taşıyoruz. O yüzden elbette ki bitmez. Belki aramızda niceleri vardır ama onlar isimsizlerdir ve gölgededirler. Hiçbir şeyi vitrin önünde desinler diye yapmazlar. Malum bir suikasta ve karalama kampanyası ile birlikte mecbur oldukları için kitlelerce, teşkilatlarca, ailelerce savunulmaya mecbur kalınır ki devletimiz ve milletimiz zeval görmesin diye." BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı ise yaptığı konuşmada, filmin Anadolu insanının toprağı, bayrağı ve değerleri için neler yapabileceğini anlatan bir film olduğunu söyledi. Alfatlı, "Yitik bir neslin 1980 öncesi vatanı, milleti, bayrağı, devleti için mücadele eden bu neslin evlatlarıydı Abdullah Çatlı. Sonrasında da Ermeni Asala terör örgütünün ve biliyorsunuz özellikle diplomatlarımızı, bürokratlarımızı, insanımızı Avrupa'nın göbeğinde şehit eden, katleden hain kahpe terör örgütüne karşı yapmış olduğu mücadeleyi de anlatan aynı zamanda film Abdullah Çatlı'ya ve onun gibi bu vatan, millet, bayrak uğruna şehit olan hayatını kaybeden bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Gerçekten gençlerimizin, Anadolu insanının temiz pak pırıl pırıl Anadolu insanının ve gençlerin vatanı için bayrağı için ülkesi için kutsalları ve değerleri için neleri yaptığını, neleri yapması gerektiğini de belki bir şekliyle sanat yönüyle de belki anlamış olacağız, anlatılmış olacak. Ben bütün gençlerimizi gerçekten vatanını, bayrağını, ülkesini seven bütün gençleri de aynı zamanda bu filme davet ediyorum, izlemelerine davet ediyorum. Tabii ki şehidimiz Muhsin başkanımız, hayatını kaybettiği zaman Abdullah Çatlı'nın, onun cenazesine giden tek siyasi parti genel başkanıydı. Orada da sordukları zaman, 'Mesai arkadaşımızdı. Yiğit bir Anadolu evladıydı. Vatanını, bayrağını, ülkesini, devletini seven ve bu uğurda canını seve seve feda edecek yiğit bir kardeşimizdi' dedi. Arkasında duran, yanında duran da biliyorsunuz şehidimiz Muhsin başkanımızdı" diye konuştu. Salonu dolduran vatandaşların ve davetlilerin selamlanmasının ardından nefesler kesen film büyük bir beğeniyle izlendi.

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri Haber

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri

Geçen yılın temmuz ayında Bursa'nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasında yükselen alevler, sadece ormanları değil, yürekleri de dağlamıştı. Rüzgarın amansız ıslığıyla beslenen yangın, binlerce dekar yeşil alanı siyaha boyarken, Karahıdır Mahallesi'ne kadar dayanmış, yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. O günlerden geriye, dağların bağrında açılan devasa, kapkara yaralar kaldı. Bugün Gürsu ve Kestel yamaçlarında gezinirken, siyahlaşmış kozalaklar, kömürleşmiş ağaç dalları ve griye çalan çıplak toprak, o kabus dolu günlerin dilsiz tanıkları gibi duruyor. Rüzgar estikçe, yanan ağaçların hüzünlü iniltisi duyuluyor ve geçen yazın ağlatan günlerini hatırlatıyor. Yükseltilerin arasında, binlerce dekar griye çalan alanın ortasında göz kamaştırıcı bir manzara, bir umut isyanı yükseliyor. Yangının pençesinden sahiplerinin bakımları sayesinden kurtulan, dağların kuytusunda saklı 50 dönümlük şeftali bahçeleri, baharın gelişiyle pembe çiçeklere durdu ve büyüleyici bir görsel şölen sundu. Siyah ve pembenin epik savaşı Doğanın kucağında, siyah ile pembenin epik bir savaşı yaşanıyor adeta. Bir yanda ölümün, yok oluşun ve karanlığın simgesi simsiyah, çıplak yamaçlar; diğer yanda ise yaşamın, yeniden doğuşun ve umudun habercisi, narin ama dirençli pembe şeftali çiçekleri. Bu manzara, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir tefekkür vesilesi. Karamsarlığa, umutsuzluğa kapılan yüreklere, en zifiri karanlığın bile arkasında bir ışık, bir yaşam pırıltısı olduğunu fısıldıyor. Umut çiçekleri Anadolu'nun ruhu Bu pembe çiçekler, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Anadolu'nun, Türk milletinin dirençli ruhunun da bir yansıması olabilir mi? Yüzyıllardır nice badireler, nice savaşlar, nice doğal afetler atlatmış bu topraklarda, umut hiçbir zaman sönmedi. Her yıkımın ardından yeniden inşa edildi ve her kışın ardından yeniden bahar getirildi. Karahıdır'daki şeftali bahçesi, bize bu kadim gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Siyah ile pembenin destansı savaşı, aslında ölüm ile yaşamın, umutsuzluk ile umudun savaşı. Ve bu savaşta zafer, her zaman yaşamın ve umudun oluyor. Gürsu ve Kestel'in siyah yamaçlarında açan pembe şeftali çiçekleri, sadece Bursa'ya değil, tüm Türkiye'ye umut aşılıyor. Bize, en zor anlarda bile umudu kaybetmemeyi, yeniden doğuşa inanmayı öğretiyor. Siyahların arasında inatla açan, doğayı renklendiren ve yeni bir başlangıcı simgeleyen bu pembe çiçekler, karanlığa sıkılmış bir kurşun, umutsuzluğa atılmış bir tokat gibi görenleri etkiliyor, duygulandırıyor. Çiftçi bu yıldan umutlu Karahıdır Mahallesi çiftçilerinden olan ve yanmayan şeftali bahçesinin sahibi Ali Kiraz, geçen yıl yaşanan yangını halen unutamadığını belirterek, "Dağın arkasında başlayan yangın dağ, tepeleri aşarak bizim köye doğru geldi. Mahalleli olarak büyük mücadele verdik ama rüzgara ve alevlere karşı daha fazla savaşamadık. Bahçemizin etrafında birkaç ağaç yandı ama biz alevler gelince terk ettik burayı, yanar dedim ve bahçeyi ağlayarak bırakıp gittim" dedi. Kiraz, 15 yaşındaki 25 dönümlük bahçelerinin yangından yara almadan kurtulduğunu ifade ederek, "Şu anda yüzde 80 açtı çiçekler. Bahçemiz pembeye büründü. Şeftali ağaçları siyaha karşı umutla açtıysa biz de umutluyuz gelecekten. Alın teriyle iş yaptığımızın göstergesi, Allah bize yardım ediyor rızkımızı veriyor. Soğuk ve don yapmazsa hava iyi verim alırız inşallah" diye konuştu. Komşuları Hamdi Ülgen'in de bahçesinin yangından aynı şekilde kurtulduğunu anlatan Kiraz, onların bahçesinin de çiçekle renklendiğini kaydetti.

Yıldırım'da Kuruluş ve Fetih Sempozyumu başladı Haber

Yıldırım'da Kuruluş ve Fetih Sempozyumu başladı

Yıldırım Belediyesi’nin, Bursa’nın fethinin 700. Yılı nedeniyle; Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle düzenlediği ‘Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi’ sempozyumu 16 farklı üniversiteden 36 bilim insanın katılımıyla başladı. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve 2 gün sürecek olan sempozyuma ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Muzaffer Şeker, Bursa Vali Vekili Hulusi Doğan, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Mudanya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Barış Hasan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Vakıflar Bölge Müdürü Haluk Yıldız, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, meclis üyeleri, akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Düzenleme kurulu başkanlığını Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in yaptığı sempozyumda 2 gün boyunca; Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu, teşkilatlanma çalışmaları, kuruluş ve fatih sürecinde Anadolu’daki genel durum, fetih dönemi mimari eserler, Bursa’nın fethi, Bursa’da şehirleşme, dönemin sosyal ve dini yaşamı gibi konular ele alınacak. Osmanlı dibacesi Bursa Sempozyumun açılış konuşmasını yapan ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; şehirleri anlamak için o şehirleri kuran ruhu, kültürü ve medeniyeti de anlamak gerektiğini vurguladı. Bursa’nın kutlu ve müstesna bir kent olduğunu belirten Başkan Yılmaz; "Osmanlı’nın ‘Dibacesi’ olarak anılan bu müstesna kent, koca bir medeniyetin inşa edildiği ilk büyük merkezdir. Bursa’nın fethi, kutlu bir zaferin ötesinde bir çağın kapısının aralanmasıdır. Bir topraktan ziyade bir gönlün kazanılmasıdır. Fetihle birlikte Bursa; Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra, ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastane burada açılmış, ilk çini burada hayat bulmuş ve bu kadim şehir; vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgahı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. O ruh; adalettir, o ruh; merhamettir, o ruh; ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıdır" ifadelerini kullandı. Ecdat gönülleri kazandı Yıldırım’ın tarihi, kültürel ve sosyal açıdan Bursa’nın kalbinde yer aldığına dikkat çeken Başkan Oktay Yılmaz; "Yıldırım, medeniyet tasavvurumuzun en önemli merkezlerinden biridir. Yıldırım Bayezid Han’ın adıyla anılan bu güzel topraklar; külliyeleriyle, darüşşifalarıyla, ilim yuvalarıyla önemli bir medeniyet modelidir. Ecdadımız Bursa’yı fethederken sadece surları aşmadı; gönülleri de kazandı. Çünkü onlar için fetih; almak değil ihya etmekti. Hükmetmek değil, adaletle yaşatmaktı. Bugün bizlere düşen görev ise bu büyük mirası yalnızca anmak değil; anlamak, yaşatmak ve yarınlara taşımaktır. Çünkü biliyoruz ki; mazisiyle bağı zayıf olanın istikbali de zayıf olur. Köklerinden kopan bir şehir, ruhunu kaybeder. Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez, şehrinin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez, medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Temennimiz odur ki; bu sempozyum, fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olsun ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü oluştursun" diye konuştu.

BUÜ’de akredite olan programlara teşekkür belgesi Haber

BUÜ’de akredite olan programlara teşekkür belgesi

Rektörlük A Salonunda gerçekleşen programda açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci, kalite ve standardizasyon kavramlarının Anadolu topraklarındaki tarihi kökenlerine dikkat çekti. 1502 tarihli Bursa İktisat Kanunnamesi’ni örnek gösteren Çiftci, Türk standartlarının ve müşteri memnuniyeti esaslı yönetim anlayışının bu coğrafyada 500 yılı aşkın bir geçmişi olduğunu hatırlattı. Günümüzde Batı kaynaklı modellerle uygulanan bu kültürün aslında özümüzde var olduğunu belirten Çiftci, üniversite yönetimi olarak akreditasyon süreçlerine her türlü mali ve idari desteği sürdüreceklerini vurgulayarak emek veren tüm personele teşekkür etti. "Üniversitemiz kalite bilincini pekiştirdi" Akreditasyon Kurul Başkanı Prof. Dr. Ercan Şimşek ise üniversitenin kalite bilincini artık tamamen pekiştirdiğini ifade etti. Akreditasyonun sürdürülebilir olması gereken bir yolculuk olduğunu belirten Şimşek, ilk dönemlerdeki zorlukların geride kaldığını ve artık sürecin çok daha profesyonel ve hızlı ilerlediğini dile getirdi. Şimşek, bu başarının arkasındaki en büyük gücün üst yönetimin kararlılığı ve hocaların özverili çalışmaları olduğunu sözlerine ekledi. "Hedef, 2026 sonunda 24 akredite program" MEYOK Koordinatörü Prof. Dr. Çağatan Taşkın da ulaşılan somut başarılar hakkında bilgi verdi. 2024-2025 yılları itibarıyla 12’si tam, 2’si şartlı olmak üzere toplam 14 programın akredite edildiğini duyuran Taşkın, 2026 yılı sonuna kadar bu sayıyı 24’e çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Taşkın, bu sürecin sadece bir belge almaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda üniversite bünyesinde geniş bir mentör kadrosu yetiştirerek kurumsal bir kalite kültürü oluşturduklarını vurguladı. Törene; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cafer Çiftci ve Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Akreditasyon Kurul Başkanı Prof. Dr. Ercan Şimşek, MEYOK Koordinatörü Prof. Dr. Çağatan Taşkın ile çok sayıda akademisyen katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.