SON DAKİKA
Hava Durumu

#Amerika

YENİŞEHİR YÖREM - Amerika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Amerika haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

New York’ta Türk-Amerikan medya dostluk gecesi Haber

New York’ta Türk-Amerikan medya dostluk gecesi

New York şehrindeki Türk Evi’nde TC Başkonsolosluğu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen organizasyon, Türk dostu Amerikalı gazeteciler ve burada görev yapan Türk medya mensuplarının yanısıra Amerika’da yaşayan Türk toplumunun önemli temsilcilerini de buluşturdu. Etkinlikler öncesinde başlayan resepsiyona TC New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal da bizzat katılarak konuklarla tek tek ilgilendi. Organizasyon davetlilerden tam not aldı. Eşsiz bir sergi Resepsiyonun ardından Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimine ışık tutan, diplomatik belgelerden basın kupürlerine, kültürel etkinliklerin izlerinden toplumsal hafızaya kadar pek çok belgenin yer aldığı "Türkiye'deki Amerika: 1910-1970" başlıklı serginin açılışı yapıldı. Açılışta konuşan KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, serginin iki ülke ilişkilerindeki tarihsel sürece ve karanlıkta kalan süreçlere ışık tuttuğunu belirtti. Daha sonra Doç. Dr. Sefer Darıcı tarafından oluşturulan arşiv koleksiyonuna dayanan ve Dr. Özgenur Reyhan Güler küratörlüğünde hazırlanan sergi ziyaretçilere sunuldu. İlk defa sergilenen diplomatik belgelerden ve ilginç haberlerden oluşan basın kupürlerine, kültürel etkinliklerin izlerinden toplumsal hafızaya kadar pek çok belgenin yer aldığı sergi 20 Eylül’e kadar sanatseverlerle buluşmaya devam edecek. Sergi, 21-24 Eylül’de de New Jersey’deki Paterson Müzesi’nde sanatseverlerin ilgisine sunulacak. Sergide yer alan eserler Darıcı tarafından tek tek anlatıldı. Küratör Dr. Özgenur Reyhan Güler, çok kıymetli bir organizasyonun içerisinde bu sergiyi yaptıklarını ifade ederek, “Türk-Amerikan ilişkilerine ışık tutan ve Doç. Dr. Sefer Darıcı hocamın kişisel arşivinden çıkarttığı, bendeniz küratörlüğünü yaptığım hem de akademik çalışmalarıyla birleştirdiğim güzel bir deneyim oldu. Öncelikle Türkiye'deki Amerika sergisini açtık ardından da Küresel Gazeteciler Konseyi'nin önderliğinde bir ödül töreni ile taçlandırdık. Güzel bir organizasyon oldu ve Türk-Amerikan ilişkilerine dair diplomatik belgelerden, arşivlere, fotoğraflardan, Osmanlı belgelerine ulaştığımız güzel bir seri, 1910 ve 1970 arası gerçekleştirdiğimiz önemli bir sergiyi bir araya getirdik Türk toplumuyla” ifadelerini kullandı. Başkonsolos: Zor iş başarıldı Serginin ardından Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK)’nin misyonuna uygun olarak düzenlenen Uluslararası Medya Dostluk Ödülleri de sahiplerini buldu. Törenin açılışında konuşan Türkiye’nin New York Başkonsolosu Yazal, medyanın gücüne ve kamu diplomasisine katkısına değinerek, bu organizasyona ev sahipliği yapmaktan mutlu olduklarını ifade etti. Başkonsolos Yazal, çok güzel bir gece olduğunu ifade ederek, “Aslında iki tane bambaşka ve tek başına bir geceyi dolduracak faaliyeti bir arada yapmış olduk. Sergiden başlayayım. Sergi gerçekten enteresan. Belki yeni kuşak için ne ifade edecek onu kestirmek zor ama benim kuşağım için bizim haberleri gazeteden aldığımız, haberciliğin ve dünyanın hızının ve bütün diplomasinin hızının daha düşük olduğu bir dönemi hatırlatıyor bize. O dönemden nerelere geldiğimizi bir daha düşündürüyor. Çok enteresan, hani o zamanlar haberin bu kadar zor alındığı, yayıldığı, aktarıldığı bir dönemde dahi Türkiye'de, Amerika'daki gelişmelerin aslında ne kadar yakından takip edildiğinin de bir göstergesi” dedi. Başkonsolos Yazal şu ifadeleri kullandı: “Serginin önünden geçerken açıkçası hem geçmişi hatırladım hem de o günleri nasıl bu işleri yapıyormuş basınımız diye de düşündüm. Bunun benzeri sergileri, bu işi organize eden değerli yapımcılarla, hocamızla konuştuk. Benzerlerini de tekrar yapabilme planlarının da şimdiden başlattık. Ödül törenine gelince, ödül töreni bence burada pek çok gazetecimiz var. Hepsi inanılmaz emek veriyorlar. Kimisi Amerikan-Türk toplumunu, Amerika'daki gelişmeleri, kimisi Birleşmiş Milletleri takip ediyor. Birleşmiş Milletleri takip edenler, yani pek çok gazeteci bir ülkeyi takip edemezken bütün dünyayı takip etmek durumunda kalıyorlar. Ama bir yandan da ben kendim birinci elden şahidim. Hangi konuda olursa olsun bizim yardımımıza, desteğimize koşuyorlar. Buradaki faaliyetlerimizin haberleştirilmesinde de bize destek sağlıyorlar. Onun için buradan hiç ayrımı yapmadan hepsine çok çok teşekkür ediyorum. KGK ABD temsilcisi Dilek Kaya bu fikri bana getirdiği zaman gerçekten iyi bir fikir dedik. Ama bunun zor bir iş olacağını da tahmin ediyordum. Bu kadar organizasyonu yapmak, Türkiye'den insanları getirmek, işte bu sergiyi düzenlemek öyle kolay bir iş değil. Biz burada yaptığımız faaliyetlerden biliyoruz. Ondan çok daha çetrefilli ve karmaşık bir işin altından kalkılması büyük başarıdır. Bu da bizi şaşırtmadı açıkçası.” DİM: Misyonumuza yakıştı Daha sonra kürsüye gelen Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanı Mehmet Ali Dim “Amerika Birleşik Devletleri'nde görev yapan gazeteciler gerek Amerikalı olsun gerek Türk olsun hepsi bizim için kıymetli. Türk dostu olanlar özellikle çok kıymetli. Ve bugün bu akşam burada verdiğimiz ödüllerin sahipleri de zaten Türk dostu Amerikalı gazeteciler. Türkiye'nin daha çok lehine haber yapan, Türkiye'nin birçok hassas olduğu noktada hassasiyet gösteren gazeteciler ve tabii ki burada Türkiye adına uzun yıllardan beri görev yapan başarılı Türk gazeteciler. Küresel Gazeteciler Konseyi, sadece bir meslek kuruluşu değil, aynı zamanda kamu diplomasisine destek veren, kamu diplomasi faaliyetlerine, ülkemizin medya diplomasi yoluyla katkı sunan bir örgüt olduğumuz için bu bizim misyonumuza uygun bir faaliyet oldu” dedi. Ve ödüller Konuşmalardan sonra Dilek Kaya’nın sunumuyla devam eden ödül töreninde, İHA'dan Aytan Mammadil Rilley En iyi ABD Medya Operasyon Ödülü, Yavuz Donat Behzat Barış Onur Ödülü, Anadolu Ajansı’ndan Şerife Çetin En İyi BM Muhabiri Ödülü, CNN Türk’ten Yunus Paksoy En iyi Diplomasi Muhabiri Ödülü, Bünyamin Sürmeli En iyi İklim Gazeteciliği Ödülü ve Özgenur Reyhan Güler En İyi Sürdürülebilir Diplomasi ödülünü aldı. En İyi Gazeteci Ödülüne SABC News‘ten Bryce Pease Sherwin, En İyi Diplomasi Gazeteciliği ödülüne UNCA’dan Edith Lederer, En İyi Foto Muhabirliği Ödülüne Anadolu Ajansı’ndan Mustafa Bassim, En İyi TV Diplomasi Gazeteciliği Ödülüne Frank Ucciardo, En İyi Dijital İçerik Ödülüne Deniz Çelik, En İyi Dijital Fotoğrafçılık Ödülüne Hakkı Akdeniz, Türk – Amerikan Dostluk Ödüllerine ise Ali Rıza Doğan, Erhan Yıldırım ve Jane İlknur layık görüldü. Ödül plaketlerini New York Başkonsolosu M. Ahmet Yazal takdim etti. Ayrıca, organizasyona destek veren kişi ve kurumlara teşekkür plaketleri KGK adına Genel Başkan Dim ile Genel Başkan Vekili İsmail Bayazıt, Genel Başkan Yardımcısı Nalan Yazgan, Kurucular Yavuz Donat ve Aynur Tattersell ile İngiltere temsilcisi Alparslan Düven ve ABD Temsilcisi Dilek Kaya tarafından takdim edildi.

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç: ''Son 300 yılda egemen olan sistem artık çöktü'' Haber

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç: ''Son 300 yılda egemen olan sistem artık çöktü''

Bu açık görülüyor. Bu aynı zamanda Avrupa'nın ve Amerika Birleşik Devletleri'nin üzerine kurulduğu medeniyetin iflasıdır" dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Ombudsmanlık Topluluğu öğrencilerinin düzenlediği 'Ombudsman Gençlerle Buluşuyor' etkinliği yoğun ilgi gördü. Mete Cengiz Kültür Merkezi'nde düzenlenen panele, Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz ve üniversite öğrencileri katıldı. 'Türkiye Yüzyılında Ombudsmanlık ve Üniversiteler' konu başlıklı bir konuşma yapan Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, "Ukrayna'yı 300 yıl yönetmişiz. İlgilenme hadi bakalım. Ya da Yemen, hadi ilgilenme. Ya türküsü var. Kültürümüze işlemiş. Peki Irak ve Suriye! Tolunoğulları'ndan sayarsak bin 200 yıldır Türkler tarafından yönetiliyor. Veya Filistin. Hadi ilgilenme bakayım. Mescid-i Aksa, Kudüs. İlk kıblemiz. Müslümanlar için en önemli beldelerden biri. Hadi ilgilenme bakayım. Tarih çekiyor, kültür çekiyor. Ya da Karabağ, hadi ilgilenme. Nasıl ilgilenmeyeceksin! Siz istediğiniz kadar kaçın. Tarih sizi bırakmıyor, bırakmaz da. Osmanlı Devleti 400 yıl boyunca Orta Doğu'yu adaletle yönetti. Çekilmesinin ardından bölgede huzur kalmadı. Şimdi bakıyorsunuz bugüne. Son 100 yılda özellikle İsrail devletinin kurulmasından sonra İsrail işgale devam ediyor. Yerlerinden etmiş yerlerinden, topraklarını işgal etmiş. Evlerini yıkmış, kendisi bina yapmış oraya. Yetmemiş çadırda yaşayanları bir daha sürgün etmiş, bir daha sürgün etmiş. En son Gazze'ye sıkışmışlar. Avuç içi kadar yer ya, avuç içi kadar. Tam 70 günden beri bombalanıyor. 45 bin ton bomba bırakıldı. Amerikalıların 2'nci Dünya Savaşı'nda Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı atom bombasının tesirinin 4 katı tesirinde bomba bırakıldı. 2 yıldan beri Ruslarla Ukraynalılar savaşıyor. 2 yılda attıkları bombanın 2 katı kadar bomba bırakıldı. Avuç içi kadar yere ya. Kilometrekareye 100 ton bomba düşüyor. Anneler, ölü bebeklerine sarılıyor, koklayıp mezara koyuyorlar. 20 bin insan öldü. Kimsenin gıkı çıkmıyor. Birleşmiş Milletler'de 'Ateşkes sağlansın mı, sağlanmasın mı' diye oylama yapılıyor. 153 ülke oy veriyor. Amerika İsrail'le yalnız kalıyor. Ama Amerika veto ediyor bunu. Böyle bir dünyada adalet olur mu? Böyle bir dünyada huzurun olması mümkün mü" dedi. Tarih boyunca kim zulüm yapmışsa, zamanı gelince, o zulmün karşılığında cezasını gördüğünü ve göreceğini belirten Şeref Malkoç, "İsrail insanlık suçu işliyor, katliam yapıyor. Savaş değil katliam. İnşallah hep beraber göreceğiz. Bunun karşılığını görecekler. Yargılanacaklar. Başta Netanyahu olmak üzere ve gereken cezayı verecekler. Bunda tereddüt yok. Ama burada önemli olan vicdan sahibi olan insanların imtihanıdır. Ahlak sahibi olan, hukuktan ve adaletten yana olan insanların tavrı ve tutumudur. Şunu memnuniyetle belirteyim ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye'nin sesi gür çıktıkça Washington'dan Endonezya'ya, Tokyo'dan Malezya'ya, Londra'dan Berlin'e kadar vicdan sahibi, ahlak sahibi olan insanlar harekete geçmeye başladı. Şu açıkça görülüyor. Hani dünyanın değişik yerlerinde zulümler var. Bunları da hissediyoruz ama Filistin olayı, Gazze olayı dünya için bir laboratuardır. Bu laboratuarın bilimsel sonucu şudur: Özellikle son 300 yılda egemen olan ve 2'nci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan sistem artık çöktü. Bu açık görülüyor. Bu aynı zamanda Avrupa'nın ve Amerika Birleşik Devletleri'nin üzerine kurulduğu medeniyetin iflasıdır. Gazze olayının Filistin olayının sonucu budur. Dünyanın huzura, barışa, refaha ve adalete ihtiyacı olduğunu ifade eden Malkoç, "İşte bunun için dünyada yeni bir medeniyet, ahlaka dayalı, adalete dayalı, insafa dayalı, hakkaniyete dayalı, yeni bir medeniyet kurmak zorundayız. Bunun öncülüğünü Türkiye yapacak, Türkiye'de bunu siz yapacaksınız arkadaşlar. Yeni bir medeniyet yani Türkiye Yüzyılı, sizin omuzlarınızda yükselecek. Çok şükür Sayın Cumhurbaşkanımız bunun öncülüğünü yapıyor. Türkiye bunun öncülüğünü yapıyor" diye konuştu. Osmanlı Devleti'nin dünyayı adaletle yönettiğine dikkat çeken Malkoç, "Osmanlı aslandı, aslan. 600 yıl boyunca adaletle yönetti. Ama her insan gibi, her topluluk gibi, her millet ve devlet de doğar, yaşar, büyür, ölür. O Osmanlı aslandı. Onu emperyalistler işgal etti. Yurdumuzu işgal ettiler ve parçaladılar ve o aslanı öldürdüler. Ama o aslan ölürken bir yavru doğurdu. O yavrunun adı Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Soruyorum şimdi, aslanın yavrusu kedi mi olur? Aslanın yavrusu karga mı olur? Aslanın yavrusu aslan olur değil mi? O aslan küçükken yani Türkiye Cumhuriyeti daha yeni doğmuşken Ege'de hakkını yediler, Kıbrıs'ta hukukunu gasp ettiler, farklı yerlerde hakkını, hukukunu çiğnediler. Ama şimdi o aslan büyüdü, büyüdü, büyüdü ve yüzüncü yılını kutladı. Etrafına bakmaya başladı. Akdeniz'de nerede hukukum çiğnenmiş, nerede hakkım yenmiş deyip hakkını hukukunu aramaya başladı. İşte Avrupa Birliği rapor yayınlıyor. Amerika Birleşik Devletleri bildiri yayınlıyor. Kim ne söylerse söylesin arkadaşlar. Tarih bize şunu göstermiştir. Bu aziz millet hakkının çiğnendiği yerde hukukunun yendiği yerde durmaz. Hakkını söke söke alır. Alacağız inşallah. Ama bunu yaparken de uluslararası hukuka göre yapacağız. Hakkımızı da kimseye çiğnetmeyeceğiz. Değerli arkadaşlar bunun için yine Alparslan Gazi'lere ihtiyaç var. Yeni Fatih Sultan Mehmet'lere ihtiyaç var. Yeni Mimar Sinan'lara yeni Ali Kuşçu'lara ihtiyaç var. Mevlana'lara, Yunus Emre'lere, Hacı Bektaş-ı Velilere, Hacı Bayram-ı Velilere ihtiyaç var" ifadelerini kullandı

Erbakan'dan Amerika'nın İncirlik askeri üssünü kapatalım teklifi Haber

Erbakan'dan Amerika'nın İncirlik askeri üssünü kapatalım teklifi

En azından zulme karşı bir duruş sergileyip adım atmış olalım” dedi.   Partisinin düzenlenen programı nedeniyle depremin merkez üssü Kahramanmaraş’a gelen Erbakan, şehirde bulunan Samsun Çarşısı esnaflarını ziyaret etti. Esnaf ziyareti sonrası partililerle buluşan Erbakan, “Bugün Kahramanmaraş halkının nasıl bir İslam kardeşliği ve ümmet bilincine sahip olduğunu arkadaşlarımız ile beraber müşahade ettik. Kendileri daha birkaç ay önce yakınlarını, ailelerini kaybetti. Kahramanmaraş adeta yerle bir oldu en büyük acıları daha birkaç ay önce yaşadılar. Ama bugün diyorlar ki, ‘Biz bütün acılarımızı unuttuk şuanda Gazze’deki acılarımızı unuttuk, o bombalanan kadınlar ve çocuklara ağlıyoruz’ diyorlar” dedi.  Adana ve Malatya’daki Amerikan üslerinin kapatılması gerektiğini ifade eden Erbakan, “Bir taraf açık bir şekilde göz göre göre işgalci iken, bir tarafta gerçek ev sahibi iken biz ne yapalım kendi aranızda halledin ateşkes yapın biz taraf olamayız diyemeyiz. Bizim ecdadımız asırlar boyunca mazlumun yanında taraf oldu. En azından şu doğalgazı ve petrolü, şu zulme destek olan Amerika’ya ve batılı ülkelere satmayı Müslüman ülkeler durdursun. Allah petrolün üçte ikisini, doğalgazın yarıdan fazlasını Müslüman ülkelere verdi. En azından şu petrolün ve doğalgazın vanasını kısalım. Bu zulme açıkça destek veren Amerikan yönetiminin burada İncirlik’teki askeri üssünü kapatalım. En azından zulme karşı bir duruş sergileyip adım atmış olalım. İsrail’i İran’ın füzelerine karşı korumak üzere Malatya’da Kürecik’te kurulmuş olan radar üssü var. neden Malatya’ya kurulmuş İsrail’e kursunlar. İsrail’e kurarlarsa menzili yetmiyor. İran’dan ateşlenen füzeyi ateşlediği anda ateşlediği anda algılaması için İran’a daha yakın bir noktada olması lazım. Bu katil Siyonist İsrail rejimini korumak bize mi kaldı Allah aşkına. Kapatalım şu Kürecik radar üssünü” ifadelerini kullandı.  İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaş suçu işlediği ve tutuklanması gerektiğini ifade eden Erbakan, “İslam ülkelerinde ve pek çok Müslüman ülkede Amerika’nın askeri üsleri var ve bu askeri üsleri kapatalım. Biz de Erbakan hocamız gibi, ‘Kuvvet ve kudret sahibi Amerika değil, cenabı Allah’tır deyip adım atalım. Tabi Türkiye öncülüğünde bu İsrail ve Amerika mallarının boykot edilmesi, Netanyahu’nun adalet divanında yargılanması için gerekli baskının oluşturulması. Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkarılması için gerekli girişimlerin yapılması ve Ukrayna’dan dolayı Putin’e bunu uluslararası toplum yaptı. Netanyahu burada apaçık Ukrayna’nın yüz misli büyük bir suç işleyip katliam yapıyor. Bu tutuklanmayacakta kim tutuklanacak. Bu yargılanmayacakta kim yargılanacak” diye konuştu.  İsrail saflarında savaşan İsrail ve Türkiye Cumhuriyeti çifte vatandaşların tespit edilmesi ve yargılanması gerektiğini de söyleyen Erbakan, “Amerika ve İsrail firmalarının Müslüman ülkelerinde devletle yapmış olduğu kontratların iptal edilmesi anlaşmaların fes edilmesi. İsrail ordusunda şuanda görev yapan hem Türkiye Cumhuriyeti, hem de İsrail vatandaşı olan kimselerin tespit edilmesi ve bunlar hakkında Türkiye’de insanlığa karşı suç işlemekten dava açılması. Bunları dışişleri bakanlığımız ve istihbarat başkanlığımız ve büyükelçiliğimiz çok kolaylıkla tespit edebilir. Somut adımların atılması lazım. Merhum liderimizi anıyoruz, ‘Siyonizm laftan anlamaz, yaptırımdan anlar, güçten anlar’ diyor. 75 senelik İsrail tarihi bu sözün ne kadar doğru söz olduğunu bize gösteriyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Amerika'ya SİHA tepkisi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Amerika'ya SİHA tepkisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’de Amerika’nın üslerinin ne işi var? Türkiye’nin bir insansız hava aracını ne yazık ki Amerika düşürüyor. Türkiye, NATO’da ABD’nin ortağı değil mi? Bunu ne ile izah edeceğiz?” dedi.   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Karl Nehammer ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Avusturya'da 22 yıl aradan sonra Şansölye düzeyinde gerçekleştirilen ziyaretin tarihi bir nitelik taşıdığını belirterek, "Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellenve Sayın Şansölye ile gerçekleştirdiğimiz samimi diyalog Türkiye - Avusturya ilişkilerinde adeta yeni bir dönemin açılmasını sağladı. İlişkilerimizi daha da geliştirme konusunda ortak iradeye sahibiz. Görüşmelerimizde ziyaretlerin devam ettirilmesinin önemine değindik. 1 Ekim günü yaşadığımız terör saldırısı sonrasında Sayın Şansölyenin terörü kınayan ve ülkemize destek beyan eden açıklamaları için bir kez daha Teşekkür ederiz. Terörle mücadelede uluslararası iş birliği ve ortak irade şarttır. Avusturya'da bu minvalde daha yakın iş birliği bekliyoruz. Sayın Şansölye Gazi Meclisimizi ziyaret ederek Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı terör tehdidinin ciddiyetine bizzat şahit oldu” dedi.  "Düzensiz göçle mücadelede ülkemizin öncü konumu ve bunun Avrupa'nın güvenliğine sunduğu katkılar herkesin malumudur"  Türkiye’nin düzensiz göçle mücadeledeki öncü konumu ve bunun Avrupa'nın güvenliğine sunduğu katkıların herkesin malumu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçişleri Bakanlarımızla ikili görüşmelerinde hem bu alandaki işbirliğini hem de terörle mücadeleyi ele aldılar. Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz olumlu bir seyir izliyor. Bu yıl 4 milyar doları beklediğimiz ikili ticaret hacmimizi 5 milyar dolara çıkarma hedefi üzerinde durduk. Mevcut potansiyelimizin bu rakama da kısa sürede ulaşmamızı temin edeceğine inanıyorum. Avusturya'nın Türkiye'ye yaptığı doğrudan yatırımlar 11 milyar dolara yaklaşmıştır. Türkiye'nin de Avusturya'daki doğrudan yatırımları 716 milyon dolardır. Sayın Şansölye’nin bugünkü iş formuna katılarak işin doğrudan temas sağlaması da güzel bir teşvik usulüdür” diye konuştu.  "Avrupa'nın bütünleşmesi ancak Türkiye'nin birliğe tam üyeliği ile tamamlanacaktır"  Türkiye Avusturya ilişkilerinin köklü geçmişi olduğunu hatırlatan Erdoğan, AB üyeliği konusunda önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gelecek sene Türkiye ile Avusturya arasındaki Dostluk Anlaşmasının 100’üncü, iş gücü anlaşmasının ise 60’ıncı yıl dönümünün idrak edileceğini belirtti. Erdoğan, “Bu anlamda yıl dönümlerinin laikiyle anılması için gereken çalışmaları müştereken gerçekleştireceğiz. Sayın Şansölye ile görüşmelerimizde Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri hakkında da görüş alışverişinde bulunduk. Birlik ve münasebetlerimizi ilerletme noktasında samimi olduğumuz, ülkemizin iradesinin teyit ettiğimiz malumdur. Ancak aynı yaklaşımı Avrupa Birliği tarafında göremiyoruz. Avrupa'nın bütünleşmesi ancak Türkiye'nin birliğe tam üyeliği ile tamamlanacaktır. Bu noktada tam üyelik dışındaki hiçbir alternatifi kabul etmeyeceğimizi özellikle vurguladım" şeklinde konuştu.  "Orta Doğu'ya kalıcı barışın gelebilmesi ancak Filistin - İsrail sorununun nihai bir çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür"  Nehammer ile Orta Doğu'daki ve Rusya Ukrayna Savaşı'ndaki gelişmeleri de ele aldıklarını bildiren Erdoğan şunları söyledi:  "Orta Doğu'ya kalıcı barışın gelebilmesi ancak Filistin -İsrail sorununun nihai bir çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür. 1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti'nin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu konuda geç kaldığımız her gün, maalesef bölgemiz, çatışma, kan ve gözyaşı girdabından kurtulamayacaktır. Bölgede birliğimiz tırmandıracak, daha fazla kan akmasına Yol açacak, sorunları daha da derinleştirecek her türlü adımdan imtina edilmesi şart. Bu amaçla dün bir dizi telefon gelişmesi gerçekleştirdim. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas İsrail Herzog, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Katar Emiri El Sani, Lübnan Başbakanı Mikati, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ile bölgedeki son durumu ve gelişmeleri ele aldım" dedi.  "Putin ve Guterres ile bir görüşmem olacak"  Bugün Rusya Federasyonu Başkanı Putin'le de görüşeceğini açıklayan Erdoğan, "Bu süreçte yine Guterres ile bir görüşmem olacak. Ve bu görüşmeleri Körfez Ülkeleri dahil genişleterek, geliştirerek devam ettireceğiz. Adil bir barışın kaybedeni olmaz düsturuyla bölgede etkili tüm aktörlerin barışın tesisi için sorumluluk almaya çağırıyoruz. Ateşe benzin dökmenin hele hele de sivilleri ve sivil yerleşim yer hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Gazzeli kardeşlerimiz iki gündür çok ağır bombalamaya maruz olur. Gazze halkının yaşadığı trajedinin hafifletilmesi ve insani yardımları bölgeye ulaştırılması noktasında da çalışmalarımız sürüyor” dedi.  "Türkiye çatışmaların bir an önce durması ve gerilimin azaltılması için elinden geleni yapacaktır"  Türkiye'nin Filistin- İsrail arasındaki çatışmaların bir an önce durması ve gerilimin azaltılması için elinden geleni yapacağına vurgu yapan Erdoğan, "Ukrayna'da savaşın sonlandırılması için diplomasinin ve müzakerenin öneminin altını çizdim. Karadeniz tahıl girişiminin yeniden canlandırılmasına yönelik bugüne kadarki çalışmalarımıza dair bilgiler verdim. İkili ve bölgesel konular hakkındaki işbirliğimizin önemini ve yakın diyalog sürdürme konusundaki karşılıklı olarak vurguladık. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bugünkü görüşmelerimizin, ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.  "Amerika'nın uçak gemisinin İsrail'de ne işi var?"  Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgede yaşananların adil şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Şimdi kararlarımızı verirken adil karar vermemiz gerekiyor. Özellikle de burada olaya sadece Hamas olarak bakarsak bu adil olmaz. Hamas’ın kaybı nedir? İsrail'in kaybı nedir? buna baktığımız zaman ortada ciddi bir kayıp. Sadece Hamas’ın son aldığım benim bilgiler 750 civarında ölüm 2 bin civarında yaralı var. Tabii bugünkü rakamları henüz alamadık. Ama bunun karşısında tabii İsrail tarafında da yine ölümler, yaralılar, vesaire var. Fakat buraya nasıl geldik. Bu bir gündem oldu. Yıllardır bu işin ne yazık ki bir bedeli oldu. Ve yıllardır buralarda sürekli olarak bu ölümlerle karşı karşıya kalındı. Bakın şu anda Gazze’ye su verilmiyor. Hani insan hakları? Elektrik yok. Verilmiyor. İnsan Hakları, Evrensel Beyannamesinde siz suyu kesemezsiniz. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde siz elektriği kesemezsiniz. Şu anda düşünebiliyor musunuz, Gazze'de acaba hastaneler ne durumda? Çalışıyor mu, maalesef. Acımasızca ibadethaneler, hastaneler hepsi vuruluyor. İşte bunlar yapılırken kimse bir şey söylemiyor. Belki ikili görüşmemizde değerli dostuma şunu da söyledim. Amerika uçak gemisini İsrail'e gönderiyor. Amerika'nın uçak gemisinin İsrail'de ne işi var? Ne yapmaya geliyor? Ve buraya gelen uçak gemisinin etrafında için botlarıyla, uçak gemisindeki uçaklarıyla ne yapacak? Orada tüm artık Gazze'yi etrafını vurarak, indirerek çok ciddi katliamlara adım atacak” dedi.  "İnsansız hava aracını Amerika düşürürken bu Türkiye şu anda NATO'da Amerika'nın ortağı değil mi"  ABD’nin Suriye’de bulunan üsleri ile ilgili de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda ben burada bir şeyi açıklamak zorundayım. Bakın bir Suriye’de bugün 20nin üzerinde Amerika'nın üssü var. Suriye’de Amerika'nın üslerinin ne işi var. Bu üslerle ne yapılıyor. 23 üs ve bütün bunları da bir değerlendirmek gerekmiyor mu? Ama Türkiye'nin bir insansız hava aracını ne yazık ki Amerika düşürüyor. İnsansız hava aracını Amerika düşürürken bu Türkiye şu anda NATO'da Amerika'nın ortağı değil mi, beraber değil mi ve bunu neyle izah edeceğiz. Bunu neyle değerlendireceğiz? İşimize geldiği zaman ortak işimize geldiği zaman bütün terör örgütlerini maalesef Amerika şu anda eğitiyor. Yetiştiriyor, silahlandırıyor ve bunlarla da maalesef yine Suriye'de olsun bu bölgede olsun, Ortadoğu'da olsun, buraları kan gölüne dönüştürüyor. Bunları da görelim ve adil bir dünya mümkün diye kitabımı ben zaten değerli dostuma da hediye ettim. Bu adil dünyayı kurmamız lazım. Başka çaremiz yok. Bu endişemiz, bizim çok çok büyük durumda. Bir haftada, 15 günde bu işin biteceği kanaatinde değilim. Çalışmalarımızı onun için sürdürüyoruz. Bölge liderleri ile dünya liderleriyle bu görüşmeleri yapıyoruz. Bu görüşmeleri yapmak suretiyle nasıl ara buluculuk yaparız, nasıl acaba bu savaşı durdururuz bunun gayreti içindeyiz. Temennimiz o ki bir an önce savaşı durduralım, bölge sükûnete suhulete yeniden kavuşsun” açıklamasını yaptı.  "Türkiye ile yoğun bir ekonomik iş birliği yapmak istiyoruz"  Türkiye ile önemli işbirlikleri yapmak istediklerini belirten Avusturya Başbakanı Karl Nehammer ise şunları söyledi:   "Misafirperverliğiniz için teşekkür ederim. Bugün güvene dayalı görüşmeler yaptık, çalışmalar yaptık. Sayın Cumhurbaşkanının açık konuşmasını çok iyi buldum. Biz arkadaşız, partneriz. Arkadaşların böyle dürüst konuşması gerekiyor. İnandığım bir şey var. Ekonomik ilişkilerde ilerleme sağlayabiliriz. Kanaatimce AB tarafından her seferinde değiştiren senaryoların ortaya konuşması pek uygun değil. Benim bu ziyaretimde bir işaret. Biz Türkiye ile yoğun bir ekonomik iş birliği yapmak istiyoruz. Göç konusu var. Milyonlarca mülteci var Türkiye'de. Burada kabul edildiler. Burada kendilerine bakılıyor. AB ile Türkiye arasındaki anlaşmanın sürdürülmesi önemli. Türkiye açısından daha fazla esneklik olması gerekiyor. İnsan kaçakçılığı göçmen kaçaklığı konusunu ele aldık. Avusturya, deprem meydana geldiğinde askerlini göndererek yardımcı olmaya çalıştı. Dostların zor günlerde yan yana olması gerekiyor. Bu da dostluğun emaresi. Bugün çok etkilendiğim bir şey var. O da aramızdaki iş birliği potansiyeli. Türkiye'deki sanayinin geldiği seviye konusunda beni çok şaşırttı bakanınız. Elektrikli arabalar artık üretiliyor. Yenilikçi bir teknoloji. Bu da bizi bağlıyor. 5 milyar dolarlık hedefi dile getirdik ancak bu hedefi aşma niyetimiz de bulunmaktadır. Bugün tespit ettiğim başka bir şey daha var. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırılarında savaşın sona ermesi için Cumhurbaşkanı elinden geleni yapıyor. Çoğu insanın hiç düşünmediği bir şey var. Türkiye'nin başardığı bir şey var. O da yeşil mutabakat. Tahıl Ukrayna'dan çıkarılması ve dünyaya dağıtılması çok önemli. Buradan hareketle Türkiye'nin güvenilir müttefik olduğunu gösterir. Terör saldırısı sonrasında iki bakanlık arasında bilgi alışverişi yapıldı. Terör örgütlerinin bertaraf edilmesi konusunda iş birliği içindeyiz. Tabii ki de farklı düşündüğümüz konular da var. Hamas'ın saldırısını kınıyoruz. En şiddetli şekilde kınıyoruz. Terör her zaman insanlara acı getirir. Arka planda da her şeyi yapmak gerekir. Hemen irtibat kurdunuz. Bu yangının daha fazla yayılmasını engellemek için her şeyi yapmak gerekiyor. Esirler var. Henüz tam belli olmasa da Avusturya vatandaşları da rehin olarak tutuluyor. Filistin otoriteleri için ciddi maddi destekte bulunduğunu söyledi. Bu paraların terör amaçlı kullanılmasına dair şüphelerimiz var. Finansman türünü ve şeklini yeniden gözden geçirmek istiyoruz. Filistin halkını acısı var. Onun da hafifletilmesi gerekiyor. Gördüğünüz gibi çok fazla konumuz var.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.