SON DAKİKA
Hava Durumu

#Akademisyenler

YENİŞEHİR YÖREM - Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MYO’da hava ulaştırma programı tescil edildi Haber

MYO’da hava ulaştırma programı tescil edildi

Bursa Uludağ Üniversitesi’nin (BUÜ) meslek yüksekokulları, kalite güvence süreçlerinde önemli bir eşiği daha aşmayı başardı. Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği’ne (MEDEK) yapılan başvurular kabul edilerek, 10 program daha akredite edildi. Rektörlük D Salonunda gerçekleşen belge takdim törenine; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, MEDEK Yönetim Kurulu Başkanı ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Prof. Dr. Cafer Çiftci ve MYO Müdürleri ile akademisyenler katıldı. Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, elde edilen bu başarının arkasında ciddi bir ekip ruhu ve titiz bir hazırlık süreci olduğunu belirtti. MEDEK’in dış değerlendirici olarak sunduğu katkıların ve objektif bakış açısının üniversite için çok kıymetli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz; süreci yöneten koordinatörlere, okul müdürlerine ve tüm akademik ekiplere teşekkürlerini sundu. MEDEK ziyareti öncesinde kendi iç değerlendirmelerini ve provalarını yaparak sürece özgüvenle hazırlandıklarını ifade eden Rektör Yılmaz, 10 başvurunun tamamının olumlu sonuçlanmasının bu sıkı çalışmanın doğal bir neticesi olduğunu ve bu başarıyı taçlandırmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. MEDEK Yönetim Kurulu Başkanı ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ise bir üniversitenin 10 başvurusunun 10’unda da tam akreditasyon almasının, o kurumun kalite güvence sistemine olan inancının en somut göstergesi olduğunu altını çizdi. Türkiye genelinde mesleki eğitime olan ilginin ve kalite talebinin hızla arttığını belirten Prof. Dr. Sarıbıyık, bu yıl 94 üniversiteden 468 programın başvuru yaptığını ifade etti. Akreditasyonun sadece bir belge olmadığını, aynı zamanda Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu ile diplomanın Avrupa düzeyinde geçerliliğini tescillediğini ve ÖSYM kılavuzlarında yer alarak daha nitelikli öğrenci akışını sağladığını hatırlattı. BUÜ’nün bu alandaki başarısını "bilgi ihracı" aşamasına getirdiğini söyleyen Sarıbıyık, bu deneyimli kadroları diğer üniversitelerin değerlendirme süreçlerinde de "takım başkanı" ve "değerlendirici" olarak görmeyi arzu ettiklerini sözlerine ekledi. BUÜ bünyesinde kalite standartlarını en üst seviyede karşılayan Gemlik Asım Kocabıyık MYO - Bilgisayar Programcılığı, İnegöl MYO - İnşaat Teknolojisi, Karacabey MYO - Laborant ve Veteriner Sağlık, Keles MYO - Bankacılık ve Sigortacılık, Mennan Pasinli MYO - Atçılık ve Antrenörlüğü, Orhangazi Yeniköy Asil Çelik MYO - Elektronik Teknolojisi, Sağlık Hizmetleri MYO - İlk ve Acil Yardım, Teknik Bilimler MYO - Makine, Yenişehir İbrahim Orhan MYO - Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ve Sosyal Bilimler MYO - Lojistik programları tam akredite programlar olarak tescil edildi.

Bursa depremde en büyük hasarı alabilecek ilk 5 ilden biri Haber

Bursa depremde en büyük hasarı alabilecek ilk 5 ilden biri

BTÜ’de "6 Şubat Depremleri Perspektifinden Bursa" başlıklı program düzenlendi. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan ile Prof. Dr. Sinan Uyanık, AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan, STK temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Çağlar, Türkiye’nin 1999 Marmara Depremi’nden sonra önemli bir farkındalık kazandığını ancak daha çok kat edilecek yol olduğunu ifade etti. Bursa özelinden örnekler veren Rektör Çağlar, "Bursa’da yapılan çalışmalar, kentimizdeki binaların yaklaşık yüzde 10 ila 20’sinin deprem açısından riskli olabileceğini gösteriyor. Özellikle 1980 öncesi inşa edilmiş yapılar ve zemin sorunları bulunan bölgeler önemli bir tehlike barındırıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: Bizim mücadelemiz sadece yeni binaları doğru yapmak değil; mevcut riskli yapılarla cesurca yüzleşmek zorunda olduğumuz bir süreçtir" dedi. "BTÜ olarak sürecin bir paydaşıyız" "Üniversiteler olarak bizler de bu sürecin sadece izleyicisi değil, aktif bir paydaşı olmak zorundayız" diyen Rektör Çağlar, "Bursa Teknik Üniversitesi olarak bilgi üretmeye, bilimsel raporlar hazırlamaya, kamu kurumlarıyla iş birliği yapmaya ve gençlerimizi afet bilinci yüksek bireyler olarak yetiştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. "Dirençli kentler için çalışıyoruz" AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan, Türkiye’nin son üç yılda afet yönetimi açısından önemli bir mesafe kat ettiğini, afet öncesi, müdahale anı ve sonrasında oluşturulan planlama çerçevesinin dünya standartlarında olduğunu ve bu planlar doğrultusunda etkin bir şekilde hareket edilebildiğini söyledi. Afet öncesinde riskleri bertaraf eden ve kontrol altına alan bir sistemin kurulduğunu dile getiren Mehmet Buldan, BTÜ’yegerçekleştirdiği programiçin teşekkür ederek, dirençli kentler oluşturmak adına tüm paydaşlarla tek vücut halinde çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. "Bursa’nın zemin yapısı Hatay ile benzer" BTÜ Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEPAR) Müdürü ve İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyübhan Avcı, Bursa’nın zemin yapısı açısından Hatay’la benzer özellikler taşıdığını ve hasar alabilecek ilk beş il arasında yer aldığını söyledi. Bursa’da yapıların büyük bölümünün alüvyon zemin üzerinde bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Avcı, Ankara yolunun alt tarafındaki mahalleler, Gemlik ve Mudanya’da ise ciddi sıvılaşma alanları olduğunu vurguladı. "Sındırgı depreminin Bursa’da hissedilmesi zemininizin yumuşak olduğunu gösterir" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Bekir Afacan, "Zemin Büyütmenin Üst Yapı Hasar Oluşumunda Etkisi" başlıklı konuşmasında, zemin özelliklerinin deprem etkisini doğrudan belirlediğini vurguladı. Bursa’da Sındırgı’da meydana gelen depremlerin hissedilmesinin, zeminin yumuşak olduğuna işaret ettiğini belirten Afacan, "Yaklaşık 200 kilometre mesafeden hissedilen depremler, bulunduğunuz zeminin özellikleri hakkında önemli ipuçları verir" ifadelerini kullandı. Deprem her yanıyla ele alındı Programın ikinci oturumunda, BTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Özen, "Deprem Etkisi Altındaki Binalarda Yapı Malzemesi Kalitesinin Hasar Oluşumuna Etkisi", Dr. Öğretim Üyesi Sedef Kocakaplan Sezgin,"Kahramanmaraş Depremlerinde Üstyapısal Hasarlar" konularını değerlendirdi. Programın son oturumunda ise Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Aslı Yeşil "Depremlere Karşı Hazırlıklı Olma-Gençler Bu Konuda Ne Düşünüyor?" ve BTÜ Afet Yönetimi Koordinatörü Prof. Dr. Burak Arıcak "Afet Risk Yönetimi" başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Programda, BTÜ Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğretim Görevlisi Alper Keskin ise Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar alan illerden oluşturduğu fotoğraf gösterisini katılımcılarla paylaştı.

Başkan Mustafa Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz" Haber

Başkan Mustafa Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz"

Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.2050’deki dünya sıcaklığına 2025'te ulaşıldı Etkinliğin açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025'in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. "Türkiye, su kıtlığı çeken ülke durumuna gelebilir" Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Ülkemizin yüzde 88'inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye'nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi" dedi. "Suyu nasıl koruyacağımızı konuşmalıyız" Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı'dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Su seviyesi 250 metrenin altına indi" Bursa’nın, Uludağ'dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz" dedi. "Üretim ile su arasında yeni bir denge kurmalıyız" Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız" diye konuştu. "Geri kazan, yeniden değerlendir" Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15'inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa'da atık su arıtma tesislerini bu çerçevede ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa'nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır" dedi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi. Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi. Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı'nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti.

Bursa'da fethin 700. yıl heyecanı Haber

Bursa'da fethin 700. yıl heyecanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik" diye konuştu. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, "Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihi kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz" dedi. Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi'nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi. Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, "Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz" diye konuştu. 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, "2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent Üç dönem Üç büyük hikâye Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor, yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz" dedi. "Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!" diyen Başkan Mustafa Bozbey, "Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız" dedi. Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek" dedi. Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, "‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak" diye konuştu. Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, "Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek" dedi. Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu'nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihi ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi.

BİK, dijital dönüşüm ekseninde haberciliğin geleceğini ele alıyor Haber

BİK, dijital dönüşüm ekseninde haberciliğin geleceğini ele alıyor

Panelde, akademisyenler ve meslek profesyonellerinin katkılarıyla dijital dönüşümün habercilik pratiklerine etkileri ele alınarak, sürdürülebilir basın ekonomisi ile yeni dijital yetkinlikler ve doğrulama süreçleri farklı boyutlarıyla değerlendirilecek. Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay’ın takdim konuşmasını yapacağı etkinlik, iki tematik oturum halinde gerçekleştirilecek. Panelin birinci oturumunda Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enis Doko, Anadolu Ajansı Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli ve GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer dijital dönüşümle birlikte haber odalarının yeniden yapılandırılması ile yerel medyanın karşılaştığı yapısal ve ekonomik zorlukları tartışacak. Basının ekonomik sürdürülebilirliği bağlamında reklam gelirlerinde yeni yönelimler, abonelik, üyelik, bağış ve hibrit gibi gelir modelleri, kamu destekleri ve sektörel teşvik mekanizmaları konuşulacak. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Özay, TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörü Saim Kurubaş ve Turkuvaz Medya Grubu Dijital Strateji ve Sosyal Medya Grup Müdürü Hamza Özdemir’in katılacağı ikinci oturumda ise yapay zekânın haber üretim süreçlerine olan etkisi etik, güven ve doğrulama boyutlarıyla ele alınacak. Oturumda, özgün içerik ve telif ilkeleri, dezenformasyon riskleri, insan gazeteciliği ile yapay zekâ arasındaki rol paylaşımı, çoklu platformlarda içerik üretimi ve dijital çağda gazetecilik mesleğinin dönüşümü değerlendirilecek. Ayrıca, yeni nesil okur alışkanlıkları ve dijital güvenlik konuları da oturumun temel başlıkları arasında yer alacak. Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı ve Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Edibe Sözen Çetintaş ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erman Akıllı’nın moderatörlüğünü üstleneceği oturumlar, akademi, kamu ve medya temsilcilerinin katkılarıyla disiplinlerarası bir tartışma zemini sunacak. Panel, Basın İlan Kurumu’nun düzenleyici ve destekleyici misyonu doğrultusunda; medya sektörünün dijital dönüşüm kapasitesini güçlendirmeyi, nitelikli ve etik haberciliğin dijital ekosistemde sürdürülebilirliğine katkı sunmayı ve politika geliştirme süreçlerine bilimsel bir referans çerçevesi oluşturmayı hedefliyor.

BUÜ’de başarı çıtası yükselmeye devam ediyor Haber

BUÜ’de başarı çıtası yükselmeye devam ediyor

Rektörlük B Salonu’nda düzenlenen törende; Q1 kategorisinde yayın yapan, dış kaynaklı proje fonu sağlayan ve patent tescili alan akademisyenler bir araya gelerek üniversitenin artan bilimsel performansını değerlendirdi. Programın açılışında söz alan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, BUÜ’nün Araştırma Üniversitesi liginde kalmasının büyük ölçüde akademisyenlerin özverili gayretleriyle sağlandığını vurguladı. Üniversitenin 2024 yılı verilerine göre 31 parametrenin 21’inde iyileşme göstererek bu alanda en yüksek gelişimi kaydeden kurum olduğunu belirten Yılmaz, rakiplerle olan puan makasının kapandığına dikkat çekti. 2025 yılı verileriyle birlikte bu iyileşmenin daha da görünür olacağını ifade eden Rektör Yılmaz, üniversitedeki mevcut dinamizmin listeye yansıması için motivasyonun korunması gerektiğini belirterek tüm akademik personele teşekkürlerini sundu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu ise üniversitenin araştırma performansındaki sürekliliğe değinerek önümüzdeki dönemde değerlendirme kriterlerinde yaşanacak teknik değişimlere işaret etti. 2025 verilerinin mevcut sistem üzerinden devam edeceğini ancak 2026’dan itibaren verilerin Scopus üzerinden çekileceğini belirten Prof. Dr. Kırıştıoğlu, bu sürece hazırlıklı olduklarını ifade etti. Özellikle son dönemde sadece yayın sayılarında değil, proje ve patentlerdeki ciddi artışın üniversitenin kümülatif başarısını katladığını söyleyen Kırıştıoğlu, küresel rekabet ortamında sınırları daha da zorlayarak üretmeye devam etmeleri gerektiğini hatırlattı. Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca da etkinliğin temel amacının üniversiteye değer katan bilim insanlarının görünürlüğünü artırmak ve emeklerinin takdir edildiğini hissettirmek olduğunu dile getirdi. 2024 yılındaki bilimsel verileri paylaşan Prof. Dr. Karaca, toplam yayın sayısının geçtiğimiz yıla oranla yaklaşık yüzde 30 artarak bin 236’ya ulaştığını, en nitelikli yayın grubu olan Q1 yayınlarında ise şimdiden yüzde 13’lük bir ivme yakalandığını kaydetti. Kasım ayı itibarıyla 26 Q1 yayını, 9 proje ve 7 patent başarısı gösteren akademisyenleri tebrik eden Karaca, bu yükseliş grafiğinin üniversitenin gelecekteki konumunu güçlendireceğini belirtti. Etkinlik sonunda, başarı gösteren akademisyenlere teşekkür belgeleri takdim edilirken; BUÜ'nün bilimsel dinamizminin artarak devam edeceği vurgusu yapıldı.

Patrikhane’ye mehterli cevap Haber

Patrikhane’ye mehterli cevap

Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi’nin İznik’te düzenleyeceği iki günlük programın açılışı; geçen ay ilçedeki Aziz Neofitos Bazilikasında ortak ayine imza atan Katolik Dünyası’nın ruhani lideri Papa XIV. Leo ile Ortodoks Fener Rum Patriği Bartholomeos’a cevap niteliğindeki bir törenle yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’nın çaldığı İstiklal Marşı ve başta Atatürk olmak üzere vatan uğuruna can veren tüm şehitler ile Gazze’de can veren binlerce masum insan için saygı duruşuyla başlayan programın açılış konuşmasını görme engelli Halil Bilgiç yaptı. Harbiye ve Eski Ordu Marşı Siyasi partilerle sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı açılış programında Yalova’da DEAŞ terör örgütünün militanlarıyla girdikleri çatışmada şehit düşen 3 polis memuru rahmetle anıldı, aynı çatışmada yaralanan 9 güvenlik görevlisine de acil şifalar dilendi. Türk bayraklarıyla donatılın alanda daha sonra Bursa Mehter takımı konser verdi. Mehteranın çaldığı Harbiye, Eski Ordu, Bayrak ve Türkiyem Marşlarına katılımcılar hep birlikte eşlik ederken, Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Başkanı Muammer Karabulut, 7 bin yıllık Türk yurdundaki bütün medeniyet mirasının Türk Milletine ait olduğunu söyledi. Bu yılki ödül Shapiro’ya Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış Anadolu coğrafyasında, Türk milletinin; titri ve konumu ne olursa olsun hiçbir kişi ve kuruma arka planı kanlı ve kirli olan siyasi şovlarına izin vermeyeceğini belirten Karabulut, Konsey olarak bu yılki 31. Noel Baba Barış Ödülü’nü anti-Siyonist entelektüel çevrelerde önemli bir yere sahip olan Yahudi Haham Yaakov Shapiro’yu layık bulduklarını vurguladı. Karabulut, İznik’teki programın yarın düzenlenecek arama konferansıyla sona ereceğini söyledi. Bu arada arama konferansında; Roma İmparatoru Konstantin’in, "325 yılında İznik Konsilini neden topladığı?" ve "1700 yıl önce nelerin yaşandığına?" ilişkin başlıklar ele alınacak. Tarihçiler, akademisyenler, milletvekilleri, gazeteciler ve araştırmacıların söz alacağı konferans, dinleyenlerin de konuşmalarına açık olacak.

BTÜ’de yapay zekâ sempozyumu: "Gelişen yapay zekâ değil insan zekâsıdır" Haber

BTÜ’de yapay zekâ sempozyumu: "Gelişen yapay zekâ değil insan zekâsıdır"

Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ) "Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına: Bir Öncünün İzinde Yapay Zekâda Yeni Ufuklar" başlıklı sempozyum düzenlendi. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Rektör Naci Çağlar, "Merhum Doç. Dr. Şakir Kocabaş, yapay zekâdan bilim felsefesine uzanan çalışmalarıyla, teknolojinin yalnızca nasıl üretildiğini değil, hangi amaçla geliştirildiğini de sorgulamış; bilginin ahlâk ve sorumluluk bilinciyle birlikte ele alınması gerektiğini bizlere hatırlatmıştır. Bugünkü program, Şakir Kocabaş Hocamızı anmanın ötesinde; öğrencilerimizin onun açtığı ilmî ve fikrî yolu yeniden düşünmesine, bilime daha derin, daha anlamlı bir perspektiften bakmasına vesile olacaktır" dedi. "Robot ve insanların arkadaş olacağı hibrit toplum modeline doğru gidiyoruz" Açılış konuşmasının ardından sempozyumun ilk oturumuna geçildi. "Doç. Dr. Şakir Kocabaş ve Yapay Zekâ" başlıklı oturumda, Sempozyum Koordinatörü ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Öztemel, "Yapay Zekânın, Dünü, Bugünü ve Geleceği" başlıklı konuşmasını yaptı. Yapay zekânın ilk adımlarının 1900’lü yıllarda bir hayalle başladığını ifade eden Prof. Dr. Öztemel, günümüzde yapay zekânın insan düşüncesine yakın bir hale geldiğini belirtti. Prof. Dr. Öztemel, 2030 yılına kadar toplumla bütünleşecek olan yapay zekânın; günlük yaşamı, endüstriyi, yönetimi ve bilimsel süreçleri etkileyerek topluma derinlemesine yerleşeceğini ifade etti. 2030 yılından sonra insanların robotlarla arkadaş olacağını, dolaysıyla hibrit bir toplum modelinin yerleşeceğini ifade eden Prof. Dr. Öztemel, "Robotlar ile toplumun bütünleştiği bir yaşama doğru yolculuk hızla devam ediyor. Toplumun hiçbir kesimi, yapay zekâdan soyutlanamaz. Ancak şu unutulmasın ki; gelişen yapay zekâ değil insan zekâsıdır" diye konuştu. "Yaşamı robotlara teslim etmek varoluş anlamını sorgulatır" İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekai Şen ise "Bilim Felsefesi ve Yapay Zekâ" başlıklı konuşmasını yaptı. Prof. Dr. Şen, "Her şeyden önce yapay zekâdan söz edebilmek için kelimelerin ve kavramların anlamlarının bilinmesi gerekir; çünkü kavramlar anlaşılmadan bilimsel bir düşünce üretilemez. Bugün insana ait görsel, bilimsel, estetik gibi farklı zekâ türlerinin verileri bilgisayarlarda toplanmakta, buna da yapay zekâ denmektedir. Ancak zekâ kavramı yalnızca maddi bir boyutla sınırlı değildir; manevi zekâ da bu bütünün önemli bir parçasıdır. Manevi zekâ söz konusu olduğunda, yapay zekânın insan zekâsını aşması mümkün görünmemektedir. Aksi takdirde, insanın hayatına anlam katan değerler ortadan kalkar ve yaşamın tüm sorumluluğu robotlara teslim edilmiş olur ki bu durumda insan varoluşunun anlamı ciddi biçimde sorgulanır" dedi.

BUÜ'de geleceğin mesleki eğitimi görüşüldü Haber

BUÜ'de geleceğin mesleki eğitimi görüşüldü

BUÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen ve 13-17 Ekim tarihleri arasında Mete Cengiz Kültür Merkezinde gerçekleştirilen sempozyum, akademisyenler ve sektör temsilcilerinden yoğun ilgi gördü. Sempozyum da toplam 185 bildiri ve 40 poster sunumu, 4 atölye çalışması ve geleceğin meslekleri ve yeşil işlerin mesleki eğitime adaptasyonu ile ilgili çalıştay gerçekleştirildi. 6 farklı ülkeden katılım sağlanan sempozyum da aynı zamanda milli eğitime bağlı Sektörel Mükemmeliyet Merkezleri de katılım sağladı. "Uygulamaya dönük öğrenci sayısı en yüksek üniversiteyiz" Sempozyumun açılışında konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, MYO'ların stratejik önemine dikkat çekti. BUÜ'nün uygulamalı eğitimdeki konumunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, " Meslek Yüksekokullarındaki öğrenci sayımız yaklaşık 19-20 bin civarında. Bu yönüyle Türkiye'de uygulamaya dönük öğrenci sayısı en yüksek üniversite konumundayız. Güçlü bir tecrübeye sahibiz ve bu tecrübeyi Bursa gibi sanayisi ve ekonomisi son derece güçlü bir şehirde, ekonominin istihdamına dinamik bir etkileşimle katkı vererek sürdürüyoruz" dedi. Rektör Yılmaz, meslek yüksekokullarının sektörün dinamik ihtiyaçlarına hızla cevap verdiğini ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından bu alana yönelik özel bir gayretin bulunduğunu belirtti. "Fikirleri işe çeviren bir kuşağın öncüsüyüz" BUÜ Teknik Bilimler MYO Müdürü Prof. Dr. Mehmet Karahan ise yapay zekadan dijitalleşmeye, sürdürülebilir üretimden yeşil ekonomiye kadar her alanda büyük bir dönüşüm yaşandığını vurguladı. Prof. Dr. Karahan, "Bundan on yıl önce adını bile duymadığımız meslekler bir anda popüler oldu. Aynı zamanda on yıl sonra da bazı mesleklerin yok olacağını ve daha farklı mesleklerin doğacağını öngörüyoruz; ama bir tek şeyin aynı kalacağını düşünüyoruz: Öğrenme, üretme ve sektörle uyum bağlantısı. Biz meslek yüksekokulları olarak tam da bu noktada duruyoruz. Pratiği teoriye dönüştüren, fikirleri işe çeviren bir kuşağın öncüsüyüz" dedi. "MYO'lar sanayinin ağırlıklı olduğu yerlerde olmalı" Sempozyumun mesleki eğitim, uygulama ve politika konularının görüşüldüğü uluslararası faydalı bir platform olduğunu belirten UMYOS Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Recep Hayri Eren, MYO'ların konumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Eren, "Meslek yüksekokulları mutlaka sanayi sektörlerinin ağırlıklı olduğu kesimlerde olmalıdır. Açılacak MYO'lar tematik olarak o bölgenin sanayi ağırlığına bağlı olmalı ve kasaba benzeri küçük yerleşim alanlarında kesinlikle açılmamalıdır. Bu tür yerlerde öğrenciler mesleki ve sosyal gelişimlerini sağlayamazlar" dedi. Eren, öğrencilerin başarılı bir kariyere sahip olması için MYO yönetiminde sanayi temsilcilerinin yer alması ve son sömestrde uygulama alanlarına geçilmesi gibi pratik önerilerde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.