SON DAKİKA
Hava Durumu

#Aile Mahkemesi

YENİŞEHİR YÖREM - Aile Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aile Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

YARGITAY'DAN EMSAL KARAR: "SENİNLE EVLENDİĞİME PİŞMANIM" SÖZÜ BOŞANMA SEBEBİ SAYILDI Haber

YARGITAY'DAN EMSAL KARAR: "SENİNLE EVLENDİĞİME PİŞMANIM" SÖZÜ BOŞANMA SEBEBİ SAYILDI

YARGITAY'DAN EMSAL KARAR: "SENİNLE EVLENDİĞİME PİŞMANIM" SÖZÜ BOŞANMA SEBEBİ SAYILDI Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşlerden birinin diğerine sürekli "Seninle evlendiğime pişmanım" demesinin evlilik birliğini temelinden sarsan, duygusal şiddet niteliğinde bir davranış olduğuna hükmetti. Karar, benzer davalar açısından emsal niteliği taşıyor. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle karşılıklı boşanma davası açan bir çiftin dosyasında verilen karar, Yargıtay tarafından onandı. Davada kadın, evlilik boyunca psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını, eşinin kendisine sürekli "Seninle evlendiğime pişmanım" dediğini, ailesine karşı saygısız davrandığını ve ortak çocukla yeterince ilgilenmediğini öne sürdü. Erkek ise eşinin öfkeli ve baskıcı bir yapıya sahip olduğunu iddia ederek karşı dava açtı. ERKEK AĞIR KUSURLU BULUNDU Aile Mahkemesi, tarafların boşanmasına karar verirken erkeğin eşine hakaret ettiği, küfür ettiği, "Seninle evlendiğime pişmanım" sözünü sık sık kullandığı ve eşinden ayrı odada kalarak evlilik birliğini zedelediği gerekçesiyle ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Mahkeme, ortak çocuğun velayetini anneye verirken kadın lehine maddi ve manevi tazminata da karar verdi. Dosyanın taşındığı Bölge Adliye Mahkemesi ise tazminat ve nafaka miktarlarını artırdı. YARGITAY KARARI ONADI Dosyanın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme ile istinaf mahkemesinin değerlendirmelerini hukuka uygun bularak kararı onadı. Kararda, eşe sürekli olarak "Seninle evlendiğime pişmanım" şeklinde ifadeler kullanmanın duygusal şiddet ve onur kırıcı davranış niteliğinde olduğu, bu tür söylemlerin Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu kararın, benzer gerekçelerle açılacak boşanma davalarında emsal olarak gösterilebileceği değerlendiriliyor.

Yargıtay'a göre ‘Seni sevmiyorum' demek boşanma sebebi Haber

Yargıtay'a göre ‘Seni sevmiyorum' demek boşanma sebebi

Şiddetli geçimsizlik yaşayan genç çift, boşanmak için Aile Mahkemesi'nin yolunu tuttu. Hem kadın hem de erkek taraf davacı oldu. Mahkeme, eşine şiddet uygulayan erkeği kusurlu bulup, davacı karşı davalı kadının davasını kabul edip çifti boşadı. Kararı davalı-karşı davacı erkek temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, oy birliği ile aldığı emsal kararla kadını da kusurlu buldu. Yargıtay'ın kararında, "Mahkemece evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda, davalı-karşı davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının reddine, kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının başkalarının yanında eşini kastederek ‘Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz demek suretiyle eşini aşağıladığı ve ben eşimi sevmiyorum sevgim bitti' dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, erkek de dava açmakta haklıdır. Öyleyse, erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken, davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir" ifadelerine yer verildi. Bursalılar kararı farklı farklı görüşlerle değerlendirirken, Yargıtay'ın kararının bundan sonraki kararlarda emsal teşkil edeceği hatırlatıldı.

Eşine ‘tosbağa’ dedi hem paradan hem yuvasından oldu Haber

Eşine ‘tosbağa’ dedi hem paradan hem yuvasından oldu

Aile Mahkemesi’nin yolunu tutan genç kadın, kocasının, psikolojik ve sözlü saldırıda bulunduğunu, ilgisiz ve sorumsuz olduğunu, kendi ailesi ve kardeşleri ile görüşmemesi konusunda baskı yaptığını öne sürdü. Onların eve gelmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmalarına dahi müdahale ettiğini, bu hususta tartışma çıktığında da davacının ailesine ve kardeşlerine ağza alınmayacak küfür ve hakaretler ettiğini, kimsenin evine gelip gitmesine müsaade etmediğini dile getirdi. Kocasının kazancını sadece kendisi için harcadığını, başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını belirterek 100 bin TL maddî ve 100 bin TL de manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren davalı koca da eşinin iddialarının doğru olmadığını, davacının dominant özelliğe sahip olduğunu, normal bir ailede olabilecek tartışmaların dışında olağanüstü bir durumun olmadığını, boşanma davasının reddini talep etti. Davalı erkeğin evin geçimine yeterince katkı sağlamadığına, eşinin ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çeken Aile Mahkemesi, kadına ‘tosbağa, kedi’ diyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Davacı kadının ise erkeğe "sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği" dediği, evi işlerini ihmal ettiği, birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği, kocasının ailesini evinde istemediği gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verdi. Kadın için 40 bin TL maddî, 45 TL manevî tazminata hükmedildi. Kararı taraf avukatları istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, boşanmaya yol açan olaylardaki davalı erkeğin kusurunun mahiyeti sebebiyle tazminatı az buldu. Paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alan BAM, davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevî tazminat miktarının yetersiz kaldığı gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden istinaf talebinin kabulüne, kadın yararına 100 bin TL maddî ve 100 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine verdi. Davalı erkek kararı temyize taşıyınca devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden kadına ‘tosbağa, kedi’ diye hakaret eden kocaya kötü haber geldi. Daire, BAM kararını yasaya uygun bulup onadı.

7 yıl önce kaybettiği oğluna nihayet kavuştu Haber

7 yıl önce kaybettiği oğluna nihayet kavuştu

Olay, 2019 yılında Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi. Eşinin ailesinin yanına gelen Rebecca S. iddiaya göre bir süre sonra Almanya'ya dönmesi yönünde baskı gördü. Bu süreçten sonra 1 yaşındaki N.S.'nin kaybolduğu ihbarı yapıldı. Ancak uzun süre yürütülen arama çalışmalarına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında geçtiğimiz şubat ayında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde Gasp, Cinayet ve Kayıp Şahıslar Bürosu'nca özel bir ekip kuruldu. Yapılan titiz çalışmalar sonucunda ekip, 10 Mart'ta küçük çocuğu R.M. isimli şahsa ait evde buldu. Sağlık kontrollerinin ardından çocuk devlet korumasına alındı. Soruşturma kapsamında çocuğun babaannesi H.S. ile çocuğun bulunduğu evin sahibi R.M., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çocuğun babası Umut K.'nin ise yaklaşık 2 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Almanya'dan Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu Rebecca S. ile devlet koruması altına alınan N.S.'den alınan örnekler, Bursa Adli Tıp Kurumu'nda karşılaştırıldı. Hazırlanan raporda, Rebecca S.'nin çocuğun biyolojik annesi olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu belirtildi. Mustafakemalpaşa Aile Mahkemesi'ndeki duruşmaya davacı Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığını temsilen cumhuriyet savcısı ve davalı avukatı katıldı. Cumhuriyet savcısı, çocuk N.S.'nin mutat meskeni olan Almanya Federal Cumhuriyeti'ne iadesine ilişkin taleplerinin kabulünü isterken, avukatların taleplerini dinleyen hakim, Almanya doğumlu N.S.'nin, mutat meskenin bulunduğu Almanya Federal Cumhuriyeti'ne iadesine ve annesi Rebecca S.'ye teslimine karar verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.