SON DAKİKA
Hava Durumu

#Adalet

YENİŞEHİR YÖREM - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Otobüs şoförü uykuya daldı, lise öğrencisi iki aracın sıkıştı Haber

Otobüs şoförü uykuya daldı, lise öğrencisi iki aracın sıkıştı

Kazada ağır yaralanan Eymen Gökçe'nin ilk 6 ay boyunca yatağa bağımlı yaşadığı, 8 ameliyat geçirdiği öğrenildi. Yaklaşık 16 ay süren tedavi sürecinin ardından lise öğrencisinin bacağında 3 santimetrelik kısalma oluştuğu belirtildi. Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle okulundan uzak kalan Gökçe'nin sınıf tekrarı yapmak zorunda kaldığı ifade edildi. Ailenin tepki gösterdiği en önemli konuların başında ise hazırlanan sağlık raporları geldi. Yaklaşık 16 ay tedavi gören ve aylarca yatağa bağımlı kalan genç için yüzde 19 oranında maluliyet belirlenmesi ile yalnızca 1 aylık bakıcı ihtiyacı olduğuna dair rapor hazırlanması aileyi isyan ettirdi. Öte yandan bilirkişi raporunda şoför için "uyumadığı, bir anlık göz kapanması yaşadığı" değerlendirmesi yapılırken, kazaya ait kamera görüntülerinde şoförün direksiyon başında uykuya daldığı anların net şekilde görüldüğü belirtildi. Kazanın ardından işten çıkarılan otobüs şoförünün işe geri dönmek için dava açtığı ve davayı kazandığı öğrenildi. Yaşadığı süreci anlatan Eymen Gökçe, "2 yıla yakın tedavi gördüm. Okula gidemedim, arkadaşlarımdan uzak kaldım. Sınıf tekrarı yapmak zorunda kaldım. Psikolojik olarak çok kötü oldum. Şimdi biraz toparlamaya çalışıyorum. Tek isteğim bu mahkemenin detaylı şekilde ilerlemesi. Adalet Bakanımız Akın Gürlek'ten de destek bekliyorum" dedi. Baba Nazife Gökçe ise yaşadıkları sürece tepki göstererek, "Oğlum 2 yıldır tedavi görüyor. Bir kişinin direksiyon başında uyuması sonucu meydana gelen kazada bilirkişi, ‘gözlerini 1 saniye kapatmış' diye yorum yapıyor. Görüntüler açık, adamın resmen içi geçmiş. Ben bu dosyanın detaylı şekilde incelenmesini istiyorum. Benim oğlum 1 yıl boyunca bakıma muhtaç yaşadı ama verilen raporda sadece 1 ay bakıma muhtaç olduğu yazıyor. Biz adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Bu şahıs ayrıca işe geri dönüş davası açıp bunu da kazanıyor. Allahtan Burulaş kabul etmiyor ama bu şahıs nasıl davayı kazanıyor anlamıyorum. Biz aylarca ekonomik kriz çektik" dedi.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş: "Dünyanın yeni ekonomik mimariye ihtiyacı var" Haber

TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş: "Dünyanın yeni ekonomik mimariye ihtiyacı var"

Bursa Uludağ Üniversitesi'nde öğrencilerle bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, ekonomik ve siyasal alandaki adaletsizliklerden bahsetti. Mete Cengiz Kültür Merkezi'nde salonu dolduran öğrencilere seslenen Kurtulmuş, her dönemde insanlığın ortak arayışlarından birisinin adalet olduğunu belirterek "Her dönemde, her devirde adalet arayışı, haksızlıkların, tutarsızlıkların, çift standartların, zulümlerin, baskıların var olmasına inat, mahşeri vicdan tarafından ortak bir duygu olarak gelişmiş, geliştirilmiş ve zaten bu sayede de insan onuru korunarak bugüne kadar gelebilmiştir. İçinden geçtiğimiz dönem fevkalade zor bir süreçtir. Her şeyin altüst olduğu, yıkılıp neredeyse yeniden yapılmaya başladığı bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Dolayısıyla bu süreçte insanlık alemi olarak ihtiyacımız olan en önemli meselenin adalet olduğunun farkında olarak, adalet arayışını küresel bir hâle getirmek ve buna da öncülük etmek Türkiye olarak, Türkiye'nin aydınları olarak, Türkiye'nin insaf ve vicdan sahibi insanları olarak hepimizin ortak vazifesi olmalıdır" dedi. "Nükleer silahlardan daha gaddar bir ekonomik silaha dönüştürüldüğünü görüyoruz" Konuşmasında ekonomik adaletsizliklere dikkat çeken Kurtulmuş, gelir dağılımındaki uçurumun giderek büyüdüğünü söyledi. Küresel iklim krizleri, kuraklık ve açlık gibi sorunların yoksulluğu daha da derinleştirdiğini ifade eden Kurtulmuş, dünyanın en zengin yüzde 1'lik kesiminin toplam servetin yüzde 50'sine sahip olduğunu belirtti. Böylesine bir eşitsizliği hiçbir dönemde görmediklerini belirten Kurtulmuş, "Firavunlar dönemlerinde bile böyle bir eşitsizlik olmadı. Dolayısıyla bu insanlığın kaldırabileceği bir mesele değildir. Sekiz milyarlık dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10'u mutlak yoksulluk içinde yaşamaktadır. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sırasında piyasalarda yaşanan dalgalanmaları hepimiz görüyoruz. Hürmüz Boğazı ile ilgili söylenen iki çift lafın acaba vahşi kapitalizmin elinde ne büyük bir araca dönüştürüldüğü, korktuğumuz nükleer silahlardan daha gaddar bir ekonomik silaha dönüştürüldüğünü maalesef çok ciddi bir şekilde görüyoruz" diye konuştu. Birleşmiş Milletler'in işlevsiz kaldığını ifade eden Kurtulmuş, "Dünyanın neresinde hangi savaşı önlemiş, hangi mazlumun elinden tutmuş, hangi garibin hakkını alabilmiştir? Gazze'de yaşananlar, insanlık tarihinin en ağır sınavlarından biridir. Böyle bir dünyada Birleşmiş Milletler'in ne önemi vardır, ne fonksiyonu vardır" dedi. Lamine Yamal'ın FC Barcelona'nın şampiyonluk kutlamalarında Filistin bayrağı taşımasına değinen Kurtulmuş, "Mazlumların yanında olduğunu ilan etmesi insanlık için bir şeref meselesidir. Lamine Yamal'ı ve arkadaşlarını tebrik ediyorum. Baskıyı kurun. İstediğiniz gücünüz olsun. Durdurun bakalım Lamine Yamal'ı. Çocuğun sözleşmesini iptal edebilirsiniz. Siyonist lobi baskı yaparak büyük kulüplerde oynamasına engel olabilir. Ama zaten bunu göze alarak Filistin bayrağını sallayan Lamine Yamal daha şimdiden insanlığın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusudur. En iyi oyuncusudur. Lamine Yamal'ın arkasındayız. O Filistin halkıyla dayanışmanın onurudur, gözbebeğidir. Hadi önleyin bakalım insanlığın vicdanını. Hadi önleyin, hadi önleyin bakalım hakkın ve hakikatin birleştiği ortak hakikat arayışını, adalet arayışını" diye konuştu. "Biz her zaman mazlumun yanında olduk" 'Biz millet olarak Allah'ın izniyle her zaman mazlumun yanında olduk' diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü; "Her zaman zalimin karşısında durduk. Hiçbir zaman Allah'tan başka hiçbir gücün karşısında eğilmedik, hiçbir kimseye eyvallah etmedik. En zor zamanlarımızda bile büyük mücadeleler içerisinde bağımsızlığımızı kazandık. İşte bunun örneği Bursa'dır. Velhasıl biz hiçbir zaman emperyalizmin önünde eğilmediğimiz gibi, hiçbir zamanda güçlülerin boyunduruğu altında olan milletlere duyarsız kalmadık. Dolayısıyla bundan sonra da ilmi anlamda, entelektüel anlamda, siyasi anlamda küresel adalet arayışının merkezine Allah'ın izniyle Türkiye olacaktır. Bildiğiniz gibi beylikler döneminde Osmanlı en büyük, en güçlü beylik değildi. Şurada, Oylat'ın üstünden Domaniç Yaylası'na kadar uzanan orada, hani Kuruluş Ertuğrul dizileri var ya, aynen öyle. Beş yüz tane kıldan çadırı olan bir obaydı. Şehir devleti bile değildi. Kıl çadırlardan müteşekkil küçük bir obaydı. Niye Osmanlı Cihan Devleti oldu da diğerleri olmadı? Diğerlerinin hepsi birbirleriyle uğraşırken, birbirlerini azledip birbirleri üzerinde hakimiyet kurmaya gayret ederken, Osmanlı inanın ki bunların hiçbirisiyle uğraşmadı. Gözünü Rumeli'ye dikti. Gözünü Avrupa'ya dikti. Şimdi Türkiye olarak da bizim öyle bir noktada olduğumuzu hiç abartısız söylüyorum. Osmanlı cihan devletinin Domaniç'teki, Oylat'taki durumu neyse Türkiye olarak da bugünkü vaziyetimiz odur." "Türkiye küresel adalet arayışının öncüsü oldu" Kurtulmuş, "Türkiye'nin en çok mesafe aldığı alan bana sorarsanız arkada yazılı olandır. Türkiye küresel adalet arayışının öncüsü oldu. Allah'ın izniyle bu sesi yükseltmeye devam edecek ve bütün insanlığa ortak çözümleri sunacak bir büyük gelişmenin öncülüğünü yapacaktır. Allah yardımcımız olsun. Sözümüzün her geçen gün daha da kuvvetlendiğini, Türkiye'nin gücünün her geçen gün daha da etkili bir hale geldiğini görüyor, bundan iftihar ediyoruz" diye konuştu. Konuşma sonrası protokol ve salonu dolduran öğrenciler hatıra fotoğrafı çekindi.

Türkiye'nin konuştuğu cinayet anının görüntüleri ortaya çıktı Haber

Türkiye'nin konuştuğu cinayet anının görüntüleri ortaya çıktı

Görüntülerde, katil zanlısı Doğan Ş.'nin genç kadını evden alıp 3 yaşındaki çocuğuyla birlikte parka götürdüğü, ardından da tartışmanın başladığı anlar yer aldı. Öfkeli adamın eşini daha önce de 7 yerinden bıçakladığı öğrenilirken, güvenlik kameraları görüntülerinde ise "Öl, öl" diye bağırdığı anlar yürek burktu. Öte yandan, bir görgü şahidinin gelmemesi üzerine dava 8 Temmuz'a ertelendi. Bursa'nın Yıldırım ilçesinde yaşanan trajik olay Türkiye gündemine gelmişti. Olay 27 Ağustos 2025 tarihinde saat 22.00 sıralarında İncirli Caddesi'nde meydana geldi. Annesiyle yaşayan 27 yaşındaki Sevgi Yandık, eski eşi 32 yaşındaki Doğan Ş. tarafından "konuşmak" bahanesiyle dışarı çağrıldı. 3 yaşındaki çocuğuyla birlikte evden çıkan genç kadın, Doğan Ş. ile parkta buluştu. Kısa sürede büyüyen tartışmada Doğan Ş., yanında getirdiği bıçakla eski eşini parkta çocuğunun gözü önünde defalarca bıçakladı. Kanlar içinde yere yığılan Sevgi Yandık, sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen kaldırıldığı Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Olay sonrası kaçan Doğan Ş., bir süre sonra karakola giderek teslim oldu ve sorgusunun ardından tutuklandı. Ortaya çıkan yeni güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin Sevgi Yandık ve çocuğuyla birlikte parka yürüdüğü anlar saniye saniye kaydedildi. "Öl" diye bağırdı, arkasına bakmadan gitti Ayrıca, ortaya çıkan son güvenlik kamerası görüntülerinde zanlı Doğan Ş.'nin olay anında eski eşi Sevgi Yandık'ı bıçaklarken "Öl, öl" diye bağırması yürek burktu. Cinayet soruşturması kapsamında bugün 20'nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava ise bir görgü şahidinin gelmemesi üzerine 8 Temmuz'a ertelendi. Acılı aile, adalet için davanın görüleceği günü bekliyor.

Başkan Yılmaz gençlere fethi anlattı Haber

Başkan Yılmaz gençlere fethi anlattı

Yıldırım Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında gençleri tarihi ve kültürel yolculuğa çıkarıyor. Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü tarafından düzenlenen proje ile lise öğrencileri, Osmanlının Söğüt’ten Bursa’ya uzanan yolculuğunun izlerini sürüyor. Osmanlı’nın kurulduğu Söğüt’tte Ertuğrul Gazi Türbesi’nde başlayan yolculuk kapsamında öğrenciler, Kayıların Söğüt’e yerleşmesi, dönemin siyasi ve kültürel faaliyetleri hakkında bilgilendiriliyor. Programın ikinici durağı Osmanlı Devleti’nin manevi kurucularından olarak kabul edilen Şeyh Edebali’nin Türbesi’nde ise Osmanlı'nın kuruluşundaki manevi etkiler anlatılıyor. Yine Yenişehir’de Osmanlı’nın ilk şehirleşme faaliyetleri ve devletleşme noktasında atılan adımlar öğrencilere anlatılıyor. Koyunhisar’da Osmanlıların rüştünü ispatladığı ve bir nevi Bursa'nın fethine giden ilk adımlardan birisi olarak değerlendirilen Koyunhisar Savaşı ve dönemin siyasi olayları gençlerle paylaşılıyor. Gençlerin tarih yolculuğu Kestel Kalesi ziyaretinin ardından Osmanlı Askeri mimarisinin ilk örneklerinden olan ve Bursa’daki ilk eserlerinden birisi olan Balabanbey Kalesi’nde son buluyor. Balabanbey Kalesi’nde Liseli öğrencileri karşılayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, onlara Bursa'nın fetih sürecini anlattı. Bursa’nın alınmasının salt bir kale fethi olmadığının altını çizen Başkan Yılmaz, "Ecdadımız, Bursa'yı bir Bizans kalesi olarak görmemiş, bir medeniyet beşiği olarak tasavvur etmiştir. İşte bundan dolayı Osman Gazi Bursa ile ilgili rüyalar kurmuş, bu kutlu şehrinin fethini evlatlarına adeta vasiyet etmiştir. Osmanlılar Bursanın alınmasını askeri bir fetih olarak görmemiş. Uzun ve sabırlı bir kuşatma ve akabindeki sulh ile Bursa'yı alarak şehrin tahrip olmasının, insanların zarar görmemesinin önüne geçmiştir. Bu fethin manevi boyutunu maddi boyutundan daha önemli gören ecdadımız, bir taraftan dervişler, alperenler, gönül erlerini buraya getirirken, diğer taraftan da camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, çarşılar inşa ederek kısa sürede Bursa’ya bir Türk İslam şehri hüvviyeti kazandırmıştır. İşte kutlu şehir Bursa’nın mayası bu süreçte atılmıştır" dedi. Osmanlı'nın Bursa’da temellerini attığı medeniyet ve hoşgörü ikliminin asırlar boyunca dünyaya adalet ve nizam taşıdığını aktaran Yıldırım Belediye başkanı Oktay Yılmaz, "Bu gün bile hala Osmanlının adaleti, sağaldığı barış ortamı hasret ve özlemle yad ediliyor. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak gençlerimizin bu köklerle güçlü bağlar kurmasını istiyoruz. Bu proje ile evlatlarımızı, ecdadımızın iz sürdüğü topraklarda tarih ile buluşturuyoruz. Amacımız; geçmişini bilen, kültürüne sahip çıkan ve geleceğe daha bilinçli yürüyen bir nesil yetiştirmek. Gençlerimizin bu yolculukta edindiği her bilgi ve her duygu, yarınlarımızın en güçlü teminatı olacaktır" ifadelerini kullandı.

Yenişehirli emekliler Bursa mitinginde Haber

Yenişehirli emekliler Bursa mitinginde

Tüm Emeklilerin Sendikası’nın yurdun 7 kentinde eş zamanlı düzenlediği “Sefalete Boyun Eğmiyoruz” mitinglerinden biri Bursa’da gerçekleştirildi. Mitinge, Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şube Başkanı Kamettin Baştürk ve Şube Başkan Yardımcısı Erkan Erdem öncülüğünde yoğun katılım sağlandı. Baştürk, emeklilerin artık dayanma sınırını aştığını belirterek, “Yıllarca bu ülkeye emek vermiş insanların bugün yoksullukla sınanması kabul edilemez. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda bir adalet sorunudur. Emekliler hak ettikleri yaşam koşulları için artık daha güçlü ses çıkaracaktır” dedi. Miting sonrası değerlendirmede bulunan Erkan Erdem, emeklilerin yaşadığı ekonomik kaybın artık gizlenemez boyutlara ulaştığını söyledi. DİSK-AR’ın TÜİK verilerine dayandırdığı analize göre, yılın ilk üç ayında en düşük emekli aylığı 2 bin 8 lira değer kaybetti. Bu tabloyu “sessiz ama derin bir yoksullaşma” olarak tanımlayan Erdem, şunları kaydetti: “Artık kayıp rakamlardan ibaret değil, doğrudan yaşamın içinden hissediliyor. Resmi veriler bile bu erimeyi ortaya koyuyor ancak sahadaki gerçek çok daha ağır. Pazarda, markette yaşanan fiyat artışları emeklinin alım gücünü neredeyse yok etmiş durumda. Mutfaktaki enflasyon, açıklanan rakamların çok ötesinde.” Erdem, geçim şartlarının her geçen gün ağırlaştığını vurgulayarak, “Emekliler artık sessiz değil. Eşit, özgür ve insanca bir yaşam talebiyle meydanlarda. Görülmeyen ama büyüyen bir öfke var ve bu tablo sandıkta karşılık bulacaktır” dedi.

Söylemiş Başak Spor’dan hakem tepkisi: “Adalet istiyoruz” Haber

Söylemiş Başak Spor’dan hakem tepkisi: “Adalet istiyoruz”

Söylemiş Başak Spor Kulübü, son dönemde oynanan müsabakalara ilişkin kamuoyuna yazılı bir açıklama yayımladı. Kulüp yönetimi, özellikle son üç haftada oynanan karşılaşmalarda hakem kararlarının tartışma yarattığını ve bu durumun maçların önüne geçtiğini ifade etti. “Kırmızı kartlar takımın dengesini bozdu” Açıklamada, üst üste oynanan son üç maçta futbolcuların tartışmalı pozisyonlar sonucu kırmızı kartlarla oyun dışında bırakıldığına dikkat çekilerek, bu durumun sadece sahadaki mücadeleyi değil, takımın ritmini ve emeğini de olumsuz etkilediği vurgulandı. “İmtiyaz değil, adalet bekliyoruz” Kulüp yönetimi açıklamasında, ayrıcalık talep etmediklerini belirterek, “Futbolun sahada kazanıldığı, düdüklerin tarafsız çalındığı bir ortam herkes için gereklidir” ifadelerine yer verdi. Açıklamada ayrıca, standart dışı kart uygulamaları ve hakem takdirlerinin maçların kaderini etkilediği görüşü paylaşıldı. “Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” Söylemiş Başak Spor yönetimi, yaşanan olumsuzluklara rağmen mücadeleye devam edeceklerini belirterek, teknik heyet ve oyuncuların sahada kalıp kazanmak adına azimle çalışmayı sürdüreceğini ifade etti. Kurumlara çağrı Açıklamanın sonunda ilgili kurumlara ve hakem heyetlerine çağrıda bulunularak, daha dikkatli, tarafsız ve oyunun doğasına uygun kararlar verilmesi istendi. Kulüp yönetimi, yaşanan sürecin takipçisi olacaklarını ve camianın haklarını her platformda savunacaklarını duyurdu.

Nilüfer’de kadınlar tek ses oldu: “Eşitlik Ses İster Biz Buradayız” Video Galeri

Nilüfer’de kadınlar tek ses oldu: “Eşitlik Ses İster Biz Buradayız”

     Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen yürüyüşte bir araya gelen kadınlar, eşitlik, barış ve adalet taleplerini dile getirdi.      Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde geniş katılımlı bir yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. “Eşitlik Ses İster, Biz Buradayız” sloganıyla Nilüfer Kent Konseyi önünde başlayan yürüyüşte kadınlar, eşitlik ve direniş sloganları eşliğinde Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Serpil Altun ve Bukle Erman ve meclis üyeleri ile Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı. Korteje, Nilüfer Kent Konseyi Bisiklet Çalışma Grubu da bisikletleriyle eşlik etti. Medeni kanun vurgusu      Kortejin Cumhuriyet Meydanı’na ulaşmasının ardından, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Tülin Demir basın açıklamasını okudu. Demir, konuşmasında Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100’üncü yılına dikkat çekerek, bu kanunun kadınların yurttaş olarak tanınmasının hukuki temeli olduğunu hatırlattı. Nafaka hakkının sınırlandırılması ve boşanmaların zorlaştırılması gibi gündemlerin kadınları şiddet içeren evliliklere mahkum etme girişimi olduğunu belirten Demir, “Kadınların ekonomik ve hukuki güvencesini çalmaya hazırlanıyorlar, ancak bizler buna geçit vermeyeceğiz” dedi.      Demir, açıklamasında cezasızlık politikaları, artan kadın cinayetleri ve toplumsal travmalara da değindi. Yapılması planlanan hukuki değişikliklerin suçlarda caydırıcılığı ortadan kaldırdığını ifade eden Demir, kadınların ve çocukların güvenliğinin devletin sorumluluğunda olduğunu vurguladı. “Barışın savunucularıyız”      Komşu coğrafyalarda yaşanan çatışmalara da değinen Demir, İran’da hedef alınan kız çocuklarını hatırlatarak, “Savaşların dili erkektir, yükünü ise en çok kadınlar ve çocuklar taşır. Bizler yaşamın ve barışın savunucularıyız” şeklinde konuştu.      Demir açıklamasını, “Kadın cinayetleri politiktir. Haklarımızı pazarlık konusu yaptırmayız. Öfkemiz haklı, mücadelemiz meşru, umudumuz örgütlüdür” sözleriyle noktaladı.      Basın açıklamasının ardından Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran kadınlar, Canan Karademir konseriyle, şarkılara eşlik ederek keyifli dakikalar geçirdi.

Milli kayakçının öldüğü otel yangınında çıkan karara aileden tepki Haber

Milli kayakçının öldüğü otel yangınında çıkan karara aileden tepki

Uludağ'da geçtiğimiz yıl bir otelde çıkan yangında milli kayakçı Berkin Usta ile Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Derneği Başkanı olan babası Yahya Kemal Usta ve annesi Fikriye Usta hayatını kaybetti. Yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğu öne sürülürken, oteldeki eksiklikler ve müdahale sürecine ilişkin ihmaller tartışma konusu oldu. Olayla ilgili açılan davada tutuklu sanıklar Cevdet Kadir A. ile Tekin D., 26 Şubat 2026 tarihinde görülen ilk duruşmada yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi şartıyla tahliye edildi. Kararın ardından hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savunarak karara tepki gösterdi. Birbiriyle çelişen iki farklı bilirkişi raporu Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat İsmail Eray Çokal, dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Soruşturma sürecinin yaklaşık 11 ay sürdüğünü belirten Çokal, dosyada birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu söyledi. Raporlardan birinin otel sahiplerini asli kusurlu bulduğunu, diğerinin ise kusur yüklemediğini ifade eden Çokal, kusur atfetmeyen raporun esas alınarak iddianame düzenlendiğini savundu. Duruşmada mağdur vekillerine tanıklara doğrudan soru sorma imkanı tanınmadığını da öne süren Çokal, "Verilecek hiçbir karar ölenleri geri getirmeyecek, sadece Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın, insanlar gittikleri otellerde tatillerini yaparken dumandan zehirlenip ölmesinler diye emsal bir karar alma derdindeyiz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Elimizde de çok fazla bir yetki yok bu mücadele esnasında. Duruşmada basın mensupları mahkeme başkanının kararı ile duruşma salonuna alınmadı. Başsavcılığın bu yönde bir kararı olmamasına, dosyada bir gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensuplarının alınmamasını biz de anlayamadık. Mahkemelerden, hakim ve savcılarımızdan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan, Adalet Bakanlığı ve adalet bakanımızdan destek bekliyoruz. Bu dosya iyi araştırılmadı. Raporlar eksik, dosyadaki tanık beyanlarından ne denli eksik bir soruşturma aşaması yürütüldüğünü zaten net bir şekilde anlayabiliyoruz. Çok uzun uzadıya anlatmak, teknik detaylara girmek istemiyorum fakat hukuk tekniği açısından pek çok hata var dosya içerisinde" dedi. Duruşma çıkışında Yahya Kemal Usta'nın kız kardeşlerinin yanına gelip, çözüm arayan gözlerle baktıklarını belirten Çokal, "Çok üzgünüz, çok üzülüyoruz. Ölen aile bizim de yakınlarımızdı, aile dostlarımızdı. Onları kaybetmiş olmanın verdiği acı bir tarafa, hukukçu olarak onların hatıralarına binaen bir şey yapamıyor olmak ayrı bir acı veriyor. Ailelerine de bir cevap veremiyoruz. Duruşmanın çıkışında vefat eden Yahya Kemal Usta'nın iki kız kardeşi yanıma geldi, ‘Bizim yeğenimiz, gelinimiz ve kardeşimiz vefat etti. Ne yapalım, bizi tutuklasınlar bari. Zaten hayatta yaşayacak bir gücümüz kalmadı' dediler. Verecek bir cevap bulamadım kendilerine. Bütün temennimiz mağdur ailelerin bir nebze olsun vicdanını rahatlatacak bir karar çıkması, suçluların cezalandırılması ve bir daha ülkemizde bu tür yangınların çıkmaması için emsal niteliğinde bir karar alınması yönünde" dedi. Hayatını kaybeden Yahya Kemal Usta'nın yeğeni Uğur Gündüz ise yangın gecesi yaşananlara ilişkin çelişkilere dikkat çekti. Yangını duydukları anda olay yerine gittiklerini belirten Gündüz, bilirkişi raporları arasında ciddi farklılık bulunduğunu savunarak, "Sanki yangına dayım sebep olmuş gibi bir tablo oluşturuluyor. Oysa o saatte orada olmadığı ortada. Yeniden kapsamlı bir bilirkişi incelemesi istiyoruz" ifadelerini kullandı. Usta'nın kız kardeşi Feride Gündüz de duruşmada verilen tahliye kararına tepki göstererek, ifadelerin birbiriyle örtüşmediğini iddia etti. Gündüz, "Üç canımızı kaybettik. Herkes serbest kalıyor, biz ise adalet arıyoruz. Tüm suçların kardeşimin üzerine yıkılmasını kabul edemiyorum" dedi. Avukatlara söz hakkı verilmediğini ve çelişkili ifadelerin yer aldığını belirten Feride Gündüz, "Benim kardeşim şömineyi yakarlarken orada değilmiş, bunu kendileri itiraf etti. Oradaki çalışanlar yakmış. Kardeşim defalarca 'Ateşi söndürdünüz mü?' diye sormuş, 'Evet söndürdük' demişler fakat közler kalmış. Benim burada kardeşimin bir suçu yok. Biz üç canımızı kaybettik fakat otelin ne sahibi ortada ne de bilirkişi raporları tutuyor. Kamera kayıtlarını ortaya çıkarmıyorlar" dedi. Aile üyeleri, tek beklentilerinin adaletin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması olduğunu dile getirdi. Davanın 22 Nisan tarihinde devam edeceği öğrenildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.