TAKLİT HASTALIĞI YENİDEN DEVREYE SOKULUYOR

Tarih: 27 Temmuz 2022 15:19
TAKLİT HASTALIĞI YENİDEN DEVREYE SOKULUYOR
Kıymetli okuyucularım.
Bir Milletin oluşmasında tesirli olan bazı değerler vardır. Bunlardan birisi de “Dil” birliğidir. Diğerleri ise “Din, Vatan, Köken ve Kültür (tarih, ahlak)” birliğidir. Bu makalemde gördüğüm lüzum üzerine dil birliğinden bahsetmek istiyorum. Şairler Sultanı Yunus her sözü yüz defa yumuş, mısralarında ifade edildiği gibi, dilin özelliği sözün anlaşılmasıdır. Merhum Karakoç: “İster sarı deyin, isterse irsi. Büyük revaç buldu makbulün tersi. Duyduğumuz ‘okey, adios, mersi’ ağız Avrupalı, söz Avrupalı” diyerek dilin önemini vurguluyor. Batılaşma İhaneti isimli eserinin 167’ci sayfasında 13’cü Dil Kurulu Başkan Vekili Ömer Asım Aksoy’a o dönemde başkan olan Ferit Melen şöyle diyor: “Şu da var ki dildeki şu veya bu yöndeki aşırılıklar milli birliğimizi zedelemek, nesiller arasında uçurumlar yaratmak isteyenlerin maksatlarına hizmet edebilir. Bu konuda çok dikkatli ve uyanık olmak gerekir” demektedir.
Kıymetli okuyucularım.
Neden bu konuya işaret ettim kısaca anlatayım. Özel ve kamu sektöründe çalışan bir kısım yetkili şahıslar vatandaşı ilgilendiren ve günlük meselelerimizle alakalı konuları paylaşırken öyle kelimeler ve sözler kullanıyorlar ki duyan ve dinleyenlerin anlamaları için mutlaka bir tercümana ihtiyaç var. Rahmetli Atatürk (mekanı cennet olsun) Nefer yerine “Er” denmesini, Mülazım yerine “Teğmen” denmesini, Paşa yerine “General” denmesini istemiş ve konuşulan, söylenilen sözleri dinleyenler tarafından anlaşılmasını talep etmiştir. Üzülerek ifade edelim ki Batılaşma adına öne çıkarılan fikir ayrılıkları çeyrek aydınlarımız tarafından dilimize de geçmiştir. Mesela Ekonomi ile ilgili bilgiler ve rakamlar veriliyor. Konuşmacı anlatıyor ancak dinleyenlerin çoğu anlamıyor. Orta okula, hatta liseye giden çocuklarımız, torunlarımız, dahası ev hanımlarının ekserisi “TÜİK” ne demek? “BDDK” ne demek? Bu ve benzeri konular hatta mahalli idareler öncülüğünde yapılan bir çok sosyal faaliyetlerdeki ifadelerin anlamları belli harflerle anlatılmaktadır. Vatandaş bunları anlamadığı için izaha muhtaç olduklarını ifade etmektedir. Yöneticilerin ve söz sahibi kişilerin söylediklerini yönetilenlerin ve dinleyenlerin anlaması tolum için bir zarurettir.
Kıymetli okuyucularım.
Rahmetli Dündar Taşer (mekanı cennet olsun) fikirdeve dilde ortaya çıkan taklit hastalığını şöyle yorumluyor: “Bütün düşünceler gayretler engelleri aşmak içindir. Geçmişte Peygamber Sünneti adına Kadızadeler ortaya çıkarıldı. Çakşır haram, kavuk haram, kaftan haram bunlardan vazgeçersek işler yoluna girer denildi. Avrupa Batı hastaları türedi pelerin takar fes giyersek mesele çözülür denildi. Tüm bu taklitler hiçbir işe yaramadı” diyor. İşin özü dinleyenlerin söylenenleri anlaması lazımdır. Taklit bizi kurtarmaz.

 

http://www.yenisehiryorem.com/makaleprint/taklit-hastaligi-yeniden-devreye-sokuluyor/